30 Ocak 2012, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • Hocam, kaleminize, yüreğinize sağlık. Bu yazıya ancak şapka çıakarılır. Önce hastalığımızı kabullenelim değil mi!!? Elinize, beyninize sağlık üstad.. İlave olarak EASA hakkında bir yazı ile fikirlerinizi bekliyoruz. Şimdi n'olacak bizim halimiz?!! her zamanki gibi net fikri olan yok. Kabus gibi...
  • http://www.youtube.com/watch?v=YAD5xBgPTWQ&NR=1&feature=endscreen
  • acil durumlarda kuleyle havacilik ingilizcesi yerine gunluk ingilizce de konusmak gerekecegi icin pilotlarin ingilizce seviyesi yukseltilmeli ve bu seviyede olmayan pilotlar ile yollar derhal ayrilmalidir. Thy kokpiti kurumlarin rant yeri degil en iyi, en guvenli ve en bilgili pilotlarin ucmasi gereken yerdir. Saygilar
  • Madem herkes ingilizcesinin standardin ustunde oldugunu iddia ediyor. Ingilizce sinavinda sonuclari gorecegiz.

Lisan Bilmediğini Bilmemek Ayıp

Uzun zamandır yazmamıştım köşemi. Şöyle bir baktım neredeyse 6 ay olmuş. Şimdi sevgili Ali hoca sende amma tembel adamsın diyordur ama galiba haklı. Yaşlandıkça tembelleşiyorum herhalde. Herneyse iki haftadır bizim gazetenin ana haberlerinde ve köşe yazılarında pilotların İngilizcesi yazılarını okuyup durdum. Eh işimiz eğitimcilik ve bu konuyuda biraz ellemiş biri olarak bir kaç satır yazayım dedim. Malum Türkiye’de SHGM nin pilotlara yaptığı ilk sinavı ben ve ekibim SHYO’da hazırlamıştık. O zamanlardan belliydi işin buralara geleceği. Sınav tam bir kepazelikti. Sınava gönderdiğim hocalar eminim sınavı hayatları boyunca unutmayacaklardır.

Neyse gelelim konumuza. Lisan bilgisi ve metazori İnglizce sınavlar... 500 sene önce dünyanın ilk mükemmel coğrafi haritasını çizen Kaptan-ı Deryamız Piri Reis’i dönemin politika ve entrikaları dolayısıyla asmayıp da eline 20 kadırga ve birkaç bin yeniçeri verseymişiz belki de bugün dünyanın resmi dili Türkçe olurmuş. Ya da Hezarfen’i sürgüne göndermek yerine adamcağıza bir laboratuar kursaymışız belki de bugün North Carolina yerine bizim plakaların üzerinde “first in flight” yazıyor olacaktı.

Eh bunların hiçbirini yapamadığımıza ve de 500 sene önceki politika ve entrikalar bizim ülkede hala tam gaz gittiğine göre artık gerçeği görüp şapkamızı önümüze koyalım ve düşünelim nasıl çıkarız bu işin içinden diye.

Ama unutmayalım bu probleme sahip tek ülke biz değiliz tabiki. Yani bu ICAO-4 meselesi veya pilotların konu edilen lisan eksiklikleri sadece bizim problemimiz değil. Dünyanın neredeyse % 75'i bizimle aynı durumda. Youtube’da ATC yazın bakın ne makara muhabbetler çıkıyor karşınıza. En bayıldığımda ispanyol Havayolları Iberia ile ilgili olanı. Tabiki Amerikalıların kendi hatalarını da kahkahalarla dinliyebilirsiniz. En sevdiğim Jet Blue ile ilgili olan.

Önemli olan sistemde bir sorun olduğunu kabul etmek ve bunu tamir edecek girişimleri planlayabilmek. Bu kabulün de basın nezdinde olması gerekmez. Yani dünyaya ilana da gerek yok.Öncelikle Danimarkalı’nın söylediklerine bu kadar kilit olmamıza hiç neden görmüyorum. Dünyada demokasi var herkes istediğini söyleyebilir. Bunu üzerine alınıp büyütmek bizim problemimiz olmamalı. Yabancı pilot paralı asker gibidir. Mercenary derler İngilizce’de. Kim çok para verirse onun düdüğünü çalar. Hiç kimsenin mali olmaz herkesin malı olur. Kendinize metres tutmuş sayın daha iyi anlarsınız ne demek istediğimi. Geçici çözümdür ve zaman zaman arz daraldığında çok da faydalıdır. Bunu bir defa aklımızda böyle tutalım ve fazla alınmayalım.

Bir de kesinlikle yapmamamız gereken şey konuyu genelden özele indirgemek. Yani konu askeri pilotun veya sivil pilotun değil dünyanın meselesi. Askerinde sivilinde iyiside kötüsüde, bilgilisi ve de bilgisizi de vardır. Olayı böl parçala ve gruplara özel hale getir yaptıkmı yine kendi ayağımıza ateş ederiz. Konu havacılık camiasının problemidir, pilotuyla, hostesiyle, teknisyeniyle, hava trafik kontrolörüyle, SHGM uzmanıyla, uçuş öğretmeniyle ve sürecin içinde yer alan diğer unsurlarıyla hepimizin konusudur.

Yani pilota lisan bilmiyor damgasını vurup da, sürecin içindeki diğerlerini göz ardı etmek bence en büyük katliamdır. Bir de tabiki olay sadece THY’nin sorunu değildir bunu da tespit etmekte yarar var. Türkiye’de THY kadar uçağa sahip özel bir havayolu sektörü, ve yüzlerce uçağa sahip bir genel havacılık camiası var. Bunlarda uçan adamlar İngilizce aşısımı olmuşlar da kimse konuşmuyor.

İşi özele indirgemeye geldiğimizde durum tehlikeli bir boyuta taşınıyor. Bence olayı bir asker-sivil çatışmasına getirmek çok büyük hata ve de uçuş emniyetine son derece karşıt bir tutum. Dünyanın her ülkesinde havayolu sektörü sivil ve asker pilotların kombinasyonundan oluşur. Birinin tecrübesi ile diğerinin sektöre giriş yaşının verdiği extra enerjiyi birleştirebildiğiniz anda sinerjiyi yakalarsınız. Bu nedenle günü kurtaracak taktik çözümler yerine uzun vadeli stratejik çözümlere yönelmekte fayda var.

Lisan işinin çözümü bellidir. İlk yapılması gereken şey sorunu teşhis etmektir yani “lisan bilmediğini bilmek” işin start noktasıdır. Bunu anladığımız anda çözüm çok kolaylaşacaktır. Ne demek lisan bilmediğini bilmemek?

Türkiye’de kime bir CV yazdırsanız altına mutlaka orta derecede İngilizce biliyor diye yazar. Ne demek orta derecede İngilizce? Yes-No, My name is ....., How are you? İşte bize göre orta derecede İngilizce budur. Sabiha Gökçen’de yüzlerce mülakata katıldım orta yazanların hepsi bu kadar İngilizce biliyordu (yani bilmediğinin farkında değildi). Çünkü okullarda öğretilen bu. Adam not olarak A’yı aldı mı, tamam ben biliyorum moduna geçiyor.

Neyse lafı dolandırdıktan sonra esas konumuza dönelim. Havacılıkda niye bu problemi yaşıyoruz yıllardır? Bütün problem temel eğitim sürecinde yatıyor. Adamı inanılmaz sınavlara tabi tutup askeri okullara veya üniversitelere sokuyorsun. Dershanelerde yıllarca yarış atı gibi canını çıkarıyorsun sonra ileride esas işine yarayacak temel lisan formasyonunu vermiyorsun. Askerse okulu bitirip gençliğinin önemli bölümünü adım adım Anadolu tayinlerinde dolaşarak geçiriyor. Üniversiteliyse, İngilizce eğitim diye girdiği okullarda dersin adı İngilizce, kitaplar İngilizce ama eğitim Türkçe, salt makyaj.

Tabi buna ilave birde Havacılık İngilizcesi nedir ki önü arkası toplam 100-200 kelimedir diye bir name tutturmuş bir tayfa var. Ardından hızlı büyümeye yatırım gereğini yerine getirmeyip eldekiyle idare edelim, çuvalı yolda yamarız diyen bir yatırımcı kültürü var. Bunları birleştirdiğimizde işte size Mevlana tekkesi gibi arzın daraldığı dönemlerde ne olursan ol gel deyip her pilotun üzerine atlayan işler dara girdiğinde vurun kahpeye filmine dönen bir havacılık sektörümüz var.

Adam silahlı kuvvetlerde sınır taşı görmeden 15 – 20 sene uçmuş liyakatla, ardından ordudan ayrıldığında İngilizcesine hiç bakamadan alınmış işe, kaptan yapılmış, senelerdir görevini yapmış hiç kimse sesini çıkarmamış. Şimdi niye dert yanıyoruz? Ya da ülkenin bilmem kaç bin pilota ihtiyacı var demişiz ve millet uçuş okullarını açmış. Bir kere bile gidip bu öğretmen tayfasının lisan bilgisi nedir, acaba eğitimde İngilizce kitaplardan eğitim yapacak bilgileri varmı diye SHGM denetlememiş. Hatta İngilizce ders kitapları ve dökümanlar Türkçe'ye tercüme edilmiş buna da denetim merci izin vermiş. Adamı mezun olduğunda lisanslandırıp işe de almışız. Peki niye ağlanıyoruz, suçlu kişimi yoksa bizim ülkedeki sistem mi acaba?

Peki pilotun hiç mi suçu yok bu denklemde? Var tabiki. Ayda binlerce dolar kazanılan bir işte sürekli mala mülke yatırım yapacağına insan birazda kendisine yatırım yapmaz mı? Bizim gurbetçi işçiler gibi yurtdışına çalışmaya gidip, önce bir gece okuluna yazılıp lisanı tam öğrenip, bir diploma sahibi olmak yerine ilk fırsatta kazandığı parayı Mercedes arabaya yatırmanın ne alemi var? İnsan önce kendine yatırım yapmalı. Biz delimiydik hayatımızın 30 senesini eğitime harcayıp 50 yaşında 30 yıl krediyle bir ev sahibi olabildik ancak?

Peki çözüm ne? Çözüm kolay çünkü bu genetik bilimi değil. Binlerce yıldır dünyada en fazla eğitimi yapılan bir alan. Yeterki çözüm üretme isteği olsun. İşin iki boyutu var. Birincisi mevcutları seviyesini iyileştirecek kısa vadeli taktik çözüm. İkincisi ise gelecekteki kadroları eğitecek alt yapıyı oluşturacak stratejik çözüm. Bu kadar adamı bir kalemde harcayacak kadar ne zengin bir ülkeyiz ne de müsrif olma lüksümüz var. Taktik çözümler konusuna fazla girmek istemiyorum çünkü gerçekte en kolayı odur. Bütün iş harcayacağınız paraya ve mesaiye bakar. Emin olun 1000-1500 mevcut pilotu hızlandırılmış bir şekilde yurtiçi-yurtdışı eğitmek, kaybedilen mesailer, geçici yabancı pilot enjeksiyonu falan hepsini toplasanız yatırım bir B-737'nin yarısı kadar tutmaz. Şu an ülkedeki hakim çözüm metodlarının ne kadar işe yarayacağını zaman hepimize gösterecek. İleride çözümün ne kadar basit olduğunuda bir başka yazıyla tartışırız isterseniz.

Gelelim stratejik çözüme, uçuş okulları... Esas yatırım ve en büyük denetim ihtiyacı orada. Jeppesen eğitim setlerini Türkçe'ye çevirerek, kuleyle Türkçe konuşarak havayolu kalitesinde olmayan öğretmenleri istihdam ederek uçuş eğitimi yaparsanız, SHGM’de salt uçuş okullarını denetleyen bir büyük ölçekli departman kurmazsanız, lisan bildiği için aldığınız öğrencileri de berbat edersiniz. Eh eldeki maya bu diye bir düşünce kesinlikle olmamalı eğitimci seçiminde veya eğitim yatırımında.

Bence esas yurtdışından getirilmesi gereken yabancı yer dersi ve uçuş öğretmenleri (ana dili İngilizce olan). Peki eldekileri ne yapalım. Gönderin adamları 6 aylığına mesleki eğitime yurtdışına. Sonrasında harmanlayın yabancı hocalarla olsun bitsin. Emin olun 3-4 sene uçuş okullarında bu kombinasyonu kullanın bir daha ülkede bu problem kalmaz. Hani derler ya altyapıyla ilgelenen belediye başkanını önce küfürle sonra minnetle anarmış halk. Havacılıkda da bizim ihtiyacımız olan işte bu, vizyoner ve uzun vadeli düşünen alt yapı odaklı yatırımcı ve yöneticiler. Kişinin aksanı falan bu işin makyajı. Biz nasıl burada sınıfta Ugandalı öğrenciyi’de anlayıp eğitiyorsak JFK kule de merak etmeyin aksanı bozuk pilotları anlar. Zaten 20'sine kadar bu işi anadili olan ülkede veya anadili olan egitimcilerden ogrenmeyen insanın aksanı her zaman şaibeli olur. Benim oğlan aksansız konuşuyor. Ben ondan daha uzun seneler burada yaşayıp eğitim almış olmama ragmen aksanımı kaybedemiyorum. Önemli olan o 100-200 kelime zırvasını bırakıp İngilizce’yi öğrenmek. Tokyo’ya yaklaşırken Tsunami gibi bir kriz olduğunda ve inilecek meydanlar bir bir kapanıp yakıt kritiğe girdiginde o yüz kelimelik İngilizce adama emin olun yetmez. Ya da USAIR Airbus gibi Hudson nehrine mecburi iniş yaparken durumunu anlatmak için o panikle google.com translator kullanamazsınız. Havacılığın lisanı İngilizce ve havacı olarak ben 100 kelimeyle idare ederim lüksü yok. Eskidenmiş o, ayda uçulan 50-60 saatlik programlar, dünya genelinde bugünkünün onda biri trafik yoğunluğu, lövye direksiyon six pack saatlerden oluşan klasik kokpitli uçaklar interneti ve anında bilgilenmeyi daha keşfetmemiş bir toplum ve 100 kelimelik İngilizce bilgisiyle idare edilen havacılık mesleği.

Sonuç olarak artık şu bizde genetik olan herkes düşmanımız, bizi çekemiyorlar, onlar bizden beter, bizde böyle problem yok, bu işi senelerdir bu şekilde yaptık bir şey mi oldu gibi saçmalıkları bırakalım çözümü getirelim. Bu lisana pilotluk mesleğinde bir kere gerçekten ihtiyacinız olur. İşte o zaman bu işe gerçek önemi vermediğinizi sonradan millet NTSB raporundaki Cockpit Voice Recorder transcriptinden dinler.

Vay anasını sanki altı aydır yazmamanın intikamını alır gibi bir çenem düşmüş farkında değilim. Uzattıkça uzatmışım. Evet karlı kış günlerinizde size Melbourne’den sıcak selamlar ve sevgiler. Unutmayın başka Türkiye yok ya sev ya sev.

Doç. Dr. Korhan Oyman
College of Aeronautics
Florida Institute of Technology

Lisan Bilmediğini Bilmemek Ayıp

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (39)

Misafir ~ 5 yıl önce
Hocam, kaleminize, yüreğinize sağlık. Bu yazıya ancak şapka çıakarılır. Önce hastalığımızı kabullenelim değil mi!!? Elinize, beyninize sağlık üstad.. İlave olarak EASA hakkında bir yazı ile fikirlerinizi bekliyoruz. Şimdi n'olacak bizim halimiz?!! her zamanki gibi net fikri olan yok. Kabus gibi...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
http://www.youtube.com/watch?v=YAD5xBgPTWQ&NR=1&feature=endscreen

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
acil durumlarda kuleyle havacilik ingilizcesi yerine gunluk ingilizce de konusmak gerekecegi icin pilotlarin ingilizce seviyesi yukseltilmeli ve bu seviyede olmayan pilotlar ile yollar derhal ayrilmalidir. Thy kokpiti kurumlarin rant yeri degil en iyi, en guvenli ve en bilgili pilotlarin ucmasi gereken yerdir. Saygilar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Madem herkes ingilizcesinin standardin ustunde oldugunu iddia ediyor. Ingilizce sinavinda sonuclari gorecegiz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000