07 Nisan 2008, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

İstanbul’un Trafikzedeleri

Bilgi çağı teraneleri tutturmuş gidiyoruz. Nedir bilgi çağı? Yüksek teknolojinin her alanda kullanılması mı? Tel dolaptan derin donduruculara, taş fırından, mikrodalgaya, leğenden, uzaktan kumandalı çamaşır makinesine… Manyetolu telefondan dijital telefona, araç telefonundan cep telefonuna… Lâmbalı radyodan, dijital radyoya… Siyah-beyaz televizyondan HDT’ye… Uydular, fiber optik kablolar… En büyük bilgi devrimi internet! Dünyayı birbirine bağlayan ağlar. Bilginin hızla transferi için her türlü olanak elimizin altında, yanı başımızda.

 

İleri teknoloji ile radyo-televizyon yayını da yepyeni bir sürece girmiş oldu… İnternet üzerinden yapılan görüntülü telefonlaşma dönemi ise iletişimde çok farklı boyutlar kazandırdı… Peki ne oldu?

 

Teknolojiyi alıp kullanmak ya da varlığını bilmek yetmiyor. Bilgiyi kullanacak eğitim ve görgü gerek. Bilgi çağını yaşamak gerek. Bilgiyi hayatımızın içine almak, sorunlarımızı bilgiyle çözmek gerek.

 

Bizlere düşen bilgiyi doğru, etkili ve yeterli biçimde sunmak. Bilginin içinde kaybolmadan, gerekli olanlara en kestirme yoldan ulaşmak ve onu kullanmak. Aksi takdirde, çok zenginmişsiniz, bilgisayarınız varmış, en gelişmiş sistemlere sahipmişsiniz bir şey ifade etmiyor. İşte! İstanbul trafiğinde tıkılıp kaldınız. Varsın en gelişmiş bilgisayar sistemlerine sahip olun hangisi size yardımcı olabilir. Uçağa mı yetişeceksiniz, derse mi, doktora mı? Hani “herkes eşittir” lafı var ya, bence herkesin eşit olduğu yegâne durum İstanbul trafiği ve sahip olunan zaman…

 

Planlı programlı biriyseniz yola koyulmadan, öncelikle İstanbul Belediyesinin kameralarına bakıyorsunuz, bir yandan Murat Kazanasmaz’ı dinliyorsunuz. Bir de 444 4 154 var, yol durumunu sormak için! Galiba onlar da aynı kameraları görüyorlar.

 

Tabii tüm randevuları da hava raporlarına göre düzenlemeye çalışıyorsunuz. Kuşkusuz ne kameranın ne de hava durumunun garantisi var. Her şey anlık, saniyelerle değişebiliyor.

Örneğin; Cheney (1) Ankara’daki temaslarının ardından İstanbul’a geliyor, beraberindekileri taşıyan 30 küsur araçlık konvoy da eşlik ediyor. E5 bir süre trafiğe kapatılıyor. Konvoy nedeniyle trafik kilitleniyor. Üstat Ritz Carlton’a geçiyor. Ama kapatma kısa süreli de olsa trafiği logaritmik şekilde etkiliyor.

 

Ertesi gün Dick Cheney Beyin programını bilenmediğim için ben de kurbanlar arasına katıldım. Her zaman olduğu gibi randevu saatimden tam 3 saat önce İstanbul Belediyesinin kameralarına bakıp ve 444 4 154’ü arayıp, saat 11.00’de Kadıköy’den Nişantaşı’na doğru yola çıktım… Boğaziçi köprüsünü tam 2 saatte geçtim. Beşiktaş’a dönmek ne mümkün. Ne Levent, ne Mecidiyeköy, trafik kemik gibi. Bugünün gözde deyimi ile “Çanakkale gibi” geçilmiyor, ne ileri, ne de geri. Örümcek ağına yapışmış sinek gibi. Sonuç olarak zar zor geri döndüm eve geldiğimde saat 15.00’di. sonradan öğrendiğime göre Cheney Bey tarihi yarımadayı, muhterem eşleri de Kapalıçarşı’yı ziyaret etmişler.

 

O gün uçağa yetişemeyenlerin sayısını bilemiyorum. Benim gibi bütün işleri altüst olanların zamandan ve stresten öte neler kaybettiklerini kestirmeye imkân yok. Bunların kimsenin umurunda da olduğunu sanmıyorum.

 

Derken olimpiyat meşalesinin ateşine yandık. İstanbullu yine hazırlıksız yakalandı.  

Tabiî ki bu tür kilitlenmeleri kentimize gelen önemli konuklarla yaşadığımız gibi bizim devlet büyüklerimiz dolaştığında da yaşıyoruz. Yağmur yağdığında da, hava güzel olduğunda da, basit bir kaza olduğunda da…

 

2002 yılında Paris’te idik. ABD Başkanı Bush Paris’e gelecekti. Bush gelmeden önce gazeteler televizyonlar hangi yolların hangi saatler arasında kapatılacağını bildirdiler. Geçeği yolların etrafı, törenlerde olduğu gibi demirler parmaklıklarla kapatıldı. Trafik kesildi. Konvoy geçti. Çok sayıda Fransız ve bizim gibi turistler izledik. Yanımdaki yaşlı Fransız kadın söyleniyordu. “Neden helikopterle götürmüyorlar, bizi rahatsız etmeye hakları yok.” Mont Parnasse Bulvarı Bush geçtikten kısa bir süre sonra normale döndü. Bilirsiniz Paris ulaşımın çoktan çözüldüğü bir şehir. Metro ile her yere ulaşabiliyorsunuz. Taksilerinde ön koltuk şoföre ait, gazetesi, dergileri, kitabı ve haritaları duruyor. Taksilerine en fazla 3 kişi alıyorlar. 4 kişiyseniz 2 taksi tutmanız gerekiyor.

 

Aynı olaya Roma’da da tanık olduk. Bizi havaalanından alan taksi şoförü, bazı yolların “itfaiyecilerin gösterisi” nedeni ile kapalı olduğunu, bu nedenle trafiğe girmeden biraz uzun yoldan götüreceğini söyledi. Peki dedik, ama hemen bir arkadaşımızı cebinden arayıp, doğruluğunu öğrendik.

 

Son bir örnek ise Fransız kenti Nice’den, THY Nice Satış Müdürümüz Ayşe Ataün, taşınacaktı. Yerel otoriteden gün aldı. Çünkü ilgili merciler tarafından trafikte önlemler alınıyor, kapatılacak alan komşulara ve diğer ilgililere bildiriliyordu.

 

Gelelim yine İstanbul’a, nüfusu 12 milyonu geçen bu kentte toplu taşımacılık ihmal edile kör düğüm oldu. Tek satıhlı taşıma çözümleri tüm yaşamı etkiler hale geldi. Gideceği yere toplu taşıma araçlarıyla gidemediğinden herkes araba ile hareket ediyor. Araba satışları artıyor, yollar yetersiz kalıyor. Bu kısır döngüye kuralsızlık, disiplinsizlik, vurdumduymazlık da eklenince dayanılmaz oluyor. Otopark sorunu da ayrı bir konu… Kaldırımlar genişletiliyor. Araba gerçeği yok sayılıyor. Durulmaması gereken yerlerde park eden arabalara göz yumuluyor. Fakat bekleme cebinde park ederseniz arabanız çekiliyor. Orada kısa süreli bekleme yapılırmış… Oysa trafiğin akışını engelleyenler durulmaz levhalarının altında duruyorlar.

 

Neler kaybediyoruz?

 

Kaybettiklerimizin hesabını kimler yapıyor acaba? Ruh sağlığımızın bozulması, geciktiğimizden ötürü mahcubiyetimiz bir yana harcanan zaman, yakıt ve arabaların yıpranmasının ekonomiden götürdüklerine CO2 salınımını da eklersek, basit bir hesapla dahi, milyarlarca doları bulacağından eminim.

 

İki havalimanımızı tandem (4) çalıştıramıyor bağlantılı uçuşları planlayamıyoruz.

Hava Limanları arası ulaşım zaten hiç düşünülmeyen tali bir konu olarak bırakılmış, Sabiha Gökçen’e bağlanan otoyolda kamera bile yok.

 

Konuya bilgi çağı serzenişi ile girdik. Bunun nedeni trafik ile ilgili bilginin sürekli akışını temin eden kaynaklar olmaması.

 

Öneri

 

Bu konuda şehri yöneten vilayet ve belediye otoriteleri ile medyanın sıkı bir işbirliğine ihtiyaç var. Medya muhabirleri kentin her yanına yayılmış durumdalar. Muhabirler bulundukları yerdeki trafik akışını tabii olağanüstü haller için bir merkeze bildirebilirler. Merkezde toplanan bilgiler bir radyo kanalı aracılığı ile ve televizyonda alt yazı ile İstanbul halkına duyurulabilir. İstanbul’da yaşayanlara “Konya yolunun 46.kilometresindeki yol bakım çalışmalarından” önce Barbaros Bulvarındaki tıkanıklık, bu tıkanıklıkta yolcuların seçmesi gereken güzergâhlar vb duyurulmalıdır.

 

Ayrıca kentteki konuklar, yarışlar, mitingler, bayram provaları, fuar açılışları vb nedeniyle kapatılacak yollar birkaç gün öncesinden İstanbullulara tekrar tekrar bildirilmelidir. İstanbul halkına bilgiyi okuma alışkanlığı kazandırılmalı, ama bilgi anlaşılır ve doğru formatlarda sunulmalıdır. Expo 2015 haberi gibi değil.

 

İstanbul Belediyesinin trafik kameralarının nereleri gördüğünü anlama zorluğunu geçenlerde Best FM’de nefes almadan yayın yapan programcı da söyledi. Web sayfasında kameraların bulunduğu yerlerin krokilerinin bulunması da son derece faydalı olacaktır.

 

Özellikle havayolu yolcularına ve havacılık sektörüne hizmet edecek bir TV kanalının ve radyosunun bu konuda çok yararlı olacağını hayal ediyorum. Böylece:

 

-         Zorunlu olmayan trafiğe çıkışlar ertelenecek, hatta bulunduğu noktadan geri dönerek trafiği daha fazla yüklemeyecek

-         Daha programlı yaşanacak

-         Enerji ve zaman daha verimli harcanacak

-         İstanbul halkına da önemli bir hizmet sunulmuş olacaktır.

 

---------------------------------

1. Terane: Farsça bir kelime, ezgi, makam, nağme.

2. HDTV: High Definition Television (Yüksek Tanımlı Televizyon) geleneksel TV yayın standartlarından (PAL, SECAM, NTSC) daha yüksek çözünürlük sağlayan bir yayın standardı.

3. Dick Cheney: Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı

4. Tandem: Birlikte çalışan, ard arda, arka arkaya

İstanbul’un Trafikzedeleri

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000