21 Şubat 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Hepar hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum.
  • Tarih: 26 / 08 / 2007- Kullanıcı Profili : A . E . Bahadır (Ali Gülçiçek,Engin Barutçu Bahadır Altan)...“İçimizdeki Darbe ve Takkiye/Munzur Gülapuşağı” ...“İçimizdeki Darbe ve Takkiye/Munzur Gülapuşağı”...''Sosyalist Mezapotamya'...'başlığı ile bir yazı var...Ateş Hırsızı İsimli bir sitede...Hava İş 2007 yönetim Kurulu üyesi Engin Barutçu...Hava İş Personeli Munzur Pekgüleç...Hava İş Temsilcisi Bahadır Altan...Ve 2007 de Mevcut Yapıya muhalif olduğunu zanneden Ali Gülçiçek ile beraberler...Ağustos Ayının o günlerinde Hava İş Üyeleri Tekniği ile Thy sinin Tamamı ile tüm çalışanşlar burzuvazinin tehdidi altında.Ve bu isimler nerelerde ve bu gün gelinen noktanın açıkça belge3,5 aylık muhalefet diyenlere bakın.Başlığ
  • Sefa bey, dünkü Sözcü Gazetesinin baş makalesinde okudum Alman Filozofu Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900) demişki "Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgürbir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder! Cahil toplumda seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini ellerinden alanlardır. Kıssadan hisse olurmu bilmiyorum
  • İsteyen istediğini aldıktan sonra bugün bunları konuşmak kim kaybetti?hala düşmanlar geçen kayıp yıllar ne güzel günlerdi o günler ağbeylerimiz vardı en azından hayır diyen

MAYMUNA BAK MAYMUNA..!

Sizlere bu yazımda; şimdiye kadar yazdığım konuların dışında, ama günlük yaşamımızın içinde yer alan, dudaklarınızda bir gülümseme yaratıp düşündürecek, toplumumuzun seçme ve seçilme haklarını nasıl değerlendirdiklerini anlatan, yaşanmış, kıssadan hisse çıkaracağınız bir anımı aktararak, THY’de örgütlenmiş Dernek, Vakıf ve Sendika seçimlerine yönelik atıfta bulunmaya çalışacağım.

Eğer bu örgütlerden birinde yönetici iseniz, istemeseniz bile  üyeler sizi vakıf-sendika seçimlerinde aday olmanızı ve delege olarak sorunlarını anlatmanızı isterler. Ancak, vakıf ve sendikaların genel kurullarına katılabilmek için, işyerlerinde önce delegeler seçilir ve seçilen bu delegelere  genel kurullarda söz hakkı verilebilir. Bu nedenle dernek başkanı bile olsanız, genel kurulda oy kullanabilmek ve konuşabilmek için delege sıfatı taşımanız şarttır.

Halkımızın ve çalışan kesimin bu tür konularda yeterli bilgi sahibi olmaması ve ilgi göstermemesi nedeniyle, onları oy torbası gibi gören, işi bilen kişilerin yemi yapmaktadır. Dikkat ederseniz; aday listesinde en çok üstü çizilerek saf dışı bırakılan kişiler, genelde o örgütün en önemli ve tanınmış kişileridir.(Siyasi partiler, futbol klupleri listelerine bakınız.)  Bu kişilerin adlarını çizerek aday olmamasını sağlamaya çalışan çıkar odakları, bu kişileri yalan-yanlış dedikodularla yıpratır ve o kişileri tu-kaka ilan ettirdikten sonra, saf dışı bırakma işlemine başlarlar. Bu başkasından etkilenerek karalama kampanyasına katılan kişiler, listede üstünü çizdikleri kişiyi tanımazlar bile. Onlar konuya hakim olmadıklarından, arkadaşlarının ve konu komşunun etkisi altında kalarak, “demokratik(!)” haklarını kullanırlar.

Bu nedenle, yönetim listelerini yapanlar, genelde tanınmamış isimleri listelerine alıp, adlarının çizilmeden kazanmasına odaklanırlar. Listenin başını çeken kişiler genelde tanınmış olduklarından, hemen göze çarpar ve diğer grubun, asılsız karalamalarına maruz kalıp adları çizildiğinden en az oyu alırlar. Neden mi dersiniz? Çünkü bu adlarının çizilmesi istenen kişiler, genel kurulda delege olurlarsa, diğer yarışacak grubun başına bela olacakları düşünülüp, daha baştan önleri kesilip saf dışı bırakılmaları gerekmektedir.  Bu Ali-Cengiz oyunları, sadece dernek-vakıf-sendika vb gibi yerlerde değil, genel seçimlerde de bir başka versiyonu ile aynen oynanmaktadır.

Bu oyunlara düşmek istemeyen kişilerin yapacağı tek şey, önce gelişmeleri bilinçli izlemek ve maddi manevi etki altında kalmadan kendi özgür iradeleri ile oy kullanmalarıdır.

Bu tür Ali-Cengiz oyunlarını, profesyonel yönetimi olan sendikalar ve siyasi partiler sıklıkla uygularlar. Kendilerine karşıt  listedeki kişileri; önce, bireysel yıpratmaya çalışır ve daha sonra da bu kişilerin; işveren veya bir başka odaktan yönlendirildiklerini ve sarı sendikacılık yapmak için göreve gelmeye çalıştıklarını, insanların kulaklarına fısıldarlar.

Gelelim oy torbası olarak görülen halkımıza;  Halkımız veya çalışanlar, iktidara gelmek isteyen yeni yapılanmalara her zaman ölçülü yaklaşır ve mevcut iktidarın yanlışlarını ve eksikliklerini araştıracağına, bu yeni oluşumun neden aday olduğuna odaklanır/odaklandırılır. Böylece, gündem değiştirilmiş ve seçmenler görevdeki grubun iktidar süresindeki yanlışlarını sorgulamak yerine, bu yeni gelen sözde tehlikeye yönlenmiş olur. Bu sistemin adı “Maymuna bak Maymuna!” sistemidir.

“Maymuna bak Maymuna...!” diyerek, bakışlar (gündem) başka yöne çevirilip, kocaman ineği saklamak olanaklıdır. Bu taktik, ülkemizde her zaman yapılan ve ne yazık ki geçerli olan bir uygulama olarak, her zaman ve sıklıkla kullanılmaktadır.

Ülkemin güzel insanları da iktidardakini sorgulaması gerekirken, maymunun nerden ve nasıl geldiğiyle ilgileniyorlar. Yani kısaca hedefi şaşırıyorlar. Halbuki genel kurulda önce iktidardakinin ne yapıp neleri yap(a)madığı sorgulanmalı ve maddi kaynakların nerelere kullanıldığı araştırılmalıdır.

Halkımızın, çalışanların çoğunun oy verme kültürü geliş(e)memiştir. Ülke veya işyerindeki gelişmeleri bardağın her iki tarafından bakarak irdeleyemeyenlerin, ağzı laf yapan bir arkadaşının veya yakınının etkisi altına girmesi doğaldır. Bilinçsizce, etki altında kalınarak kullanılan bu oylara, sersem oy denir. Bu sersem oylar o kadar çoktur ki,  sadece sersem oyları alarak iktidara tek başına gelebilmek bile olanaklıdır. Bu nedenle seçime giren gruplar bilinçli bir kitleden çok, sersem oyların peşinde koşarlar.  Bu sersem oyları alabilmenin koşulları arasında, arkadaşlık, maddi veya manevi çıkarlar çok önemli yer tutar. Özellikle, maddi çıkarlar iktidardaki grup tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. İktidardaki grubu yenmek çok zordur. Çünkü; gücü elinde tutanın tüm maddi olanaklarını kullanması olanaklı iken karşıt grubun kendi bireysel güçleri ile bu mücadeleyi sürdürmesi iddalı bir maça 2-0 yenik başlamakla eşdeğerdir. 
 
Halkımız da bu tür kuruluşların üyeleri de, seçtikleri yönetimleri denetlemezler. Onlar için önemli olan, öyle veya böyle ödemek durumunda kaldığı vergi veya üyelik aidatlarıdır. Verdikleri  zorunlu aidat veya vergi, kaçınılmaz ve kendilerine geri dönmeyecekse; “bana ne” ci yapıları gereği vergi veya aidatın nereye gittiği, kendilerine geri dönme olasılığı olmadığından her nedense önemsenmez.

Bu yapıyı iyi bilen ahlak yapısı düşük kurnazlar, bu toplumun veya üyenin parasını rahatlıkla harcar ve genel kurullarda da maalesef rahatlıkla ibra olurlar. Bu nedenle, başkan koltukları bir türlü bırakılmaz hatta bıraktırılmaz. Çünkü, başkan koltuğunu kendi iradesi doğrultusunda bırakmaya karar verse bile, sistemden nemalanan diğer yancılar, başkanı mutlaka yeniden aday olmaya zorlarlar.   
 
Sizleri daha fazla sıkmadan, hemen, gülümsemenizi sağlamaya söz verdiğim anıma döneyim;
2003 veya 2004 yıllarıydı sanıyorum. THY Sosyal Yardım Vakfı’nın işyeri delege seçimleri sırasında THY Tekniğe gelmişti. Ben ve TALTA Derneğinin o zamanki başkanı Nabi Delice arkadaşımızla her zamanki gibi üye baskılarına maruz kalarak, delege listesi yapmak zorunda kaldık. Tüm THY Tekniği temsil etmesini arzu ettiğimiz için, işçisinden memuruna-memurundan teknisyenine ve mühendisine kadar tüm mesleki gruplardan listeye isimler yazdık.

THY Teknik’te bizden başka liste yapan olmadığından, listeyi asil-yedek isimleri ayrı ayrı yazarak çekirdek kadromuzun bu çizik olayları ile yıpranmasını önlemek istedik. Seçim, motor atölyesinin teknisyen dinlenme bölümünde yapılıyordu

Oy kullanmak için listelerin olduğu yere gittiğimde, ne göreyim?

Bir grup yeni teknisyen, ellerinde belirli isimlerin yazılı olduğu bir kağıt almışlar, yayınlanmış aday liste ile kendi ellerindeki şablonu karşılaştırıp,  bu kişilerin isimlerini çizerek onları genel kurula sokmamaya çalışıyorlar.

Yavaşça yanlarına yanaştım;
-Merhaba gençler, ne yapıyorsunuz?
-Merhaba abi,  vakıf seçimi var ya, onun için oy kullanacağız. Listedeki arkadaşlara bakıyoruz…
-Tamam arkadaşlar, çok güzel de, bazılarını neden hepiniz birlikte çizmişsiniz?
-Abi, bu çizdiklerimiz, yaramaz adamlarmış. Eski abilerimiz çizmemizi söyledi, biz de çiziyoruz... Sen de çiz abi...
-Peki, diyerek, ben de listeyi aldım ve onların bakışları arasında çizdiği tüm isimlerin aynısını ben de çizerek beraberce sandığa  ilerledik ve oyumuzu attık.

Sonra, çalıştığım yerde masamda otururken, Nabi Delice arkadaşım büyük bir hışımla odama girerek; “Sefa Başkan, sen UTED üyelerine benim adımı çizdirtiyormuşsun. Bu sana yakışır mı?” diyerek, sitemde bulundu. Ben de, kesinlikle böyle bir şey yaptırtmadığımı ve aynı konunun bana da Nabi Delice’nin TALTA ekibi senin adını çizdiriyor, diyerek aksettirildiğini söyledim. Tabii ki o da bunu inkar etti. Sonuçta; Nabi bey ve ben listenin başındayken en sonuna düştük. Bu arada Nabi bey benden daha popülermiş ki, çizilme rekorunu elde ederek listenin en sonuna yerleşti.

Aradan 2-3 gün geçti ve benimle beraber listelere çizik atan yeni teknisyenler beni işyerine gelirken gördüler ve yanıma geldiler.

-Abi, sen Sefa İnan mısın?
-Evet benim!
-Tamam da abi, sen bizimle beraber kendi adını listede çizerek, listeyi sandığa attın bu ne iş?
-Eeeee, çocuklar! Madem beni tanımıyordunuz, neden yargısız infaz ederek, tu-kaka ilan edip ismimi çizdiniz?
-Tamam da abi, biz bir yanlış yaptık diyelim. İnsan kendi kendini çizer mi?
-Çocuklar; Böyle bilinçsizce oy kullanan üyelerin seçtiği kişi olsam ne olur, olmasam ne olur? Ayrıca, listede asil ve yedekler ayrı ayrı belirtilmişti. Dolayısiyle size bunların adlarını çizin diyen kişinin bilgisizliği olsa gerek ki, tek liste olup  asil ve yedekli hazırlanmış listelerde, asil üyeyi herkes çizse bile, yedekten bir kişi yukarıya çıkamaz.”  Bu nedenle; sizin istediğiniz olsun diye, ben de kendi adımı çizdim dediğimde, biri birilerinin yüzüne bakarak mahçup bir şekilde yanımdan ayrıldılar .

Evet, sonuçta Nabi Delice arkadaşım ve ben, yani  listeyi hazırlayan ve liste başında yer alan iki dernek başkanı, TALTA’nın beni, UTED’in ise Nabi Delice arkadaşımızı çizmeleri nedeniyle sondan birinci ve ikinci olmuştuk.

Demokratik hak olan seçme ve seçilme haklarını bu tür yönlendirmelerle, çıkarları için kullanan/kullandırtan toplum yapısı, ülkemizde yazık ki çoğunluktadır. Bu tür bilinçsizce kullanılan katakulli oylarla başa geleceğinize bilinçli oy kullanan azınlığın oyları ile sona düşmeye değer diye düşünüyorum.

NOT/ 19 Şubat 2011 tarihinde yapılan 27.dönem UTED olağan genel kurulunda seçilen başkan ve yönetimi kutlar başarılar dilerim.

MAYMUNA BAK MAYMUNA..!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (6)

Misafir ~ 6 yıl önce
Hepar hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Tarih: 26 / 08 / 2007- Kullanıcı Profili : A . E . Bahadır (Ali Gülçiçek,Engin Barutçu Bahadır Altan)...“İçimizdeki Darbe ve Takkiye/Munzur Gülapuşağı” ...“İçimizdeki Darbe ve Takkiye/Munzur Gülapuşağı”...''Sosyalist Mezapotamya'...'başlığı ile bir yazı var...Ateş Hırsızı İsimli bir sitede...Hava İş 2007 yönetim Kurulu üyesi Engin Barutçu...Hava İş Personeli Munzur Pekgüleç...Hava İş Temsilcisi Bahadır Altan...Ve 2007 de Mevcut Yapıya muhalif olduğunu zanneden Ali Gülçiçek ile beraberler...Ağustos Ayının o günlerinde Hava İş Üyeleri Tekniği ile Thy sinin Tamamı ile tüm çalışanşlar burzuvazinin tehdidi altında.Ve bu isimler nerelerde ve bu gün gelinen noktanın açıkça belge3,5 aylık muhalefet diyenlere bakın.Başlığ

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Sefa bey, dünkü Sözcü Gazetesinin baş makalesinde okudum Alman Filozofu Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900) demişki "Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi hiçbir zaman özgürbir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder! Cahil toplumda seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini ellerinden alanlardır. Kıssadan hisse olurmu bilmiyorum

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
İsteyen istediğini aldıktan sonra bugün bunları konuşmak kim kaybetti?hala düşmanlar geçen kayıp yıllar ne güzel günlerdi o günler ağbeylerimiz vardı en azından hayır diyen

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000