30 Haziran 2008, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Yine biri kalpten gitti. Lyon seferinde...
  • Bu ürün satılıyor mu?
  • Oya hanım havacılık sektöründe fikir üretecek ve bilgisine müracaat edilecek entellektüel bir kişiliğe sahip değerlerimizden. Köşe yazılarını okuduğumda "ya böyle bir konu da varmış" demekten kendimi alamıyorum. Kendisini ilgiyle okuyorum. Teşekkürler Oya hanım
  • uçak sistemlerine zarar vermeyecek hale getirilmesi püf noktasıdır diye düşünüyorum. potansiyel bir kalp hastası olarak bu cihazın uçaklara da konulması iyi fikir. özel havayollarına da götürülmeli

Kalbiniz Emniyette!

Ele alacağım konu, Sefa İnan’ın geçen haftaki yazısına “kontr çekme” anlamı taşımamalı! Sefa Bey geçen hafta kendisinin “beyin cerrahisi ile ilgili yazacağı bir yazının komik kaçacağından” söz ediyor ve yazı yazanın haddini bilmesi gerektiğini belirtiyordu. Son derece haklıydı, ama bana “sür kontr” demeyeceğinden de eminim!

Küçük bir anekdotla başlayacağım. Okuldaki ofiste gençler aralarında konuşurken bir “Mucit” lafıdır gidiyordu. “Bu kitabı Mucit önerdi”, “Mucit geldi”, “Mucit çikolata getirdi”, “Mucit dedi ki…” gibi… Ben de gencin adının Mucit olduğunu düşünüyordum. Sonra tanıştık. Kendisi bir AR-GE şirketinin ortağı ve çok sayıda patentli buluşları olan bir mühendis. Son buluşlarından biri çok heyecan verici ve uçuş sağlığı için biçilmiş kaftan…
Hikayeye başlangıca giderek girmek istiyorum:

İlk tarifeli ticari uçuş, Zepelin’le, 01.Ocak.1914 yılında gerçekleştirilmişti. Zeplin’den başlayıp, tarifeli uçuşlara geçiş dönemine ait yolcuların uçaktaki hastalıkları ile ilgili fazla veri yok.

Uzun yıllar, uçuş ekibi ve yolcu sağlığı açısından en önemli sorun kabin basıncı olarak kaldı. Bu alana yoğunlaşıldı. Uzun uçuşların artması, seyahat sürelerinin uzaması ekip ve yolcu sağlığını, havacılık sektörünün gündemine taşıdı. Uçucu ekibin sağlığından, doğal olarak, havayolları sorumlu olduğundan uluslararası kurallar çerçevesinde gerekli önlemleri hızla aldılar. Yolcu sağlığına gelince yine uluslararası kurallara göre havayollarının uçaklarda belli tıbbi yardımları; ilk yardım çantası ve doktor çantasını bulundurma zorunluluğu getirildi. (Bu çantaların içerikleri farklıdır.) Kabin ekiplerini hazırlamak için de basit müdahaleleri yapmak üzere özel ilk yardım eğitimleri konuldu.

Bugün yılda 2 milyardan fazla kişi havalarda… Yaşlı, hasta, sorunlu yolcuların sayısı da giderek artıyor. Uçuşlarda karşılaşılacak sağlık sorunları çeşitleniyor ve sağlık sorunu ile karşılaşma olasılığı yükseliyor. (1) Bu durum bir dizi soruyu akla getiriyor:

Seyahat riskleri yolcuların kendi sorumluluklarında mıdır? Havayolları tüm hastalıklarla baş etmek zorunda mıdır? Neden bazı önlemleri almak durumundadır? Yolculara gerekli bilgileri uçuş öncesinde uçuşlara ait sağlık sorunları ile ilgili açıklamaları “web” sitelerinden verip sorumluluğu kendilerine bırakmak mümkün müdür? Günün birinde her uçakta doktor mu bulundurulacaktır? En çok karşılaşılan riskler nelerdir? Konu yoğun bir şekilde yolcu hakları açısından da irdelenmektedir.

Uçakta olmak bir tiyatroda veya stadyumda ya da gemide veya otomobilde olmaktan çok daha değişiktir. Uçak karmaşık fiziksel ve sosyal bir yapıya sahiptir. 9-10.000 metre yükseklikte en lüks hizmetler de farklıdır. Gemilerde de hastalık olaylarına rastlanmasına ve yüksek riskler bulunmasına rağmen, hastalık olayları basınının ilgisini çekmemektedir. Nedense denizdeki sağlık sorunları olağan kabul edilmektedir.

Uçak yolcuları, sağlık ve özellikle uçuş sağlığı açısından çok daha fazla hassas ve basın da anılan konularda daha fazla duyarlıdır. Medya, uçak üreticilerinden, destek endüstrilerinden ve havayollarından çok şey beklemektedir.

Uçuş stresi ve fizyolojik problemler hastalıkları tetikleyebilmektedir. Yolculuğun başından itibaren oluşan stres, koşuşma, heyecan, terslikler stres katsayısını yükseltebilir. Bu stres de kalp ritmini bozabilir, kan basıncının yükselmesine, pıhtılaşmanın artmasına hatta damar tıkanmalarına neden olabilir. Solunum zorlukları, kulak tıkanmaları, gaz, burun tıkanıklıkları gibi durumlar sağlıklı kişileri bile etkileyebilir. Hele de kendini sağlıklı sanan kişiler risk grubuna giriyorlarsa…
Örneğin; hızlı yükselme sırasında atmosfer basıncının azalması, mide ve bağırsaktaki gazların genişlemesine neden olur. Bunu önlemek için kabin içinde yürüme önerilir! Böylece gazların atılması kolaylaşır! Düşünebiliyor musunuz, uçak kabininde gezinen ve gazdan kurtulmaya çalışan yolcuları! Aslında bu durumlarda en iyisi uçuş yapacak olanların gaz yapıcı gıdalardan kaçınmalarıdır...

Şakası bir yana havacıları en çok korkutan, üzen ve özel önlem gerektiren hastalıklar; kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, derin damar pıhtısı (Deep Vein Thrombosis DVT), astım, amfizem, inme, sara, şeker sayılabilir.

Uçakta hastalık hali belirdiğinde

Uçakta hastalık hali belirdiğinde, pilot önce doktor olup olmadığını sorar. Böyle bir olasılık yüzde ellidir! Ancak doktor bulunsa dahi o konunun uzmanı olmayabilir. Yani belki de bir göz doktorundan ilk kalp krizi müdahalesini uçakta yapması beklenebilir. Bu durumda dahi yerle bağlantı kurularak yardım alınması gerekmektedir. Hasta yeterli bilgiyi verebilse bile, yere bilgi nasıl gönderilecektir? Hastanın durumunun tarifi doktor için yeterli midir?

Öte yandan tıbbi müdahalenin kalitesi uçakta bulunan tıbbi gereçlere de bağlıdır. Bu konuda uluslararası bir standart henüz söz konusu değildir.

Yapılan istatistiklere göre, nadiren karşılaşılsa da, uçuş sırasındaki ölümlerin yarıdan fazlasının kalp kökenli olduğu görülmektedir.

Son günlerde uçaklarda kalp rahatsızlıklarından kaynaklanan ölümler artmıştır.

Havacılık tıbbı ile uğraşan doktorlar, bazı tıbbi gereçlerin standardize edilerek uçaklarda bulundurulmasını önermektedirler. Bunların başında Defibrilatör  (2) -normal kalp ritmine tekrar dönülmesini sağlayan araç- ve elektrotkardiyograf -elektro kardiyogramı kaydeden cihaz- gelmektedir. 

Öncelikle uçaklarda Defibrilatör bulundurulması üzerinde durulmuş birçok havayolu uzun menzilli uçakları için bu cihazları almışlardır. Ama bu cihazın kullanılma kararı nasıl verilecektir? Hasta gerçekte ne durumdadır? Konu burada kilitlenmektedir. Çünkü ''eğer 3 bin metrede kalp krizi geçirdiyseniz, uçağın en yakın havaalanına inmesi için en az yarım saat geçer. Bu süre acil bir durum için çok uzundur" denir.

Teletıp alanında öncü bir uygulama / EKGNET Mobile

Kalp krizinde erken müdahalenin yaşamsal bir önemi vardır. Ancak uçmakta olan hastanın donanımlı bir hastaneye getirilmesi için geçen zaman çok kritiktir. Karada bile, ülkemizde, kalp krizi başlangıcından koroner yoğun bakım ünitesine yatışa kadar geçen süre yaklaşık 4 saati bulmaktadır.

Çok acil olarak kalp krizine ön tanı konulabilmesi için, klinik kalitede kayıt yapabilen bir aygıtla hastadan alınan Elektro Kardiyo Grafi (EKG) kaydının uzman kardiyolog tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kalbin elektriksel etkinliğindeki değişiklikler temel öneme sahiptir. Hastanın bedenine elektrodlar bağlanarak kaydedilen EKG, günümüzde kalp hastalıklarına tanı koymada kullanılan birincil yöntemdir.

Buraya kadar hemen hemen hepimizin bildiği durumlar. Mucit’lerin ekibi basit bir EKG cihazı üretmekle kalmayıp, EKG verilerinin GSM şebekeleri ve/veya yaygınlaşması beklenen 3G ağları üzerinden aktarılmasını sağlayan özellik kazandırmışlar. Yani hastaya aygıt bağlandığında elektro sonuçları uzman kardiyologlara ulaştırılabiliyor. Böylelikle Teletıp (3) alanında öncü bir uygulama ile telekardiyolojiye ciddi bir olanak sağlanmış oluyor. Kalp krizine ilişkin veriler uzman kardiyolog tarafından değerlendirildikten sonra yönlendirme yapılıyor.

Sonuç olarak, EKGNET, uzman hekimlerle hastalar arasındaki uzaklığın, verilecek sağlık hizmeti üzerindeki etkisini en aza indirmesini amaçlamaktadır. Mucit bu aygıtı “herkese uzman kardiyolog” olarak tanımlıyor. O bunları anlatırken bir yandan da uygulamasını yaptı. Bir arkadaşımıza cihazı bağladı ve benim cep telefonuma elektroları gönderdi! Nasıl kullanılacağına dair eğitim CD'lerini ve multimedya desteğini anlattı. 2 adet AA pil ile 4 saat aralıksız kayıt ve aktarım yapabildiğini de gördük. Fiyatının ise çok makul olduğunu vurguladı. Daha da önemlisi kalp hastalığı riski olanların bu cihazı kolaylıkla edinebileceklerini de öğrendik.

Bendeniz de havacılıkla yatıp kalkan kişilerden olduğum için hemen aklıma uçaklardaki riskler geldi. Kendisine bu buluşlarını FAA ve JAA’na da göndermesini söyledim. Her uçakta birer tane bu aletten olsa diye düşündüm. O da bunun kolaylıkla mümkün olacağını, basit bir yazılım ilavesi ile uçağın iletişim sistemleri üzerinden verilerin yerdeki merkezlere gönderilebileceğini söyledi.  

Cihazın en gurur veren yanı ise EKGNET sisteminin donanım tasarımı, yazılımı, elektronik devre tasarımı, mekanik tasarımı tümüyle Türkiye'de Teknofil tarafından, Enstitü KVS Tıbbi Tasarım ve Sağlık Ortaklığı ve Ericsson Mobility World işbirliğiyle üretilmiş olması.

Kim bilir belki çok kısa bir zaman dilimi içinde gökyüzündeki tüm uçaklarda birer EKGNET cihazı da uçar.

EKGNET

------------------------------------------------------------------------

(1) İstatistiksel değerlendirme sonuçlarına göre, Uçuşta ölüm olasılığı: 1 milyon yolcuda 0.31 veya 1 milyon uçuşta 25.1 ölüm.
(2) Defibrilatör: Kalbin atışlarını ölçerek acil durumlarda gerekirse kalp masajı yaparak hastanın hayata döndürülmesini sağlıyor. Defibrilatör sayesinde doktorun bulunmadığı acil durumlarda yanlışlıkla çalışan kalbe masaj yapılıp durması önleniyor. Aletin bağlandığı hastanın durumu kolayca anlaşılarak gaz sıkıştırması gibi nedenlerle mecburi iniş yapması önleniyor.
(3) Teletıp, uzaktaki bir hekimden şifa isteğidir. Bu da bedensel verilerin uzaktaki hekime aktarılmasını ve beden üzerinde hekimin uzaktan girişimde bulunmasını içerir.

Kalbiniz Emniyette!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (16)

Kalp ~ 8 yıl önce
Yine biri kalpten gitti. Lyon seferinde...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Kalp ~ 8 yıl önce
Bu ürün satılıyor mu?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ACE ~ 8 yıl önce
Oya hanım havacılık sektöründe fikir üretecek ve bilgisine müracaat edilecek entellektüel bir kişiliğe sahip değerlerimizden. Köşe yazılarını okuduğumda "ya böyle bir konu da varmış" demekten kendimi alamıyorum. Kendisini ilgiyle okuyorum. Teşekkürler Oya hanım

Yanıtla

Kalan karakter 1000
saglık ~ 8 yıl önce
uçak sistemlerine zarar vermeyecek hale getirilmesi püf noktasıdır diye düşünüyorum. potansiyel bir kalp hastası olarak bu cihazın uçaklara da konulması iyi fikir. özel havayollarına da götürülmeli

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000