08 Mart 2009, Pazar
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • BİRDE BAHADIR ALTAN KAPTANIN 16 MART YENİ ŞAFAKTAKİ YAZISINI İNCELEYEREK BU YAZINIZA BİR YORUM EKLERSENİZ
  • Alaturka lafının anımsattıklarını bu şekilde yorumlamak farklı düşüncelere sevketti. Ben alaturkanın türk müzği olduğunu düşünüyordum. Almanya da kırmızı da dururuz. türkiye de geçeriz.
  • Tüm havacılık camiasının bu konunun üstüne itmesi lazım. Fikir son derece doğru. THY ve sivil havacılıkla ilgili marka yorumunuza tamamen katılıyorum.
  • mükemmel tebrik ederim yazınız için.

Kendimize bakalım

Elim gitmiyor yazmaya… Tarif edilir gibi değil duyduğum acı… Hayatını kaybeden uçucu arkadaşlarımıza ve yolcularımıza Allahtan rahmet, yaralılarımıza acil şifa, kurtulanlara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ekranlarda enkazı gördükçe içimiz burkuluyor. Talihsiz kazayı öğrendiğimizden bu yana herkes konuşuyor. Yorumlar yapılıyor. Mikrofonu kapan, kalemi eline alan uzman kesiliyor. Veriler değerlendirilmeden hiçbir açıklamanın anlamı olmadığı halde yorumlar yapılıyor.

Türk Hava Yolları beklenmeyen bu krizi doğru yönetemeyerek yazık ki yanlışlar kervanında yer almıştır. Tüm olup bitenler karşısında bağımsız bir şirket olmasına rağmen en doğru duruşu THY Teknik sergilemiştir. Susmuş ve beklemiştir.

Türk Hava Yolları bir dünya markasıdır. Türk adını ve kimliğini taşımaktadır. 1990’lı yıllarda başlayan ataklarını sürdürmektedir. Geniş bir uçuş ağı kurmuştur. Dünyanın en büyük havayolları işbirliğine (alliance) katılmıştır.

THY İtalyanca bir sıfat olarak kullanılan  “alla Turca” alaturka (1) yani Türk usulü tabirinin olumsuz anlamlarını silmeye çalışan büyük bir markadır. Bazı yöneticilerin münferit hatalarının markayı zedelemesine izin verilmemelidir.

THY son yıllarda havacılığın dünyadaki trendine uyarak filosunu genişletmiş, yolcu sayısını artırmıştır. Diğer taraftan da kamu bağımlılığını azaltmış, organizasyonel yapısını ise hızla değiştirmekte ve büyümekte. Uluslararası bir başarı grafiğini hızla yükseltmektedir.

Başarılı mıdır? Başarısı Türk usulü başarı mıdır?

Başarı kavramını “alaturka” deyimi ile birlikte, Türkiye ölçeğinde değerlendirmek de yarar var. Çünkü THY markası ile yaratmak istediğimiz imaj için ne kadar
çabalasak da bütünden ayrı algılamak mümkün değil.

Nedir başarı?

Başarı: Daha fazlasına, daha iyisine sahip olmak, daha çok almak, daha ileri gitmek, daha çok kazanmak için yapılacaklar ve yapılanlardır diyebiliriz. Başarıda beklentiler sınırsızdır ama başarması beklenenlerin kapasitesi sınırlıdır. Başarı aslında bir şeylerin bedelini ödeme sürecidir. Sonuç almak adına bedelini ödemeye razı olmaktır. Başarı kişiyi de kurumu da güçlü kılar. Ama üç önemli boyutu unutmamak gerekir. Ahlaki, fiziksel ve psikolojik… Başarı uğrunda bazı şeyleri yapmaktan ve bazı alışkanlıklardan vazgeçmek, çok çalışmak gerekir. Dürüstlük, vicdan, hoşgörü, liyakat olmazsa olmazlarıdır başarının.

Nasıl ölçülür bu soyut kavram?

Saygınlık, zenginlik, kariyerde yükselmek, seçilmek, kazanmak, daha çok bilgi ile mi? Aslında, başarıyı ölçmek için konuma ve statüye göre değişen kriterler, karşılaştırmalar kullanılır. Örneğin: Ticari başarı ciro ve kârla ölçülürken, siyasette seçilmek, bürokraside makama gelmekle değerlendirilebilir.

Yeterlilik, yetersizlik, yetkinlik, şans, ödünler, arzularla değerler ve prensiplerin çatışmaları başarıya giden yolda karşımıza çıkan engellerdir. En kötüsü de başarı için her şeyin mubah görülmesidir…

Kurumların da kişilerinde başarısında ortamın ve toplumun yapısının rolü son derece önemlidir. Ne demek istediğimizi bir de kendimize bakarak açıklamaya çalışalım…

Türk usulü yaklaşım deyince akla gelenler

Toplumumuzda giderek yaygınlaşan başarmak için yapılan hatalar “yurt dışından bakanların” maliyetini zor ödeyeceğimiz kabullerine neden olmaktadır. İşte ilk akla gelenler:

Plansızlık, belirsizlik, öngörememe neredeyse tipik karakterimiz olmuştur. “Burası Türkiye…” deyimi genelde olumsuz nadiren de olumlu olasılıkları akla getiren ve çok kullanılan bir deyim haline gelmiştir.

Türk usulü deyişi; bir işin Türkler tarafından farklı yapıldığını belirtir. Genelde olumsuz fakat bazen de zekice çözümleri de anlatır. Tıpkı karayolu trafiğinde yaptıklarımız gibi. Kestirmeden gitmek için girilmezlere girmek, hemen geliyorum deyip arabayı durulmayacak yerlere park etmek, iki araba öne geçmek için zikzaklar ve daha neler neler…

Her şeyin bir kolayını bulmakta üstümüze yoktur. Geçim derdimiz hep ön plandadır. Ne detaylarla ne de bütünle tam anlamıyla ilgileniriz. Odaklanamayız, her şeye birden saldırırız. Dinlemeyi sevmeyiz. Ama dallandıra ballandıra anlatırız. Fazla okumaktan, incelemekten hoşlanmayız. Bilgiye, gerçek uzmanlığa itibar etmeyiz. Pratiğiz; bu da ihmalci ve önlem almaktan uzak durmamıza neden olur. Mutlaka liderimiz olmalıdır. Aceleciyiz… Hemen sonuca ulaşmak isteriz. Kaderciyiz; “olacakla, öleceğe çare bulunmaz” deriz, çünkü alın yazısı yorumunda da kolaya kaçarız! Kanaatkârız. “Kısmet değilmiş, ya da Allah kerim” der çıkarız işin içinden. Sayıları giderek artan aç gözlülerimizin hırsını kimse durduramaz.

Standartlar ve kurallar bizi sıkar. “Kervan yolda düzelir” atasözü bizim iş yapış biçimimizi çok iyi anlatır. Olanı değil olması gerekeni konuşuruz. Hatalarımızla ilgili olarak suçlayacak birilerini buluruz. Takım çalışmasına yatkın değiliz. Objektif kriterlerden, ölçme, değerlendirme, tahmin etme gibi işlerden hoşlanmayız. “Göz mizan el terazi” sözü bu özelliğimizi çok iyi anlatır. Programlar bizi sıkar, “10 dakika geç kaldım şunun şurasında… Ucunda ölüm yok ya”… Kurnazlık da bize yapışan hasletlerimizden: “Gemisini yürüten kaptan” deyiveririz. Neden dış pazarlarda bir türlü güven sağlayamıyoruz fazla düşünmeye gerek yok gördüğünüz gibi. Kıskançlık, çekememezlik duygularımız da hemen bir kulp bulmaya zorlar bizi. İdeolojik farklılıklara kulağımız tıkalıdır. Arka bahçeleri yok sayarız. Bizim fikirlerimize ideolojimize yakın başarılar da bile eleştirel bakarız.

Ben de bize eleştirel baktım ve Tekirdağ uçağımızın kırımında yaşadıklarımızın, yaklaşımlarımızın, alelacele konuştuklarımızın anımsattıklarını, Türk usulü, döküverdim! Ortak özelliklerimize olumsuz açıdan yaklaştım. Olumluları zaten hepimiz çok iyi biliyoruz.

Malum bulunduğumuz toplumun genelinden soyutlayamayız kendimizi.

Sivil havacılığımız

Evet: Havayolu işletmesinin temel ilkesi emniyettir. Yolcular da havayollarının emanetleridir. Sistemin bütün elemanları bu ilke için çalışır. İmalatçısı, bakım yapan kuruluşları, meydan işleticileri, havayolları, tedarikçileri ile sistem bir bütündür.

Konuya kazalar açısından bakıldığında, havayolu taşımacılığı, kaza riski en düşük olan ulaşım türüdür. Uçak da en güvenli ulaşım aracıdır. Çünkü havacılık uyulması zorunlu olan kurallar dizisidir. Uçucu ekibi, bakım ekibi, yer teşkilatı, yönetim hiç kimse bu kuralların dışına çıkamaz. Sistem hem kendi içinde hem de kural koyucular tarafından sürekli denetlenir. Ama ne yazık ki uçak kazalarıyla karşılaşılmaktadır.

Organizasyonel yapılar kamuoyu tarafından tam olarak bilinemediğinden olagelen her terslik havayoluna mal edilmektedir. Bu yüzden bir de önerim var:
Sivil havacılığımıza hep birlikte sahip çıkalım. Hep beraber Sivil havacılık teşkilatımızı bağımsız hale getirmenin yollarını arayalım. “Türk usulü” imajının arkasındaki olumsuzlukları yok edecek örnek bir otorite kuralım. Yetişmiş, kenara itilmiş “mektebinde” okumuş, yaparak öğrenmiş, deneyimli insanlarımızla otoriteyi destekleyelim. Önerim: Sivil Havacılık Ombudsmanlığının kurgulanarak, hızla faaliyete geçirilmesi… (2)

(1) Müzik terimi. Mehter Müziği, Türk vurma çalgılarının alınmasıyla ilk önce batı askeri müzik topluluklarında kabul görmüştür. Ardından da, Mehter öğelerinin Avrupa Sanat Müziği’nde işlenmesiyle Alla Turca stili doğar.

(2) Ombudsman, kelime kökeni açısından İsveççe'de “aracı” anlamına gelen ‘ombuds’ ve “kişi” anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur ve aracı kişi anlamına gelmektedir. Şikâyetleri ve bir takım teşebbüsleri ele alıp değerlendiren ve bunlara her iki taraf içinde tatmin edici çözümler bulan kişidir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ombudsman

Türk Dil Kurumu (TDK) mail aracılığı ile kullanıcılarına gönderdiği bilgide bu sözcük şu ifadelerle açıklanmıştır: Ombudsman, İngilizce kökenli bu söz hukukta “ Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum” anlamında kullanılmaktadır. Bu söz için kamu denetçisi karşılığı önerilmiştir.

Kendimize bakalım

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
BİRDE BAHADIR ALTAN KAPTANIN 16 MART YENİ ŞAFAKTAKİ YAZISINI İNCELEYEREK BU YAZINIZA BİR YORUM EKLERSENİZ

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Alaturka lafının anımsattıklarını bu şekilde yorumlamak farklı düşüncelere sevketti. Ben alaturkanın türk müzği olduğunu düşünüyordum. Almanya da kırmızı da dururuz. türkiye de geçeriz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Tüm havacılık camiasının bu konunun üstüne itmesi lazım. Fikir son derece doğru. THY ve sivil havacılıkla ilgili marka yorumunuza tamamen katılıyorum.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
mükemmel tebrik ederim yazınız için.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000