21 Aralık 2009, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • stifanın perde arkasını öğrenemeyeceğiz. Fakat sponsoluğu da anlayamadık. Firmanın zaten sponsorları var. Trafik hakkı alınmadan zaten uçamazlar:( Yılmaz
  • Bir yorumda benden olsun: Belki istifa sebebi Airbus mı Boeingmi olsun idi:) ne dersiniz. candan karlıtekin gidince uçak alımı açıklandı.
  • İŞ YAPMAYI BİLMEK, İŞİ BİLMEK VAR DA: BİRDE İŞİNİ BİLMEK VAR.
  • Haklısın Candan Karlı da görecek, ayrılmanın ne demek olduğunu

İstifa nedeni!

Karlıtekin’in istifası ile ilgili çeşitli yorumlar yapıldı. Benim kurgum ise çok farklı. İstifanın perde arkasında aslında son sponsorluk anlaşması var… Karlıtekin Real Madrit, Kotil ise Barcelona sempatizanı idiler! Ve Yönetim Kurulu tercihini Barcelona’dan yana kullanınca Karlıtekin kızdı, iş istifaya kadar gitti. Şaka bir yana çeyrek yüzyıla yakın bir süreyi Türk Hava Yollarında geçiren biri olarak -THY kültüründe eski çalışanlarını bilgilendirmek, onları varsaymak gibi bir yaklaşım olmadığı için- kurumun yeni projelerini ancak basından izleyebiliyoruz. Başarılarla gurur duyuyoruz. Başarısızlıkları içimizi titretiyor. Şirketimizin, özellikle Barselona takımına sponsorluk konusu ilgimizi çekti.  

Bilirsiniz sponsorluk; şirketlerin reklam ve tanıtım amacıyla, daha geniş kitlelere ulaşmak için bir etkinlik, organizasyon yapması ya da kurumlara, kişilere belli şartlar koşarak kaynak aktarıp destek vermesi olarak tanımlanmaktadır. Sponsorluk günümüzde giderek yaygınlaşmakta ve klasik pazarlama araçlarının önüne geçmektedir. Böylelikle şirketler hedef kitleleriyle doğrudan iletişim kurabilmekte, hedef kitlenin bilinçaltındaki marka imajını güçlendirerek, satın alama tercihlerini etkileyebilmektedirler. Yaratılan duygusal bağ da doğrudan ve hızla satışa dönüşmektedir.

Sponsorluk bizde “bağış” olarak algılanmaktadır. Oysa, şirketlerin sponsorluk çalışmaları kurum kültürü ve stratejileri ile doğru ilişkilendirilir ve hedef kitlesi doğru seçilirse başarılı sonuçlara tez elden ulaşılmaktadır. Dikkat edilmesi gereken en önemli konu sponsorluğun öncesinde ve sonrasında ölçme yapılmasıdır. Hedef kitle arasında bilinirliğin ve satışların artış oranı tespit edilmeli ve sponsorluğun katkısı belirlenmelidir.

Şimdi de olaya yönetsel açıdan bakalım… Bu bakış sadece sponsorluk değil iş yaşamının tümünü kapsayan genel bir perspektiftir.

Yöneticiler iki temel konuyu bilmek zorundadır:
   
    1. İşi bilmek
    2. İş yapmayı bilmek

Özellikle kurumların içinde yetişmemiş yöneticiler, “1.” maddede zayıf olurlar. Ne kadar okusalar da, dinleseler de yıllara yayılan ve sindirilen “iş” anlayışını, normlarını, kurgusunu keşfedemezler. Kurumun oluşmuş kültürünü, iş yapma biçimini anlayamazlar. O zaman “2. madde”, yani iş yapmayı bilmek imdada yetişir. Planlamak, programlamak, koordine etmek, geribildirimlere ve zayıf sinyallere kulak vermek… Başta insan kaynağı olmak üzere kaynakları doğru ve zamanında kullanmak, kurum içi ve kurum dışı uzmanlardan yararlanmak… Liste uzatılabilir; ancak yöneticiyi liderliğe taşıyacak en temel yetkinlik ise öngörüde bulunmaktır. Öngörüden kasıt, yıldızlara sormak, fal bakmak değildir elbet. Alternatif senaryolara göre çözümler üretmek, tahmin modelleri geliştirmek, kaynakları, işbirliklerini, paydaşları ve rekabeti yönetmek bir diğer deyişle; hangi durumda, nerede, ne zaman, kiminle ne yapacağını bilmektir. Bu nedenledir ki; iş dünyası yönetici eğitimlerine sarılmıştır. Nitekim, THY de yetkinliklerini geliştirmek üzere, yöneticilerine özel MBA (Master of Business Administration)  programı almıştı. MBA programlarında amaç, yöneticinin bütünü ve parçalarının arasındaki ilişkiyi görmesini sağlamaktır.

Gelelim bu geyiği neden yaptığımıza: 90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başıydı. Gümrük Birliği’ne girilmiş, AB teraneleri yüksek perdeden okunur olmuştu. O tarihlerden bu yana gerek THY’nin, gerekse diğer havayollarının, sivil havacılığın geleceğini etkileyecek alana eğilmelerini gündeme getirmiştik. Dikkat çektiğimiz tema, Türkiye AB’ye girdiğinde aşağıda sıralanan 2 hususla ilgiliydi:

1. Avrupalı herhangi bir havayolunun (örneğin Lufthansa’nın) İzmir-Antalya, Ankara-Erzurum-Roma, Adana-Londra veya İstanbul-Paris seferi yapması halinde yolcu tercihleri nasıl değişir?

2. Bizim havayollarımızdan birinin Münih-Frankfurt, Barselona-Madrid veya Barselona-Johannesburg gibi seferler yapmasına nasıl hazırlanacağız?

Hep yazarız, söyleriz, vurgularız; havacılık kural işidir, gece akla gelen iyi bir fikri uygulamaya izin vermez. Bir seferin düzenlenmesi, alt yapının oluşturulması inanılmaz emek ister. Devletlerarası kurallara uyulmasını zorunlu kılar. Ülke sivil havacılık otoriteleri bunun için vardır. Anlaşmalar bunlar için yapılır. Hava kontrolleri, üst geçiş, konma-konaklama-hizmet anlaşmaları bu nedenle zaman alır. Uçağın tipi, ağırlığı, yolcu sayısı gibi detay görünen faktörler ciddi önem taşır. Anlaşmalara dikkat etmezseniz; uçak tipine merdiven uymaz; uçağı boşaltamaz, hatta susuz, yiyeceksiz kalabilirsiniz. Bu liste uzar gider.
Artık sadede gelelim: Havayolları arasındaki geçerli uçuş anlaşmaları ve hava sahanlığının kullanımı çok değil, 8 trafik hakkına dayanır. Ve havacılıkla uğraşanlar bilirler. Hatırlatma adına aşağıda sıralıyorum:

1.Trafik Hakkı 
Bir ülke havayoluna, diğer bir ülkenin hükümranlık sahası üzerinden, iniş yapmadan, uçma hakkı verilmesidir. Transit geçiş hakkı da denir. Ülkenin hava sahasını başka ülkenin havayoluna kullandırmasıdır.

2.Trafik Hakkı 
Bir ülke havayoluna üçüncü bir ülkeye giderken yolu üzerindeki diğer bir ülkeye yakıt alma ve bakım gibi ticari trafik  (yolcu, yük ve posta taşıması)  dışı amaçlarla inme hakkı verilmesidir. Teknik iniş hakkı da denir.

3.Trafik Hakkı
Bir ülke havayolunun kendi ülkesindeki trafiği  (yolcu, yük ve postayı)  diğer bir ülkeye taşımasıdır.

4.Trafik Hakkı 
Bir ülke havayolunun diğer bir ülkedeki trafiği  (yolcu, yük ve postayı)  kendi ülkesine taşımasıdır.

5.Trafik Hakkı 
Kendi ülkesinde başlamak veya sona ermek kaydıyla bir ülke havayolunun diğer iki ülke arasındaki trafik taşıma hakkıdır.

6.Trafik Hakkı 
Bir ülke havayolunun kendi ülkesi üzerinden geçmek kaydıyla diğer iki ülke arasındaki trafiği (yolcu, yük ve postayı)  taşıması hakkıdır. (Esasen üçüncü ve dördüncü trafik haklarının bileşimidir) .

7.Trafik Hakkı
Kendi ülkesinde başlamaksızın veya sona ermeksizin bir ülke havayolunun diğer iki ülke arasındaki uçuş icra etme hakkıdır. Diğer bir ülkede iç hat trafiğini yapması da bu hakla ifade edilir.

8.Trafik Hakkı (Kabotaj Hakkı)
Bir ülke havayolunun diğer bir ülkenin trafiğini  (yolcu, yük ve postayı) o ülke içindeki iki nokta arasında taşıma hakkıdır. Kabotaj esasen taşıyıcının kayıtlı olduğu ülkede başlayan ve sona eren taşımalar için kullanılır. 8.Trafik Hakkı ile iç hat taşıma hakkının diğer bir ülkenin havayoluna verilmesi söz konusudur.
Sonuç olarak Barcelona futbol takımı sponsorluğunda trafik hakkı meselesinin sözleşmelere nasıl girdiği merak konusudur. Diğer bir merak konusu da THY ve Barca logolu hangi ürünlerin üretileceği, bunların nerelerde satılacağı, gelirlerinin nasıl paylaşılacağıdır? Eminiz tüm bunların planlaması ve tasarımı yapılmıştır.

İstifa nedeni!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

Misafir ~ 7 yıl önce
stifanın perde arkasını öğrenemeyeceğiz. Fakat sponsoluğu da anlayamadık. Firmanın zaten sponsorları var. Trafik hakkı alınmadan zaten uçamazlar:( Yılmaz

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Bir yorumda benden olsun: Belki istifa sebebi Airbus mı Boeingmi olsun idi:) ne dersiniz. candan karlıtekin gidince uçak alımı açıklandı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
İŞ YAPMAYI BİLMEK, İŞİ BİLMEK VAR DA: BİRDE İŞİNİ BİLMEK VAR.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Haklısın Candan Karlı da görecek, ayrılmanın ne demek olduğunu

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000