20 Eylül 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • arkadaslar kaza kirimda D sinifi dusen ucak siralamasinda dereceye girmis bir hava yolundan bahsediyorsunuz degilmi? birakin bunlari strateji vs ise insan faktoru ile baslayin,60 bin avro verip pilot lisansi alip 180 saatlik deneyimle ise baslayan pilotun uctugu bir hv yolu,hosteslerin yilda 5 gun ucus egitim alip 12 gun servis ve garsonluk egitimi aldigi bir yerden bahsediyoruz ,profosyenel ekiplere devredilmedikce thy nin yasama sansi yok,tarikat destekli ekiplerle gidebildigi yere kadar gider ,kazasiz ucuslar
  • Alper Bey cok yerinde tesbitler yapmis, tebrik ediyorum. THY'nin bu asiri büyümesini statigi iyi yapilmamis binaya kat cikmaya benzetiyorum. Böyle bir durumda binanin bir müddet sonra kendi agirligi altinda cökecegi kacinilmazdir. THY, ucak sayisini 2011'de 180'in üzerine cikarma planina karsi altyapisi ve havaalanlarinin durumunu da buna uygun hale getirmek icin ne calismalar yapiyor merak ediyorum. Agustos ayinda Istanbul baglantili Nürnberg-Izmir yolculugum oldu ve Alper Bey'in söylesideki tespitlerini bire bir yasadim. Ucagin gec kalkmasindan THY'nin valizleri kaybetmesine, Istanbul'da baglantili Izmir ucagini sirf THY ve Havaalani isletmesinin beceriksizliklerinden dolayi kacirmamdan kabin personelinin mesleginde komponent olmayi
  • Çarşamba öğlen Brüksel'e vaktinde kalktık. Haber niteliğinde olduğundan yazıyorum. :-)
  • thy nin büyümesi ile ilgili çalışma 1991-1992 yıllarında yapılmıştır.bu çalışmayı yapanlar şu anda thy de kaptan olarak uçmaktadırlar.bu çalışmayı yapanlar o zaman akademiden mezun olmuş gencecik kurmay subaylardır.arşıvlerde herşey vardır.buna sahip çıkmasınlar.önlerine konulduğu zaman zamanın idare edenleri bu çalışmaya siyasi destek vermemişlerdir.sayın genel müdürün ve yünetim kurulunun şansı arkasında kayıtsız şartsız siyasi destek bulmasıdır. kendilerini kutluyorum.kontrollu büyümenin devamını diliyorum.sorun thy nin sorunu olmadığını sorunun bir devlet sorunu olduğunu vurgulamak istiyorum püf noktasınında kurumlar arasındaki koordine eksikliğine baglıyorum.thy dhmi sghm bakanlıklar gibi birinden haberleri yok .iyi uçuşlar

Konuğumla THY’na Eleştiriler ve Öneriler

Eski ya da yeni havacılık sektörüne bulaşanlar bir araya gelince eleştirilerin sonu gelmiyor. Biz de eski dostum Alper Eliçin’le her sohbetimizde yere göğe eleştiri getiririz ama çözümler de üretiriz.   Konuştuklarımızı genellikle ben yazardım, bu kez Alper kaleme aldı. Konumuz Türk Hava Yolları’nın gecikmeleriydi… Şimdi söz arkadaşım Endüstri Yüksek Mühendisi Alper Eliçin’in

Türk Hava Yolları, Strateji ve Uygulamanın Getirdiği Sorunlar

Türk Hava Yolları (THY) bilindiği gibi son yıllarda hızlı bir büyüme içerisinde. Hemen hemen her ay yeni uçak teslim alıyor ve yeni hatlar açıyor. Genel Müdür Sayın Temel Kotil’in televizyonlarda yaptığı açıklamalara göre bu genişleşme Boğaziçi Üniversitesi’yle yapılan bir strateji çalışmasının ürünü. Bu çalışmaya göre İstanbul benzersiz konumu nedeniyle Afrika, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya ve Avrupa’da pek çok önemli kente en fazla 4-5 saat mesafede. Bu sayede orta mesafede başarısı kesinlikle ispatlanmış olan Airbus 320 (ve türevi) ile Boeing 737-800 (ve türevi uçaklarla) bu kentleri son derece ekonomik olarak İstanbul’a bağlamak olası. Uzun menzilli uçaklarla bu strateji desteklendiğinde ve Uzak Doğu, Güney Asya Güney Afrika, Kuzey ve Güney Amerika da etkin bir ağ ile bu sisteme entegre edildiğinde İstanbul’u orta vadede dünyanın en önemli aktarma noktalarından biri olması mümkün.

Biz bu sisteme havacılıkta ‘Hub and Spoke’ adı nı veriyoruz.  Aynı bir bisiklet tekerleğinin göbeği (Atatürk) ve tekerleğin kenarlarına giden jant telleri gibi. Bu sistemin dünyada başarılı örnekleri arasında Londra-Heathrow ve British Airways, Frankfurt ve Lufthansa, New York -JFK, Singapur- Changi  ve Singapur Hava Yolları ve Dubai’yi sayabiliriz. Büyük havalimanları ve çevresinde 60-100 bin kişinin doğrudan veya dolaylı istihdam edildiği göz önünde tutulduğunda bu stratejinin İstanbul ve ülke ekonomisine, özellikle istihdama katkıları da tartışılamaz düzeyde. Son yıllarda özellikle Körfez ülkeleri bu felsefeye büyük yatırımlar yaptılar, dev havalimanları inşa ettiler ve havayollarını büyük uçak alımlarıyla büyüttüler. Ancak İstanbul’un bu (Londra ve Frankfurt dışındaki bu havalimanlarına ve buralarda kurulu havayollarına karşı büyük bir avantajı var. Bu avantaj İstanbul merkezli bir operasyonda satın alma maliyetleri göreceli olarak oldukça düşük A320 ve B737’ler kullanmak mümkünken diğer şehirlerden aynı işi yapmak için çok daha pahalı uzun menzilli uçaklara gereksinim duyulması. İstanbul’un Heathrow ve Frankfurt’a karşı avantajı ise personel v.b. giderlerin göreceli düşüklüğü. Bu maliyet avantajları ve Türkiye’nin iyi eğitimli havacılık deneyimine sahip olan insan kaynakları İstanbul’un büyük sermaye gücüne dayanan bu şehirlere karşı rahatlıkla rekabet etmesini sağlıyor. Ayrıca THY’nin Star Alliance üyesi olması da bu stratejiyi daha güçlü hale getirmekte.

Strateji ve Uygulaması

‘Hub and Spoke’ diye tanımladığımız bu modelin başarılı bir şekilde çalışması; bu uygulamayı yapan havayolu şirketlerinin başarılı bir performans gösterebilmelerine bağlıdır. Bu ise, havayollarının ana üs yani ‘Hub’ olarak kullandıkları havalimanına dalgalar halinde uçak indirmeleri ve kaldırmalarını, yeni tarife operasyonlarını gerektirmektedir. Yani, söz konusu havayolu bir- bir buçuk saatlik zaman aralığında sürede 20-30 adet uçak alana inmek ve kalkmak zorundadır. Bu sayede örneğin Tiflis’ten gelen bir yolcu havalimanında bir saat bekledikten sonra Frankfurt’a devam edebilecektir. THY bildiğimiz kadarıyla İstanbul Atatürk Havalimanında kısa ve orta mesafelerde günde dört dalgayı hedeflemektedir.

İşte tam bu noktada THY uygulamada ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. THY, hayata geçirmeye çalıştığı çok doğru ve başarılı stratejinin uygulamada zorluklarını çekmektedir. Gördüğümüz kadarıyla, zorlukların başında, yetersiz altyapı, eğitim ve anlayış eksikliği, koordinasyonsuzluk gibi nedenler gelmektedir.

THY uçakların değişik noktalarda Atatürk’e vaktinde inmesini sağlayamamaktadır. Belli bir zaman diliminde inmesi gereken 20-30 uçaktan bir bölümü gecikse hem alanda yeni seferler için kalkacak uçak bulunamamakta hem de aktarma yapacak yolcular alana gelmemiş olmaktadır. THY personeli bu durumun farkında değildir. Olaylara silolaşmış bir anlayışla bakmakta, kendi departmanında işler düzgün yapılırsa bütün sistemin düzgün çalışacağını zannetmektedir. Tepe yönetim de ne kadar gayret etse departmanlar arası iletişim ve koordinasyon kültürünü yerleştirememektedir. Basına verdikleri demeç ve mülakatlarda filo büyümesinden, karlılıktan, yolcu artışından ve ikramım kalitesinden bahsetmekte bu ana soruna değinememektedirler. THY’nin uçuş ekibi eksikliği sorunları daha da büyütmektedir. Duyduğumuz kadarıyla bazı adımlar atılmaktadır. Ancak bu da kısa vadede ekip kalitesini düşürmektedir.

THY’nin bu stratejiyi başarıyla uygulayabilmesi için kullandığı havalimanı ve terminal altyapısının alana dalgalar halinde gelecek uçaklara ve yolculara hizmet verebilecek kapasitede olması gerekmektedir. Maalesef Atatürk’ün altyapısı bu konuda çok zayıf kalmıştır. TAV’ın işlettiği terminal son genişlemelerle şu anda talebe yanıt verebilse de THY 200 uçağa çıktığında tıkanacaktır. Apron, yan yollar ve pistler tıkanmış durumdadır. Yeşilköy tarafındaki askeri bölgenin sivile aktarılması ve kulenin yerinin değiştirilmesi sorunu bir miktar çözebilecekse de yetersizlik devam edecektir. Ancak, çok hızlı filo büyümesi ve ‘hub and spoke’ modeliyle alandaki uçak hareketinin %74’ünü THY sağladığına göre bu sorunun yaratıcısı da ulusal havayolu olmaktadır.

ÇÖZÜM

THY’deki bu sorunun çok kısa vadede çözümü mümkün görülmemektedir. Ancak, yaklaşmakta olan kış dönemi bir fırsat olabilir. Ayrıca DHMİ ve TAV’ın da bu sürece dâhil edilmesi şarttır. TAV’ın otopark sorunu, terminal içi yolcu akışının hızlandırılması konusunda çaba göstermesi gerekmektedir. DHMİ’nin ise kullanılmakta olan üç pistin eğitim ve yüksek teknolojiyle daha etkin hale getirilmesine yönelik çaba göstermesi şarttır. Bugün Heathrow’a Atatürk kulenin kullandığı teknoloji ve prosedürlerle uçak indirilip kaldırılsaydı sistem yıllar önce çökmüş olurdu. DHMİ’nin kuleyi apron dışına çıkarma çalışmasını da hızla bitirmesi, Kargasekmez denen noktadaki apron sıkışıklığını çözmede yaralı olacaktır. Alan bu kadar yer sıkıntısı çekerken ve Sabiha Gökçen ve Çorlu havalimanları dururken genel havacılık ve bakım tesisleri için çok geniş alanlar ayrılması inanılır gibi değildir. Apron araç trafiği adeta kazaya davet çıkarmaktadır. Trafik işaretleri, gerektiğinde tünellerle karayolu araç trafiğinin uçak akışıyla kesişmesi minimuma indirilmelidir.

Atatürk Havalimanını kullanan yolcuların toplam ulaşım süresinin kısaltılması için İstanbul metro ağının genişletilmesi, SAW’ın ve Çorlu’nun Atatürk’le ilişkilendirilmesi için Marmaray’ın Atatürk ile SAW arasında aktarmasız sefer yapacak şekilde modifiye edilmesi ve Çorlu’ya hızlı tren bağlantısının sağlanmasının önemini de burada vurgulamakta yarar var.

THY’nin tepe yönetiminin ise tüm departmanlara önceliğimiz dakik operasyondur mesajını vermesi gerekmektedir. THY’nin bir dönemde bu mesajın verilmesinin THY’yi dakik bir hava yolu yaptığı hatırlardadır. Personel buna göre motive edilmeli, yönlendirilmedi, eğitilmeli ve ödüllendirilmelidir. Tabii uçuş güvenliğinden taviz vermeden. Hiçbir yolcu uçağa iyi bir yemek yemek için binmez. En önemli beklentileri emniyetli uçuş ve dakikliktir. Ancak bundan sonra ikram v.s. gibi diğer özellikleri değerlendirir.

THY yönetimi şu anda elde etmiş olduğu aktarma yolcu artışı, filo büyümesi ve kârlılık rakamlarıyla başarının haklı gurunu yaşamaktadır. Ancak, Türk yolcuyu ciddi şekilde gayrimemnun bıraktığı, aktarma yolcunun Atatürk’teki gecikmeler nedeniyle bir daha aynı rotayı denemeyeceğini görmesi gerekmektedir. Bu durum orta vadede THY’nin aleyhine işleyebilecektir. THY tepe yönetiminin bu konuya en kısa zamanda eğilecekleri ve başarılı stratejilerinin uygulamadaki aksaklıklarını gidermek için çaba içerisine gireceklerine olan inancımız tamdır. THY’nin başarısının Türkiye’nin başarısı olduğunun bilincinde olarak sorunlarını en kısa sürede aşması ana dileğimizdir.

Konuğumla THY’na Eleştiriler ve Öneriler

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (28)

Misafir ~ 6 yıl önce
arkadaslar kaza kirimda D sinifi dusen ucak siralamasinda dereceye girmis bir hava yolundan bahsediyorsunuz degilmi? birakin bunlari strateji vs ise insan faktoru ile baslayin,60 bin avro verip pilot lisansi alip 180 saatlik deneyimle ise baslayan pilotun uctugu bir hv yolu,hosteslerin yilda 5 gun ucus egitim alip 12 gun servis ve garsonluk egitimi aldigi bir yerden bahsediyoruz ,profosyenel ekiplere devredilmedikce thy nin yasama sansi yok,tarikat destekli ekiplerle gidebildigi yere kadar gider ,kazasiz ucuslar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Alper Bey cok yerinde tesbitler yapmis, tebrik ediyorum. THY'nin bu asiri büyümesini statigi iyi yapilmamis binaya kat cikmaya benzetiyorum. Böyle bir durumda binanin bir müddet sonra kendi agirligi altinda cökecegi kacinilmazdir. THY, ucak sayisini 2011'de 180'in üzerine cikarma planina karsi altyapisi ve havaalanlarinin durumunu da buna uygun hale getirmek icin ne calismalar yapiyor merak ediyorum. Agustos ayinda Istanbul baglantili Nürnberg-Izmir yolculugum oldu ve Alper Bey'in söylesideki tespitlerini bire bir yasadim. Ucagin gec kalkmasindan THY'nin valizleri kaybetmesine, Istanbul'da baglantili Izmir ucagini sirf THY ve Havaalani isletmesinin beceriksizliklerinden dolayi kacirmamdan kabin personelinin mesleginde komponent olmayi

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Çarşamba öğlen Brüksel'e vaktinde kalktık. Haber niteliğinde olduğundan yazıyorum. :-)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
thy nin büyümesi ile ilgili çalışma 1991-1992 yıllarında yapılmıştır.bu çalışmayı yapanlar şu anda thy de kaptan olarak uçmaktadırlar.bu çalışmayı yapanlar o zaman akademiden mezun olmuş gencecik kurmay subaylardır.arşıvlerde herşey vardır.buna sahip çıkmasınlar.önlerine konulduğu zaman zamanın idare edenleri bu çalışmaya siyasi destek vermemişlerdir.sayın genel müdürün ve yünetim kurulunun şansı arkasında kayıtsız şartsız siyasi destek bulmasıdır. kendilerini kutluyorum.kontrollu büyümenin devamını diliyorum.sorun thy nin sorunu olmadığını sorunun bir devlet sorunu olduğunu vurgulamak istiyorum püf noktasınında kurumlar arasındaki koordine eksikliğine baglıyorum.thy dhmi sghm bakanlıklar gibi birinden haberleri yok .iyi uçuşlar

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000