29 Kasım 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

"RSS, Blogs, IM, ...leaks" Bunlar da ne!

Sosyal bilimlerle uğraşanlar bilirler, nüfusu oluşturan katmanlar çok da keskin olmayan kuşaklara ayrılmaktadır. Bu ayrım, yaşanan dönemlerdeki gelişmelerin yaşam biçimlerini etkilemesine dayandırılmıştır. Söz konusu kuşaklar; gelenekseller, romantikler (baby boomers), X kuşağı, Y kuşağı ve Z kuşağı olarak tanımlanmaktadır. Ana hatlarıyla kuşakların yaş aralıkları ve dönemlerinin aklımıza getirdiklerini hızlıca özetleyelim:

*Gelenekseller: 1922-1945’te doğanlar şimdi 65-88 yaşındalar. Bu kuşaklar I. Dünya savaşının izlerini taşıdılar. 2. Dünya savaşını yaşadılar. Ekmek karnelerini biliyorlar. Radyo dinlediler, teleks çektiler. Dünyada ilk televizyon onların döneminde ortaya çıktı. Messerschmidt, Spitfire, Heinkel, RADAR bu dönemlerin eseri. Tabii Nu-D’yi de unutmamak gerek.

*Romantik dönemin çocukları: 1946-1965’te doğanlar şimdi 45-66 yaşındalar. Radyonun altın çağı idi. İnsan haklarının peşinde koştular. Berlin duvarı utancını Kore savaşını biliyorlar. O yıllarda İstanbul’a buzlar geldi… Burnunda kancasıyla ayılar, hamamdaki kadınlar gibi bayılırdı sokaklarda… Vostok serisinde Yuri Gagarin, Valentina Tereshhova’nın aya yolculuk denemelerini hatırlıyorlar.

*X kuşağı: 1966-1980 arasında doğanlar şimdi 44-30 yaşlarını yaşıyorlar. 1968 kuşağı bu dönemin ürünü, Hippiler de bu dönemin ürünü, savaşma seviş sloganları da… Petrol krizi onları perişan etti. Anadol arabayı yaptılar. Kıbrıs’a çıktılar, sağ sol çatışmalarını biliyorlar. Tupelov TU-144 uçuşu, B747, Neil Armstrong’un aya ayak basışı, Concorde bu döneme damgasını vurdu.

*Y kuşağı: 1981-1994 doğanlar şimdi 29-16 yaşlarındalar. Pırtık pantolonlar, düşük belli giysiler, açıkta kalan göbekler... Körfez savaşı, terör, ekonomik krizler… Cep telefonu, note-book, laptop ve daha neler, neler… Internet, playstation, teknoloji devrimi… Uçak kitle ulaşım aracı oldu. Colombia, Voyager  Dick Rutan ve Jean Yeager, AXXX, ultra light uçakla dünya turu bu dönemde gerçekleşti.
Uyuşmazlıklar iyice açığa çıktı; teknoloji ile, otorite ile, sosyoloji ile, ve dahası kendimizle…

*Z kuşağı: 1995-2012 arasında doğan-doğacak olanlar! Bunlar ileri teknolojinin içine doğdular/doğuyorlar, ne yapacaklarını bilemiyoruz! Bildiğimiz sosyal medya ile iç içe yaşayacakları, ispiyonaj devrinin ve evrensel etik kavramların altında ezilecekleri. Burnu kancalı masum ayıcıkları masal gibi dinleyip kızacakları, ama en acımasız dehşet filmlerini vurduları-kırdıları keyifle izleyecekleri!

Bunların dönemi daha zorlu, çünkü devir “koca kulak” devri. Daha dün “leak”leniverdiler bile.

Sonuçta bu kuşakların hemen hepsinden bireyler değişen oranlarla artık internet kullanıcısı. Ülkemizde de 26 milyona yakın genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek herkes internet kullanıyor. “Sosyal Medya” hayatımızın içine yerleşti! Adını koymadan sosyal medya platformlarını kullanır olduk. Başka bir deyişle yaşarken öğrenmeye başladık. İşin özü internet ve halkla ilişkilerin bir araya gelmesi. Sosyal medya internet kullanıcılarına sadece ispiyonaj değil sayısız fırsatlar tanımakta. Doğal olarak fırsat; yakın arkadaşı tehditle beraberliğini bozmuyor. Örneğin ürün ve hizmetlerinde sorun yaşayan, müşterilerini memnun edemeyen şirketler için sosyal medya bir tehlike haline gelmeye başlıyor.

Kısacası kullanıcıların internette birbirleriyle olan sohbetleri ve paylaşımları sosyal medyayı oluşturmaktadır. Sosyal medya araçları: bloglar, mikro bloglar, anlık mesajlaşma programları, sohbet siteleri-sosyal ağlar, forumlar, video paylaşım, IM (chat), RSS (web siteleri takibi)  gibi içerik ve bilgi paylaşımını sağlayan yazılımlarla internet kullanıcıları aradıkları ve ilgilendikleri konulara kolaylıkla erişebiliyorlar. İlk bakışta bireyler veya küçük gruplar arasında gerçekleşen diyaloglar gibi görünse de, paylaşılan bilgi veya içerikle ilgilenen kişi sayısı oldukça hızlı ve fazla şekilde artıyor. İnternet kullanıcılarının olumlu ve olumsuz deneyimlerini internet ortamında paylaşmaları şirketler için fırsatları ve tehlikeleri beraberinde getiriyor. Sosyal Medya harika bir halkla ilişkiler kaynağıdır.

Geleneksel pazarlama sistemlerinden daha etkili bir şekilde sosyal medya ağları kullanılarak potansiyel müşteriye ulaşılabilmekteler. Halkla İlişkiler, Kurumsal İletişim, Pazarlama, Reklam ve benzeri iletişim kanallı sektörler de bu gelişmeden payını alarak hizmet ağlarına “Sosyal Medya” yönetimini eklemeye başladılar.

Sosyal medya araçları bireyleri elektronik ortam kullanarak bir araya getiren ve belli konular hakkında işbirliği yapabilme, bilgi paylaşımı sağlama gibi fonksiyonları içeren yeni nesil araçlar olarak tarif edilmektedir.

Havacılıkla uğraşan şirketlerin de (PR 2.0) internet ortamında halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmaya başlamaları, sosyal medyayı tanımaları ve faaliyetlerine sosyal medya araçlarını katmaları gerekiyor.

Nitekim THY 2007 blogunu yolcularına açtı. (1) SHGM’de hem uçuş olanaklarını gösteriyor, hem de yorumlara açık bir alan hazırlamış.(2) Bizim airporthaber’in de malum pek çok paylaşım alanı var.

Sosyal medya araçlarından faydalanabilmek için tanımlarına bakmakta yarar var.

WEB 2.0:
Tasarım ve yazılım teknolojilerindeki değişimin sonucunda yeni paylaşım ortamları (Facebook, Youtube, Flickr (fotograf paylaşım, Blogger gibi) binlerce ücretsiz internet sitesi ortaya çıktı. Sadece belirli kaynaklara erişim ve takip sürecinden kullanıcıların içerik ürettiği, bu içerikleri başkalarıyla paylaştığı süreç için Web 2.0 tanımı kullanılmaktadır. İnternet siteleri ortamı sunmakta, internet kullanıcıları da içeriği oluşturmaktadır.

Blog: Web 2.0’nin en önemli bileşenlerindendir. Kelime “web günlüğü” anlamında kullanılmaktadır. Bir veya daha fazla kişi tarafından hazırlanan bloglar bireyler veya kurumlar tarafından hazırlanabilen bir blog’un en önemli yönü içeriğidir. Dünyada ve ülkemizde çok fazla takip edilen ve takipçilerinin görüşlerini etkileyebilen on binlerce -tıpkı gazetelerin köşe yazarları gibi- blog yazarları gündeme gelmektedir.

Mikro Blog: Anlık ve kısa iletilerin başkalarıyla paylaşılmasına olanak tanımaktadır. Örneğin, en bilinen mikro blog servisi Twitter’da girilen her blog yazısı 140 karakterle sınırlıdır. Mikro bloglar, özellikle profesyoneller tarafından bilgi ve haber paylaşımı amaçlı kullanılmaktadır. Sınırlı bir iki cümleyle güncellenebilmekte, cep telefonu ve iPhone gibi mobil araçlar ile kolayca erişilmekte ve bilginin/haberin/yorumun hızlı bir şekilde yayılmasına olanak sağlamaktadır.

Sosyal Ağlar: İnternet kullanıcılarının birbirleriyle tanışması, bağlantı kurması, içerik paylaşımında bulunması, tartışma ortamı oluşturması ve ortak ilgi alanlarındaki kişilerin bir araya gelerek gruplaşması amacıyla oluşturulan internet siteleridir. Çok popüler olan Facebook buna bir örnektir. Sadece iş amaçlı ilişkiler kurabilen Linkedin önemli sosyal ağlardan biridir.

Sosyal İmleme: İnternet kullanıcılarının beğendikleri internet sitelerini ve internet sayfalarını başkalarıyla paylaşmasına olanak sağlar. İnternet kullanıcıları paylaşılan içerikleri oylayarak ve yorumlayarak takip ederler. Böylece internette yer alan milyonlarca içerik arasında insanların ilgisini çekebilecek yazılar, resimler ve videolar ön plana çıkmaktadır.

RSS (Real Simple Syndication): Site içeriğini dağıtmak için geliştirilmiş XML (Extensible Markup Language) tabanlı bir veri sunuş biçimidir.

Mevcut bilgileri güncel tutabilmek için taranacak milyarlarca web sayfası bulunmaktadır. RSS; her siteye girmek ve her linke tıklamak yerine dünyada olan biten gelişmelerin, en son haberlere kolayca ve doğrudan ulaşabilmek için bir araçtır. Bu araç istenilen içeriğin tanımlanmasına ve sadece o içeriklerin doğrudan kişiye ulaşmasına olanak tanıyan bir hizmettir. İlgi çeken en son haberin verisini göstererek gündemi takip etmeyi sağlamakta ve en çok basın tarafından kullanılmaktadır.

Twitter ile kısa ve anlık gelişmelerin paylaşımı günlük alışkanlıklarımız arasına girmiştir. Şirketler için de sonsuz denecek kadar faydalı bir konuma sahiptir. Şirketlere; ürünlerini, hizmetlerini ve şirket bilgilerini müşterilerine ulaştırabilme olanağını vermektedir. Müşterilere güncel bilgi aktarımı; potansiyel ve mevcut müşterilerin gözünde kurumsal imajı güçlendirecek önemli bir adımdır.

Facebook: Facebook kitlelerle iletişim kurmak ve geliştirmek için mükemmel bir sosyal ağdır. Pek çok kişi Facebook’u arkadaşlarını bulmak ve eğlenmek amacıyla kullanmaktadır. Ayrıca, Facebook sektör ve iş hedefleri için farkındalık yaratmak amacı ile de tercih edilmektedir. Konuya ilgi duyanları, sadık müşterileri, mevcut ve potansiyel müşterileri aynı yerde buluşturmak için ideal bir araç olarak görülmektedir.
Kurumlar ve tepe yöneticileri sosyal medya araçlarını izlemek yerine nasıl faydalanacaklarına kanca atmalıdır. Tıpkı Cumhurbaşkanımız Gül gibi, tıpkı Amerikan Başkanı Obama, tıpkı Nasa gibi…

Doğru kullanım ile iş alanı ile ilgili farkındalık oluşturabilir, müşterilerin güveni kazanabilir. Müşterilerle birebir iletişim kurulabilir, onların ihtiyaç, tercih ve beklentilerini anlayabilir, bunlara bağlı çözümler geliştirerek markayı güçlendirmek mümkün olabilecektir.

Dikkat dikkat!

İnternet dünyasında sosyal medya aracılığı ile yepyeni bir dil de oluştu, bakın aşağıda örnek bir eleman ilanı var…(3)
•“Like” edebilen
•Dijital dünyanın ufuklarını keşfetmeye, kendi sınırlarını genişletmeye meraklı
•Sanal dünyanın dört bir yanında neler olup bittiğini oturduğu yerden takip edebilen
•Yeni teknolojiler konusunda tecrübe sahibi 
•Sosyal ağların kıvrım ve kavramlarını iyi bilen
•Facebook, Twitter, FriendFeed gibi mecralarda aktif olarak yer alan ancak internet ortamında sosyalleşeyim derken asosyallik sınırına yaklaşmayan 
•Kulaktan kulağa oyununun "out", ağızdan ağıza pazarlamanın "in" olduğunu bilen
•"Poke" edilmeden iş çıkarabilen “Sosyal Medya Uzmanı” arıyoruz!

İş Tanımı ise şöyle:
•4 yıllık lisans diplomasını allem edip kallem edip almayı başarmış
•Microsoft Office programlarına hâkim
•“Measuring the real ROI of social media” başlıklı yazıları okurken dil sorunu yaşamayacak derecede İngilizce bilgisine sahip
•Sosyal ağlarda doğru bir pazarlama stratejisini oluşturabileceğine, belirlenmiş mecralarda müşteri hesapları açabileceğine, gruplar kurup Eurovision’a katılabileceğine inanan
•Online içerik yaratma konusunda tecrübesi bulunan, gelen yorumlara içerlemeden içerik üretmeye devam edebilen “Sosyal Medya Uzmanı” arıyoruz!

Sonuç olarak tüm şirketlerin sosyal medya ağlarını daha çok kullanmaları ve bilgilerini mobil hale getirmelerini müşterilerine daha çok kulak vermelerini gündeme getiriyoruz.

(1)http://www.turkishairlines.com/tr-CY/corporate/blog/index.aspx?blogid=1
(2)http://www.ucakbiletlerin.com/2010/11/shgm.html
(3)http://www.kariyer.net/ilan/%C3%9Dnovaktif+Medya+Sosyal+Medya+Uzman%C3%BD+%C3%9Dstanbul+(Avr+)/?ilankodu=595051

"RSS, Blogs, IM, ...leaks" Bunlar da ne!

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 6 yıl önce
Türk Sivil Havacılık Kanunundaki Kabotaj hakkı 31.maddede ''T C ülkesi içinde sadece Türk vatandaşları hava taşımacılığı yapabilir.'' şeklinde değiştirilmelidir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000