07 Kasım 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Sefa Bey gerçekten resme dışarıdan bakmayı becerebilen bir havacı olduğunu bu yazısında da göstermiş. Tekrar tekrar teşekkür ederim kendisine.
  • O anketin yapıldığı yerde uçuş güvenliğinin olması gereken standartlarda olduğu içindir.Zira emniyet konusunda daha fazla emniyetten değil standartlardan bahsetmek daha doğru olur.O nedenledir ki , emniyet sadece uçuş emniyetten çıkıp kendine münhasır bir bölüm haline gelmektedir.
  • Çok güzel bir ters espri yapmışınız.Anlamayan sahih sanacak. Dertlerinizin dağlar kadar olduğu belli, anlayanlar için. Kaleminiz kuvvetli. Yazın lütfen dertlerinizi ummana (Airporthaber'e mesela) dökün, belki halinizi anlayacak bir veya birkaç balık vardır o ummanda. Umutsuz olup mücaeleden vazgeçince karamsarlık tedavi kabul etmez boyutlara varabilir.
  • Türk Milleti' nin ikili münasebetlerinde çift taraflı orgazm aranmaz. Üstün, orgazm olur; orgazm olan, üstündür. Halbuki çift taraflı orgazm başarının temel anahtarıdır.

KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR…

Bildiğiniz gibi, tüm havayollarımızın ve bakım kuruluşlarımızın yöneticilerine; “Sizin en önem verdiğiniz konu nedir?” dediğinizde, hepsi sözleşmiş gibi anında; “Uçuş emniyeti ve güvenirliliği” derler. Gerçekte bu böyle midir, yoksa lafta söylenen ama uygulamada en çok es geçilen konulardan biri midir?  Gelin, her zamanki gibi yorumlarınız eşliğinde, bu önemli konuyu değerlendirelim. 
 
Sivil havacılıktaki tüm mesleki branşlar, zincirinin birer halkası gibi birbirine bağlı olduğundan, hepsi dolaylı veya dolaysız olarak birer gözdağı unsuru olabiliyor.  Ancak, bu hafta; sektördeki tüm mesleki branşların uçuş emniyetine etkilerini irdelemeyip, sadece bunlardan Teknik-Uçuş Ekipleri ve ATC’leri gündeme aldım. İlerleyen zamanlarda diğer branşların uçuş emniyetini olumsuz etkileyebilecek konuları ayrıca değerlendireceğim.
 
Öncelikle bizler kendi yaptığımız iş dışındaki diğer branşların tam olarak ne yaptığını, işinin zorluklarını, risklerini biliyor muyuz? Bu soruya cevabınız, samimi olarak“Hayır” ise; birbirimizi anlamıyoruz demektir.  
 
Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür dememize rağmen, bu zayıf zincir halkasını bulabilmeye çalıştığımız pek söylenemez. Oysaki o zayıf zincir halkasının gücü kadar emniyetli uçuş yapmakta olduğumuzun bilincinde olmamız gerekir. Aslına bakılacak olursa; çalışanların mesleki sorunlarıyla, yorgunluk, yeterlilik ve çalışma koşulları ile pek ilgilenmeyiz. Varsa yoksa kendi mesleğimiz bizim için önemlidir.
 
Bu haftaki yazımda; tüm mesleki branşların uçuş emniyeti ve güvenirliliği adına önemini teslim ederek, öncelikle; “Pilot-Uçak Teknisyeni-ATC” üçgenine odaklanacağım. Bu üçgenin üç bacağının hepsi, eşit derecede uçuş emniyetini doğrudan ilgilendiriyor. Birisi diğerinden daha önemli diyemezsiniz. Ancak, bunlar içinde Pilot son nokta olduğundan, tüm sorunların veya yanlışların ceremesini çeken kişilerdir. Pilot; Teknikten ve ATC (Air Traffic Controller)’lardan hizmet alıp görevini yerine getirir. Onların uçuş emniyeti, alınan hizmetin kalitesi kadardır. 
 
Teknik departmanda çalışan Uçak Teknisyenleri ise; uçağın tüm bakım ve arızalarından sorumludur. Uçakta pilotun, dolayısı ile tüm yolcuların güvenli ve sorunsuz bir uçuş sağlaması onların görevidir. Bu görevlerini yaparken aynı pilotlar gibi yorgunluk riski kendilerinden ziyade bakımını ve arızasını yaptıkları uçakların selameti açısından da çok önemlidir. Bakım çıkışını hızlandırmak, ucuz iş gücü sağlayabilmek, az elemanla çok işi yürütebilmek uçağı riske sokan uygulamalardır. Bu şartlarda yapılan bir bakımdan sonra en deneyimli pilotu uçağa koysan ne fark eder. Sonuçta kanat çırpıp uçmuyor ki… 
 
ATC’ ler uçağın trafiğini yönetmek ve yüzlerce uçağın koordineli bir şekilde hava sahasını paylaşmalarını sağlamakla görevlendirilmişlerdir. 
 
Çok basit tarzda herkesin anlayabileceği şekilde anlatmaya çalıştığım bu meslekleri yapanlar, acaba birbirilerinin ne yaptığını, hangi koşullarda hizmet sunduğunu, sorunlarını ve olası risklerini yakinen biliyorlar mıdır?  Hayır!
 
Bu “Hayır”ı daha net açabilmek için kendimden bir örnek vermek istiyorum. Bakım hangarlarında 30 yıl çalışan biri olarak ben, uçuş ekiplerinin ve ATC’lerin sorunlarını ve risklerini daha yeni öğrendim diyebilirim. Mensubu olduğum SHA (Sivil Havacılık Akademisi) çalışmalarında her meslekten çalışanların kendi mesleki sorunlarını, çalışma koşullarını, yorgunluklarını ve risklerini anlatmaları ve meslek gruplarının kendi aralarında düzenledikleri panellere katılmam onların görevlerinin de ne kadar önemli olduğunu anlamamı sağladı.  
 
Bu nedenle, biz sivil havacılık çalışanları olarak birbirimizin çalışma ortamlarına girmeden, onların sorunlarını kendi sorunlarımız gibi özümseyemeden, farklı branşların farklı kurallarını anlayamadan havacılığı biliyoruz diyemeyiz. Bir pilot; hangarda en azından bir uçağın bakım periyodunu izlemeden veya arıza durumunda o teknisyenin hangi koşullarda çalıştığını, kurallara uyup uymadığını, üzerinde baskı kurulup kurulmadığını, deneyimlimi yoksa acemi teknisyenlerle mi çalışıldığını bilemeden, nasıl o uçağa güvenerek binebilir ki? 
 
Pilot arkadaşların boş zamanlarında hangarlarda büyük bakım veya arıza gibi işlemlerde teknisyenlerin ne koşullarda çalıştığını ve yapacakları bir hatanın doğrudan o an görünmese de havada nelere sebep olacağını görmeleri gerekir.  Yani pilotların arada sırada hangarlarda uçak bakımlarını çıplak gözle izlemeleri, bakım sırasında adeta darmadağın olmuş uçağın eski haline getirilme aşamalarını ve uygulanan testleri görmek bile onları bu konuda aydınlatacaktır. 
 
Aracımızın bakımı yapılır veya arızası giderilirken birçoğumuz arabamızın bakım aşamasını izler ve anlamadığımız konuları sorarız.  Bineceğimiz uçağın, kendi hayatımızla birlikte yüzlerce yolcunun hayatını doğrudan ilgilendiren hangi bakım aşamalarından geçtiğini, yetkili ya da yetkisiz kişilerce mi bakımlarının yapıldığını, çalışma koşullarının o bakıma uygun koşullarda mı yapıldığını neden merak etmeyiz anlamak güç. 
 
Bunun yanı sıra, ATC’lerin görevi de çok önemlidir. Bu meslek grubunda çalışanlar, aşırı yoğun trafik nedeniyle, yeteri kadar dinlenemediklerinden yakınıyorlar. Yapılan birçok araştırmada da vurgulandığı gibi; benim yaptığım incelemede de, bu arkadaşların çok yoğun bir tempoda çalıştığını ve olası bir yanlışta tüm uçakları birbirine sokacak kadar büyük kazalara sebep olacaklarını gözlemledim. ATC’ların bir yanlış bilgi veya komutunda, uçağınız istediği kadar bakımlı ve pilotunuz istenilen düzeyde bilgili ve deneyimli olsa ne yazar?
 
Bu nedenle; pilot, uçak teknisyeni ve ATC memurları mutlaka birbirlerinin yaptıkları işleri yakından görmeli ve kendilerini zora sokabilecek, uçuş emniyet ve güvenirliliğini riske atabilecek tüm konu ve koşulları yakından görmelidir.  
 
Konu uçuş emniyeti ve insan hayatı ise bu üç meslek grubu, arada sırada mesleki sorunlarını ve karşılaştıkları olumsuz koşulları paylaşmalı ve “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyerek tüm sorunlarına dayanışma içine birlikte çözüm aramalıdırlar.  
 
Bu nedenle TALPA-UTED VE TATCA’nın periyodik aralıklarla ortak paneller düzenlemesinin yanı sıra OPS-Teknik işbirliği ile pilotların ayın belli günlerinde, hangarda bakımı yapılan uçakları ziyaret etmesinin sağlanması inanılmaz yararlar sağlayacaktır. Önce kendimiz, kendimizi tanımalıyız diye düşünüyorum. Uçuş emniyeti mademki bir bütün. O halde bu konuya müdahil grupların mesleklerini yaparken karşılaştıkları zorluklarını, varsa kurala uymamanın nelere mal olacağını farklı branşlarda çalışanların gözünden de görmeli ve duymalı ve hep birlikte hareket etmeliyiz.
 
Daha sonra bu ünitelerin tüm yöneticilerini ve tabii ki SHGM’yi bir araya getirip diğerlerini dinlemelerini sağlamak kalıyor. Bizim ülkemizde otorite veya yönetici oldun mu her şeyi bilirim sanılır. Bu büyük hataya rağmen bu tür davetlere katılan yöneticiler ve sendikacılar genelde panelde sunulan konunun önemimden çok  “Hadi ayıp olmasın” “gelmedi demesinler” mantığı ile gelirler ve açılış konuşmasından sonra kaçarlar. Bu nasıl önlenir bilemem, ama;  kendi kendinize panel düzenleyip, SHGM’ye ve üst makamlara anlatamadıkça, inandıramadıkça, bu iş yürümez. Bu nedenle “Körler sağırlar birbirini ağırlar” misali değil, otoriteyi ve yöneticileri de bu işin içine sokmak ve onların anlayabilmelerini sağlamak şart…
 
Sonuç olarak; Unutmamak gerekir ki havacılık, tek başına bir kişinin veya bir mesleki grubun bilemeyeceği kadar zor ve çetrefilli bir konudur. Tabii ki otoritenin de…

Tüm okurlarımın ve havacılık camiasının bayramını en içten duygularımla kutluyorum…
KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (14)

Misafir ~ 5 yıl önce
Sefa Bey gerçekten resme dışarıdan bakmayı becerebilen bir havacı olduğunu bu yazısında da göstermiş. Tekrar tekrar teşekkür ederim kendisine.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
O anketin yapıldığı yerde uçuş güvenliğinin olması gereken standartlarda olduğu içindir.Zira emniyet konusunda daha fazla emniyetten değil standartlardan bahsetmek daha doğru olur.O nedenledir ki , emniyet sadece uçuş emniyetten çıkıp kendine münhasır bir bölüm haline gelmektedir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Çok güzel bir ters espri yapmışınız.Anlamayan sahih sanacak. Dertlerinizin dağlar kadar olduğu belli, anlayanlar için. Kaleminiz kuvvetli. Yazın lütfen dertlerinizi ummana (Airporthaber'e mesela) dökün, belki halinizi anlayacak bir veya birkaç balık vardır o ummanda. Umutsuz olup mücaeleden vazgeçince karamsarlık tedavi kabul etmez boyutlara varabilir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Türk Milleti' nin ikili münasebetlerinde çift taraflı orgazm aranmaz. Üstün, orgazm olur; orgazm olan, üstündür. Halbuki çift taraflı orgazm başarının temel anahtarıdır.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000