04 Nisan 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • yoruma gerek mi war hocam ztn neyin ne olacağını yazmışsın 1 haftadan önce,tebrikler...
  • eğer THY den biriside SHGM Genel Müdürü olursa, umarım yanılıyorumdur, umarım olmaz ama Genel Havacılığa "elveda"
  • DHMİ ve SHGM kurumları bir an önce yeniden yapılanmadan Türkiyede Havacılık otoritesi kaosu devam eder. sayın yazar DHMİ de isim ve işlem bulan HAVACILIK TAZMİNATI mevzusuna el atabilirmi. Bu konu o hazırlanışı uygulanışı ve devam eden süreçteki uygulamalarla son derece muğlak düzenlemelerin yapıldığı masa başı toplantıları ve fax cihazları ile insanların durumunun belirlendiği çok ilginç ve bir o kadarda haksızlıkların olduğuna inandığımız bir konudur. saygılar
  • Gelistirin genel havaciligini bu ulkede, onlarca ufak meydan (kartsiz ,ust aramasiz girebileceginiz turden) yuzlerce ufak ucak, binlerce genc pilot,secin iyilerini aralarindan , yetistirin havayollari icin, Yokta thy thy thy shgm shgm shgm tartismak bu sorunlari cozmez Sefa bey, tum yazarlar masallah thy uzmani oldular

SEKTÖRÜMÜZ ÇOK ISINDI...

Türkiye zor bir dönemece giriyor. Hangi gazeteyi, hangi TV kanalını izlemek için tıklasam, karşıma siyasi konular çıkıyor. Ben de sanki ülkedeki tüm diğer gelişmelerden habersizmişim gibi, havacılık yazıp duruyorum. Oysa, işin aslına bakıldığında; Türkiye’nin gerçekleri ile havacılığımızın bugünü ve geleceği hakkındaki gerçekleri ayrı tutabilmek olanaksız.

Sektörümüzün en büyük oyuncusu THY’nin atakları ve özel havayollarımızın ayakta kalabilmeleri için yaptıkları tüm manevralar, tamamen siyasi iradenin etkisi ve denetimi altında. Bunların yanı sıra, havalimanı ve terminal ihalelerini alabilmenin ve anlaşmaları sürdürebilmenin, siyasetten bağımsız gerçekleşmesi sizce olanaklı mı?

Sektörün diğer bacağında SHGM VE DHMİ otorite olarak duruyor. “Ben ne dersem o” mantığı çerçevesinde monolog bir görüntü veriyorlar. Dolayısıyla, bu koşullarda sektörün tüm oyuncularının siyasi yapılanmalardan etkilenmemesi düşünülemez. Türkiye’de ayakta kalabilmek ve her dönemde işini yürütebilmenin tek koşulu ne yazık ki (bukalemun örneğinde olduğu gibi; her ortamda renk değiştirerek), her siyasi yapı değiştiğinde “padişahım sen çok yaşa” diyebilmekten geçiyor.

Kısaca;  Toplum, birey, şirket, medya vb. tümüyle siyasi etkilerin içersinde kalarak yaşamımızı sürdürüyoruz.

Milletvekilliği aslında çok kutsal bir görev.  Adı üstünde, bizim, yani milletin vekilleri…İşçi, köylü emekli tüm halk bin bir umutla oy veriyor.  Ülkemizdeki burjuva siyaseti hep ikiyüzlüdür. Bu yüzden ülke çapında yapılan anketlerde; halkın siyasilere ve vekillerine güven duygusu hemen hemen yoktur. Bu güvensizliğin nedenlerini araştırdığınızda; sistem gereği milletvekilinin kendisi yerine partiye oy verildiği ve o siyasi parti kimin seçilmesini istiyorsa o kişiyi seçtirmesi ve belli çevrelerin hizmetine giren siyasi partinin hizmetinde koşması olarak ortaya çıkıyor.

Bu durumun nedeni ise, bence demokratik olmayan siyasal ve toplumsal ortamımızın sığlığıdır. Yani, toplumun çoğu eğitimsiz ve bilinçsiz olduğundan yöneticilerini bile özgürce seçemiyor. Kendisine dayatılan isimlere oy veriyor.

Bir düşünün, eğer toplumumuz eğitimli, çağdaş düşünebilen bireylerden oluşabilseydi, siyasiler bu kadar sık referanduma giderler miydi acaba? Siyasilerin sorunlarını siyasi arenada değilde refarandumda aramaları nedendir dersiniz? 

Bu nedenle ben bireysel olarak Milletvekilliğini üç ayrı segmentte değerlendiriyor ve bunlara da A-B-C segmentleri olarak kendimce kategorilendiriyorum.

“A”
segmentte yer alan bağımsız aday, bir partiye bağlı olmaksızın tek başına aday olup seçilmeyi başaran kişi olmaktadır. Özellikle büyük kentlerimizde çok zor olan bu sistem, bence halkın kişiyi tanıyarak verdiği doğrudan oy olduğundan en değerli kategoridir.

“B” segmentte yer alan milletvekili adayları, siyasi partinin delegeleri tarafından ön seçimle belirlenip ana merkeze sunulan ve listeye konan kişilerden oluştuğu için demokratikdir.

“C” segment ise parti başkanının direkt olarak istediği kent veya bölgeki listeye koyarak seçilmesini sağladığı kişilerden oluşuyor. Bu adaylar metazori (zorlama) olarak o bölgeye ve şehire dayatılmış olduğundan partivekili gibi de değerlendirilebilir.  Milletin değil, partinin vekilidirler. 

Partivekilleri;  Bu kişilerin, halka değil parti başkanına sorumlu olmaları doğaldır. Yapacakları tek görev, kendini seçtirenin gözlerinin içine bakarak el kaldırıp indirmek olacaktır.

Gelelim medyamıza;   Türkiye, yazılı basına güvende İngiltere'nin ardından sondan ikinci durumda. AB ortalaması yüzde 42 çıkan yazılı basına güven, Türkiye'de yüzde 25'e ve İngiltere'de yüzde 18'e indi. AB ortalamasında yüzde 58'e ulaşan radyolara güvende ise Türkiye yüzde 33'le son sıraya yerleşmiş durumda.

Özellikle  havacılık medyamızın bu güvensizlik ortamında biri birilerini kucaklıyacaklarına, son günlerde yaşanan dışlamaya yönelik eylemlerde bulunmaktadırlar. Bununla da yetinmeyip haklarında olumsuz veya olumlu haber yaptıkları patronlardan ve valilik makamından yardım talep etmelerini  hiç hoş karşılamadığımı belirtmek isterim.

Bu siyasi konulardan ırak bir havacılığımızın olması idealimizken, maalesef  bu yapı her geçen gün kendini daha fazla hissettirerek sürüyor. Bu yapıdan faydalanmak isteyen sektörün bazı şirketleri, yandaş medyası, kişileri, kurum temsilcileri, ve dernekleri mevzilerini her an bu yapıya göre değiştire, değiştire kendi kişisel ve kurumsal kimliklerini bile kaybedecek hale geldiler. Onlara da Allah kolaylık versin diyelim. Gerçekten hakedilmeyen çıkarları savunabilmek için kişiliklerden taviz vermek, zor iş olsa gerek.

Biraz da THY Genel Kuruluna ve seçim aşamasında ısınan sektöre bir bakış atalım;

8 Nisan 2011 tarihinde yapılacak THY Genel Kurulu faaliyet raporuna sizler adına bir göz attım.

01.01.2010-31.12.2010 hesap dönemine ait konsolide finansal tablolara göre; 286.443.361 TL net dönem karı elde edilmiş olup, yasal kayıtlara göre elde edilen net dönem zararı ise 102.228.442,66 TL olarak görülmektedir.

* SPK dönem karının % 69.82’si oranında tamamı bedelsiz kar payı şeklinde olmak üzere paydaşlara 200 milyon TL (1 TL nominal bedelli pay başına 0.20 TL) temettü verilmesine ve THY ödenmiş sermayesinin 1 Milyar TL’den 1 Milyar 200 milyon TL ye yükseltilmesine karar verilmiştir.

THY A.O; Sunexspres ortaklığından 5 milyon euro, Opet ortaklığından 1 Milyon Euro, TGS ortaklığından 7 Milyon Euro, Bosna havayolları ortaklığı 10 milyon euro zarar açıklamıştır.  THY’nin karlılığının bu sene çok düşmüş olmasını yakıt fiyatlarına bağlayabilirsiniz.Ancak THY’nin yukarıda isimlerini yazdığım ortaklıklarındaki  zararlar dikkat çekici.

THY Dış hat yolcu trafiğinin %62,2 sini Avrupadan sağlıyor. Bunu uzakdoğu %11,6-Ortadoğu %14,8-Amerika %3,4 ve bunları Afrika % 7;5 la izliyor.

 Türkiye baz alındığında ise,THY %54 ile Pazar payına sahip. Bu pastadaki özel havayollarımızın payı ise sadece %16 da kalmış.

THY İç hat trafiğinde ise THY iç hat pazarının %57 sine hakim olup tüm özel havayolarımızın payı ise %43 civarında seyrediyor.

Ayrıca;  THY A.O. , THY Teknik A.Ş. ve % 49 TUSAŞ - TÜRK HAVACILIK ve UZAY SANAYİ A.Ş. arasında TCI KABİN İÇİ SİSTEMLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ünvanlı bir Anonim Şirket kurulmasına ilişkin Ortak Girişim Anlaşması yapılmış görülmektedir.

Teknik A.Ş’ye bağlı Hat Bakım Ünitesinin komple olarak THY.AO bünyesine geçmesi için sadece EASA 145 yetkisi bekleniyor.(Eli kulağında). Hat Bakım Ünitesi, eski hangarı kullanacak, diğer hangar Teknik A.Ş’nin uhdesinde kalacak.

Bunların yanı sıra; THY çok yakında Necef-Basra-Musul-Süleymaniye-Napoli-Torino-Toulouse-Kabil-Genova hatlarında uçuşa başlayacak. 

THY Genel Kurulu öncesi verdiğim bu bilgiler, 8 Nisan 2011’de yapılacak olan THY’nin Genel Kurulunda ortaya konacak. Oy hakkı olan bir ortak sıfatı ile katılacağımdan, Genel Kuruldaki gelişmeleri ayrıntılarıile genel kurul sonrası köşe yazımda yazarım. Temel Kotil’in bu genel kurulda istfa edip etmeyeceği, yönetimde kalıp kalmayacağını, medyamız genel kurula sokulmadığından ilk haberi benim aracılığımla AirportHaber’de duyacaksınız. Tabii ki öncelik diğer THY genel kurullarında olduğu gibi yine AirportHaber okurlarının olacaktır. 

Ayrıca; Temel Kotil’in beklenen istifasının ardından, (eğer AKP iktidarını koruyabilirse) yeni dönemde Milli Eğitim Bakanı olmasına siyasi kulislerde kesin gözüyle bakan çevrelerin olduğunu hatırlatmadan geçmeyeyim. Temel Kotil’i Amerika’daki kurulu düzeninden ve ailesinden bir anda ayırıp, THY Genel Müdür Teknik Yardımcılığı ve sonrasında yüzlerce insanın yapabileceği genel müdürlük makamı için getirilmediğini düşündüğümden bu senaryoyu bayağı inandırıcı bulduğumu söylemeden geçemiyeceğim.

Ayrıca; SHGM’den boşalan genel müdürlük makamına,THY Revizyon atölyeleri başkanı olarak THY’ye giren ve sırasıyla Yer işletmeden sorumlu genel müdür yardımcılığı ve sonrasında KTHY genel müdürlüğüne getirilen ve KTHY ye rest çektikten sonra Türkiye’ye dönerek  TEC Genel Müdür yardımcısı olarak şu anda görevini sürdüren Bilal Ekşi getirilecek gibi görünmektedir.

Bu varsayım gerçekleşirse, Ali Arıduru’nun mutlaka ne yapıp edip “C” segment’te milletvekili (partivekili) olması kendince şart.

Ali Arıduru’nun olası bir siyasi oyuna gelmesi sözkonusu olup, geriye dönmek istediğinde terkettiği koltuğu bulamaz ve üstüne üstlük  bir de seçim kazasına uğraması söz konusu olursa “C” kategorideki partivekilliği şansının biterek, sine-i millete dönme zorunda kalma olasılığı da yok değil.

NOT/ “THY’nin genel kurul öncesi 2010 Finansal ve Ticari verileri” (tıklayınız) ve Helikopter kazası ve son Isparta davası bilirkişi atanması.. (Tıklayınız)

SEKTÖRÜMÜZ ÇOK ISINDI...

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (10)

Misafir ~ 6 yıl önce
yoruma gerek mi war hocam ztn neyin ne olacağını yazmışsın 1 haftadan önce,tebrikler...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
eğer THY den biriside SHGM Genel Müdürü olursa, umarım yanılıyorumdur, umarım olmaz ama Genel Havacılığa "elveda"

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
DHMİ ve SHGM kurumları bir an önce yeniden yapılanmadan Türkiyede Havacılık otoritesi kaosu devam eder. sayın yazar DHMİ de isim ve işlem bulan HAVACILIK TAZMİNATI mevzusuna el atabilirmi. Bu konu o hazırlanışı uygulanışı ve devam eden süreçteki uygulamalarla son derece muğlak düzenlemelerin yapıldığı masa başı toplantıları ve fax cihazları ile insanların durumunun belirlendiği çok ilginç ve bir o kadarda haksızlıkların olduğuna inandığımız bir konudur. saygılar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Gelistirin genel havaciligini bu ulkede, onlarca ufak meydan (kartsiz ,ust aramasiz girebileceginiz turden) yuzlerce ufak ucak, binlerce genc pilot,secin iyilerini aralarindan , yetistirin havayollari icin, Yokta thy thy thy shgm shgm shgm tartismak bu sorunlari cozmez Sefa bey, tum yazarlar masallah thy uzmani oldular

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000