21 Kasım 2016, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • biz şirketi öven, sinirlendiğimiz insanları iyi gösteren, sağa sola ....atmayan yazıları okumayız.yorumda yazmayız.bu tür konular bize göre degil.sen, bizimkilere ? saldır. biz de sana. o zaman heyecanlı bir okuma ve yorum yazma olur.
  • Türkiye liyakatın olmadığı bir ülkedir. Ne yazsan boş. hikaye. sagdan soldan copy paste yazı yapmıssın. bos muhabbet yani. işe alınma iki kişinin selamı, işten atılman iki kişinin raporu. Yaptığın şeyler için teşekkür edilmez bile
  • teşekkürler. nihayet birinin aklına geldi.
  • Ülkemizde, kurumlardan,şirketlere,okullara kadar aklınıza neresi gelirse, karar alıcı,verici mevkilerde bulunan yöneticilerin kalitesi çok düşük olmasa,hemen hepsi liyakatle,bilgiyle,tecrübeyle,hakkıyla değil de sadakatle,siyasi vs güçle o makamlara gelmeseler bu hallerde olur muyduk? Kalitesi olmayan ya da düşük olan yöneticilerin var olduğu yerlerde, şirket içi çalışma barışı, çalışanlarda aidiyetçalışma şevki,verim dolayısıyla da başarı olabilir mi? Bir insan, mecburiyetten, sırf geçim nedeniyle değil de severek,isteyerek bir işyerinde ya da kurumda çalışıyorsa ne mutlu ona ama öyle kaç kişi vardır ki? Ayrıca, şirketlere,kurumlara parayı,prestiji,başarıyı çalışanlar getirir, yöneticiler,patronlar değil. O yüzden de insanımıza hak ettiği değeri vermeliyiz, ileri ülkelerin başarılarındaki en büyük pay kendi insanına yaptıkları yatırım, verdikleri değerdir ve haklarını da yemezler o yüzden de her türlü icadı vs onlar yaparlar, toplum,ülke olarak da daima kalkınırlar.Saygılarımla...

Kişiliğimizi ve yüzümüzü bize iade edin



Geçen günlerde bir kardeşimiz Airporthaber’ deki yazım için gönderdiği yoruma “ biraz da bizim sevgili yöneticilerimizi yazsanız diye bir not koymuş. Bu başarılı olunması çok zor olan bir görevlendirme. Birincisi şahsen hiç birini tanımam. Sizin yorumlarda yazdıklarınızın dışında hangisi için ne söyleyebilirim?  İkincisi ise ben onların yönetim lisanını kesinlikle anlamam. Bizim modamız geçti ya. Eski kafayız ne de olsa. Yine de bu arkadaşımın isteğini yerine getirmek istedim.

MÜŞTEREK HATAMIZ

Bu konuda hepimiz zaman zaman hata yapıyoruz. Geçen gün kızım beni uyardı ve döndüm benzeri bir hatadan. Ters giden bir şey olduğu zaman hepimiz “ yöneticiler “ diyor ve suçluyu işaret edip hepsini birden damgalıyoruz. Bunun başka türlü ifade etmenin bir yöntemini bulmamız gerek. Somut hata yapılmış ise ve de afişe edilmesinin çalışanlara bir faydası olacaksa tabii ki hakaretamiz sözler bulunmaması kaydı ile isim zikretmekte bir hata olmayacaktır. Ben bu güne kadar yaptığım tür ifade hataları için samimi ve hakiki yöneticilerden özür diliyorum.

AKLI BAŞINDA BİR YÖNETİCİNİN PENCERESİNDEN;

Konuya aklı başında ve yaptığı işi iyi bilen bir yöneticinin penceresinden bakarsak ve de işlevlerini o bize anlatırsa karşımıza çıkan tablo aşağıdaki gibi olacaktır.

“Tabii her toplulukta olduğu üzere aramızda yöneticilik kavramına uygun olmayanlar da var. Üç beş uygunsuz hepimizi zedeliyor. Aslında bunu sizler de biliyorsunuz ama hep konuşurken veya yazarken genele hitap ediyorsunuz. Bunu yapmayın ltf. “Bizler çalışanların hatalarını hoş gören ve yapılan birçok hatanın tekrarlanmaması için onları eğiten yukarıdakilere karşı çalışanın önünde bir koruma kalkanı oluşturan, çekirdekten yetişmiş eğitimli, deneyimli birer öğretmeniz. Davranışlarımız ile çalışanların kariyer beklentilerinin en üst seviyede gelişmesini ve de iş ortamında kendilerini hep iyi hissetmelerini sağlarız. Çalışanların benimsemeyeceği, yadırgayacağı şeyleri onların önüne koyarken “ patronun emri “ diye lanse etmeyiz. Sorumluluğu her zaman üstleniriz. Çalışanların özel yaşamlarının ve ailelerinin olduğunu hiçbir zaman unutmayız. Onların kiralanmış birer makine olmadıklarına inanırız. Kanun ve mevzuatın çalışanlarımız lehine yorumlanması için elimizden gelen her türlü çabayı sarf ederiz. Çalışanlarımız arasında hiçbir zaman hiç bir konuda ayırım yapmaz ve onlara eşit davranırız. Görevde yükselme işlemlerini işte gösterdikleri başarı ve liyakati göz önüne alarak yaparız. Çalışanlarımızın hepsi hiçbir zaman baskı altında kalmayacaklarını bilirler ve fikir görüş ve tenkitlerini her ortamda bizlere rahatlıkla ifade edebilirler. Kimseye bizi aldatacak gözü ile bakmayız ve bizler yöneticiden ziyade eğitmenleri olarak çalışanlarımıza güveniriz.  Zira üstlerin ataması ile değil, ancak birlikte çalıştığımız insanların kabulü ve gösterecekleri saygı ile yönetici olunabileceğini biliriz. Tüm bilgeliğimize rağmen çalışanla iyi yönetici olmadığımızı söylüyorlar.  Evet, bize inanın,  bırakın hepimizi zedeleyen karalar yüzsüz kalsınlar, ama bizleri unvanımızla hatırlayın ve de lütfen ve lütfen; YÜZLERİMİZİ YERLERİNE YERLEŞTİRİN.” Biz onlarla birlikte anılmak istemiyoruz.”

REGGİE JACKSON BAKIŞI İLE YÖNETİCİLİK

Reggie Jackson’un yöneticilerle ilgili görüşünü çalışanların ve yöneticilerin takdirine sunuyorum.  İyi bir yönetici birlikte çalıştığı insanlara olduklarından daha iyi olduklarını düşündürme marifetine sahiptir. Çalışanı kendisini daha iyi görmeğe zorlar. Ona inandığını söyler.  Çalışanlarının kendisinden daha fazla faydalanmalarını sağlar. Ve de çalışanlar gerçekten ne kadar iyi olduklarını gördükten ve öğrendikten sonra ellerinden gelenin en iyisinden azını yapmaya razı olmayacaklardır. “ Evet; Reggie Jackson bir çalıştırıcı / yönetici. Onun görüşlerini okuduktan sonra sizinle bizdeki birinin konuya nasıl yaklaştığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kötü mü? Kötü ötesi mi sizler karar verin.

YAŞANMIŞLARDAN KÖTÜ BİR ÖRNEK

İnsan Kaynakları ünitesinin kapısına “ Personel Giremez “ yazın.  Çok anlamlı bir davranış olacak ve unvanınıza ne kadar uzak bir yaradılış olduğunuzu tüm şirkete gösterecektir. En az bu yazı kadar belki ondan da tuhaf olan ise öne sürülen bir takım saçma mazeretler olsa bile bu yazının hayli uzun zaman orada durmasına rağmen hiç bir yöneticinin ünitenin başındaki şahsı ikaz etmemesi veya edememiş olmasıdır. Korkunun dağları beklediğinin itirafıdır bu.

Sene başlarında yapılan ücret artışlarının izahı ve performans çalışmaları da dâhil hatta başta olmak üzere tüm sistemi en karmaşık ve anlaşılmaz hale getirin. Çalışanların hiçbir şey anlamamalarına özen gösterin. Nasıl olsa çalışanlarınızın sorgulama alışkanlıkları yok.

İşten çıkarttığınız personel için özel bir yemek düzenleyin. Timsahın gözyaşlarını dökmesi şeklinde isimlendirilebilecek olan bu birlikteliğe bu kararda tuzu bulunan yöneticilerinizi de davet etmeyi ihmal etmeyin. Bu insani ve duygusal bir ilişkidir (?) Davette yapacağınız hüzünlü (?) veda konuşmasında aranızdan ayrılan /  ayırdığınız eski çalışanlarınıza  “İŞTEN KOVULANLAR “ diye hitap edin.Veya onlardan bu şekilde bahsedin. Bu yemeğe iştirak eden ve o gün şirkette çalışmakta olan diğer yöneticiler konuşmanın sonunda sizi alkışlamayı görev telakki edeceklerdir. Yemek sonrası çıkışta ise arkanızdan veryansın edecekleri şüphesizdir.

Siz çalışanları tanımaya mecbur değilsiniz. Onlar sizi tanımalı. Örneğin organizasyon yapısı ile size direk bağlı olarak yedi sene gibi uzun bir süre şirketinizde çalışmış bir personelin sizi hiç görmemiş olması doğaldır. Onunla, İşten çıkartılması sonrasında verdiğiniz yemekte  tanışabilirsiniz. Bu bile onun için bir lütuf olacaktır. Tabii nezaket gösterip davetinizi kabul eder ve törene katılırsa. Katılmaz ise bozguncudur ve iyi ki de kovulmuştur.

Haklarını sorgulayanları, bu kötü huy şirket içinde yaygınlaşmadan diğerlerine de emsal teşkil edecek şekilde susturun. Masum bir isteği isyan olarak görmek ve cezalandırmak suretiyle ortama tam hâkim olabilirsiniz. Bu konuda hoşgörülü olmayın.

Çalışanlarınızı sık sık işten çıkartmakla tehdit edin veya ettirin. Bu tehdidi sizin yerinize zevkle yapacak sevimli (?) bir kaç bir yönetici bulmanız zor olmayacaktır. Size yaranmak için bu ulvi görevi üstlenmeye meraklı hayli astınız olmalı.

Çalışanların dedikodu yapmaları için uygun zemini hazırlayın. İş yerinde günlük yemek listesi dışındaki her şeye “Gizli “ damgası vurarak bunu başarabilirsiniz. Yine de herkes her şeyi duyar ve bilir. Ama açığa vuramaz.

Çalışanların güvenini kazanmak sizin için bir şey ifade etmemelidir. Patronun size güvenmesi yeterlidir. Aynı yörüngede dönmeye devam edin. Hatta patronun en yakın adamı olduğunuzu çalışanların yanında zaman zaman istemeden de olsa ağzınızdan kaçırın ( ? ).

Her sene çalışan memnuniyeti anketi yapın. Ama bu araştırma sonucunda hiçbir aksiyon almayın. Toplantılarda ise işinize gelen ve patronun hoşuna gidecek sonuçları paylaşırsınız.

Bazı uygulamalar popülaritenizi artırır. Özellikle İnsan Kaynakları Uygulamalarına Alman ciddiyeti ile başlayın. Nasıl olsa Türk gibi bitirmeyeceksiniz. O anda hangi projenin prim yapacağını düşünüyorsanız ona saldırın. Sonuç alınması önemli değil zira kimse size bunu sormaya cesaret edemeyecektir.

Hemen hemen her ünitede size biat etmiş bir çalışan bulunmalı. Böylelikle uçan kuştan haberiniz olabilir. Tabii ki nankör çalışanlar bunu onların sıkıntılarını bir an önce öğrenmek ve gerekli önlemleri alma isteğinizden kaynaklandığını düşünmeyeceklerdir.

Olmaz ya, şayet bir gün gelir de şirkette sorunlar biterse, işte o zaman kendiniz sorun yaratın ve onu çözün. Ne kadar iyi bir yönetici olduğunuz ve şirketinizin sorun çözen beyinlere ne kadar çok İhtiyacının olduğunu daha iyi anlayacaklardı. Vb. Vb. http://www.fikracenneti.com/muhendis-fikralari/yonetici-kursu-2/)  Size hak veriyorum. İnanmak hayli zordur. Ama böyle yönetimlerin ve böyle yöneticilerin olduğu maalesef bir hakikat.

YÖNETİCİSİZ YÖNETİM; YOKSA ÇARE BU MU?

Üç beş sene önce BRIAN ROBERTSON isimli bir yazılımcı; Holacracy” (Holakrasi) adıyla şekillendirdiği ve Amerika nın hatırı sayılır büyük şirketlerinden biri olan Zappos başta olmak üzere olmak üzere 300’ e kadar uluslararası kuruluşta uygulanmaya koyulan bir yönetim şeklini lanse etti. Holagracy kelimesi Yunanca kökenli olup anlamı ise;  sanki sistemin bir cümlelik özeti.  Küçük ve özerk parçaların beraber çalışmak sureti ile bir bütün oluşturması. Bu sistemde Yönetici unvanı yok. Tüm çalışanlar kendi kendilerini yönetiyor. Evet; iş dünyası ağzının içine bakılan bir patronun, üst yöneticinin bulunmadığı, yaratıcılığı artırmayı hedefleyen bu sisteme nasıl bakar?  Sistemi benimsemek için Amerikalıların samimiyetle denedikleri açık. Yaygınlaşıp, yaygınlaşmayacağını söylemek için daha erken. Her ne kadar bir kaç Türk Şirketinde bu uygulamaya geçildiyse de halen bizdeki uygulanabilirliği konusunda ciddi kuşkum var.

BU TÜRLER, YÖNETİCİ GEÇİNENLER OLMAZ İSE PATRONLARIN BAZILARI NE YAPAR Kİ? HELE HELE CAN SIKINTILARINI GİDERECEK BAŞKA FOBİLERİ VEYA OYUNCAKLARI YOKSA.

Evet, benim üzüldüğüm yukarıda belirtilen türde hareketlere maruz kalan çalışanların şirketleri ile gönül bağlarını koparmalarına rağmen, çalışmayı sürdürme mecburiyetinde olmaları. Airporthaber’ deki konulara yorumları ile katılan çalışanların iş yerlerine karşı menfi tutumlarının ardında başka bir şey aramaya gerek yok gibime geliyor. TÜM DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE HÜKÜM SÜREN İŞSİZLİĞİN GÖZÜ KÖR OLSUN.

Kişiliğimizi ve yüzümüzü bize iade edin

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (7)

anlamıyorsun ~ 10 gün önce
biz şirketi öven, sinirlendiğimiz insanları iyi gösteren, sağa sola ....atmayan yazıları okumayız.yorumda yazmayız.bu tür konular bize göre degil.sen, bizimkilere ? saldır. biz de sana. o zaman heyecanlı bir okuma ve yorum yazma olur.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ANLAMIYORSUN ~ 10 gün önce
KİMSEYİ İYİ GÖSTERME GİBİ BİR ÇABA İÇERİSİNDE DEĞİLİM. ANCAK TÜM YÖNETİCİLERİN KÖTÜ OLDUĞUNU KABUL ETMEKLE SİZ DAHİL TÜM İNSANLARIN KÖTÜ OLDUĞUNUN KABUL EDİLMESİ ARASINDA BİR FARK YOK. BU TÜR YAZILARIN FAZLA OKUNMADIĞININ VE YORUMLANMADIĞININ FARKINDAYIM. İNSANLAR OKUSUN DİYE DURDUĞUM YERDE KİMSEYE SALDIRMAK GİBİ BİR DÜŞÜNCEM DE YOK.
eski ~ 12 gün önce
Türkiye liyakatın olmadığı bir ülkedir. Ne yazsan boş. hikaye. sagdan soldan copy paste yazı yapmıssın. bos muhabbet yani. işe alınma iki kişinin selamı, işten atılman iki kişinin raporu. Yaptığın şeyler için teşekkür edilmez bile

Yanıtla

Kalan karakter 1000
tks ~ 12 gün önce
teşekkürler. nihayet birinin aklına geldi.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP TKS ~ 12 gün önce
EVET.HAKLISINIZ. ÇOĞUL KULLANIMLA HERKESİ KÖTÜLÜYORDUK. GEÇ KALDIM AMA.TEKRAR ÖZÜR DİLİYORUM.
Sayın Çetin Bey ~ 13 gün önce
Ülkemizde, kurumlardan,şirketlere,okullara kadar aklınıza neresi gelirse, karar alıcı,verici mevkilerde bulunan yöneticilerin kalitesi çok düşük olmasa,hemen hepsi liyakatle,bilgiyle,tecrübeyle,hakkıyla değil de sadakatle,siyasi vs güçle o makamlara gelmeseler bu hallerde olur muyduk? Kalitesi olmayan ya da düşük olan yöneticilerin var olduğu yerlerde, şirket içi çalışma barışı, çalışanlarda aidiyetçalışma şevki,verim dolayısıyla da başarı olabilir mi? Bir insan, mecburiyetten, sırf geçim nedeniyle değil de severek,isteyerek bir işyerinde ya da kurumda çalışıyorsa ne mutlu ona ama öyle kaç kişi vardır ki? Ayrıca, şirketlere,kurumlara parayı,prestiji,başarıyı çalışanlar getirir, yöneticiler,patronlar değil. O yüzden de insanımıza hak ettiği değeri vermeliyiz, ileri ülkelerin başarılarındaki en büyük pay kendi insanına yaptıkları yatırım, verdikleri değerdir ve haklarını da yemezler o yüzden de her türlü icadı vs onlar yaparlar, toplum,ülke olarak da daima kalkınırlar.Saygılarımla...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP SN. ÇETİN..... ~ 13 gün önce
YORUMUNUZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER. ÖZEL SEKTÖR VE DEVLET SEKTÖRÜ AYIRI YAPMADAN BAZI YÖNETİCİLERİN BULUNDUKLARI YERE NASIL GELDİKLERİ MALUM. ARTIK BUNU KANIKSADIK NEREDEYSE. BEN KURUMLARIN BAŞARISININ UNVAN AYIRIMI YAPMADAM ÇALIŞANLARDAN GELDİĞİNİ DÜŞÜNÜRÜM. ÖNÜMÜZDEKİ HAFTAKİ YAZIMIN ÇATISINI OLUŞTURDUM. DAHA ÖNCE DE İŞLEDİĞİM BİR KONU. YAZI YORUMUNUZDAKİ “şirket içi çalışma barışı, çalışanlarda aidiyet çalışma şevki,verim dolayısıyla da başarı olabilir mi?” CÜMLESİ İLE BÜTÜNLEŞİYOR. BAŞLIĞI “ SEVGİNİN OLMADIĞI YERDE AKIL ARAMAYIN. TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000