14 Ekim 2013, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Saka mi bu? Habom'un Nasa'ya baglanmasi ile ilgili alinmis bir yonetim karari var mi ? Amerikalilarin ilgisi ciddi mi? Olursa maaslarin usd olmasi makul belki duzenli bonus da vermeye baslarlar, malum amarikan sirketleri genelde verir ama yonetim karari var mi arkadslar? KAP'a duyuruldu mu?
  • Arkadslar ilgili ilgisiz seyler yazmayalim, cok sisiyor burasi
  • Sefa Bey THY Habom'un gelecegini ve ticari potansiyelini nasıl görüyorsunuz? THY Teknik'tekten daha rekabetcidir denilebilir mı? Teşekkürler
  • Her ne hikmetse bu mesajı yazar yazmaz tam bir gün once kaleme alınmış olan mesajlar alelacele yayımlanmış ve sonra sizin mesajınız, sizce de garip degil mı? Buraya yapılan yorumların sansür politikası konusunda airporthaberin kurumsal bir uygulaması var mı diyorsunuz?

NE YAPMIŞ Kİ AYÇİN? VE BİLET TAVAN ÜCRET YANLIŞLIKLARI

Geçen hafta yazdığım, ”SESSİZ ATIN TEKMESİ PEK OLURMUŞ” başlıklı yazımın ana fikrini zaten başlıkta net olarak ifade etmiştim.  Bu atasözümün doğruluğu, Teknik A.Ş delege seçimlerinde bir kez daha kendini gösterdi ve tekme gerçekten sert oldu.

Evet… Görülen odur ki;  toplum sindirilmiş ve korkutulmuş. Ortalıkta bir kaos ortamı var.

Çünkü;  Bir şirkette grev var ve bu greve karşın işveren her şey normalmiş gibi tüm faaliyetlerine devam edebiliyorsa, mevcut yasalara riayet edilmediğinden, işveren ve sendika tarafları ikide bir mahkeme kapılarında hak arayışlarına devam ediyorsa, şirket içinde greve çıkanlar ve çıkmayanlar olarak ikiye ayrılmalar yaşanmış ve bu iki grup birbirileri ile atışmalarda bulunuyorsa, çalışanlar her geçen gün hak kaybına uğramakla kalmayıp yarınlarını net olarak göremiyorlarsa bu şirkette kaos ortamı etkinleşmiştir.

Kaos ortamı her zaman için sendikaların sevdiği ortamlardır. Doğal olarak bu tür ortamlarda kurtarıcı olarak sendikal yapı akla gelir. Ortalığın süt liman olduğu, çalışanların mutlu ve gelecek korkusu taşımadan, aidiyet duygusu ile işlerine sarıldığı ekonomik ve çalışma koşullarından şikâyet etmediği bir ortamda sendikalar ne iş yapabilir ki?

Bizim insanımız da ilginç. Geçmişi unutup güne bakıyor. 24 senelik bir yönetimin ne yapıp yapmadığını inceleyeceğine sadece muhalefeti irdeliyor. Muhalefet de, mevcut yönetimin yanlışlarını, eksiklerini tam olarak ortaya koyacağına, hem birbirlerine laf yetiştiriyor hem de kendileri için söylenen, işveren adamları yaftasını boyunlarından çıkarmaya çalışıyor.

 İşveren adamları yok mudur? Tabii ki vardır ama bu her muhalefet yapana söylenecek söz değildir ki.

Sevgili arkadaşlar; Hesap verme zamanı genel kurullardır. Hesap verecek olan iktidardaki yönetimdir. Tüm delegelerin, genel kurulda önce iktidarı irdelemesi sonra muhalefeti dinlemeleri lazım.

Muhalefete gelindiğinde ise; Şimdiye kadar yapılan bir dolu yanlışlar var. Bu yanlışlar nedeniyle bugüne gelindiğini ve bu yanlış politikaların neleri tetiklediğini, kendileri iktidara geldiğinde ne gibi politikalar üreteceklerini doğru dürüst anlatan yok. Önce mevcut yönetimin yanlışlarını tek tek yazıp, sonra bu yanlışlar yerine ne yapılmalıydı onu ortaya koymak şart. Aksi takdirde klasik sendikal söylemler eşliğinde propaganda yapmak yeterli olmaz.

Örneğin; 305 çalışanın işinden olduğu eylemin sonucunun ne olacağının bilinmesine rağmen (daha önceki yıllarda da yapılmış ve yine başarılı olunamamıştı) neden yapıldığı sorgulanmalıydı. Çünkü grev öncesi yaşanan bu olayın ve yaşananların greve katılımın azlığı ile ilgisinin olduğu bir gerçek.

Mevcut sendika yönetimi bu eylemin yasal olduğunu iddia edebiliyorsa, neden eyleme katılanlardan rapor almaları istenmiştir? Yapılan eylem yasalsa rapora ne gerek vardı?

 Mahkemeler ILO kararları ile davaya bakmaz. ILO kararları hükümeti bağlar. Hükümet ILO kararlarının işine gelenleri almış yasalarda kullanmış, işine gelmeyenleri ise kullanmamıştır… Bu nedenle, Mahkemeler ILO kararları ile değil mevcut yasalar eşliğinde davalara bakarlar.

Yazılarımı devamlı takip edenler, mevcut sendika yönetiminin bu konuda yanlış yaptığını ve bu yanlışın sonucunda 305 kişinin işlerinden olduğunun ve işverenin kesinlikle bu arkadaşlarımızı işe başlatmayacağını birçok kere yazdığımı çok iyi hatırlarlar.

 Mahkemelerimizde davaları kazanıp, Yargıtay’ca onaylanan kişiler işe başlattırıldılar mı? HAYIR.

THY işvereni bu arkadaşlarımızı işe başlatmak zorunda mı idi? HAYIR.

Neden? .Çünkü yasalarımız tavşan kaç tazı tut misali, işverene işçiyi at sonra bana gelsin ben geri dönüş vereyim sonra sen ister alır işe başlatırsın istersen tazminat öder işe başlatmazsın diyor.

Bu mevzuatı sendika yönetimi biliyor muydu? EVET.

 Mevcut yasalar, eylem başlamadan topluma anlatılsa ve her durumda işverenin bu eylemcileri işe başlatmama hakkı olduğu söylense eyleme katılım bu kadar yoğun olur muydu dersiniz?  Kurunun yanında yaşın da yandığı, gerçek raporların bile sorgulandığı bir süreç yaşanır mıydı?

Bunun gibi bir çok konu masaya yatırılıp, 24 senelik mevcut iktidarın yanlışları tek, tek irdelenmeden nasıl muhalefet yapılabilir ki?    

Bazılarımızın söylediği ve savunduğu üzere, bugüne kadar THY çalışanlarının toplu iş sözleşmeleri ile almış olduğu tüm haklar mevcut sendika yönetimi tarafından alınmamıştır. Bu haklar mevcut sendika yönetimi iktidara gelmeden önce de vardı. Dört ikramiye, normal mesailer, gece mesaileri Pazar günü ödenen ekstralar, sosyal yardımlar, vardiya primleri, ( Çok eskiden alınan bu hakta geriye gidiş var)  iş tazminatları, uçucuların bir çok sosyal hakları, dondurulmuş ve kredilendirilmiş sistem ve bunun gibi bir çok hakların alımı mevcut sendika yönetim ve başkanından çok öncelere rastlar.

7.Toplu iş sözleşmesini imzalayan sendika başkanımız Zihni Barın ve sonraki İbrahim Öztürk ve Adnan Özcan zamanlarında da bu haklar vardı. Bu başkanlarımızdan sonra gelen mevcut yönetim artı ne haklar almıştır?  

Uçuş işletmenin yani kokpit ve kabin ekiplerinin aldığı haklar da çok eskilere dayanır.  Bu hakların alındığı zamandaki THY’nin genel müdürü, genel müdür yardımcıları ve başkanlarının asker kökenli pilotlardan oluştuğunu unutmayalım. ( Tekniğin genel müdür yardımcısı bile emekli paşa idi) O zamanlar pilotlar ne alırsa aynen kabin memurlarına da yansıtılır ve onların hakları da korunurdu. Ancak bu hakların toplu iş sözleşmelerinde yer almaları uçuş işletmenin sendika temsilcilerinin katkıları ile sağlanmıştır. ( Mevcut sendika yönetimine sorsanız kendileri yapmıştır) Her ne kadar bu temsilcilerle THY’de çalışırken anlaşamasam da uçuş ekiplerine faydaları çok olmuştur.

Tabii ki hak yememek lazımdır. Çok eskilere dayanan bu hakların her toplu iş sözleşmesinde korunması da önemlidir.  Mevcut sendika yönetimi, bu hakları korumuş ve her toplu iş sözleşmesinde herkese eşit verilen zamlar tüm çalışanlara yansıtılmıştır. Ancak hala iş grupları arasında ki ücret farklılığı, mevcut sendika yönetiminin iktidarda kaldığı 24 sene içerisinde çözülebilmiş değildir.    

Mevcut sendika yönetimin artıları olduğu gibi eksileri de çoktur. Bu eksilerin hepsini topluma anlatıp, aslında yapılması gerekenleri izah edemezseniz, mevcut iktidarın neden gitmesi gerektiğini savunamazsınız. Bana göre en büyük eksileri, özelleştirmelere HAYIR demelerine karşın, THY’nin bölünmesi ve bölünen yerlerin farklı ortaklıklarla yönetilmesine sessiz kalmalarıdır.  HABOM olayı ise tam bir rezalettir. Teknik A.Ş ye alınmak üzere planlanmış çalışanlar, sendikanın inadı yüzünden bir başka şirket kurularak oraya alınmışlardır.

Mevcut sendika yönetiminin başkanını, bıyıkla, etnik kökenle, tacizci yaftaları ve dini duygular ile yapılacak yıpratma taktiği işe yaramayacağı gibi etik de değildir.  Bu tür konular toplumda pek itibar görmez. Toplum, sendika yönetiminin kendine ne menfaat sağlayacağına bakar. 24 senelik iktidar döneminde yapılan yanlışları ve muhalefet olarak seçildiğinizde yapacaklarınızı inandırıcı şekilde anlatın yeter.

İşveren, sendika seçimlerine kesinlikle karışmamalı dememe rağmen karışmış olması Teknik A.Ş de mevcut sendika yönetiminin işine gelmiştir. İşveren seçimlere hiç karışmayıp sessiz kalsa idi muhalefet çok daha iyi çalışabilir ve farklı neticeler alınabilirdi.

Teknik A.Ş delege seçimleri tam bir komedidir. Emek Meclisi-Gökkusağı ve mevcut sendika yönetimi çarpışırken bir anda nasıl ve nereden çıktıklarını anlayamadığım Reform Grubunu çıkartmak da neyin nesi oluyor? Bunu Teknik A.Ş çalışanları yutar mı? Tabii ki yutmadı ve başka alternatif liste bulamayan oylar doğal olarak mevcut sendikaya aktı.

Henüz maç yeni başladı. Kaos ortamı yaratılmadan grupların delege adaylarına karışılmadan, oyların üyelerin özgür iradeleri ile kullanıldığı bir ortam yaratın gerisi kolay.  Kısaca, “Gölge etmeyin başka ihsan istemez” 

Bayram haftasında bu konuyu uzatmanın anlamı yok. Ancak geçen hafta bilet tavan ücretlerinin sınırlanması ile ilgili bakanın ve Temel Kotil in söylemlerindeki yanlışa yer vermeden geçemeyeceğim.

UÇAK BİLETİ TAVAN ÜCRETİ BELİRLEMEDEKİ YANLIŞLAR.

Hatırlarsanız, Binali Yıldırım 18 Ağustos 2013 tarihinde ilk defa bilet fiyatlarına tavan getireceğini söylemiş ve bu haberi Airporthaber’de okumuştuk.( UÇAK BİLETLERİ İÇİN FLAŞ DÜZENLEME ) Bakanın bu söyleminden sonra, buna karşın, 2 Eylül 2013 tarihindeki köşe yazımla bu uygulamanın bakanın söylemi ile yapılamayacağını ve bu uygulamanın kanunla havayollarının inisiyatifine bırakıldığını yazmıştım.  (NEREYE BAKSAM KARŞIMA THY ÇIKIVERİYOR)

Bu konudaki son duruma baktığımızda ise Binali Yıldırım’ın  görüşünü değiştirip, bu uygulamanın şirketlerin kendi rızası ile yapılacağını söylemesi işin doğrusu olmuştur..  Çünkü 2929 sayılı kanunun 29.maddesi eskiden ulaştırma bakanına verilen bu yetkiyi geri almış ve 19/04/2001-4647/1 maddesi ile değiştirilerek şirketlerin kendi inisiyatifine bırakmıştı.

Bu konuda geçen hafta verdiği bir röportajda Temel Kotil in bu konudaki kanun maddesinin Binali Yıldırım tarafından değiştirildiğini söylemesi yanlıştır. Bu kanun 2001 yılında Kemal Derviş tarafından teklif edilip kanunlaşmıştır. ( Sanırım Temel beyde yanlışını bu yazıyı okuduğunda anlayacaktır)

Serbest piyasa ekonomisi uygulanan bir ülkede zaten bu tür baskıcı politikalarla piyasaya müdahale etmek yanlış olurdu. Bu konuda tavan ücret değil eşit rekabet ortamı sağlanmalıdır. Ali Sabancı’nın bu konuda “Atatürk Havalimanından bize AHL’den Ankara seferleri verin THY’nin uçtuğu fiyatın %50 sine uçacağım” söylemi kayırmacı bir sistemin yanlışlarına dikkat çekmesi adına önemlidir.

Tüm okurlarımın kurban bayramını kutlar. Sağlıklı ve mutlu geçecek nice bayramlar dilerim.

NOT/ Geçen hafta yayınladığım esir alınmış pilotlarımızın esaret süreleri yazı tarihim olarak 66.güne girdi. Bu konuda geçen hafta verdiğimiz, “Unutmayın ve Unutturmayın” isimli video büyük beğeni sağladı. Bu nedenle aynı videoyu bu sefer İngilizce olarak IFALPA’ya baskı yapmak ve pilotlarımızın salıverilmesini kolaylaştırmak adına tekrar SHA olarak hazırlanıyor. Çok kısa bir süre sonra bu video İngilizce olarak yabancı kurum ve kuruluşlarla da paylaşılacak. Bilginize…

NE YAPMIŞ Kİ AYÇİN? VE BİLET TAVAN ÜCRET YANLIŞLIKLARI

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (65)

Nasa ~ 3 yıl önce
Saka mi bu? Habom'un Nasa'ya baglanmasi ile ilgili alinmis bir yonetim karari var mi ? Amerikalilarin ilgisi ciddi mi? Olursa maaslarin usd olmasi makul belki duzenli bonus da vermeye baslarlar, malum amarikan sirketleri genelde verir ama yonetim karari var mi arkadslar? KAP'a duyuruldu mu?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Yok ~ 3 yıl önce
Arkadslar ilgili ilgisiz seyler yazmayalim, cok sisiyor burasi

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Habom ~ 3 yıl önce
Sefa Bey THY Habom'un gelecegini ve ticari potansiyelini nasıl görüyorsunuz? THY Teknik'tekten daha rekabetcidir denilebilir mı? Teşekkürler

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sefa bey ~ 3 yıl önce
Her ne hikmetse bu mesajı yazar yazmaz tam bir gün once kaleme alınmış olan mesajlar alelacele yayımlanmış ve sonra sizin mesajınız, sizce de garip degil mı? Buraya yapılan yorumların sansür politikası konusunda airporthaberin kurumsal bir uygulaması var mı diyorsunuz?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000