02 Kasım 2008, Pazar
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Makro krizden mikro kurtuluşlara!(2)

Geniş açılı bir objektifle baktığımızda, plansızlık, disiplinsizlik, kural tanımazlık geninden kurtulmamız için nasıl bir mucize bekleniyorsa dünyanın ekonomik krizden kurtulması için de öyle büyük bir mucizeye ihtiyaç var gibi görünüyor. Mucize olumlu beklentileri yansıtan bir sözcük… İşin felsefesine baktığımızda kimine göre mucize olan kurtuluşlar kimine göre kâbusa dönüşebilir. Tıpkı savaşlar gibi. Tarih bu anlamda sayısız gerçeklerle dolu. Nitekim, birileri fetihler yapıyor, büyüyor, zenginleşiyor, egemenlik alanları genişliyor. Birileri kaybediyor, fakirleşiyor, küçülüyor, hatta yok oluyor.

Dünyadaki her türlü dengeleri oynatacağını düşündüğüm bu krizle ilgili kehanetim oldukça karamsar. Çünkü, ortam savaşlara uygun hale getirildi. Ekonomik gerginlik tüm yansımalarıyla toplumların tüm katmanlarına hızla yayılıyor. Bir yandan da sosyal dokulardaki yaralar deşiliyor… Bu da her türlü silah üreticilerinin ekmeklerine katmerli bal kaymak sürmek demek… Buz dağının altı çok derin. Gelelim buz dağının üstüne:
Evet olmayan paralar harcandı. Hem şahıslar, hem şirketler, hem devletler rüya aleminden kabusların içine düştüler. Karabasanlar bastı cihanı… En basitinden bankaların, zorla, köşebaşlarında dağıttıkları kredi kartlarının borçları nasıl geri dönecek? Kaç aile bu acıları yaşayacak? 

Genç işsizler ordusu büyüdükçe büyüyor. Nitekim, Türkiye’deki genç işsizliğine dikkat çeken Dünya Bankası raporunda, “Gençlerin yaklaşık % 40’ı ne okula gidiyor ne de çalışıyor. Gençlerde işsizlik oranı endişe kaynağı” deniliyor. (1)

Türkiye’de genç nüfusun sadece yaklaşık % 30’unun istihdam edildiği vurgulayan raporda, bu oranın AB ortalamalarının oldukça altında olduğuna işaret ediliyor. Büyük genç nüfusun bir potansiyel olduğu ancak bunun faydalarından yararlanmak için ülkenin, gençlerine yatırım yapması gerektiği vurgulanan rapor şöyle devam ediyor:

“Günümüzdeki büyük genç nüfus grubu yarının işgücü piyasasında ve toplumda yerini bulamazsa, riskler de büyüyecektir. Bu demografik profilin potansiyel dezavantajı da oldukça önemlidir. Eğer Türkiye gençlerini çalışma dünyasına iyi hazırlamazsa ve işgücü piyasası da bu gençler için daha fazla iş yaratmazsa, büyük genç nüfus grubu sosyal ve ekonomik baskı ve gerilim kaynağı haline gelecektir.”

Raporda ayrıca şu saptamalar ve görüşler de var:

     -Gençlerin yaklaşık % 40’ı ne okula gidiyor ne de çalışıyor…
     -Türkiye Avrupa’daki ve OECD içerisindeki daha yüksek gelirli ülkelere yakınlaşma doğrultusunda yoluna devam etmek istiyorsa ekonomik stratejisini düşük maliyetler üzerine dayandıramaz.
     -Genç nüfustaki işsizlik ülkedeki genel oranın iki katından fazla.
     -Türkiye’deki gençlerin faal olmama oranları ‘endişe kaynağı’

Üstelik gelişen teknoloji nitelikli işgücünü öne çıkarıyor. Benzer tablo tüm az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için geçerli. Dolayısıyla işler giderek zorlaşıyor. Çünkü sosyal dokular karıştırılıyor. Fakirlik zeminleri kayganlaştırıyor. Güvenlik en önemli sorun olarak başköşeye oturuyor. Terör-savaş-ekonomik kriz sarmalı yüzünden can ve mal güvenliği küresel bir sorun haline geliyor. İşte maalesef resim böyle… Bu resim mikro sistemlerin tamamında etkin. Örneğin, havayolu yolcu terminalleri de bunlardan biri. Yolcu terminallerindeki mikro sistemlerden biri de bilet ve bagaj işlemleri.

Havacılıkta e-çözümler; mikro sistemleri zorlayacak mı?

Bireyin kurumların, tesislerin, sistemlerin güvenlik ve emniyeti artık çağın konusu. Havacılık bildiğiniz gibi emniyet ve güvenlik önlemlerinin, kurallara dayandırılarak, en sıkı ve ciddi tutulduğu sektördür. Hani derler ya: “bin önlem aldın, aklına bin birincisi geliyorsa onu da al.” Havacılık da binbir önlemin bir arada alındığı bir faaliyet alanıdır.

Sektördeki hızlı otomasyon ile güvenlik önlemleri arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Bu ilişki binaların yapısını ve mimarisini de etkilemektedir. Bu nedenle yolcu terminallerinin işleyişini değiştirecek olan e-hizmetlere dikkat çekmek istiyorum.

Göz teması olmadan internet üzerinden rezervasyon yapmaya bilet almaya alıştık. Bu yolla havayolları büyük ölçüde tasarruf sağladılar. Biletleme fonksiyonun acenteler ve satış ofisi cephesi dağıldı. Sektörde bu alanda istihdam ihtiyacı azaldı.

Şimdi kendi kendine check-in (online check-in) giderek yaygınlaşıyor. Yolcu terminaline gelmeden check-in yapılabiliyor. Ancak bagaj meselesi henüz tam olarak çözülmüş değil. Yolcu biniş kartını alsa da bagaj sorununu yine görevli ile halletmek durumunda.

Yolcu hizmetlerinde on-line sistemlerin öncülerinden olan KLM Amsterdam Schiphol Terminal 2’de bagaj check-in için kurduğu sistemi denemeye Temmuz 2008’de başladı. Yeni uygulama ile check-in süresinin çok kısalması bekleniyor. Hem de terminallerde bilet ve bagaj check-in için ayrılan yerden de tasarruf edilmiş olacak, çünkü getirilen otomasyonla daha az alana ihtiyaç duyulacak.

Dış hatlarda ise işin içine bir de pasaport kontrolü giriyor. Sistemin yaygınlaşması için operasyonel başarının yanı sıra güvenliğin de sağlanması gerekiyor.
Denenmeye başlanan çözüm aşağıdaki şekilde çalışacak:

­     -Önce online check-in kioskundan boarding kart alınıyor.
­     -Daha sonra bagaj ünitesinin ekranına boarding bilgileri okutuluyor. Bagaj etiketleri üretiliyor. Etiket bilgileri cep telefonuna da gönderilebiliyor. Tıpkı web üzerinden bilet alındığında gönderilen mesaj gibi.
­     - Etiketler bagajlara yapıştırılıyor.
­     -Bagaj ünitesinin kapağı kapanıyor. Üzerindeki etiketin barkodu kontrol ediliyor. Bagajın boyutları, ağırlığı havayollarının kurallarına göre denetleniyor.
­     -Ağırlıkta fazlalık varsa ödeme emri geliyor! Önceden belirlenen kurallara aykırı bir durum varsa kabul edilmiyor. Ve sistem tüm süreci hafızasına alıyor!
­     -Reddedilen kabul edilmeyen bagaj için işlem yeniden başlıyor. Üzerindeki etiketler sökülüyor. Kurallara uygun hale getiriliyor.
­     -Kurallara hazır hale gelen bagajlar banttan asansörle bagaj ayrım mahalline geliyor.
­     -Bagaj ayrım mahallinde yine barkodlar okunarak gideceği istasyona yönlendiriliyor.

Yani bagaj her aşamada tekrar tekrar kontrol edilmiş oluyor. İç mekanizmalarda güvenlik sağlanmış oluyor.

Kriz ortamında mikro sistemler gelişecek

Güvenlik mikro alan olarak hemen hemen her sektörde genişletilmiş bir faaliyet biçiminde karşımıza çıkacak. Olaya kendi sektörümüzden baktığımızda; bugünün havacılık sisteminin; yolcu, terminal işletmesi, havayolları, güvenlik olmak üzere 4 boyutunun entegrasyonuyla çözümün yaygınlaşması bekleniyor.

Ancak terminal binalarının emniyeti bir başka açıdan daha dikkate alınması söz konusu: O da binanın dışından gelecek tehditler… Çok yakında bu konu gündemleri işgal edecek. Ve binaların ön cephelerinde ara boşluklu çift duvarlı uygulamalar başlayacak. Dış cephelerde dağılmayan camlar kullanılacak. Bina detaylarına yeni çözümler ve bu çözümler nedeniyle tadilatlar getirilecek. Havacılıkla tetiklenen bu çalışmalar, başta ulaşım ve turizm tesisleri olmak üzere toplu kullanıma açık tüm yapılara yansıyacak. Büyük yatırımlar yapmadan yeni iş sahaları oluşacak…

Tıpkı yatırım gerektiren yeşillenme (çevre) projelerinin açacağı yeni üretim ve  iş sahaları gibi.

(1) 30 Ekim 2008 Milliyet Gazetesi sayfa 9

Makro krizden mikro kurtuluşlara!(2)

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000