09 Kasım 2009, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • Bu sektöre yıllarını verirsin, bi aksilik olur işten ayrılırsın, başka işlere başvurursun kimse almaya cesaret edemez, çünki havacılıkda çok paralar kazandığımızı düşünürler. Oysa paranın yüzünü görmezsin. Herkez edrafında özveri özveri diye dolaşır. Sebaat etmek ahmak avuntusu.
  • Heaş çalışanları kaliteli,seviyeli bilgi ve tecrübesi ile herzaman gözbebeği olmuştur. Heaş personelini kötüleyenleri, onlara başarısız diyenleri inşallah görürüz. BAŞARIN HEPİMİZ GÖRELİM.
  • Kimse bana Sabiha GÖKÇEN havaalanını methetmesin.Belki yolcular için belki inen kalkan uçaklar için iyi olabilir ama plansız ve programsız yapılmış bir havaalanı.Yolcu apronundan karşıdaki kargo apronuna geçiş tam bir saat.Dünyada başka bir örneği yok.Çalışanlarına saygım sonsuz ama bu soruna çözüm bulunamazsa herşey boş.Herşey kuledeki trafik kontrolü beyefendinin insiyatifinde.YAZIK.
  • Tolga Turgut'un babası hangi makamdaydı ki bu kadar yaptırım gücüne sahipti.

SABİHA GÖKÇEN’E TEBRİKLER AMA BİZLERİ DE UNUTMAYIN

Yaklaşık bir aydır gerek ev halkının domuz gribine yakalanması gerekse benim Güney Amerika’daki derslerde dönem sonuna geliyor olmam nedenlerinden dolayı köşemi bir türlü yenileyemedim. Esasında geçen haftaki (30 Ekim 2009) Fikir Fırtınası'nı seyrettikten sonra uzun bir eleştiri yazmayı planlamıştım ancak bu haftaki Fikir Fırtinası'nda Sabiha Gökçen Hava Limanı açılışı ve geçmişle ilgili panelistlerin yorumları dolayısıyla bazı konulara biraz açıklık getirmek istedim ve o nedenle de yazımın konusunu değiştirdim.

Öncelikle Limak Grubu’nu başarılarından dolayı kutlamak istiyorum. Ve yeni haliyle Sabiha Gökçen Hava Limanı’na işleticisine, tüm çalısanlarına ve Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun diyerek iyi şanslar diliyorum. Umarım kazasız belasız ülkemize örnek olacak bir işletmeleri olur.

Kutlamayı takibende bizim hikayemizi biraz anlatmak istiyorum. Cünkü insanların işin iç yüzünü bilmeden bizim meydanı ve de gıyabında bizleri elestirmelerini hiçbir zaman hazmedememişimdir. Özellikle Sayin Kıdık tüm başarıyı HEAŞ’ın mevcut yönetimine bağladığı zaman bundan da büyük üzüntü duymuşumdur.

Sabiha Gökçen Hava Limanı Sefa Bey’in programda belirttiği üzere 1980’lerin sonunda eski Cumhurbaşkanlarımızdan Merhum Özal’ın büyük vizyonuyla projelendirilmiştir. 1993’te master planı Raytheon ve Aer Rianta ortaklığına yaptırılan Sabiha Gökçen Hava Limanı ve Teknoloji Parkı dönemin havacılıktakı atılımlarının bir uzantısıdır. Projenin 1990’ların başında aktif hale gelmesiyle birlikte dönemin THY Genel Müdürlüğü belli bir uçus faaliyetini bu meydana kaydırmak üzere proje anlaşmasına imza koymuştur. DHMİ ise gereken her türlü desteği o dönemde taahhüt etmiştir. Gelgelelim bizim meydan ve teknoloji parkı politik savaşın içinde bir proxye dönüşmüş, projeye imza atanlar yüce divana çıkarılmıs ve dönemin koalisyon hükümetleri projenin bir süre rafa kalkmasına sebep olmuşlardır. Meydanın 500 hektar üzerindeki arazisinin arazi mafyasının eline geçmemesi için o dönemde tüm gayri menkul Milli Savunma Bakanlığı’na devredilmiş ve etrafı tel örgüyle kapatılıp, nöbetçi kulubeleri eklenmiş ve üzerine girilmez levhaları yerleştirilmiştir.

1990’ların sonunda proje Silahlı Kuvvetler bunyesinde yeniden canlandırılmış ve Savunma Sanayi Müstesarlığı bünyesine aktarılmıs ve hatta ITEP-İleri Teknoloji Parkı- adıyla SSM bünyesinde bir de Daire Başkanlığı oluşturulmuştur. O dönemde ITEP NATO bünyesindeki altyapı fonlarını kullanarak projenin ticari getirisi olacak ilk ayağı olan Hava Limanını ihaleye açmış ve Nato Müteahhitlerinden oluşan bir konsorsiyum projeyi üstlenerek inşaata başlamoştır.

İşte bende ilk kazmaların vurulduğu o donemde 1999’un sonbaharında Üniversitede görev yaparken danışman gibi toplantılara Ankara’da katılarak meydanla ilk ilişkime başlamış oldum. Ardından yapılan iş teklifi ile de öğretim üyeliği görevimi bırakıp bizim meydanın ilk Işletme Başkanı oldum. Ben havalimanına başladığımda dönemin NATO ENF Dairesi Kontrolörü muteahitin kendisine verdiği iki adet son model arabası altında, yatak odalı banyolu 50 m2 özel şantiye binasında görev yaparken biz onların eskisi şantiye binasında 5-6 kişilik bir ekiple benim station Tofaş’ı cepten benzin koyarak servis aracı yaparak, benim evimden getirdiğim bilgisayar ve yazıcımı kullanarak dökümanları hazırlayarak calıştık. İlk iki ay hep cepten yedik. Neyseki Ocak ayında kontratları imzaladık ve HEAŞ’ı kurduk ta biraz rahatladık ve konfora kavuştuk.

Herneyse şirketin kuruluşunu müteakiben Sayin Kıdık’ın kutladığı her sektörel oluşuma grime ve her olayın içinde olma hareketini ilk biz başlattık. Cünkü durumumuzun farkındaydık. SSM meydanın inşaatını başlattığında ortada Atatürk Hava Limanı’nın özelleştirilmesi yoktu ancak biz meydanın inşaatını bitirdiğimizde karşımızda devletin bir cok güvence ve yolcu garantisi verdiği bir özel işletici vardı. O dönemde DHMİ bizi yabancı bir şirket olarak göruyordu çünkü biz sözün özüyle askerlerin malıydık DHMİ ise Ulaştırma Bakanlığının. Yani daha meydan inşaatı bitmeden hüküm verilmişti.

O dönemde benim ekibimin Pazarlama Müdürü’de su an Akşam Gazetesi Havacılık Köşesini yazan sevgili Tolga Turgut’tu. Ben sayısını unuttum kaç tane yurtdışı fuara katılıp kaç tane yurt içi panel ve tanıtım faaliyeti duzenlediğimizi. Belki bu köseyi okurda kendisi anlatır sizlere. Ancak biz ne yaptıysak önümüze hep farklı kurumlardan settler çekildi. Sefer yapacak havayolu bulduk permileri iptal edildi ve Yeşilköy’e yönlendirildiler. Kar yağdı Yeşilköy rötara girdi bizi yedek meydan alan şirketler zorla Izmir’e yönlendirildiler. Meydanı açarken yakıt tankerlerimizin gelişi gecikti dönemin devlet malı POAŞ’ından bir tanker bir dispenser istedik onu bile kiralayamadık çünkü vermediler. Diğer meydanın terminal işleticisi ile de yaptığımız barış toplantıları ve kendilerine yaptığımız ziyaretlerde hiç muvaffak olamadık.

Zamanın en ünlü havacılık köşe yazarları her hafta sonu Lufthansa’nın biletlerini koltuklarını yazarken bize bir kere ziyarete geldiler ve köşelerinde de tüm ugraşlarımıza karşın bir yada iki yazi yazdılar 1999-2001 arasında. Yazılanların çoğu da paralar boşa gitti, atıl meydan falan gibi şeylerdi.
Dönemin THY’si ve de şu anda özel şirketlerde görev yapan o dönemki üst yöneticileri bırakın desteği meydanı nasıl öldürürüz diye birbirleriyle yarıştılar. Bağli bulundugumuz bakanlığın girişimleri ile THY’yi sonunda sefer koymaya ikna ettik ama gelin görün ki bizim taleplerimizin tersine günde bir tane sabah altıda Ankara seferi koydular (Airporthaber lütfen datalarınızı yenileyin, THY ilk seferine 2001 yılında başladı). Düşünebiliyor musunuz THY’nin planlamasını? Biz İzmir’e, Antalya’ya, Adana’ya, Trabzon’a, Diyarbakır’a sefer talep ediyoruz meydanın ilk protokolüne imza atan firma olan THY’den, onlar Ankara’ya sefer koyuyorlar. Biz yine de yılmıyoruz ve seferi doldurmaya çalısıyoruz. Bizden yolcu garantisi istiyorlar. Biz o döemde otoparkları bedava yapıyoruz THY yolcuları için. İlk ayın sonunda yolcu sayıları 30-40’lara ve 50’lere çıkıyor ancak problemler başlıyor yolcu sayısı artmaya baslayınca. THY sabah bizim meydandan kalkıp akşam Atatürk’e iniyor. Yada sabah uçacak uçak gelmiyor ve yolcu sabah meydanda kalıyor biz şirket kasasından tuttugumuz taksiyle taşıyoruz yolcuyu. Yolcu o sinir harbi ve hengamede bagajını unutuyor biz evine çiçeklerle kendi personelimizi yollayıp bagajını ulaştırıyoruz ve defalarca özür diliyoruz. THY bir kere bile özür dilemiyor. En sonunda 2-3 ay sonra seferleri tamamen iptal ediyor. Bu arada o dönemde THY Genel Müdür yardımcısı olup şimdi Sabiha Gökçen’de uslu havayolu idarecileri bizimle dalga geçiyorlar kendilerini davet ettiğimizde sizin orada ancak mandıra çalıştırılır diye. Hac döneminde THY’ye hacı seferlerini yapsın diye teklif sunuyoruz. İniş paralarına, yer hizmetlerine, yolcu vergilerine damping yapıyoruz ve hatta bazılarını hiç almıyoruz. Yakıtı ucuza veriyoruz ama bir tek uçak bile alamıyoruz kendilerinden. Ofisine ziyarete gittiğim dönemin üst düzey yöneticisi bana “siz beni işimden mi edeceksiniz üzerimde inanilmaz baskı var size uçak gondermiyeyim diye” diyor.

Biz bu arada Almanya’nın tüm charter ve tur operatörlerini Istanbul’da ağırlıyor kendilerine brifingler veriyoruz. Bu arada yer hizmetleri şirketleri de Atatürk’ten bize gelmek isteyenlere eğer başka meydanlara da seferleri varsa handling ücretlerini arttırmakla baskı yapıp Sabiha kaymalarını engelliyorlar. Siz zannediyor musunuz ki biz HEAŞ olarak o dönemde handling ve yakıtı zevk olsun diye kendi üzerimizden yaptık. Hiçbir handlingci ve yakıtcı 2000 yılında bizimle pazarlık bile etmedi o dönemde. Mecburiyetlerden oldu tüm o işler. Dönemin özel yakıtcıları ise yakıt ikmal hizmeti sunmak için bizden ton başına ücret bile istediler. Handlingçilerden bir tanesi ise hizmet hakkını bedava istedi. Hiç unutmam duty free’cilerin birisi ise sadece 8-10 bin dolar yıllık kira bedeli teklif etti. Bunlara ilaveten bir  de tabiki şunu bunu işe alın baskısını da siz düsünün. Bügün şu meşhur devlet içinde devlet davasında sorgusu süren bir üst düzey kişinin çocuğu benim kadromda 1-2 sene görev yapmıs ben kişiyi bir kere gördüm İstanbul’da düsünebiliyor musunuz. Kişi Ankara’da hayatını sürdürdü şirket kendisine her ay üst baremden maas ödedi. Bir yandan bunlarla uğraşıyoruz bir yandan da o hengamede meydan arazisinde kendisine çiftlik yapmaya çalısan amirlerimizle. Adam tutup itfaiye şefini çiftlik icin Sivas’a Kangal köpeği almaya uçakla yolluyor, Hanımı meydandaki lojmanlarda avenesine çaylar düzenliyor, makamındakı tablolara, halılara dünyaları harcıyor hatta akvaryumuna bir vantuz baliği almak icin 300-500 dolar para veriyor şirketten, bir Audi bir de Opel SUV’si var üzerine bir Audi daha alıyor bir sene icerisinde…
Bunların hepsini hayal ürünü gibi düşünebilirsiniz. Korhan uyduruyor diyebilirsiniz. Size sadece şunu sormak istiyorum: Bir havayoluna 20-30 dakika türn around time verecek bir meydan düşünün, işleticisi size iniş parası, ofis kirası, vs ücretsiz sağlıyor. Yakıt ucuz, otoparklar bedava, Anadolu’ya çıkan otobüslerle anlaşılmış gelen yolcunun Anadolu şehirlerine çıkısı bağlanmıs. Ve siz charter seferinizi uçurmuyorsunuz o meydana. Bir düsünün bakalim dünyanın neresinde böyle bir teklife hayır dersiniz?

Bugün eğer Sabiha Gökçen Hava Limanı neredeyse 4 Milyar dolar ettiyse bunun tek sebebi meydanın üzerindeki siyasi savaşı bitiren ve sektörü deregüle eden Sayın Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, SHGM Genel Müdürü Sayın Ali Ariduru, DHMİ Genel Müdürü Sayın Orhan Birdal, Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Sabancı (Sertaç Bey kusura bakmasın) ve THY Genel Müdürü Sayın Temel Kotil’le Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Candan Karlıtekin’dir. Hatta Sayın Bakan’la Sayın Kotil belki hatırlarlar biz HEAŞ olarak o dönemde İDO’ya bile gidip iki meydan arasını nasıl deniz otobüsü ile bağlarız Pendik’ten diye göruşmüştük. Bugün Sabiha Gökçen’den şakır şakır sefer yapan Sunexpress’e o dönemde gittiğimizde dönemin Genel Müdürü Florian Ham Kaptan bize sadece görüşmek icin 30 dakika ayırmıstı. Ayni şirket su an oradan onlarca sefer yapıyor hergün.

Anlayacağınız devletin 700 milyon Dolarının atıl kalması için o dönemin siyasetçileri, bürokratları, şirket yöneticileri ellerinden ne geliyorsa yaptılar. O nedenle ben yukarıda ismini saydiğım insanların huzurunda eski şirketime ve o güzel meydana yaptıkları katkılardan dolayı tekrar tekrar şükranlarımı sunuyorum. Siyasi görüşlerimiz çok birleşmese de Sayın Bakan Binali Yıldırım’ın ve bürokratlarının ve de THY yönetiminin o meydanın gelişimine katkilarını ben hiçbir zaman unutmayacağım.

Bitirmeden bir kaç şey daha söylemek istiyorum. Öncelikle Murat Herdem’in programda Sabiha Gökçen LCC’ye uygun bir meydan değil sözüne hiç katılmıyorum. Bu konuyu isterse Aralık ayında Türkiye’ye geldiğimde Fikir Fırtınası’nda tartışırız. Ayrıca Sefa Bey’in okurunun e-mail mesajindakı problem doğrudur. Pist çıkışı denen taxiway konusunda Sabiha Gökçen zayıftır. Buradan biraz ders gibi olacak ama şunu söylemek istyorum. Saatlik trafiği 30 uçak ve üzerinde olan tek piste sahip tüm meydanlarda her istikamette mutlaka birden fazla high speed taxiway (yüksek süratli çıkış/taksi yolu) gerekir. Pist ortasında 5000-6000 feette başlayıp son 1000 feet’e kadar high speed çıkış, yani 30 derece zaviyeli 60 mile kadar süratle cıkılacak taksi yolları kapasiteyi önemli ölçüde arttırır. Fikir Fırtınası panelisti arkadaşlarıma söylüyorum bunlarla ilgili bilgileri DHMİ’nin uzmanlarına, bu konuda çalışan AU SHYO hocalarına yada ICAO Anex-14’u veya FAA AC- 150/5300-13’u okuyarak öğrenebilirler.

Biraz uzun oldu ama böyle yazmazsak Sevgili Ali’nin benim veya Sabiha Gökçen’e emeği geçen yüzlerce arkadaşımın hakkını vereceği yok. O meydanı açmak için oraya trafik sağlamak için tüm çalışanlar olarak ne uğraşlar verdik, belki birgün toplanır anlatırız Airport TV’ye. İşte Sevgili Ali biz o meydana olan Sevgi ve bağlılığımızdan bunca sene meydan konu olduğunda hep övgüyle söz ettik ve hiç şikayet etmedik. Ama eğer birilerini göklere çıkaracaksan meydanın gelişimi ile ilgili bu hakkı Sabiha Gökçen’in şantiyesinde diz boyu çamurda calışıp, meydanı açmak için eve gitmeyip geceleri terminaldeki koltuklarda uyuyan HEAŞ’in ilk işletme ekibine teslim et.

SABİHA GÖKÇEN’E TEBRİKLER AMA BİZLERİ DE UNUTMAYIN

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (35)

Misafir ~ 6 yıl önce
Bu sektöre yıllarını verirsin, bi aksilik olur işten ayrılırsın, başka işlere başvurursun kimse almaya cesaret edemez, çünki havacılıkda çok paralar kazandığımızı düşünürler. Oysa paranın yüzünü görmezsin. Herkez edrafında özveri özveri diye dolaşır. Sebaat etmek ahmak avuntusu.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Heaş çalışanları kaliteli,seviyeli bilgi ve tecrübesi ile herzaman gözbebeği olmuştur. Heaş personelini kötüleyenleri, onlara başarısız diyenleri inşallah görürüz. BAŞARIN HEPİMİZ GÖRELİM.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Kimse bana Sabiha GÖKÇEN havaalanını methetmesin.Belki yolcular için belki inen kalkan uçaklar için iyi olabilir ama plansız ve programsız yapılmış bir havaalanı.Yolcu apronundan karşıdaki kargo apronuna geçiş tam bir saat.Dünyada başka bir örneği yok.Çalışanlarına saygım sonsuz ama bu soruna çözüm bulunamazsa herşey boş.Herşey kuledeki trafik kontrolü beyefendinin insiyatifinde.YAZIK.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Tolga Turgut'un babası hangi makamdaydı ki bu kadar yaptırım gücüne sahipti.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000