07 Nisan 2014, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL servetbasol@airporthaber.com

KÜLTÜR

Bu hafta iki ayrı konudan bahsedeceğim.

İkisi de doğrudan olmasa da, havacılıkla ilgili.

Biz insanımızı nasıl ve ne şekilde yetiştiriyoruz?

“Kültürümüzde çok ciddi bir 'EŞLİK ETME' yetersizliği vardır.

Bunlar, büyük ve karmaşık özellikler taşıyan tüm sistemlerimizde ciddi sorunlara neden olmaktadır.”

Bakınız: Ali Rıza Saral: Eşlik Etmek.

Tanımlayamadıkları için Amerika Birleşik Devleti uzmanlarının “şey” demek zorunda kaldıkları bir RFID (Radio-frequency identification), Rus Lev Sergeyevich Termen tarafından yapılmıştı.

Termen, kendi adı ile anılan ve iddialı uzay, ileri teknoloji, gelecek asır vs.. filmlerinde kullanılan, aslında hiçbir şeye dokunmadan çalınan bir müzik aleti. Belki de dünyada en çok üretilen. Ayrıca Interlace diye anılan video ve televizyon görüntülerinin resim kalitesini arttıran sistemin de yaratıcısı.

Sovyetler Birliğinin Genç Önderler Kurumu, ikinci dünya savaşındaki ABD-SSCB (müttefik) birlikteliği için ABD Büyük Elçisi Averell Harriman’a 4 Ağustos 1945 tarihinde dostluk adına tahtadan oyulmuş el yapımı bir ABD Devlet Mührü hediye etmişti.

İçinde ise şimdiye kadar kimsenin duymadığı ve bilmediği bir küçük cihaz ve bir de küçük anteni vardı. Bu cihazın güç kaynağı yoktu ve hiç sinyal göndermiyordu.

Çalışması ise basitti. Dışarıdan doğru frekansta sinyal gönderilince çalışıyor ve çok düşük frekansta mikrofon görevi görüp, bir verici olarak sinyalleri ses ile birlikte geri gönderiyordu. Aslında gelen sinyalden daha güçlü sinyal yaratması en büyük özelliği idi.

Bu el yapımı ABD Devlet Mührü, Büyük Elçinin çalışma odasında 1952 senesine kadar asılı kaldı. Ta ki Büyük Elçi George F. Kennan’ın konuşmalarını İngiliz radyo operatörü frekans ararken tesadüf eseri rastlayana kadar. Elbette o sırada Ruslar sinyal göndermekte ve Büyük Elçinin odasını dinlemekte idiler.

Amerikalılar o “şey”i Büyük Elçi Devlet Mührü’nü çalışma odasına astıktan 7 sene sonra bulmuşlardı ama sorun sanki yeniden başlamış gibiydi. Ortada ne bir güç kaynağı ne de nasıl çalıştığına dair hiçbir ipucu yoktu. Eski bir MI5 ajanı ve bir bilim adamı olan Peter Wright uzun uğraşlar sonucunda “şey”in nasıl çalıştığını keşfetti. O “şey”i bulamasalardı, onun sonsuza kadar çalışacağından hiç şüpheleri yoktu.

Bu iki konu, havacılığı şöyle ilgilendiriyor.

SHY SMS, Adil Kültürü şöyle tanımlar;

Emniyet kültürü ile değişmeli olarak kullanılan, insanların emniyetle ilgili bilgileri güven içinde paylaşabildikleri ve paylaşmak için teşvik edildikleri ve ödüllendirildikleri, kabul edilebilir ve edilemez davranışlar arasındaki ilkesel ayrımın bilinir hale getirildiği, emniyetli düşünmeyi, sorgulamayı, rehavete karşı direnci, kişisel sorumluluğu ve kurum içi otokontrolü kapsayan bir yaklaşımı,

Bu tanımda Türk insanını bulmak zordur.

SMM – Emniyet Yönetimi Elkitabı

2.6    İNSANLAR, BAĞLAM VE EMNİYET – SHEL MODELİ

2.6.1 Havacılık işyerleri çok bileşenli, çok özellikli, karmaşık operasyonel bağlamlardır. Sistemin üretim hedeflerine ulaşabilmesi için, bu işyerlerinin işlevleri ve performansları pek çok bileşenlerinin arasındaki karmaşık ilişkileri de içerir.

2.6.2 Emniyete insan katkısını anlayabilmek ve sistemin üretim hedeflerine erişmek için gereken kişisel operasyonel performansı desteklemek için, kişisel operasyonel performansın operasyonel bağlamın çeşitli bileşenleri ve özelliklerinden nasıl etkilenebileceğini ve bileşenler, özellikler ve insanlar arasındaki ilişkileri anlamak gerekir.

Bu tespitte ise, insanın ön plana çıktığını görmekteyiz.

Hepimizin bildiği gibi havacılık konusunda henüz insanımızı nasıl yetiştireceğimiz ile ilgili politika geliştiremedik.

Meslektaş olmayınca uzman da olmuyor.

Elimizde ortak bir eğitim düzeyinden geçmiş, aynı tanım ve kavramlar ile okumuş ve çalışmış, kısaca ortak altyapı sahibi aday olmayınca, insanımızı anlamakta elbette zorlanacağız.

1107-SMS/GYS Uygulaması yazımda ortak gereklerden bahsetmiş ve Doc 9859 AN/474 sayfa 215, 216 ve 217 eğitim süreçlerini hatırlatmıştım. Toplam 145 maddeden oluşan uygulama, 1.ci satırda yazdığı gibi ICAO tarafından en az 1225 günde yapılabilir olarak saptanmış (3 sene, dört ay, 10 gün).

Günümüzde iki sorun hala giderilmemiş durumda;

1- Ortak Kültür sorunu,

2- Ortak Havacılık Eğitimi sorunu.

Yabancılar şimdilerde çalışmaya geliyorlar ülkemize.

Çok yakında eğitmeye de gelirlerse hiç şaşmam.

KÜLTÜR

Facebook Yorum

Yorumlar

yabancılar? ~ 3 yıl önce
Servet bey başta thy olmak üzere epey bir yabancı geldi eğitime de başladı zaten:) adamlar Türk ama Amerika da okumuşlar. Devletin politikası 12 yıldır belli 3 kuruş paraya çalışacak köle lazım sen çalışmazsan dışarıdan getiririm sendika vs tanımam eğitimde bir ara olur inşallah

Yanıtla

Kalan karakter 1000
eğitimde ortaklık ~ 3 yıl önce
Hocam eğitim sistemi, sınav sistemi, her şey sürekli plansız ve keyfi değişirken biz nasıl ortak eğitim platformu ve mesleki anlayış oluşturalım ki. Ayrıca bu günlerde varsa yoksa ticaret, finans gibi bölüm çalışanları konuşuyor ve açıkçası dediklerini yaptırıyor. Ne teknisyenler, ne pilotlar, ne kontrolörler, ne ground çalışanları adamdan sayılmıyor ki firmalarda. Samimi söylüyorum sivil havacılık belli kurallarla mecbur tutmasa işe bile almazlar bu grupları verdikleri paralarda ortada. Özet işi bilenler düşmüş ekmek derdine, bize buyur kardeşim bunca sene emek verdin,deneyimin var fikrin nedir söyle diyen de yok olsa da bizde söyleyecek hal yok. Sivil Havacılık GM el atmadıkça bu iş para göz firmalar tarafından ele alınmaz ve hayatta da mesleki saygınlığın olduğu bir platform oluşmaz. Ben karamsarım valla özür dilerim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
SC0705976 ~ 3 yıl önce
Hocam gelirler tabi bizler söyleyince he he deniliyor. Yabancı söyleyince üstüne para veriliyor bu ülkede eğitimciler bile lisans parasından kar hesaplıyor, teknisyenler İngilizceyi sınavdan önce çalışıyor. Teknik liseli, üniversiteliyi, alaylı ikisini de sevmiyor. üniversite açmışız lisans vermiyor ama eğitim veriyor. üniversitelerde eğitim verenlerinde çoğunun uçak bakımında deneyimi yok. Söyleyince efendim EASA'nın 5 yıl deneyim şartı vaar deniliyor aynı easa 'nın almanyada ki üniversitelerin mezun ettiği adamlara lisans verdiğini bu "uzmanlar" görmüyor" sizin yazılarınızaysa ıphone ve android uygulamaları cevap veriyor. Allahtan uçaklar yeni de düşen kalkan olmuyor. Ne diyim iyiki varsınızda hiç değilse bir iki bilimsel makale ve sektörel gelişmeyi sayenizde öğreniyoruz. Kaleminize sağlık

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000