16 Ekim 2017, Pazartesi
Oğuz SÖNMEZOĞLU
Oğuz SÖNMEZOĞLU oguzsonmezoglu@airporthaber.com
  • Burada böyle nitelikli yazılar istiyoruz. Tebrikler, teşekkürler...
  • Şu son birkaç senedir okuduğum en anlamlı yazı. Kaleminize sağlık. Saygılarımla
  • Maslesef Sedatın ani ölümü hepimizde şok etkisi ve derin bir üzüntü yarattı. Ailesine sabır, dilerim Nur içinde olsun efendiliği hep aklımızda kalacak. Oğuz yüreğine kalemine sağlık. Duyguları çok güzel özetlemişsin. İyi dersler hocam, sevgiler
  • Burnumun direğini sızlattın dostum. Adım adım yaşadıklarını yaşadım hatta uyuyan Doğa'ya bile seninle beraber dönüp baktım aynı zamanda şapkamı koyup önüme bir de kendi hayatıma... Zamanın içinde ne çok şeye koşturuyoruz ne çok şeyi görmüyor sadece bakıyoruz kim bilir! Travmatik hastalıklar, ani ölümler bizi bir an için kendimize getirse de o çark hep aynı dönmeye devam ediyor. Hep iyiler hep en çok sevilenler mi gidiyor? Bunun cevabı korkarım evet. Hepsi nurlar içinde yatsınlar. Ama artık bizim de carpe diem moduna geçmemizin vaktidir!

Sedat Şekerci'ye ithafen

Eğer her şey anlamsız görünürse geriye ne kalır? Her şeyi oluruna bırakmak ve buna dertlenmek ya da bütün anlamsızlığına rağmen ondan yeteri derecede anlam çıkartabilmek için hayatın bu imkanıyla dost olmak... İnsanın varoluşu, mutluluk anları da dahil tüm yönleriyle anlam arayışının araçlarına dönüşebilir, fakat hayatın anlamı o anların çok ötesine uzanır” demiş Wilhelm Schmid bir kitabında.  

İşte ben de böylesi duygu ve düşüncelerle geçirdim geçtiğimiz haftayı, hayata dair anlam arayışı içinde. Almış olduğum haberin şokunu üzerimden atamamanın neden olduğu ruh haliyle ilk birkaç günü, nerede ne yaşadığımı bilmeden geçirdim desem yalan olmaz. Sonrasında işime verdim kendimi, yüzü gözümün önüne daha sık gelmesin diye sabahın ilk ışıklarına dek çalıştım hatta. Yine de düşünmekten kendimi alamadım onu, gözleri yaşlı geride bıraktığı ailesini ve en çok da o minicik evladını...

Ne yazık ki, bugüne kadar pek çok arkadaşını ve meslektaşını bu sektörün içinde yitirmiş dostlarla aynı kaderi paylaşıyor olsam da, hiçbir ölüm bir öncekinden daha az sarsıcı olamadı benim için. Bu yüzden tüm hafta boyunca, sıklıkla bunları düşünürken ve hayatın anlamını sorgularken buldum kendimi.

Dün sabah uyandığımda ise, bana bile tuhaf gelecek bir şey yaptım. Gözümü açar açmaz pencerenin önüne geçtim. İstanbul’un az kalan temiz havasından derin bir nefes çektim içime. Hava tamamen aydınlanana kadar da ayrılmadım camın önünden. Kahvaltım her zamankinden uzun sürdü dün sabah. Boğazımdan geçen her lokmanın, içtiğim her damla suyun kıymetini bildim sanki, ilk kez tadarmışçasına yuttum her bir parçayı. Sonrasında, sakin ve sessizce hazırlıklarımı tamamladım. Parmak uçlarıma basarak kimseyi uyandırmadan evden çıkmak üzereydim ki, uyuyan kızıma bir kez daha dönüp bakma ihtiyacı hissettim.

Asansöre bindim, tanımadığım komşuma içten bir “günaydın” dedim. Sabah sabah ses çıkmadı, aldırış dahi etmedim. Araçla gideceğim yere ancak 2 saatte varabildim, umurumda olmadı. Gün boyu birçok aksaklıkla karşılaştım ama tınmadım bile. Tüm gün boyunca, geçirdiğim her anın değerini bilmeye, kendimce keyfine varmaya çalıştım. Öğrencilerim, “Hocam, bugün bir değişiksiniz” dediler bana gülümseyerek. “Hayat gelip geçiyor, anı yakalamaya çalışıyorum. Carpe Diem!” demeye çekindim, onun yerine “Yaşamınızın ve sevdiklerinizin değerini bilin! Her zaman güleryüzlü olun! Havacılık öyle bir meslektir ki, bunu sadece yaşayanlar bilir. Sizler, gelecekte bu sektörde sadece meslektaş değil, gün gelecek kader ortağı olacaksınız. O yüzden, birbirinizi üzmeyin, birbirinize her zaman iyi davranın!” diyerek yumuşak bir tavırla onlara tavsiyelerde bulunmayı tercih ettim.

Geri dönüş yolunda uzun zamandan beri hatırlaşmadığım, arayıp sorma konusunda karşılıklı olarak birbirimizi ihmal ettiğimiz birkaç arkadaşımla telefonda konuştum. Anne ve babamı aradım, hal hatır sordum.  Eve geldiğimde eşim ve çocuğum karşıladı kapıda. Uzun uzun baktım yüzlerine daha önce tanışmamışız da ilk kez karşılaşıyormuşuz gibi. Akşam yediğim yemeği de sanki ilk kez tadıyormuş gibi yedim. Biraz müzik dinledim, ilk kez dinliyormuşum gibi. Yatmadan önce de kitap okudum biraz. Ağır ağır çevirdim sayfaları, sindire sindire okudum satırları. Mürekkebin kokusu uzun zamandan beri ilk kez bu kadar yoğun geldi burnuma. Sonrasında derin bir uykuya dalmışım, belki de hiç uyanmayacakmış gibi.

Bu sabah kalktığımda ise, kağıtla kalemi alıverdim elime. Bir filmde görmüştüm, iki usta, Jack Nicholson’la “Widen Your World” diyen Morgan Freeman başrollerdeydi. Filmin baş aktörleri hastalandıklarında hayatta yapmayı planlayıp da erteledikleri her şey için bir liste hazırlamaya ve onu uygulamaya karar veriyorlardı. Aklıma geliverdi işte birden, “ben de kendime bir Bucket List hazırlayacağım” dedim. “Daha görmek istediğim birçok yer, yapmak istediğim bir dolu şey var bu hayatta. Daha fazla ertelemeyeceğim, şartlarımı zorlayacağım” dedim. Bitmedi henüz, hala yeni madde ekliyorum listeme.

Demek istediğim o ki Sedat Başkan, iyisiyle kötüsüyle 20 küsur yıllık dostluğumuzun ve birlikte çalıştığımız dönemde ben dahil, tüm çalışanlara yönelik iyi niyetli çabalarının ve kuruma olan katkılarının da ötesinde, bugün bile bizlerin hayatına farklı yönlerden etki etmeye devam ediyorsun.

Durumu kabullenmek bizler için ne denli güç olsa da, hayatın kırılganlığının, geçip giden zamanın ve her şeye rağmen sahip olduğumuz için şükretmemiz gereken gerçek değerlerimizin farkındalığına ne yazık ki bu şekilde bir kez daha varmış bulunuyoruz.

Ruhun şad olsun Başkanım!

Sedat Şekerci'ye ithafen

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (10)

Dr ~ 28 gün önce
Burada böyle nitelikli yazılar istiyoruz. Tebrikler, teşekkürler...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
M. Yaşar ~ 1 ay önce
Şu son birkaç senedir okuduğum en anlamlı yazı. Kaleminize sağlık. Saygılarımla

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ziynet ~ 1 ay önce
Maslesef Sedatın ani ölümü hepimizde şok etkisi ve derin bir üzüntü yarattı. Ailesine sabır, dilerim Nur içinde olsun efendiliği hep aklımızda kalacak. Oğuz yüreğine kalemine sağlık. Duyguları çok güzel özetlemişsin. İyi dersler hocam, sevgiler

Yanıtla

Kalan karakter 1000
SMR ~ 1 ay önce
Burnumun direğini sızlattın dostum. Adım adım yaşadıklarını yaşadım hatta uyuyan Doğa'ya bile seninle beraber dönüp baktım aynı zamanda şapkamı koyup önüme bir de kendi hayatıma... Zamanın içinde ne çok şeye koşturuyoruz ne çok şeyi görmüyor sadece bakıyoruz kim bilir! Travmatik hastalıklar, ani ölümler bizi bir an için kendimize getirse de o çark hep aynı dönmeye devam ediyor. Hep iyiler hep en çok sevilenler mi gidiyor? Bunun cevabı korkarım evet. Hepsi nurlar içinde yatsınlar. Ama artık bizim de carpe diem moduna geçmemizin vaktidir!

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000