29 Eylül 2008, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu

Kokpitte Yeni Dünya Düzeni

Yine pilotlarla ilgili haberlerle dolu dolu geçti bir hafta. Kokpitte çektirilen resimlerin, kapatılması unutulan kokpit camlarının ve alkollu uçuş beyanlarıyla geçen hafta pilot camiası açısından üzücü ve sıkıntılıydı. Ben suçlu aramak için yazmıyorum yazımı. Öncelikle onu bir soyliyeyim.  

Bunların hepsi mesleğin bir getirisidir. İnsanoğlu havacılıkla tanıştığı günden bu yana havacılık denince akla ilk uçak, uçak denincede pilot gelir. Kimse o uçağın yaz kış bakımını yapıp uçuşa elverişli tutan teknik ekibin uğraşılarını, rötara giren uçağın öfke içindeki yüzlerce yolcusuyla uğraşan üç kuruş maaşlı yer personelini, yada uçuş planını hazırlayan dispeçeri, maaş bordorolarını hazırlayan muhasebeciyi aklına getirmez. On saatlik Amerika uçuşunun sonunda on saattir kendisine evindeymiş gibi hizmet eden kabin ekibini değil inişi gerçekleştiren pilotları alkışlar yolcu. Bizim eğitim camiasında bile aynıdır bu işler. Uçucu öğretim üyeleri ve pilotaj öğrencileri daha havalıdır.

Sanal alemde bile flight simulator uçurduğunda adamın oturuşu, konuşması, aksesuarı değişir hemen. Rüyalarında artık pilotsuz uçağı kurtaran kahraman olmuştur. Kendini her uçağı uçurabilecek yetiye sahip görür. Oynadığının bir oyun olduğunun farkında bile değildir artık.O kadar bilgisayar oyunu var. Acaba hangisinde böyle organize, böyle aktif bir grup görürsünüz acaba? Yüz yıldır havacılığın amiral köşkü pilotlarındır. Pilotsuz yolcu uçağı hizmete girene kadarda böyle devam edecektir.

Meslek böyle olunca tabiki haber niteliğide taşır.

Artık hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğini dikte eden bir yeni dünya düzeni var.  Bundan 20-30 sene önce apronda deve kesilse kimsenin haberi bile olmazdı. Yada AD uygulanmamış uçaklar ground edilmezdi. Düşen bir uçağın kaza raporu ise değil basına sunulmak kimseye görmek nasip olmazdı. Rötar veya iptaller haber değeri taşımazdı. Çünkü halk uçağı çoğunlukla Göksel Arsoy’un filmlerinden tanırdı. Hiç unutmam İnönü’de 1984 yılında planör kursunda Ağrı’lı bir arkadaşım vardı. Hayatında gordüğü tek uçak kurban derisi bağışladığında aldığı THK takviminde gördükleriydi. Planörü ilk gördüğünde resmen sevmişti camlarını, kanatlarını falan. Ama şimdi her gün Ağrı’ya sefer olduğu gibi dış uçuşlara bile açılır durumda.

Geçmişten bu güne değişmeyen tek şey ise pilotların haber değeri. Otuz sene öncede uçak kazasının raporu yayınlanmadan fatura pilota kesilirdi. Otuz sene öncede pilotun yaşantısı ve alışkanlıkları haber değeri taşırdı.

Peki çözüm ne? 1-Pilotların artık değişen dünya düzenine kendilerini adapte etmesi, 2- TALPA denen kurumun bir an önce şirketlerin tekelinden çıkartılabileceği ve yöneticilerin gerekirse kendi kurumlarınıda korkmadan eleştirebilecekleri bir organizasyon yapısına kavuşturulması.

Yeni dünya düzeninde dijital kameralar var, internet var, youtube var, online haber portalleri var. Yani eskisi gibi olayı kendi bünyesinde eritme şansı yok pilotların veya şirketlerin. Dolayısıyla sisteme adapte olmak ve haber yaratacak eylemlerden kaçınmak, daha doğrusu pilotluğu kuralları çerçevesinde yapmak işin yeni başlığı. Yani kokpitte resim çektirip yayınlayan çocuğa, haberi yazan gazeteciye, kamu hışmından korkup kaptanliğı alan şirkete kızmak çok yersiz. Çocuk çocukluğunu, haberci görevini, şirket işine geleni yapmış. Peki pilotlar?

Ben haberlerin altındaki eleştirileri sektörün içinde uzun zaman yaşamış biri olarak anlıyorum. Bende biliyorum eskiden böyle şeylerin hiç haber olmadığını. Pistten çıkan, takozdan atlayan, tellere takılan, ILS antenlerini toplayıp gelen, körkütük uçan, simulatörleri geçemeyip yıllarca mesul kaptanlık yapan, iniş takımsız inen nice pilot ve kaptana yıllarca hiçbir şey olmazken niye şimdi daha ufak olaylar haber oluyor. Sebebi açık. Eskiden Türkiye’de bir şirket, 15-20 uçak, 200 havayolu pilotu vardı ve şehirlerarası telefonu yazdırıp iki saat bağlansın diye bekliyordunuz. Şimdi 200’den fazla uçak 2000’den fazla pilot, onlarca şirket var ve dijital kameralı telefon sahibi olmak için sadece 15 dakika, şehirlerarası aramak ve resim göndermek içinse 10 saniyeye ihtiyacınız var.

Yeni dünya düzeninde pilot, kuralları ve prosedürleri kutsal kitap edinmiş, sağlığına beslenmesine dikkat eden, alkolü zevk için izinlerinde ve uzun boşluklarda kullanan, sürekli okuyan, trafik cezası bile olmayan (amerika’da şirketlerin pilot alımlarında ilk kontrol ettikleri şey trafik cezalarıdır), yaşamındaki disiplini meslek hayatına birebir adapte etmiş kişidir.

Peki pilotun bu konudaki desteği kimdir? Tabiki meslek örgütü, pliotlar cemiyeti. Türkiye’de medyanın muhatap alacağı pilotaj konusunda doğru bilgi akışı sağlayan bir kurum olsa belki bunların bir çoğu bambaşka haberler olarak çikacak karşımıza

Pilot “kardeşim madem alkollü idim niye beni uçurdunuz”? “Niye uçak kalkmadan bana kan muayenesi yapmadınızda işiniz bitince beni atıyorsunuz, esas suçlu sizsiniz – kamu güvenliğini tehlikeye atmama müsade ettiniz” dediğinde basına “şirket sorumluluğunu yerine getirememiştir” diyerek suç duyurusunda bulunacak veya denetim mekanizmasını göreve çağıracak kimdir?

Bunların tek cevabı TALPA’dır. Bugün TALPA şirket üst yönetimlerinin elinde bir pilot ve pilot emeklileri için sosyal kulüp işleticisi havasındadır. Halbuki sorumlulukları temsil ettiği meslek kadar büyüktür. Peki TALPA gerçek kimliğini nasıl bulacaktır?

Öncelikle aidatlar arttırılıp yöneticilerin şirkete olan finansal göbek bağları koparılarak tabiki. Nasılki dünyanın gelişmiş ülkelerinde yönetici kaptanlar derneğin ödenekleriyle şirketlerinden bağımsız hale gelmişlerse, TALPA’da binlerce havayolu pilotunu temsilen aynı güce kavuşabilir. Ben şahsen televizyonda TALPA başkanının onlarca üniformalı meslekdaşıyla, avukatları nezaretinde, delilleriyle falanca firma bizi kanuni sınırlar üzerinde uçurarak ve de işten atmakla tehdit ederek kamu güvenliğini ve uçuş emniyetini tehlikeye atmaktadır dese bu habere atlamayacak medya organı göremediğim gibi buna seyirci kalacak SHGM ve o şirketle uçmak isteyecek yolcuda düşünemiyorum.  İşte biz o haberi atlarsak eleştirilerin tamamını kabul ederim.

Talpa’nın görevi sadece havacılık güvenliğinde kriminal görevler üstlenmekde olmamalıdır. Mesleki konularda seminerler, kötü alışkanlıkların yenilmesinde work-shop’lar, yeni kurallar ile ilgili kurslarda TALPA’nin faliyetleri  içinde olmalıdır. Yani oğlum ver bir elli iki dörtte tavşan kanı çay kültürü bırakılmalı yerine gerçek anlamda meslek kuruluşu sistemi adapte edilmelidir. Tavşan kanı çaylar ise yan hizmet olmalıdır.  

İyi haftalar, hayırlı bayramlar

Dr. Korhan Oyman

College of Aeronautics

Florida Institute of Technology  

koyman@fit.edu

Kokpitte Yeni Dünya Düzeni

Facebook Yorum

Yorumlar

wolf ~ 8 yıl önce
korhan abi bakiyorum hic suya sabuna dokunmuyorsun. sivil havaciligin su anki durumunu degerlendirirken devamli pilotlara ve talpa ya firca atiyorsun. gucsuzu sucluyorsun. biraz daha cesaret abi. bakalim ne zaman SHGM ye, nedir bu durum arkadaslar diyebileceksin. kamyoncunun manavin bile odasi varken pilotun niye yok diye sormuyorsun. THY de ucan pilotlar sendikalida, ozelde niye bir pilot bile sendikali degil diye sormuyorsun. amelenin bile tabi olacagi bir kanun varken, pilotlarin yok diye sormuyorsun. ve bunlari SHGM ye sor lutfen. trabzonda ucak dustu, hala degisen bir sey yok yine dusebilir demiyorsun. ispartada dustu hala dusebilir hic bir sey degismedi ki demiyorsun. sadece ortaya karisik yapiyorsun. sevgiler

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000