10 Mart 2014, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • 17.3 yazınızın duyurusu biraz önce bir arkadaşım tarafından bana geldi. okudum. hayret ettim. danış bana bölümünde açık açık kendinizi methediyorsunuz. normal düşünen biri bunu yapmaz. bırakında okuyanlar sizi metetsin. o gonderimi geri alın. almazsanız herkes sizi ayıplayacak. bu nasıl bir yazıdır allah aşkına.arkadaşıma sordum sizi böyle anlatmadı. Dayanamadım yazdım...
  • galiba hangi yazıların okunduğuna uyandın. teknisyenlerle ilgili soruyormuşsun.Ne iş.
  • Cok tesekkur ederim Cetin Hocam. Yalniz yazilarinizi degil yorumlar icin yazdiginiz cevaplarinizi da takip ediyorum. Genellikle yalnizca yorumu yorumlamakla kalmiyor ayrica bilgi aktarimi yapiyorsunuz. En onemlisi ise tum yorumlari yanitlayarak gosterdiginiz alcakgonulluluk ve saygi. Tum saygiyi ve samimiyeti hakeden bu tutumunuz insallah ornek olur. {{Ufakligimiz yanaklarini sisirmekle mesgul. Henuz bize aldirmiyor. Geceleri rutin disinda sikintisi yok sukur. Ellerinizden oper.}} Saygilarimla.
  • geçen haftaki yazınızın yorumlarına baktım. Bir de bu günkülere. Bizim toplum bu şekilden anlamıyor. Yazı olacaksa kendileri ile ilgili olacak. maaşlarının az olduğunu söyleyeceksiniz.çok çalışıyorlar diyeceksinzi.bu arada işveren içinde iyi olmayan birşeyler yazmak tabiiki iyi olur.bize bir şeyler öğretmek istemenizi anlıyoruz ama bize fazla.
  • Çetin Bey, kaleminize sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş.İki nokta arasındaki en kısa mesafeye doğru denir.En kısa yoldan yükü sırtında taşı ,doğrudan şaşma.Yol boyunca aslansın kaplansın derler.Varacağı yere ulaştır.Karşılığında bulduğun nankörlük olur.Yükü taşırmış gibi yap.Başkalarına taşıttır.Ez insanları,korkut,tehtid et, bıktır yol boyunca.Kimilerinin yerine yenilerini bul. Bir yol üzerinden ulaşabilecek yükü, sürüncemelere bırakarak ,yedi yol üzerinden geçirerek ve yokuşa sürerek yerine ulaştır. Bravo be! İyi ekip yönetiyorsun, bu kadar zor bir işi başardın aslansın kaplansın olur.Aslan kaplan tabi.Yedi nice insanları yedi yolda . Bir aylık çalışmaları da , bir yıllık çalışmaları da insanlarla birlikte yiyorlar işte. "Ben yaptım" gururlanmasını da kutlamasını da yaşarlar fütursuzca.İyi yaptın .Afferin. Olmuşsun sen.
  • Çeti Ağabey, yazının tamamını okudum, harikasın, eline sağlık, iyi ki varsın sağlıkla kal. . . Teşekkürler 10.MART 2014 15.53
  • Yargılama, eleştirme, ad takma, öğüt verme ile başlayan iletişim konuştukça batmaya örnekler.Ancak şöylede bir gerçek var ki ,konuştuğunuz insanında sizi dinleyecek etkide ve anlayışta olması lazım. "Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar.Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadar olacak" Mevlana demiş hemde. O kim olursan ol gel diyen.... Yeni yönetim anlayışında mevcut yeraltı kuralları içersinde, yaptırabileceğin her işi başkalarına yaptıracaksın ki sana semer vurulmuş eşşek demesinler.
  • Merhabalar, iyi haftalar olsun herkese. Bir arkadaşımızın zaman zaman söylediği bir söz vardır, "Şefaatinden vaz geçtim mezarımdan taş çalma" derdi. Keşke herkes kendi yükünü taşısa. Birde başkalarının yükünü taşıyıp ta üstüne üstlük makbule de geçmeme durumları olmuştur. Hem kendine düşeni yapmayan ve hem de başkasının yaptığını üstlenip satmaya çalışan pek çok kişi görülmüştür. Bakarsanız etrafınızda çokça göreceksiniz. Sevgiyle kalın.
  • Cetin Hocam bu hafta da beni en buyuk dusuncelerimden yakaladiniz. Ve bana gore toplumumuzun en cok ihtiyaci olan iki konu dinlemek ve kendini en saglikli sekilde ayakta tutabilmek adina dinlenmek. Oncelikle dinlemek. Hani hep denir: "Nasil birisi? - Cok iyi. Bir kere her seyden once cok iyi bir dinleyici. Insana guven veriyor. " Iste iletisimin anahtari. Insanlar anlasilmak istiyor. Karsilikli bir seyleri kabul ettirmek ve sinucta zafer tatminiyeti elde etmeye calismaktansa her iki tarafinda memnun olacagi sonuca ulasmak sakin ve dinleyici agirlikli iletisimle mumkun olabiliyor. Tabii ki durum bazen bununla da cozulemeyebilir ve her zaman herkes memnun olmaz. Ama genellikle dinlemesini ve karsisindaki insana saygi gostermesini bilen insanlar anlik kayiplara ugeasa da genel olarak kazancli ve toplumda saygin kisilerdir. Dinlenmek ise basli basina insanin surekliligi icin vazgecilmezdir. Kucuklugumden beri yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var. O da ne olursa olsun aksam yattigimda uyuyabilmek. O anda yasadigim veya ertesi gun yasama ihtimalim olan her olay icin yapabilecegim birsey yoktur. Ve birseyler yapacaksam sabah yapacagim. Bunun icin de bedenime ve dusunce kabiliyetime ihtiyacim var. Dusunsel olarak iki elimi oval hale getirip kafa tasimin icinden siyirir ve ne var ne yok basimdan atmaya calisirim. Tum mucadelenin icinden cikmali ve icimden cikarmaliyim diye dusunurum. Genelde basarili olurum ve dinlenebilirim. Ertesi gun tekrar hayata devam. Ancak dinc ve daha etkili olarak. Yillardir yakinlarima iki konuyu da anlatirim dilim ve aklim dondugunce. Biraz uzun ve sikici olabilir ancak ben cok faydasini gordugum icin paylasmak istedim. Tekrar faydali ve dolu dersiniz icin tesekkurler.
  • 10 Mart 2014, Pazartesi 08:16:41 Biz 800 TL ye kabin memuru calistiran adi onur olan ama aslinda onurdan hic nasiplenmemis bir sirket gorduk. Sozde maasi euro ile verip sozlesmeye euro %10 dan fazla artarsa sirketin belirleyecegi bir kur uzerinden maaslarin hesaplanacagina dair cikarci maddeler koyan sirketler gorduk. Ustelik bu sartlarda 3 yil mecburu calismaya zorlayan, 3 yildan once ayrilirsan 10.000 euro ceza bedeli isteyen, bu bedele karsilik ise baslarken senet imzalatan o da yetmiyormus gibi iki tane kefil isteyen sirketler gorduk. THY deki kabin memuru arkadaslar greve giderken bunlari biliyorlar miydi acaba ? Havacilik, yasal bosluklardan oturu suan is dunyasindaki en buyuk somurgenin uygulandigi is koludur.

KONUŞTUKÇA BATIYORUZ

Bu yazıyı 2009 yılının başlarında kaleme almıştım. Yazılış nedeni ise metin içerisinde var. Şimdi Mart 2014 ayındayız. Demek ki 03 Mart 2009 günü yayınlanmasının üzerinden beş sene, koskoca beş yıl geçmiş. Yazıda ülkemizde ilk baskısı 2001 yılında yapılan bir kitap konu ediliyor.

APH’ da geçen hafta Kabin Memurları ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazıya gelen yorumlardan sonra iletişim konusundaki mevcut sorunumuzu daha açıklıkla görmem nedeni ile bu yazıyı tekrarlama gereği duydum. Güncelleştirmek amacı ile bazı ilaveler yaptım yazıya. Onları koyu renk yazarak belirginleştirdi

“ Ben nedense, açık taraf olan ve de aynı konuları, adeta saplantı halinde hep aynı bakış açısı ile yorumlayan köşe yazarlarını hiç okumam. Ne taraftan olursa olsun yaşananları tarafı olduğu görüşe göre şekillendirmeye çalışan gazeteleri ise hiç almam. Ta ki konu tarafımca da kabul edilene ve de detayını takip etme gereği duymama kadar.

“Geçtiğimiz gün kuaförde sıra beklerken sehpanın üzerinde bir tek gazete duruyordu. Müşteriler diğer üç gazeteyi almıştı. Baktım geriye kalan okumadığım, evime almadığım bir gazeteydi. Üstelik katlanmış olan gazetenin görünen sayfasında da epeyce uzun süredir hiçbir yazısını okumadığım, televizyonda beni anında kanal değiştirmeğe iten bir yazarın köşesi göz çıkartırcasına duruyordu.

Yazının son paragrafını niyetsiz bir şekilde okudum. İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin iktidar partisi ile ana muhalefet partisinin çekişmesi haline getirilmemesi gerektiğini söylüyordu. Çok doğruydu. Son zamanların modasına uyarak, Diyojen'in Büyük İskender'e söylediği “gölge etme başka ihsan istemem” sözü ile de savını süslemişti. Sondan başa giderek, yazı okumak nasıl bir şekil ise onu uyguladım.

Yazıda çoğumuzun bildiği iki hikâye de yer alıyordu. Hani Başbakanımız bir hafta içerisinde iki kez Sinoplu ünlü filozof Diyojen ile Bizans İmparatoru Romen Diyojeni karıştırmıştı ya. Bizim anlatımdaki Sinoplu Diyojen. Yani, filozof olanı. “Dar bir sokakta zengin ve kibirli bir adamla karşılaşır Diyojen. İkisinden biri kenara çekilmedikçe, bu dar yoldan geçmek mümkün değildi. Zengin adam mağrur bir eda ile hor gördüğü filozofa ‘Ben bir serseriye yol vermem’ yolu açın der. Diyojen hemen kenara çekilir ve onu ‘ ben veririm ‘ diye cevaplar.

İkincisi ise; Diyojen’e bir adamı akıllı olduğunun nasıl anlaşılacağını sorarlar. Diyojen'in cevabı net ve tek kelimedir.  'Konuşmasından'  Kendisine yöneltilen ikinci soru ise ‘ Ya hiç konuşmaz ise?’ olur. Diyojen’in cevabından kim kendine nasıl bir ders çıkartır bilemem. ‘O kadar akıllı olanı henüz dünyada yok’. Bu cümleyi geçtiğimiz hafta bir günde kabin memuru yetiştirilebileceğini ifade eden yorumcu okusun isterdim.

Yazının baş tarafını ise en son okudum. Ve de bundan sonra internetten de olsa bu kalemin yazılarına bakma ve okuma kararı verdim. Demek ki zaman zaman olaylara değişik açılardan da bakabiliyordu.  Tarafı olduğu bilinen kimselere de çuvaldız olmasa bile ince bir iğne batırabiliyordu. Belki de hiç okumadığım için fark etmemiştim. O gün, bu gün okurum kendisini. Bu gün görüyorum ki, iğne mi çuvaldız mı  bilmem ama kime ne gerekirse onu batırıyor.

Konuyu ele alışımın siyasi bir tarafı yok. Biz seçimden seçime oy kullanıp, siyaseti sandıktan ayrılırken noktalayan gruptanız. Siyasilerimiz;  o zaman bir diğerinin konuşmasındaki açığı arayıp, onu nereden vurabilirimin hesabı içindeydiler. Şimdi ise siyasilerin elinde üzerinde konuşulabilecek fazla argüman var.  İçinde bulunduğumuz bu ortamı Diyojen'in bilgeliği aydınlatabilir mi bilemiyorumOyumu kullanırken listelere çok iyi bakacağım. Ola ki biri onu Türk tabiiyetine geçirmiş ve Diyojen bizim oradan Belediye Başkanlığına adaylığını koymuş haberim olmamış ise, oyum onundur.

O tarihlerde Sn. Nazlı ILICAK' ın okuduğum yazısı beni uzun hayli bir süre önce kaleme aldığım bir kitap tanıtımına götürdü beni. “ Konuştukça Batıyoruz. “ Bu kitabı oturduğum sitede yöneticilik yapan genç bir hanımefendiye sunmak üzere ismine bakıp almıştım. Tabii ki önce okudum. Bu hanımefendi ile konularımızı medeni insanlar gibi görüşebiliyorduk ilk başlarda. Konuşma uzadıkça, sorun çıkıyordu. İlişkileri daha da güzelleştirmesini umduğumuz iletişimin sürekliliği, kitapta da ifade edildiği üzere bende hayal kırıklığı yaratmakla kalmayıp aynı zamanda sorunları ve de ilişkileri daha da kötüleştiriyordu. Dikkat ediyordum. Kısa konuşmalarımızda sorun yaşamıyorduk. Ama konuşma uzayınca ( ? )

Bu kitabı okumanızı şiddetle öneriyorum. İletişim kurmada zorluk çeken, gerek iş ve gerekse özel yaşamda çağımızın en yaygın hastalığı olarak yorumlanan iletişim kopukluğundan şikâyetçi olan herkes bu kitabı okumalı. Sen okudun ne fark etti? Diye sorarsanız, kitabın bana olan katkısını zaman zaman görüyorum. Her zaman olmamakla birlikte; bazen stratejik davranma akıllılığını gösterebiliyorum. Görüştüğüm kimse çok iyi tanıdığım, huyunu suyunu bildiğim biri değilse ortada bir yanlış anlama ya da gerçek bir anlaşmazlık olup olmadığını tam olarak anlayabilmek için karşımdakini çok iyi dinliyorum.

Tabii ki geçtiğimiz günlerde Hıncal Uluç ağabeyimizin köşesinde yer alan Samuel Smiles'ın sözünü unutmamamız gerekir. “Kitaplardan elde edilen tecrübeler kıymetli olmakla beraber, sadece bir öğrenimdir. Hayatı yönlendiren ise yaşamdan edinilen tecrübelerdir.” Hıncal Ulucun bu kitapla ilintili olarak 2001 yılında Sabah gazetesindeki köşesinde yer verdiği görüşleri; “O zamanlarda da malum bir kriz dönemi yaşanıyordu. Başta ki ise bu günkü hükümeti oluşturan parti değildi.  Bakıyorum da; değişen tek şey krizin neden ve nereden kaynaklandığı. Diğer yaşananlar aynı. Konuşmalar da aynı. İşte Hıncal beyin 2001 yılındaki tespiti. 2005’ de aynı, 2009’da benzeri. 2001 yılında yapılan bu belirlemenin içinde bulunduğumuz dönemin zemin rengi siyaha yakın olan, kopkoyu fonu ile bu güne de uyduğu bir gerçek.  Konu ne olursa olsun bazı insanlar kendi bildiklerini, istediklerini konuşuyor. Ve bizler de dinliyoruz.  Demek ki o tarihten bu yana on üç senedir, sahnede bu açıdan değişen hiç bir şey yok. Şimdiki görünüm o günlerden çok daha kötü, o kadar. Evet, herkes istediğini, istediği şekilde anlatıyor. İsterseniz falan merada hayvanların otlamaları için neden çim yetiştirilmediğini sorun. Cevap olarak söz konusu meradaki altın aramalarının neden başarısız olduğunu zorunlu olarak dinliyorsunuz. Kimisi yaşama, diğeri işine bir diğeri ise sağa sola daha iyi tutunabilmek için bu yola başvuruyor kuşkusuz. Gerisi var mı derseniz şüphesiz var ki insanoğlu her gün bir yenisini düşünüyor, bir yenisini yoğuruyor zihninde. Yazıyor, sahneliyor ve oynuyor. Üstelik oyunun dekorunu da,  müziğini de yaratan bizzat kendisi oluyor. Ben psikolog değilim. Duyguları değerlendirmeyi her insan kadar becerebilirim ancak. Daha fazla değil. Yalnız bazı konuları hayalen kurgulamanın bir noktadan sonra iletişimi mutlak sekteye uğratacağını ve de bu tür kurgulamaları hatasız yapmanın aşırı zeki olmayı gerektirdiğini bilirim. Hani derler ya aptal insandan iyi bir yalancı olmaz. İşte o hesap. Kime ne söylediğini mutlak unutur ve bir gün sonra aynı insana aynı konuda başka bir kurgu anlatabilir.

İnsanların yalan söyleme alışkanlıkları var. Herhalde epeyce uğraşmışlardır bu kötü alışkanlıktan kurtulmak için. Becerememişler ki, zaman içinde bu alışkanlık, normal yaşamda her türlü iletişimin önünü tıkayan bir ihtiyaç haline dönüşmüş. Daha iyi yaşamak, daha fazla göze girmek veya işyerinde daha yükseklere tırmanabilmek için.

Olmaz demeyin. Bunun örneğini yaşayıp yaşamadığımı sorun. Örneğini yaşadım mı? Evet ki ne evet. Son çalışma yıllarımda bunun çok mümtaz bir örneğini gördüm.

 “Konuştukça Batıyoruz” Bu kitabın ilk baskısı 1997 yılında yapılmış. Yazarı Dr. David Stiebel. Deniz Akkuş tercüme etmiş ve Türkiye'mizdeki ilk yayını 2001 yılında piyasaya çıkmış. Okumanızı öneririm. Geç sayılmaz.

Siyasileri bir kenara bırakalım. Onlar TBMM’ de birbirlerine tekme tokat giriyorlar.  Sorunları işletişim kuramamak değil belli ki. Belki de iletişimin böyle kurulduğunu zannediyorlardır kim bilir? Vakıa aynı durum birçok ülkede var. Youtube’da sanki bir spor müsabakası yayınını aratmayan diğer ülke meclislerinin görüntüleri mevcut. Ama onlarda hiç uçan tekme görmedim. Bizimkiler en azından daha atletikler. Bu kesin.

Genç kardeşlerim önünüzde uzun bir yaşam var. Sizler okuyun. Kendiniz için okuyun. Kitabın kapağındaki söz fonksiyonunun önemini özetliyor. 'İletişimin başarısızlığa uğradığı anda, problemlerin çözümü için anahtar kitap”

Kim bilir, Bakarsınız ileride siyasi bir kimliğiniz de olabilir. Farklı olursunuz bazılarından.

Bu takdirde hayatta olursam, oyum sizindir.

YERDEKİ DE, HAVADAKİ DE HEPİMİZ İŞİMİZİN BİR HAMALIYIZ.

Hani bir takım insanlar vardır. Tüm gün çalışırlar. Baygın düşmeye beş kala yatıp, o gün yaşam yükünün kendilerini nasıl ezdiğini düşünürler. Bu düşünce ile uyuyamazlar ve sabah yorgun, argın kalkarlar yataktan. Ve de yeni günün yükünü taşıyamayacak kadar yorgundurlar. İki hamalın bu söyleşisini kaydetmişim bilgisayarıma. Sizlerle paylaşmak istedim.

Hamalsan iki şey önemli oluyor senin için: Yük ve yol. Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa, cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden " Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!" Nitekim çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz dinlenelim. "Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!"

Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi.

Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.

O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında..."Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım... Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım.

Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan karasinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım. Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; " Hadi kalk, dedi. Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz." Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. "Ben yılların hamalıyım” dedi.

Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda. Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait. Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun.  Belki günün birinde hamallığın şekli değişir.  Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma. Akşamları bırak ve hafifle. Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.

Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.

Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var. Eğer okuduysanız ve de okumanız bittiyse işi-gücü bırakın ve 10-15 saniye düşünün; Bu günün yaşanmışlarını düşünüp onların altında ezilmekle zaman harcamayın. Daha güzel olabilecek yarına bakın, yarına hazırlanın. İş yaşamında size semer vuran çok olur. Arada bir de olsa tecrübeye kulak verin ve de bu sütunlardan size seslenen yılların hamalını dinleyin. 

KONUŞTUKÇA BATIYORUZ

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (17)

kendini beğenmek ~ 5 yıl önce
17.3 yazınızın duyurusu biraz önce bir arkadaşım tarafından bana geldi. okudum. hayret ettim. danış bana bölümünde açık açık kendinizi methediyorsunuz. normal düşünen biri bunu yapmaz. bırakında okuyanlar sizi metetsin. o gonderimi geri alın. almazsanız herkes sizi ayıplayacak. bu nasıl bir yazıdır allah aşkına.arkadaşıma sordum sizi böyle anlatmadı. Dayanamadım yazdım...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP KENDİNİ B.... ~ 5 yıl önce
BU YORUM 17 MART DEVREYE GİRECEK YAZI İLE İLGİLİ. DOLAYISI İLE SİZİ YARIN CEVAPLAYACAĞIM.
uyandın ~ 5 yıl önce
galiba hangi yazıların okunduğuna uyandın. teknisyenlerle ilgili soruyormuşsun.Ne iş.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP UYANDIN ~ 5 yıl önce
EVET UYANDIM.MEVCUDU KALABALIK OLAN İŞ YERLERİNDE ÇALIŞANLARLA İLGİLİ KONULARI KALEME ALMAK OKUYUCU SAYISINI ARTIRIYOR. BU NEDENLE TEKNİSYENLERDEN DAHA BÜYÜK MENSUBU OLAN KURULUŞLARDAN BİRİ İLE İLGİLİ YAZMA KARARI VERDİM. NASIL ÇÖZMÜŞÜM AMA. İYİ GECELER.
Android Uygulaması ~ 5 yıl önce
Cok tesekkur ederim Cetin Hocam. Yalniz yazilarinizi degil yorumlar icin yazdiginiz cevaplarinizi da takip ediyorum. Genellikle yalnizca yorumu yorumlamakla kalmiyor ayrica bilgi aktarimi yapiyorsunuz. En onemlisi ise tum yorumlari yanitlayarak gosterdiginiz alcakgonulluluk ve saygi. Tum saygiyi ve samimiyeti hakeden bu tutumunuz insallah ornek olur. {{Ufakligimiz yanaklarini sisirmekle mesgul. Henuz bize aldirmiyor. Geceleri rutin disinda sikintisi yok sukur. Ellerinizden oper.}} Saygilarimla.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
YAZIK ~ 5 yıl önce
geçen haftaki yazınızın yorumlarına baktım. Bir de bu günkülere. Bizim toplum bu şekilden anlamıyor. Yazı olacaksa kendileri ile ilgili olacak. maaşlarının az olduğunu söyleyeceksiniz.çok çalışıyorlar diyeceksinzi.bu arada işveren içinde iyi olmayan birşeyler yazmak tabiiki iyi olur.bize bir şeyler öğretmek istemenizi anlıyoruz ama bize fazla.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP YAZIK ~ 5 yıl önce
KARDEŞİM. BEN NE DİYEBİLİRİM Kİ.NORMALDE ESTAFURULLAH DEMEM GEREKİR AMA O DA SAHTEKARLIK OLUR. MAALESEF HAKLISINIZ. HANGİ YAZININ OKUNACAĞINI, HANGİSİNİN ÖYLE VEYA BÖYLE YORUMLANACAĞINI BİLİYORUM BİLMESİNE AMA BUNUN İÇİN KONU BELİRLEMEK BANA DOĞRU BİR YAKLAŞIM GİBİ GELMİYOR. SİZ VE BİR KAÇ KİŞİ OKUDUĞUNA GÖRE BEN KARŞILIĞINI ALIYORUM DEMEKTİR. TEŞEKKÜR EDİYORUM. SİZ SIKMAYIN CANINIZI.
Goethe ~ 5 yıl önce
Çetin Bey, kaleminize sağlık yine çok güzel bir yazı olmuş.İki nokta arasındaki en kısa mesafeye doğru denir.En kısa yoldan yükü sırtında taşı ,doğrudan şaşma.Yol boyunca aslansın kaplansın derler.Varacağı yere ulaştır.Karşılığında bulduğun nankörlük olur.Yükü taşırmış gibi yap.Başkalarına taşıttır.Ez insanları,korkut,tehtid et, bıktır yol boyunca.Kimilerinin yerine yenilerini bul. Bir yol üzerinden ulaşabilecek yükü, sürüncemelere bırakarak ,yedi yol üzerinden geçirerek ve yokuşa sürerek yerine ulaştır. Bravo be! İyi ekip yönetiyorsun, bu kadar zor bir işi başardın aslansın kaplansın olur.Aslan kaplan tabi.Yedi nice insanları yedi yolda . Bir aylık çalışmaları da , bir yıllık çalışmaları da insanlarla birlikte yiyorlar işte. "Ben yaptım" gururlanmasını da kutlamasını da yaşarlar fütursuzca.İyi yaptın .Afferin. Olmuşsun sen.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
H.ÜRKMEZGİL ~ 5 yıl önce
Çeti Ağabey, yazının tamamını okudum, harikasın, eline sağlık, iyi ki varsın sağlıkla kal. . . Teşekkürler 10.MART 2014 15.53

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Ayşegül Öztopuz ~ 5 yıl önce
Yargılama, eleştirme, ad takma, öğüt verme ile başlayan iletişim konuştukça batmaya örnekler.Ancak şöylede bir gerçek var ki ,konuştuğunuz insanında sizi dinleyecek etkide ve anlayışta olması lazım. "Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar.Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadar olacak" Mevlana demiş hemde. O kim olursan ol gel diyen.... Yeni yönetim anlayışında mevcut yeraltı kuralları içersinde, yaptırabileceğin her işi başkalarına yaptıracaksın ki sana semer vurulmuş eşşek demesinler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP AYŞEGÜL Ö.. ~ 5 yıl önce
EVET YAPTIRABİLECEĞİN İŞİ BAŞKALARINA YAPTIRMAYI SİSTEM O KADAR BENİMSEMİŞ Kİ HAYRET. BU ARA UÇAK TEKNİSYENLİĞİNİ İNCELİYORUM.BU DEDİĞİN DÜSTUR OLMUŞ. ANCAK TABİİ Kİ BUNDA HATALI OLAN YÖNETİMLER VE ÜLKEDEKİ İŞSİZLİKTEN KİM SORUMLU İSE O.ŞU AN İÇİN GÖREV EDİNDİĞİM HUSUS DOĞRUYU ANLATMAK. İSTEYEN ANLAR.VEYA İNSANLAR NE KADARINI ALMAK İSTİYORSA O KADARINI ANLAR. MUNTAZAM TAKİBİN İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM. TABİİ Kİ YORUMLARINI ALMAK BENİ MUTLU EDİYOR. HOŞÇA KAL.
Metin Göksel ~ 5 yıl önce
Merhabalar, iyi haftalar olsun herkese. Bir arkadaşımızın zaman zaman söylediği bir söz vardır, "Şefaatinden vaz geçtim mezarımdan taş çalma" derdi. Keşke herkes kendi yükünü taşısa. Birde başkalarının yükünü taşıyıp ta üstüne üstlük makbule de geçmeme durumları olmuştur. Hem kendine düşeni yapmayan ve hem de başkasının yaptığını üstlenip satmaya çalışan pek çok kişi görülmüştür. Bakarsanız etrafınızda çokça göreceksiniz. Sevgiyle kalın.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP METİN GÖKSEL. ~ 5 yıl önce
ETRAFA BAKINCA İNSANI MUTSUZ KILACAK O KADAR FAZLA ŞEY VAR Kİ.KEŞKE HİÇ BAKMASAK. AMA O DA OLMUYOR NEDENSE. MEZARDAN TAŞ ÇALANLAR HAYLİ FAZLA. İNSAN ŞAŞIRIYOR. SANA SÖYLEMİŞMİYDİM HATIRLAMIYORUM SİVİL HAVACILIKLA İLGİLİ BİR TOPLANTIDA BİRİSİ YARDIMINLA BİR AY UĞRAŞIP YAPTIĞIMIZ BİR ÇALIŞMAYI NASIL YAPTIĞINI ANLATMIŞTI BANA.SENDE DE THY' DE İKEN MERDİVENİN BAŞINDA YAŞADIĞIMIZ ÖRNEĞİN BULUNDUĞUNU HATIRLIYORUM.ÇOK FAZLALAR. TAKİBİN İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM. SAĞOLASIN.
Android Uygulaması ~ 5 yıl önce
Cetin Hocam bu hafta da beni en buyuk dusuncelerimden yakaladiniz. Ve bana gore toplumumuzun en cok ihtiyaci olan iki konu dinlemek ve kendini en saglikli sekilde ayakta tutabilmek adina dinlenmek. Oncelikle dinlemek. Hani hep denir: "Nasil birisi? - Cok iyi. Bir kere her seyden once cok iyi bir dinleyici. Insana guven veriyor. " Iste iletisimin anahtari. Insanlar anlasilmak istiyor. Karsilikli bir seyleri kabul ettirmek ve sinucta zafer tatminiyeti elde etmeye calismaktansa her iki tarafinda memnun olacagi sonuca ulasmak sakin ve dinleyici agirlikli iletisimle mumkun olabiliyor. Tabii ki durum bazen bununla da cozulemeyebilir ve her zaman herkes memnun olmaz. Ama genellikle dinlemesini ve karsisindaki insana saygi gostermesini bilen insanlar anlik kayiplara ugeasa da genel olarak kazancli ve toplumda saygin kisilerdir. Dinlenmek ise basli basina insanin surekliligi icin vazgecilmezdir. Kucuklugumden beri yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var. O da ne olursa olsun aksam yattigimda uyuyabilmek. O anda yasadigim veya ertesi gun yasama ihtimalim olan her olay icin yapabilecegim birsey yoktur. Ve birseyler yapacaksam sabah yapacagim. Bunun icin de bedenime ve dusunce kabiliyetime ihtiyacim var. Dusunsel olarak iki elimi oval hale getirip kafa tasimin icinden siyirir ve ne var ne yok basimdan atmaya calisirim. Tum mucadelenin icinden cikmali ve icimden cikarmaliyim diye dusunurum. Genelde basarili olurum ve dinlenebilirim. Ertesi gun tekrar hayata devam. Ancak dinc ve daha etkili olarak. Yillardir yakinlarima iki konuyu da anlatirim dilim ve aklim dondugunce. Biraz uzun ve sikici olabilir ancak ben cok faydasini gordugum icin paylasmak istedim. Tekrar faydali ve dolu dersiniz icin tesekkurler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ANDROID ~ 5 yıl önce
E KADAR DOĞRU BİR SÖZ " Başarının sırrını bilmiyorum ama başarızılığın yolu herkesi memnun etmeye çalışmaktan geçer. Bill Cosby".DOĞRUYU ANLATMAK VAZİFE. DUVARA ANLATMAK İSE VAKİT KAYBI. BİR MANKEN HANIM ( SARIŞIN ) BİR GÜN BENİM OYUMLA........ OYU BİR Mİ DEMİŞTİ. HATIRLARMISINIZ. HERKES NE KADAR KIZMIŞTI. NE YAZILAR OKUMUŞTUK GAZETE KÖŞELERİNDE. KADINCAĞIZ SUS PUS OLDU. MEĞER NE KADAR DOĞRUYMUŞ SÖYLEDİĞİ. BU GÜN ÇOĞUNLUK BU ŞEKİLDE DÜŞÜNÜYOR. TABİİ Kİ ANLATMAK VE ANLAŞILMAK GÜZEL, ANCAK MAALESEF ANLATACAĞIN ADAMI DA DOĞRU SEÇMEK MECBURİYETİNDESİN. İYİ DİNLEYİCİLERE SAYGI DUYMAMAK MÜMKÜN DEĞİL. YÖNTEMİNİZ ÇOK DOĞRU. KEŞKE BENDE UYGULAYABİLSEM.HER ZAMAN BECEREBİLDİĞİMİ SÖYLEYEMEM. EVET BU GÜNÜ BU GÜNE BIRAKIP YARIN İÇİN UYGUN ZEMİNİ HAZIRLAMAYA ÇALIŞMAK İDEAL. TAKİBİNİZ İÇ,İN TEŞEKKÜR EDİYORUM. BENİ DÜŞÜNMEYE SEVK EDİYORSUNUZ VE MUTLU OLUYORUM. SAĞLICAKLA KALIN. UFAKLIK NE ALEMDE. GECELERİ UYUTUYOR MU?
joseph ~ 5 yıl önce
10 Mart 2014, Pazartesi 08:16:41 Biz 800 TL ye kabin memuru calistiran adi onur olan ama aslinda onurdan hic nasiplenmemis bir sirket gorduk. Sozde maasi euro ile verip sozlesmeye euro %10 dan fazla artarsa sirketin belirleyecegi bir kur uzerinden maaslarin hesaplanacagina dair cikarci maddeler koyan sirketler gorduk. Ustelik bu sartlarda 3 yil mecburu calismaya zorlayan, 3 yildan once ayrilirsan 10.000 euro ceza bedeli isteyen, bu bedele karsilik ise baslarken senet imzalatan o da yetmiyormus gibi iki tane kefil isteyen sirketler gorduk. THY deki kabin memuru arkadaslar greve giderken bunlari biliyorlar miydi acaba ? Havacilik, yasal bosluklardan oturu suan is dunyasindaki en buyuk somurgenin uygulandigi is koludur.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP JOSEPH ~ 5 yıl önce
DEĞERLİ ARKADAŞIM. THY' DEKİ KABİN MEMURLARININ NEYİ BİLİP NE BİLMEDİKLERİ HAKKINDA FİKİR YÜRÜTEMEM.ANCAK GREVE İŞTİRAK ETMELERİ NEDENİ İLE KİMSEYİ DİDİKLEMEMEK GEREKİR.BEN SENELERCE ÖNCE İKİ CİDDİ GREV YAŞADIM.BİRİNE İŞTİRAK ETTİM, DİĞERİNE İSE KATILMADIM ÇÜNKÜ BANA BİZİ GREVE GÖTÜREN NEDEN REALİST GELMEDİ. ANCAK SENDİKACILAR BAŞTA OLMAK ÜZERE KİMSEDEN DE RAHATSIZLIK VERİCİ BİR TEPKİ GÖRMEDİM. BU TÜR KONULARDA SEKTÖREL DESTEK EN AZ KAMUOYUNUN GENEL DESTEĞİ KADAR ÖNEMLİ. SİVİL HAVACILIKTA KURULUŞLARIN İNSANLARI BİRBİRİNE DESTEK OLMUYOR. TÜRKİYE'MİZDE MEVCUT OLAN İKİLİ RAKAMLARA DAYANMIŞ OLAN İŞSİZLİĞİ SEKTÖR KURULUŞLARI ÇOK GÜZEL KULLANIYOR VE İSTİSMAR EDİYOR.ANCAK BU TÜR UYGULAMALAR YER HİZMETLERİ SEKTÖRÜNDE BİLDİĞİM KADARI İLE MEVCUT DEĞİL. EN AZINDAN YAŞADIĞIM ŞİRKETLERDE BU TÜR UYGULAMALAR YAPILMADIĞINI BİLİYORUM. TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000