28 Temmuz 2014, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Bravo Sefa Reyiz, yine güzel bir yazı çıkarmışsın ortaya. Özellikle "Ülkemiz insanları genelde yumuşak yapılı, merhametli, yokluklara ve baskılara alışkın yapılıdırlar. Kendilerine yapılan yanlışları protesto edeceklerine içine atar ve daha da kötüsü olabilirdi mantığının arkasına sığınarak ”Allah'a şükür” diyerek, kalender bir yapı sergilerler. Gelenin gideni aratacağına yönelik kuşkularımız vardır. Bu da iktidardakilerin işine gelir ve ellerindeki maddi olanakları rakibine karşı kullanarak ipi göğüslerler." tespitinin doğruluğuna katılmamak elde değil, zira aynı düşüncelere sahip olduğumu daha yenice yaptığımız Habom-Teknik tartışmasında arkadaşlarıma dile getirmiştim. İlk işe giren Habom'cu arkadaşları 7 ay bekleterek onların dirençlerini neredeyse çökerten şirket politikası yine habom personelinin "dışarıda daha kötüleri var, buna da şükür." felsefeleri yüzünden müthiş bir başarıya ulaşmıştır ki bu yüzden yaklaşık 3 yıldır inanılmaz sömürülmekteler ve sömürülmeye devam edecekler.
  • sefa bey merhaba, Türkiye'deki lidere tapma ayinine dönen bir kandırmaca demokrasinin, kapitalist düzende ve doğu toplumlarında birey olamayışın sıkıntılarını ve iktidar ilişkilerini güzel analiz etmişsiniz ( görünen köy aslında kılavuz istemez ). yalnız bunu yaparken kişileri zan altında bırakacak şekilde "dışarıda aslan, içeride kedi" mottosunu, Ayçin nezninde itham ederken, biraz ileri gitmiş olmuyor musunuz ? eski hava-iş yönetimi bu anlayışta olsaydı, gerek HABOM kurulurken gerekse 301 davasında sendikal grev hakkı engellemesine karşı, greve gitmeyi göze alır mıydı ? HABOM meselesinde işveren ile anlaşmaması, sonraki gelişmeler farklı bir konu, bu örneği verirken sadece söylem ile pratiğin çelişmediğini vurgulamak istedim. Eleştiri kültürü, hayata eleştirel bakmak yaşamın ayrılmaz bir vizyon ilkesidir, yalnız somut ispatlar olmadan sırf "ben bunların ciğerini bilirim" diyerek, yapıcı eleştiri yerine, kişileri hedef alarak itibarsızlaştırmak eleştiri kültürünün neresine sığıyor ?
  • Sayın İnan, THY VE THY TEKNİK AŞ persönelinden 2003 yılı sonrası, Cemaatda bağlılıklarından dolayı haklarından vaz geçerek sendikaya karşı söylemleri ile gündem yaratmaya çalışıyorlardı. Thy Teknik Aş'de cemaat yapılınmasına yönetimide sıcak bakması ile delege seçimlerinde büyük baskılar sonucu hakkını arayan delegelere işden çıkarma tehdi ile baskı yapılmış olup, Genel müdür bizaat kendisi takip ederek baskısını açıkca ortaya koymuşdur. Kendi çikarları için toplum zarar veren bu yöneticileri tarih herzaman sorgulamakdadır.
  • Iyi bayramlar Sefa bey, iyi bayramlar değerli yorumcular... Ülkenin dertlerinin bitmeyeceği gibi, havacılık sektörünün de dertleri hayatta bitmez. Daha da artar. Dün başpilottan şikayetçi olanlar, hala şikayetçi, dün gnl. Md şikayetçi olanlarda şikayetlerini sürdürmekte. Bırakın da bu sorunlara biraz mola verip düşünmek için güç toplansın. Bayramda iyice dinlenmenizi umuyor, herkesin Bayramı'nı tekrar kutlarım. Sağlıcakla kalın...
  • Sayın İnan, THK konusunda siz neden bir şeyler yazmıyorsunuz. Bildiğiniz hiç bir şey yokmu? Neden kötü gidişe bir "DUR" demiyorsunuz. Ya da bizler yanlı ve yanlış düşünüyorsak, neden bizleri ikaz etmiyorsunuz. Sağlıkla kalınız. Selamlar
  • konunun uzmanı olarak çok güzel açıklamışsınız. kaç dönemdi uted başkanlığınız...
  • Sen rant carkinin disinda kaldigin icin bunlari yaziyorsun icinde olduklarini yaz da gorelim. Mesela neden yeni sendika yonetimine hic laf etmiyorsun aycine demedigini birakmazken simdi bunlarin yanlislarini neden gormezden geliyorsun. Cok mu basarililar yoksa bi beklentin mi var!!!
  • Sadece seçim için geçerli olmayan Türkiye'nin gerçeğini ortaya koyan bir yazı. Özel sektör dışında kamu kurum ve kuruluşlarının gerçeği siyasi düzene uyum ve yandaşlıktır. Karakterini ortaya koyarsan kaybedersin. Zor zamanında insanlardan uzaklaşan iyi zamanında ise yakınlık kurmaya çalışan samimiyetsiz bir toplum haline geldiğimiz gibi gitgide daha da kötüleşiyoruz. Bazen düşünürüm insanlar gerçekten mi bu kadar kötü diye. Fakat daha sonra zamanla gözlemledim ki insanlar ortama uyum sağlamak ve kendilerini idame ettirmek için böyle davranıyorlar. Toplulumumuzca aman boşver karakter de neymiş, yalaka ol, yandaş ol bir şekilde bir yerlere gel mevcut düzen değiştiği zaman da ona uyum sağlarsın şeklinde bir yapı maalesef ki büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Kurtuluşumuz aynı Sefa Bey'in belirttiği gibi bu tarz numara ve oyunlara ses çıkartabilmektir. Fakat bunu yapabilmek için lazım olan sağlam karakterdir. Ancak sağlam karakterli bir bütün olarak bu gerçeklere ses çıkartabiliriz.
  • Herkese emekten yana barış ve huzur dolu bayramlar.Herşeye rağmen sınıf ve kitle sendikacılığının temeli seçim (tabiki her secim demokratik değildir) temsilcilerini çalışanların seçtiği ve görevden aldığı bir yapı.Maymuna baktırarak 24 yıl işveren destekli iktarda kalan bir adam bile yetistiremeyecek kadar meğolaman Ayçin işverenin (masada ayri dışarda ayrı konuşmalar)aslını bulunca devrimci görünümlü işveren güdümlu Ayçin bitirildi kendi ile işveren işbirliği ile.Hiçbir bedel ödemeden işciye bedel ödeten Ayçini tarih yargılıyacaktır
  • SEFA BEY,yazınızharika ve o kadar da anlamlı ve derınkı:,Bakalım sistemde güdüldüğünü anlayacak,haklarında yapılan haksızlıkları yanlışları farkına varmadan başka yön kanalize edilerek uyanmadan , rüzgara göre uçurtma misali ,ordan oraya savrulduğunu anlayacak kaç kişi varmış sayenızde göreceğiz.Bana göre, anlama yeteneği o kadar az insan varki,katkıda bulunacak değilde sistemin işleyişini deşifre ettiğin için ,ücretli ve emirle komutla talimatla saldır diye talımat alan goygoycular şakşakçılar konuyu yıne saptırarak senın dediğini yapacaklar.insanları konudışına ıtecekler yanı ınsanlara yıne kendi maymunluklarını gösterecekler.bul kareyı al parayı gösterısi yaparken diğer tarafatan malı götürecekler 3 kağıt anlaşılacak olursa başka yöne kanalize edecekler .zamanı geldiğinde bakacaklarkı ortada kalmışlar.Bu sistemin temel kuralı, devamlı konum ortam durum konu değiştirerek ,bukelemanlık yaparak,uyutma sanatını çalışanlar üzerinde uygulayarak köleleştirmeyi kabul ettirmektir.

MAYMUNA BAK MAYMUNA!

öncelikle tüm okurlarımın,havacı dost ve arkadaşlarımın Ramazan bayramını kutlar,tüm sevdiklerinizle beraber neşeli,sağlıklı ve mutlu nice bayramlar dilerim.

Bu hafta sizlere deneyim ve gözlemlerim eşliğinde yaklaşan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler öncesi “kızım sana sesleniyorum gelinim sen işit “misali bir yazı ile seslenmek istedim.  

Ne yazık ki toplumsal bir hastalığımız; vurdumduymazlık ve adam sendeciliğimizdir. Bazen, başarısız olmak çok önemli değildir. Başarısız bile olsanız, başarısızlığı gizlemek için “Maymuna bak Maymuna!!” diyerek bakışları başka tarafa çevirip, kocaman bir ineği bile saklamak mümkündür. Bu taktik, ülkemizde sıklıkla kullanılıp tutan bir uygulamadır.

Bu sistem çerçevesinde güzel ülkemin güzel insanları da, iktidardakileri ( Parti, Sendika, Dernek, Spor Kulübü vb…) aslında sorgulaması gereken konuları unutup, gündem değiştirmek için gösterilen hedefe odaklanıp, maymunun nerden ve nasıl geldiğiyle ilgileniyorlar. Kısaca, saptırılan hedeflere odaklanıp gerçekte nelerin sorgulanması gerektiğini unutuyorlar.

1975 yıllından bu yana bilhassa havacılıktaki( Sadece THY var) sendikal yapıyı çok iyi izlemiş biriyim.

Neler görmedik ki…

Liderlik; sendika, dernek, siyasi parti, spor kulübü gibi kuruluşlarda çok önemlidir. Bizim toplumumuz lider odaklıdır ve önce lidere bakar. Lideri beğenirse, liderin yönetimine kimi alıp almadığını fazla önemsemez.  Bu yanlış yapımız nedeniyle, en demokrat yapılı lider bile bir anda şımarıp, tek adam olarak karşımıza çıkıvermesinin yanı sıra yönetim kadrosunun da lidere biat etmesi yanlışına yol açıyor. Toplumun sadece lideri tanıyıp değerlerine önem vermemesi, “yancı” dediğimiz lidere odaklı hareket eden, onun ağzından konuşan, hiçbir zaman liderini eleştirmeyen liderin altında yer alan kadroların (yönetim kurulu) var olmasına neden oluyor.

Öncelikle sendikal yapıya göz atarken sizler bu sistemin genele uyarlı halini düşünebilirsiniz.

Liderin bu yancıları (yandaşları) sürekli yanında tutabilmesi, ayrı bir strateji gerektiriyor. Liderin mevcut yönetimini elinin altında tutmasının yanı sıra genel kurullarda tekrar oy alarak iktidarda kalabilmek için çalışanlar arasından seçilen temsilcilere de ihtiyaç duyulmakta olduğundan iş yeri temsilcilerini seçtirmeyip atama yoluyla kendi yandaşlarını seçerler. Bana göre yanlış olan bu atama sistemi, işçinin işyeri sorunlarını sendika yönetimine sunması için kullanılacakken tam tersine sendikanın politikalarını topluma sunmakta kullanılır. Sendikalar ellerindeki maddi imkânları toplumun genel menfaatleri için değil devamlı iktidarda kalmak için harcamaya başladıklarında önlerinde kimse duramıyor. Sendika başkan ve yönetimi, temsilcilikler, temsilcilerin gerekli gördükleri yerde para harcama yetkisi(!) nedeniyle temsilcilerin yanında oluşan kankalar ile birlikte büyük bir ağ kurulur.

Bu tür bir oluşumu yıkmak zor değil adeta imkânsızdır.

Karşınızda maddi gücü çok yüksek, harcama yetkileri sınırsız, menfaat ilişkileri ile birbirlerine bağlı bir gruba karşı mücadeleniz, Don Kişot’un kargısı ile yel değirmenlerine karşı saldırısı kadar komiktir. Hele hele bu seçime giren aday veya yönetim iktidarının verdiği güç ve maddi imkânları ile karşınızda yer alırsa şansınız yok denecek kadar azalacaktır. Ne kadar dürüst, etkili, ağzı laf yapan, projeleri olan biri olursanız olun sizi yıpratmak için mevcut yönetimin tüm güçleri seferber olup “maymuna bak maymuna” sistemi ile kendi yanlışları irdelenecekken yeni adaya odaklanılması sağlanır.

Okur kitlemiz genelde havacı olduğundan konuyu sendika, dernek veya vakıf seçimlerine yönelik anlatmaya çalışacağım.

Mesela, işiniz icabı bir kere bile genel müdür veya genel müdürün odasına girmeniz bile onlar için yeterlidir. Hemen mevcut yönetim kadroları, kulak gazetesi aracılığı ile bunu sendika seçimleri öncesinde yayacak ve oy verecek topluluğun içine kurt düşürülecektir. Sizler mevcut yönetimin eksilerini tartışırken bir anda gözlerin yeni adaya odaklanıp gündem değişmesi sağlanmış olup, gelen gideni aratır mantığı ile sendika ağalığına giden sistemin sürdürülmesine istemeden de olsa yön verirsiniz.

İşverenin gücünü arkasına almadan seçim kazanmak için işverenin sendika seçimine hiç müdahil olmaması gerekir. İşveren seçime direk müdahil olmamasına rağmen kendi yönetimini ve yönetimindeki kişilerin alt yöneticilerini kullanmalarını sağlayarak aynı sendikanın yandaş gücü gibi gücü emir komuta zinciri altında sağlarlar.      

  Örneğin; Hava-İş’in son genel kurulunda, THY Yönetiminin baskıcı ve gözdağı içeren gücü kullanılmasa, Sizce sonuç ne olurdu?   Kısaca, güce karşı güç kullanılmıştır.     

Çok uzun süre sendika başkanlığını elinde tutan Atilay Ayçin’in taktiklerinden bir kaçına yer vereyim ki konu tam olarak anlaşılabilsin.

Atilay Ayçin, seçim öncesi yaptığı açık hava toplantılarında, elinde megafonla etkili konuşmalar yapan biri idi. Çok iyi bir konuşmacıdır. Megafon eşliğinde yaptığı etkili konuşmalar, tüylerinizi diken diken edebilir. Onu yakından tanımayan birinin, bu konuşmalar karşısında etkilenmemesi söz konusu bile olamaz. Ancak, bire-bir tartışmalarda zayıf olduğundan, onu hiçbir zaman karşılıklı yapılan bir tartışmada görememişsinizdir. Tartışma yeteneği farklı, konuşmacılık (hatiplik) farklı özelliklerdir. Tartışma yeteneği ile hatipliğin bir arada olduğu lideri ben henüz görmedim. Bu nedenle hatipler TV karşısında canlı yayınlardaki tartışma programlarından kaçınırlar.

Toplumuzda birçok kişi Prompter nedir ve nasıl kullanılır bilmediğinden spikerin veya politikacıların çok iyi konuşma kabiliyeti olduğunu ve hafızasının çok güçlü olduğunu zanneder. Aslında ilgili konuşmayı spikerin veya hatibin(konuşmacının) karsısında olan ve sizlerin görmediği bir ekrana yazıların akıp gitmesini sağlayan bir eleman, kendine verilmiş konuşma metnini klavyesi ile yazarak sadece konuşma yapanın görebileceği ekrana yukarıdan aşağıya doğru yansıtır. Bu eleman konuşma yapanın konuşma hızına göre kendini ayarlar.  Toplum; “vay beeee adama bak ne kadar güzel konuşuyor” “ Hafızası müthiş… Zeki adam belli azizim” diyerek hayranlık duyması sağlanır. Aslına bakacak olursanız, konuşmacı olası bir prompter arızasında eli ayağına dolaşacak ve sefilleri oynayacaktır. Bunun yanı sıra, siyasilerin konuşma metnini kendilerinin yazmadığını söylemek bile gereksiz. 

Bunun gibi bir dolu konuşma hileleri ve algı yönetimi vardır.  

Hiç unutmam; yine bir seçim var ve yine Ayçin aday. Megafon elinde, esip gürlüyor. Bir ara, toplanan kalabalığa dönüp; “Arkadaşlar benim ayda 15 Milyar( 15.000TL) aldığımı söylüyorlar… İşte elimde maaş bordrom, bakın ne yazıyor?” diye bağırır ve bordrosundaki rakamı söylerdi. Bunun gibi bir başka örneklemede ise yine Atilay Ayçin, yine megafon eşliğinde kendini bekleyen topluluğa dönerek, “Benim 350 Mercedes aldığımı söylüyorlar… Bunlar yalancı, bunlar düzenbaz… İşte arabamın anahtarı burada” diyerek, arabasının Mercedes olmadığını ispatlardı.

Tabii ki bizim topluluğumuz oynanan oyunu nereden bilsin. Herkes Atilay Beye iftira atıldığını ve bu şekilde yıpratılmaya çalışıldığını düşünür ve hep birlikte bunları söyleyenlere yuh çekerlerdi. Peki, gerçekten bu tür iddialar var mıydı? Tabii ki Hayır…

Kurgulanan bu oyunla, mevcut yönetim kendi başarısızlıklarının üstüne gidilmesinin önünü kesebilmek için “bize iftira atıyorlar, bize bu iftiraları atanlar, işverenin adamlarıdır” diyerek, gündemi diğer tarafa kaydırırlardı. (Maymuna bak maymuna sistemi)

Bir insan kendi kendine var olmayan bir suçlamayı yapar ve bunu bana söylüyorlar günahımı alıyorlar derse, ülkemiz insanı o suçlamayı kimin yaptığıyla ve doğru olup olmadığıyla ilgilenmez ve mağdur görünenin yanında yer alarak, rakipler töhmet altında bırakılır.  

Son derece etkili konuşmacılığı olan Atilay Ayçin, özel hayatında kibar bir insan olmasına rağmen bu tür açık hava toplantılarında arabanın üstüne çıkarak, rakiplerine; “işveren adamları”  işverene ise ”siyasi iktidarın atadığı vasıfsız yöneticiler” diye seslenerek sert tarzda konuşurdu.  

Topluluklar, kendi yöneticilerine yöneltilen bu tür sert sözcükleri genelde severler.  Meydanlarda yaptığı bu tür konuşmalar bitmesine yakın, bu kez topluluğun içine girmiş gür sesli (başkanın) adamları tarafından; En büyük Başkan, Bizim Başkan!” söylemi haykırılır ve topluluğun hep bir ağızdan aynı nakarat eşliğinde haykırmaları sağlanırdı.

 Bir başka örnek ise; kendisinin yaptığı faaliyetlere karşı muhalefet yapan ve gerçekten haklılık payı olan adayların önünü kesmek için ise, farklı bir taktik uygulanırdı. Kendine rakip olanların, işveren tarafından çıkarıldığını ve toplumu çok büyük bir tehlikenin beklediğini ve bu nedenle işveren ve işverenin adamlarının birlikte olduklarını ve sendikanın ve dolayısıyla toplumun büyük bir tehlike altında olduğu iddia edilirdi.

Yapay olarak oluşturulan bu gerçek dışı  algı ile, gelecekte toplumu çok büyük bir tehlikenin beklediğini söyleyerek muhalefet yapan insanları öcü gibi gösterebilirsiniz.

Bu algı yönetimi, insanları doğal olarak gösterilen hedefe doğru yönlendirecek ve yönetimin başarısızlığı ikinci plana geçecektir. Bu algı sistemi siyasi arenada da sıklıkla kullanılmaktadır. Gündem değiştiriciler ve algı yöneticiler her zaman liderin yanında görev yaparlar.

Gelelim bizlere;     

Yine güzel ülkemin, güzel insanları olarak maalesef sorgulamayı bilmiyoruz. Ufak ayrıntılarla uğraşırken devam eden yanlışın büyüklüğünü seçemiyoruz. Hesap vermesi gerekene hesap soracağımıza, hesap sormaya gidenin önünü istemeden kesiyoruz.

 Türk halkının yapısını ve nelere önem verdiğini iyi bilenler bunu biraz da duygusal açıya yaydıklarında başarıya giden yolda büyük bir avantaj sağlıyorlar.

Ülkemiz insanları genelde yumuşak yapılı, merhametli, yokluklara ve baskılara alışkın yapılıdırlar. Kendilerine yapılan yanlışları protesto edeceklerine içine atar ve daha da kötüsü olabilirdi mantığının arkasına sığınarak Allah'a şükür” diyerek, kalender bir yapı sergilerler. Gelenin gideni aratacağına yönelik kuşkularımız vardır. Bu da iktidardakilerin işine gelir ve ellerindeki maddi olanakları rakibine karşı kullanarak ipi göğüslerler.

Bu nedenle, sıklıkla yazılarımda; gücü elinde tutanın, seçim kaybetmesi çok zordur derim. Muhalefet olduğunuzda, yönetimde olanlar tarafından; sizin işveren veya bir başkaları tarafından desteklendiğinizi söylenecek ve sizler, söylenen tarafa, yani, maymuna bakarken birileri elindeki maddi güç ve yandaşları ile ipi göğüsleyecektir.

Gelelim işveren destekli sendikal yapıya;

Bir şekilde seçilmiş sendika yönetimleri, işçiyle birlikte hareket edemez ve kendilerinin de zamanında işçi olduklarını unutup, sırça köşklerinde sendikacılık yapmaya devam ettiklerinde gittikçe işçiden kopacak ve mecburen işverenle sıcak ilişkiler kuracaktır. 

İşte o anda sarı sendikacılık başlamıştır.

Bu sistem toplu iş sözleşmelerinde nasıl çalışır;

Toplu iş sözleşmeleri görüşmelerinde işveren, çalışanlarına vereceği maksimum ücreti önceden sendikaya söyler ve sendika yönetimi ile işverenin o dönemde vereceği maksimum zam oranının işçiye söylenmemesi için anlaşırlar. İşveren önerisi olarak, işçilere işverenin verebileceği maksimum ücret değil ayrı bir rakam veya yüzde sunulur. İşçi ve sendika tabii ki birlikte bu rakama veya orana itiraz ederler.

Tiyatro başlamıştır.

Birlikte ve birlikle başaracağız sözcükleri eşliğinde işçi sendikanın yanına çekilir ve sözde mücadele başlar. İşverenin sendikaya teklif ettiği %5 zam sendikanın isteği doğrultusunda işveren tarafından çalışanlara %3 olarak aksettirilmesi sağlanır. İşçi ve sendika birlikte bu rakama birlikte tepki koyarlar. Toplu iş sözleşmesinin normal süreci olan 4 aylık zaman diliminde sözde kavga devam ettirilerek toplu iş sözleşmesi son dakikaya kadar imzalanmaz. Bağırıp, çağırmalar, küfürler havada uçuşur. Yürüyüşler düzenlenir. Medya ayağa kaldırılır. 

Sonuçta; sendika işverenin verdiği teklifin üstünde zam aldığını iddia ederken aslında işverenin 4 ay önce teklif ettiği rakam işverenin ise sendikanızla anlaştık diyerek topu taca atar.  İşveren ise 4 ay önce vereceği rakamı 4 ay sonra verdiğinden faizden nemalanmış olur.

Kısaca; 4 aylık sözde mücadele sonrasında işverenin ilk sunduğu rakam veya yüzdelik oran hiç artış gösterilmeksizin 4 ay sonra alınmış ve işçiyiz güçlüyüz nakaratları ile sözleşme imzalanmıştır.

Yukarıda yazdığım bu tür basit oyunlar sadece sendikalarda oynanmaz. Siyasi arenada da gücü elinde tutan iktidar partileri tarafından da Maymuna bak maymuna sisteminin uygulandığını ve kendi yaptıkları bir dolu yanlışı unutturma yoluna giderek yeni seçimde “pür-i pak” bir şekilde karşımıza çıkmaya çalıştıklarını gözlemleyebilirsiniz. 

MAYMUNA BAK MAYMUNA!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (13)

Teknisyen ~ 4 yıl önce
Bravo Sefa Reyiz, yine güzel bir yazı çıkarmışsın ortaya. Özellikle "Ülkemiz insanları genelde yumuşak yapılı, merhametli, yokluklara ve baskılara alışkın yapılıdırlar. Kendilerine yapılan yanlışları protesto edeceklerine içine atar ve daha da kötüsü olabilirdi mantığının arkasına sığınarak ”Allah'a şükür” diyerek, kalender bir yapı sergilerler. Gelenin gideni aratacağına yönelik kuşkularımız vardır. Bu da iktidardakilerin işine gelir ve ellerindeki maddi olanakları rakibine karşı kullanarak ipi göğüslerler." tespitinin doğruluğuna katılmamak elde değil, zira aynı düşüncelere sahip olduğumu daha yenice yaptığımız Habom-Teknik tartışmasında arkadaşlarıma dile getirmiştim. İlk işe giren Habom'cu arkadaşları 7 ay bekleterek onların dirençlerini neredeyse çökerten şirket politikası yine habom personelinin "dışarıda daha kötüleri var, buna da şükür." felsefeleri yüzünden müthiş bir başarıya ulaşmıştır ki bu yüzden yaklaşık 3 yıldır inanılmaz sömürülmekteler ve sömürülmeye devam edecekler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
pluton ~ 4 yıl önce
sefa bey merhaba, Türkiye'deki lidere tapma ayinine dönen bir kandırmaca demokrasinin, kapitalist düzende ve doğu toplumlarında birey olamayışın sıkıntılarını ve iktidar ilişkilerini güzel analiz etmişsiniz ( görünen köy aslında kılavuz istemez ). yalnız bunu yaparken kişileri zan altında bırakacak şekilde "dışarıda aslan, içeride kedi" mottosunu, Ayçin nezninde itham ederken, biraz ileri gitmiş olmuyor musunuz ? eski hava-iş yönetimi bu anlayışta olsaydı, gerek HABOM kurulurken gerekse 301 davasında sendikal grev hakkı engellemesine karşı, greve gitmeyi göze alır mıydı ? HABOM meselesinde işveren ile anlaşmaması, sonraki gelişmeler farklı bir konu, bu örneği verirken sadece söylem ile pratiğin çelişmediğini vurgulamak istedim. Eleştiri kültürü, hayata eleştirel bakmak yaşamın ayrılmaz bir vizyon ilkesidir, yalnız somut ispatlar olmadan sırf "ben bunların ciğerini bilirim" diyerek, yapıcı eleştiri yerine, kişileri hedef alarak itibarsızlaştırmak eleştiri kültürünün neresine sığıyor ?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Pluton'a ~ 4 yıl önce
Sevgili Pluton; bu köşe yazım yaşadıklarım ve bildiklerimin %10 unu kapsıyor. Sizin tüm suallerinize cevap verebilirim. Ancak bu bir köşe yazısına sığmaz. Burada kişilere hakaret etmedim sadece siyaset tarzlarını yazdım.Bu tarz sadece hava iş in eski yönetimine değil Ayçin den daha eskilere dayanıyor. Bu konuda daha çok bilgilenmek isterseniz ben konuşmayı çok seven biriyim saatlerce konuşabiliriz. Hava-İş in neden greve gitmek zorunda olduğunu da size açıklayabilirim. Bildiğiniz üzere grev aşamasında sendikal yapı zarar görmesin diye sendikadan yana tavır almıştım. Aslında konu mevcut siyasilerin kullandığı aynı sistemi okurlara anlatabilmek ve bu sistemi anında anlayabilmelerini sağlamaktı. Malum havacılık sitesi olduğundan konuyu sendikacılıkla bağladım. Kaliteli yapılan her eleştiriye açık biri olduğumdan size buradan cevap yazmak gereği duydum. Bir gün umarım bu konuları masaya yatırıp detaylı konuşuruz.
OS ~ 4 yıl önce
Sayın İnan, THY VE THY TEKNİK AŞ persönelinden 2003 yılı sonrası, Cemaatda bağlılıklarından dolayı haklarından vaz geçerek sendikaya karşı söylemleri ile gündem yaratmaya çalışıyorlardı. Thy Teknik Aş'de cemaat yapılınmasına yönetimide sıcak bakması ile delege seçimlerinde büyük baskılar sonucu hakkını arayan delegelere işden çıkarma tehdi ile baskı yapılmış olup, Genel müdür bizaat kendisi takip ederek baskısını açıkca ortaya koymuşdur. Kendi çikarları için toplum zarar veren bu yöneticileri tarih herzaman sorgulamakdadır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 4 yıl önce
Iyi bayramlar Sefa bey, iyi bayramlar değerli yorumcular... Ülkenin dertlerinin bitmeyeceği gibi, havacılık sektörünün de dertleri hayatta bitmez. Daha da artar. Dün başpilottan şikayetçi olanlar, hala şikayetçi, dün gnl. Md şikayetçi olanlarda şikayetlerini sürdürmekte. Bırakın da bu sorunlara biraz mola verip düşünmek için güç toplansın. Bayramda iyice dinlenmenizi umuyor, herkesin Bayramı'nı tekrar kutlarım. Sağlıcakla kalın...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Eski bir tanıdık ~ 4 yıl önce
Sayın İnan, THK konusunda siz neden bir şeyler yazmıyorsunuz. Bildiğiniz hiç bir şey yokmu? Neden kötü gidişe bir "DUR" demiyorsunuz. Ya da bizler yanlı ve yanlış düşünüyorsak, neden bizleri ikaz etmiyorsunuz. Sağlıkla kalınız. Selamlar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
uted ~ 4 yıl önce
konunun uzmanı olarak çok güzel açıklamışsınız. kaç dönemdi uted başkanlığınız...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Android Uygulaması ~ 4 yıl önce
Sen rant carkinin disinda kaldigin icin bunlari yaziyorsun icinde olduklarini yaz da gorelim. Mesela neden yeni sendika yonetimine hic laf etmiyorsun aycine demedigini birakmazken simdi bunlarin yanlislarini neden gormezden geliyorsun. Cok mu basarililar yoksa bi beklentin mi var!!!

Yanıtla

Kalan karakter 1000
bumu ~ 4 yıl önce
Bu yazıdan sen sadece bunu mu anladın kardeş.
angudroid ~ 4 yıl önce
arkadaşım sen bu yazıyı anlamamışsınkı böyle yorum yapıyorsun.sefa bey doğruyu yazıyor ama anlayana tabıkı.sen daha sendıkalarla oynandığının farkında değilsın.sürekli gündem değiştirdiklerinden döndürdükleri dolapları göremediğin belli.sefabeyde yukardakı yazıda bunu anlatıyor.siz sendikaları tek çatıda toplansın ve yönetimide thy elinde olsun ozaman vah akılsız kafamız dıyeceksınız.bılgısızlık bu kadar açık.birlik olamıyorsunuz.başta yanlışa karşı anca ondan bundan beklıyorsun.hadi bakalım sendika yönetimine birşeyler yazında madem bılıyorsun yanlışlarını yazda onlarda karşılarında kımler varmış görsunler.hazıra konmak hep.eskıden gelen gelenek hacıvat karagöz oynatıyorlar sizde seyrediyorsunuz.oysa perde arkasındakılerı düşünsen senın cebını boşaltıp beynını istedikleri gıbı yönlendırdıklerını anlamıyacak kadar boşsunuz hep hazırcılık var sizde.yazıyı oku bır kavra sonra ınsanlara katkın olacak yazını yaz.bılmeden yakıştırma yapmak yakışmaz kardeş.yiğidi öldür hakkını ver.kardeş.
İşte Türkiye ~ 4 yıl önce
Sadece seçim için geçerli olmayan Türkiye'nin gerçeğini ortaya koyan bir yazı. Özel sektör dışında kamu kurum ve kuruluşlarının gerçeği siyasi düzene uyum ve yandaşlıktır. Karakterini ortaya koyarsan kaybedersin. Zor zamanında insanlardan uzaklaşan iyi zamanında ise yakınlık kurmaya çalışan samimiyetsiz bir toplum haline geldiğimiz gibi gitgide daha da kötüleşiyoruz. Bazen düşünürüm insanlar gerçekten mi bu kadar kötü diye. Fakat daha sonra zamanla gözlemledim ki insanlar ortama uyum sağlamak ve kendilerini idame ettirmek için böyle davranıyorlar. Toplulumumuzca aman boşver karakter de neymiş, yalaka ol, yandaş ol bir şekilde bir yerlere gel mevcut düzen değiştiği zaman da ona uyum sağlarsın şeklinde bir yapı maalesef ki büyük çoğunluğu oluşturmaktadır. Kurtuluşumuz aynı Sefa Bey'in belirttiği gibi bu tarz numara ve oyunlara ses çıkartabilmektir. Fakat bunu yapabilmek için lazım olan sağlam karakterdir. Ancak sağlam karakterli bir bütün olarak bu gerçeklere ses çıkartabiliriz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Çağlar ~ 4 yıl önce
Herkese emekten yana barış ve huzur dolu bayramlar.Herşeye rağmen sınıf ve kitle sendikacılığının temeli seçim (tabiki her secim demokratik değildir) temsilcilerini çalışanların seçtiği ve görevden aldığı bir yapı.Maymuna baktırarak 24 yıl işveren destekli iktarda kalan bir adam bile yetistiremeyecek kadar meğolaman Ayçin işverenin (masada ayri dışarda ayrı konuşmalar)aslını bulunca devrimci görünümlü işveren güdümlu Ayçin bitirildi kendi ile işveren işbirliği ile.Hiçbir bedel ödemeden işciye bedel ödeten Ayçini tarih yargılıyacaktır

Yanıtla

Kalan karakter 1000
pilotxx ~ 4 yıl önce
SEFA BEY,yazınızharika ve o kadar da anlamlı ve derınkı:,Bakalım sistemde güdüldüğünü anlayacak,haklarında yapılan haksızlıkları yanlışları farkına varmadan başka yön kanalize edilerek uyanmadan , rüzgara göre uçurtma misali ,ordan oraya savrulduğunu anlayacak kaç kişi varmış sayenızde göreceğiz.Bana göre, anlama yeteneği o kadar az insan varki,katkıda bulunacak değilde sistemin işleyişini deşifre ettiğin için ,ücretli ve emirle komutla talimatla saldır diye talımat alan goygoycular şakşakçılar konuyu yıne saptırarak senın dediğini yapacaklar.insanları konudışına ıtecekler yanı ınsanlara yıne kendi maymunluklarını gösterecekler.bul kareyı al parayı gösterısi yaparken diğer tarafatan malı götürecekler 3 kağıt anlaşılacak olursa başka yöne kanalize edecekler .zamanı geldiğinde bakacaklarkı ortada kalmışlar.Bu sistemin temel kuralı, devamlı konum ortam durum konu değiştirerek ,bukelemanlık yaparak,uyutma sanatını çalışanlar üzerinde uygulayarak köleleştirmeyi kabul ettirmektir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000