19 Eylül 2016, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Nelerle uğraşıyorlar!

Cennet kokusu, imam, hizmet, himmet, zimmet… Terör örgütü üyeliği ile suçlananlar… Açılan derin yaralar! Sanki “penelope”nin kutusu açıldı da tüm kötülükler ülkemize saçıldı. Suçlular, suçsuzlar birbirine karıştı.

Bu vahim durumdan en hızlı şekilde kurtulmayı dileyip, havayolu yolcu terminallerinde bilişim teknolojilerinin etkileri, yeni tehdit konuları, yeni yolcu profilleri ile ilgili bazı gelişmeleri aktaracağım.

Bilişim teknolojilerinin, dijitalleşmenin getirdikleri: Siber Tehditler

Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler yolcu terminallerindeki hizmetleri farklı boyutlarda değişikliğe zorluyor. Örneğin yolcu terminallerinde “güvenlik ve emniyet” dendiğinde ilk akla gelen fiziksel teröre karşı alınan önlemler oluyor. Kontrol noktalarının tespiti, kontrol üniteleri, resmi ve sivil güvenlik personeli, güvenlik birimleri-emniyet birimleri arasındaki iletişim, görüntü kayıtları gibi konular gerek kural koyucuların, gerek havalimanı tasarımcılarının gerekse işletmecilerin titizlikle üzerinde durdukları öncelikli fonksiyonlar. Tüm bunların yanında havacılığın her alanına dijital teknolojiler girdi. Dijitalleşmenin berberinde de yeni bir tehdit unsuru ile karşı karşıya kalındı. Siber Suç ya da Bilişim Suçları…

Siber Suç “bilişim suçu”; bir bilişim sisteminin güvenliğini ve / veya buna bağlı verileri ve / veya kullanıcısını hedef alan ve bilişim sistemi kullanılarak işlenen suçlardır. Bu tür suçlar bir ulusun güvenlik ve ekonomik bütünlüğüne yönelik bir tehdit oluşturabileceği gibi bir sektörün, bir kurumun faaliyetlerini durdurabilir ve ciddi hasarlar verebilir.

Nitekim, Haziran 2013’de Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarının, pasaport sistemlerinde bir saati aşan bir arıza yaşanmıştı. Sabahın çok erken saatlerinde Polnet bilgi sistemindeki arıza, başta Atatürk Havalimanı ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nda pasaport işlemleri gecikmeli olarak gerçekleştirimişti. Sistem arızası nedeniyle pasaport kontrol noktaları önünde uzun kuyruklar oluşmuş, yolcuların pasaport kuyruğunda beklemesinden dolayı uçaklar gecikmeli havalanabilmişti. Bu olay; yazılı basın ve sosyal medyada “siber saldırı” olarak verildi. Benzer bir olayla 19 Mayıs 2016’da da karşılaşıldı.

Kuruluşların pek çoğu siber saldırılara hazırlıksızlar. IT sistemlerinin korumasız kalması halinde havalimanlarında oluşacak kaosun boyutları gerçekten korkutucu. Siber teröristler ya da siber hackerlar, yazılım açıklarını, yazılım hatalarını bulabiliyor, sistemlere sızabiliyorlar. Bazı yazılım şirketlerinin, kurdukları sistemlerdeki açıkları bulmaları için hackerlara yüksek ödemeler yaptığını duyuyoruz. Uzmanlar, siber saldırıların %95’inin insan hatalarından kaynaklandığını söylüyorlar. Bu noktada çalışanların bilinçlendirilmesi, şifrelerini paylaşmamaları, bilgisayarlarını hiçbir surette kimseye vermemeleri doğrultusunda uyarılmasına işaret ediyorlar. Ayrıca hileli epostalara da dikkat çekiyorlar. Epostaların açılmasıyla gelebilecek virüsler,epostalardaki linklerle yönlendirilen web siteleri, sistemleri çökertmek için tuzaklarla dolu. Böylece ses getirecek eylemlere neden olabiliyorlar. Bilet, tarife, check-in, bagaj, pasaport, kargo işlemleri sekteye uğrayabiliyor. Müşteri hizmetleri sistemlerinde yolcuların millerinin silinmesi, bankalarda ki müşteri hesaplarına girilmesi gibi tehlikeler olası. Bu tür olaylar kurumun, yolcuların güvenliğini tehdit ettiği gibi havalimanının şöhretini de kararlamaktadır. Uzmanların önerileri:

-          Siber saldırılara karşı risk eylem planlarının hazırlanması, tehlikeleri minimize etmek için proaktif davranışması,

-          Bilişim sistemlerini kullanan personelin çok iyi eğitilmesi,

-          Gerekirse siber danışmanlık alınması,

-          Kurum içi tehditlere hazırlıklı olunması,

başlıklarında yoğunlaşıyor.

Bilişim teknolojilerinin, dijitalleşmenin getirdikleri: Yolcu Terminallerinde Cazibe Yaratmak

Terminal işleticileri yolcu memnuniyetini artırmaya çabalıyorlar aynı zamanda havacılık dışı faaliyetlerden gelir sağlamanın yollarını arıyorlar. Amaç “cüzdanlardan daha çok pay almak”… Bunun için ticari bakış açılarını değiştirmek gerekiyor; yolculara “vay be dedirtmek”, eğlendirmek, yolcuların akıllarında doyumsuz izler bırakmak adına özel tasarımlar peşindeler. Örneğin Nice Côte d’Azur’daki yeni ilâveler gerçekten şaşırtıcı. Bu limandan 60 havayolu 107 noktaya uçuyor. Terminalin yolcu sayısı Ocak ayında 600.000 iken Temmuz ayında 1,5 milyona ulaşmış. Yoğun saatler ve yoğun günler için tüm işleticiler işbirliği halindeler. Alışveriş ve yeme-içme mekânlarının özellikleri, havası, ruhu diğerlerinden (başka yolcu terminallerinden) farklı olabilmesi, yolcuların daha fazla zaman geçirmelerinin sağlanması için aşağıdaki prensipleri belirlediler:

-          Kesintisiz yolcu akışı

-          Daha büyük ve geniş

-          Daha rahat

-          Daha şaşırtıcı

-          Kuyruklarda bekleme süresi en fazla 10 dakika

-          Daha teknolojik-daha doğal!

Paris ve Nice de yaşanan terör vakalarından sonra check-in ve pasaport işlemleri uzayabilmekte. Ama terminalde öyle sürprizler var ki yolculara bekleme sıkıntısını unutturuyor. Denizle terminal binası arasında herhangi başka bir yapı olmaması deniz manzaralı oturma/bekleme köşeleri yapmaya imkân vermiş. Enfes plaj görüntülerinin; acıkma duygusunu tetiklediği, alışveriş duygusunu uyandırdığı iddia ediliyor. Öte yandan, yolcular yerel markalara yönlendirilip özendiriliyor. Bir de Riviera plajlarının havası oluşturulmuş! Terminal 1’deki "La Plage" isimli restorana kum getirilmiş yani ayaklar kuma basabiliyor, her ağız tadına uygun lezzetler sunuluyor. Hatta havuz bile yapmak istemişler ama izin verilmemiş.

Teknolojiyle ilgili bir başka yenilik de hizmetlerde robot kullanımının yaygınlaşması. Temizlik, bagaj taşıma, yol gösterme, engellilere yardım robot kullanımının arttığı hizmetlerden.

Bilişim teknolojilerinin, dijitalleşmenin getirdikleri: Yeni Yolcu Profili-GenTrep

Gelişmelere bağlı olarak, “iş insanları”nın profili de farklılaşıyor. Dijital teknolojiler iş yapma şekillerini ve zamanlarını, iş mekânlarını değiştirdi. Yeni iş insanları sürekli bağlantı halinde, “online” durumdalar. İşlerini yapabilmeleri için bilgisayar, akıllı telefon ve internet bağlantısı yeterli. Daima “iş” çalışabiliyorlar. Zaman kısıtları yok. Aşırı hareketliler, heyecanlılar, hızlılar. Giderek sayıları artıyor. Girişimci ruha sahipler. Sabit ofisleri yok. Sürekli birşeyler yetiştirmek, araştırmak, yazmak durumundalar. Serbest (freelance) çalışıyorlar (1). Yol paralarını kendileri ödüyorlar. Havayolu tercihlerini bilet fiyatlarına göre yapıyorlar. Herhangi bir havayoluna sadakat onları fazla ilgilendirmiyor. Çalışacak yere ihtiyaç duydukları zaman havayollarına ait özel salonlardan (cip) para ödeyerek yararlanıyorlar. Çünkü sakin bir köşe, hızlı wi-fi, çalışma ışığı, printer, priz vb ihtiyaçları var. Telefon konuşmalarını yapmak için sessiz bir ortam da arıyorlar. Konuştuklarının duyulmasını istemiyorlar.

Bu yolcu profiline “generation entrepreneur-girişimci nesil” sözcüklerinin kısaltması olarak GenTrep deniyor.

Yolcu terminali işleticileri GenTrep’lere uygun çözümler üretiyorlar. İlk çözümler, çok kişinin yanyana, karşı karşıya oturabileceği, uzun bank şeklinde masalardı. Bu üzerlerinde çok sayıda priz bulunan masa örneklerine kafelerde, AVM’lerde de rastlamaktayız. Fakat genTrep’ler arttıkça beklentileri de farklılaştı. Bazı terminal işleticileri ellerini çabuk tutup, özel oturma mekânların mobilyaları ile çözüm üretme yoluna gittiler. Bugün büyük şehirlerde yaygınlaşan work-ofis/ofis istasyon özelliklerini entegre eden koltuklar dizayn ettirdiler. Ki bu koltulara otel lobilerinde de rastlamaktayız. “Work officce” eski dilde yazıhane, makam, daire, büro, ofis anlamına geliyor. Ofis yerine geçebilen özel koltuklar bireysel çalışmanın gerektirdiği her olanağa sahip bir konsepte göre tasarlanıyor. Bunların en gelişmişleri, malum, içinde duş ve uyuma imkânı da olan odacıklar. Ancak genTrep’lerin tercihleri kısa süre kullanacakları uçağa biniş kapılarına yakın, her kişiye, her kültüre uyan kısa süreli çalışma mahalleri. Koltuk, masa, şarj için priz, bazen ekran, ücretsiz ve güvenli wi-fi, daha da önemlisi telefon konuşması yapabileceği kapalılık. Amerika’da pek çok terminalde, Avrupa’da Heatrow, Frankfurt’da yaygın uygulamalarını görmekteyiz. Heatrow’da  yarım saatine 12 Pound ödeniyor. Yalnızca gidiş katlarında değil geliş katlarında da bu olanakları sağlamaya başladılar.

Bu uygulamalar havayolu özel yolcu ağırlama salonlarının geleceğini tehdit eder mi konusu tartışılırken, hangi havayolu ile uçulduğuna bakılmaksızın, yıllık kullanım bedeli 100 € ile 500 € arasında değişen “sadakat kartları” yapıyorlar. Telekominikasyon şirketleri, bankalar vb terminal işletmelerinden bu tür yerleri kiralayarak müşterilerine artı değer sunuyorlar.

Hemen hemen bütün havalimanlarında ücretsiz internet erişimi de var edilmiş durumda.

Bilişim teknolojilerinin, dijitalleşmenin getirdikleri: Değişimi Yönetebilen Yöneticiler

2015 yılında 3,5 milyar yolcu taşındı. Yılda ortalama %3,5 büyüme ile 20 yıl sonra bu rakamın ikiye katlanacağı öngörülüyor. Bu 20 yıl içinde yolcu profilleri, teknoloji, beklentiler, sektörler hızla değişime uğrayacak.

Değişimi yönetecek için insan kaynağı profilinin de farklılaşması zorunlu hale geliyor. Yöneticilerin operasyonu bilmeleri gerek şart ama asla yeterli değil. Değişimi yönetecek, işi bilen yöneticilerin iş yaptırabilmeleri için beklenen özellikler de şöyle sıralanıyor:

-          Dünyada olup-biteni, olacakları (öngörüleri-tahminleri), senaryoları yakından izlemeli,

-          Deneyimli olmalı, diğer fonksiyonların nasıl işlediğini, birbirleriyle olan ilişkilerini bilmeli,

-          İnsan varlığını yönetebilmeli:

o   Çalışanların performansını artırabilmeli

o   Başarılı çalışanları elde tutabilmeli

o   Yeni kuşakları anlayıp etkin iletişim kurabilmeli

o   Mavi yakalı ve beyaz yakalı çalışanları yönetebilmeli

-          Bütüne hakim olabilmeli, stratejik düşünebilmeli

-          Kendini, ekibini, organizasyonunu geliştirmeli, büyütmeli

-          Farklı iş modellerine hakim olmalı, iş ilişkilerini yönetebilmeli

-          Doğru karar verme yöntemlerini ve problem çözme tekniklerini öğrenmeli ve uygulayabilmeli

-          Ve en önemlisi değişime tutkulu olmalı…

Son söz: Bizim havacılık sektörüne baktığımızda, sizce, bu özellikleri taşıyan kaç yönetici sayabilirsiniz.

(1)    Gig ekonomisi, bağımsız (freelance) çalışanların ve kendi kendinin patronu olanların yarattığı bir ekonomi modeli. “Gig” müzik sektöründen gelme bir terim, “kısa süreli iş” demek. Bu modele yeni denilemez, zaten var olan bir çalışma şekli, ancak burada yeni olan, internetle beraber bu modelin çok daha farklı yönlere gitmesi. yeni nesil serbest çalışma imkanları Uber ve Airbnb gibi uygulamalarla çıkışta. Ancak ortaya çıkan “bağımsız işçi” kavramının beraberinde doğurduğu sosyal güvenliğe dair soruların yanıt bulması bekleniyor.

Nelerle uğraşıyorlar!

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000