13 Aralık 2010, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • havaiş teki hanımefendi iki pislikte gitseydi çok iyi olurdu demiştiniz ama olmadı temizleri orda barındırmazsınız çünkü hepiniz pisliğe bulaşmışsınız
  • sefa bey cook güzel yazmışsınız elinize sağlık hava iş de yakında yumurta yağmuruna tutulursa şaşırmam leke tutmayan takım elbiselerini hazırlasalar iyi olur
  • Türk Sivil Havacılık Kanunundaki Kabotaj hakkı 31.maddede ''T C ülkesi içinde sadece Türk vatandaşları hava taşımacılığı yapabilir.'' şeklinde değiştirilmelidir.
  • İSG ÇALIŞANLARI LİMAK HOLDİNG EYLEMİ VİDEOSU...www.havais.org.tr ANAYASAL HAKLARINI kullanarak Hava-İş Sendikasında örgütlenen Sabiha Çökçen Uluslararası Havalimanında hizmet veren İSG Yer Hizmetleri A.Ş işçilerine yönelik işveren saldırılarına karşı işçiler kararlıkla mücadelelerine devam ediyorlar. Yer Hizmetleri A.Ş işçilerine yönelik işveren saldırılarına karşı işçiler kararlıkla mücadelelerine devam ediyorlar...

İŞÇİ BAHANE PARA ŞAHANE..!

THY’de sular bir türlü durulmuyor. 
 
Hava-İş Sendikası ve İşverenin imzaladıkları son toplu iş sözleşmesinde yer alan; işçi kıyımını özendirici hale getirmeye yönelik 8.madde daha çok can yakacağa benziyor. 
 
Toplu İş Sözleşmesi imzalandıktan hemen sonra; çalışanlar, alacakları aylıkların ve farklarının hesabı içerisindeyken, bu, Hava-İş kökenli talihsiz 8.maddeyi bulup, 31 Mayıs 2010 tarihinde yayınlanan  “THY’de Son tango” ve  başlıklı yazıma konu yapmış, çalışanlara neler getireceği hakkında sendikayı ve üyelerini uyarmaya çalışmıştım.  
 
Gelişen olaylar üzerine, daha sonra 20 Eylül 2010 tarihinde; “THY’de danışıklı dövüş” başlıklı köşe yazımı yazmak zorunda kaldım. 
 
Anımsarsınız; Genel Kurul’da alınan, aidat alınmamasına yönelik karara, ayrıca tüm çalışanların itirazına karşın, Sendika’nın birikmiş aidatları almasını, “Hava-İş te delegelere katakulli” başlıklı makalemle sert bir dille eleştirmiştim.
 
2006 Ocak ayında, THY’nin 300’ü aşkın kişiye yönelik uyguladığı işten çıkarma operasyonunda, hemen hemen herkes işvereni dava etmiş ve hepsi de işe geri dönme kararını aldırmışlardır. Bu aşamayı bire-bir yaşayan biri olarak, bu davada avukat bile kullanmadığımı ve yargıcın şaşırarak ;“Sizin neden avukatınız yok” sorusuna; “Bu dava için avukata gereksinim duymadım, çünkü, haklı bir gerekçeye dayanmayan bu hukuksuz işten çıkarılma davasında vereceğiniz kararınızın işe iade olacağından emindim...” diyerek yanıt vermiş ve yargıcın gülümseyen bakışları arasında, işe iade kararını aldırmıştım. Ancak THY, işe iade kararını uygulamamış ve yine yasaların kendisine verdiği yetki ile işe geri alma yerine, tarafıma 8 maaş daha exstradan tazminat vermek durumunda kalmıştı. (Bu, %100 kazanılacak davada bile sendika, kendine başvurup avukatlık hizmeti almak isteyen üyelerinden %10 vekalet ücreti almıştır(!) ) Dün de öyleydi, bugün de böyle.  
 
Bu maddenin neler getirip, neler götürdüğünü, daha önce uzun-uzun yazdığım için, yeniden bu konunun hukuki yanına girmeyeceğim. Bu yazımda bir başka yanlışını dile getirmek istiyorum. 
 
Sendika ve İşveren’in; 4857 sayılı İş Kanununa dayanarak ve işverenin tek taraflı fesih yapması durumunda, bu kararın haklı gerekçeleri olmadıkça mahkemelerden geri döndüğü bilinirken, neden, bu İkale (anlaşma) Sözleşmesi’ni Toplu İş Sözleşmesine koyduklarını, işçiye mahkeme kanalıyla 8 NET maaş verilirken, yerine, ikale anlaşması imzaladığında 6 BRÜT maaş verilmesini savunmayı anlayabilmek olanaklı değil. 
 
Sendikanın görevi, işçinin işten çıkarıldıktan sonra alacağı fazla tazminata odaklanmak değil, işçinin işten çıkarılmasını önleyici örgütsel girişimler içersinde bulunmakdır. 
 
Sendikanın görevi, işçi ve işverenin anlaşmazlık durumlarında, üyelerinin birliktelik ve üretimden gelen gücünü kullanarak, önce görüşmeler sonra da slow down (iş yavaşlatma) vb.gibi çeşitli eylemlerle işçinin hakkını koruyup, caydırıcı olmaktır. Oysa, Sendika bu görevi bırakmş, işçinin işten atıldıktan sonra alacağı paraya odaklı çalışmalar içine girmiştir. İşte, üzücü olan budur... 
 
Kısaca; yasaların anti-demokratik maddeleri ile (Mahkemeler,işten atılanları  işe iade ediyor, ancak, işverene de; “Ben işe iade ettim, ama, sen benim kararımı uygulamazsan, ekstra tazminat verip yine kapıya koyabilirsin...” diyor.) uğraşacaklarına, sisteme tümüyle ayak uydurmuş, parçası olmuş durumdalar.
 
Tüm üyelerin anlayabileceği gibi, bu maddeyi yorumlarsak; işveren işçiyi bir yere sürüyor. İşçi gitmek istemiyorsa, işveren ona  Toplu İş Sözleşmesinin ünlü 8. Maddesini uygulayarak, tazminatlarını ve fazladan 6 brüt maaş (hem de kesintili!) daha tazminat vererek, “güle güle..!” diyor. 
 
Peki; işçi bu haksız sürgüne uymuyor, işveren işçiyi yine tazminatla atıyor ve işçi haksız yere işten atıldığını mahkemede kanıtlayıp işe iade kararı alındığında, işveren, isterse 8 NET maaş fazladan tazminat vererek mahkeme kararını uygulamıyor. Peki o halde, işçi neden kendi imzalasın o ikale anlaşmasını? Bu toplu iş sözleşmesinden sonra THY’den atılan işçilerden davası biten 67 işçi, işe iade hakkını kazanmadı mı? Dolayısiyle, işe başlatılmayıp 8 NET maaş tazminat ödenmeyecek mi? Evet.
 
Burada sendika yönetimine şu soruyu sormak gerekiyor: Sen işçinin işten atılmamasını sağlamakla görevli değil misin? İşçiye; seni sürgüne yollamak isterlerse, “gitme ve işten ayrıldığında sana ekstradan 6 maaş daha aldım” demek, senin işin midir? 
 
Zaten, o işçi işten atılırsa, tüm tazminatlarını ve ekstradan 8 maaş daha tazminata hak kazanmıyor mu? Sen, işveren mahkemeyi kaybettiğinde(ki kaybediyor) işçinin brüt 8 maaşını nete cevirip vermek durumunda kalacağına, 8.madde ile ikale anlaşmasını gündeme getirip,8 net maaş yerine brüt 6 maaşı kesintilerle ödesin diyerek; işçiye mi yoksa işverene mi çalışıyorsun? Anlamak olanaksız. ( Bunu anlatabilecek hukukcunuz varsa istediğiniz ortamda tartışabiliriz)
 
Sendika aidat gelirlerinde azalma olmasın diye, “İşyerlerinin bir başka sendika tarafından temsil edilebilmesine yönelik isteklerde” aslan kesilirken, işçinin haksız yere işten çıkartılmasında ise, arayı bulup, “Sayın işveren, bu işçileri at, ama, ellerine de üç beş kuruş ver ki kendi istekleri ile gitsinler...” diyorsun.  
 
Sen sendikasın, Hava-İş, sendika!!! İşçilere karşı sorumluluğun var.
 
Değil bu tür işten atılanlara tazminat verilmesini konuşmak, ikale anlaşmalarını savunmak, sen ağzına “A(atılma)” harfini bile almamalısın!!!
 
Hatırlayacağınız gibi; Hava-İş Sendikasının son genel kurulunda çok tartışmalı bir sonuç alındı ve oylar eşit çıktı. Bu zor durumda, sandık kurulunun geçersiz oy olarak kenara ayırdığı bir oy pusulası işleme kondu ve geçerli hale gelmesi için yargıca başvuruldu ve oy geçerli say(dır)ıldı(!)...  
 
Geçerliliği hala tartışılan tek oyla kazanmak, bana ,UTED’in 24.Olağan genel kurulunda;  Erdal Gülmez ile yarıştığım başkanlık seçimini anımsattı. Oy kullanma sırası bana geldiğinde; Divan Başkanlığının ve Sandık Kurulundaki üyelerin gözleri önünde, Erdal Gülmez’in adının yazılı olduğu pusulayı, sandığa açık olarak atmıştım...
 
Çünkü, o zamanlar 18 yıllık bir başkan olarak, bu seçimi yeni aday olan Erdal Gülmez’e karşı tek oyla kaybedeceksem, bu oy benim kendi aleyhime attığım oy olmalıydı diye düşünüyordum. Aynı duyarlılığı ben de Atilay Ayçin’den, karşısındaki yeni kadın adaya karşı göstermesini ve oylama sonucu eşit çıktığında, karşı adayın elini kaldırmasını beklerdim. Yakışanı buydu... 20 senelik bir başkan bana göre, tek oyla, iki oyla, beş oyla, hatta on oyla seçim kazanacaksa, hiç kazanmasın daha iyi. 
 
Gelelim muhalif kanada;
 
Tüm delegelerin; Bahadır Altan’ın adını muhalefet listesinin en başında beklerken, yönetim kurulu aday listesinde bile bulamaması, muhalif Gökkuşağı hareketinin seçimlerde birlikteliği yakalamış olmasında en büyük etkendir. Gökkuşağı Hareketi listesinin, “Eş güdümlü başkanlık” yapılanmasını son derece demokratik buluyorum. Sendikalardaki liderlik sultasına (Biz eskilerin deyimiyle; Sendika Ağalığına!) son verecek, çağdaş, demokratik bir uygulama. Ancak, bunun üye ve delege bazında çok net anlaşıldığını sanmıyorum. Bizim insanımız lidere odaklanır. Liderini seçim listesinde göremeyen üye, hayal kırıklığına uğrar (Tanıdığım 4 Gökkuşağı delegesinin, Bahadır Altan’ın adını listede göremedikleri için,oylama aşamasında fikir değiştirdiklerine tanığım). Bu kararların üye ve delege bazında önceden konuşulmasının, anlatılmasının daha yararlı olacağına inanıyorum. Kısaca; %100 kazanılmış bir seçim, basit bir stratejik hata nedeniyle göz göre göre beraberlikle sonuçlanmıştır. 
 
Şimdilerde, beklenen bir gelişme yaşanıyor. Seçim sonucunda alınan oylara baktığımda, olağanüstü genel kurul yapılacağını, sizler gibi ben de hemen anlamıştım. Bir seçimin bir oyla (o da kuşkulu...) kazanılması, sendikal birlikte sorun olduğunu gösterir. Ayrıca, delege yapılanmasında; THY’nin Teknik dışındaki büyük birimlerini yitiren sendika yönetimi, bu birimlerde nasıl birlik sağlayıp da işverene karşı bir güç olduğunu gösterecektir? İşveren bu bölünmüşlüğün, iç çekişmenin farkında değil midir? Bu nedenle  sendikal yetersizlik haline gelen bu iktidar savaşı, öyle veya böyle, bu son olağanüstü genel kurulda bitirilmelidir.
 
Demokrasi gereği, seçimlerden kaçınmak olanaksızdır. Aslına bakacak olursanız; sendika seçimleri, keşke her yıl yapılsa ve her yıl yönetim, üyelerin temsilcisi olan delegelere, hesap vermek zorunda kalsa... Ancak bugünkü sendika, artık işçi için değil, tamamen duygusal(!), işveren güdümünde ve paraya endeksli sendikacılık yapmaktadır. İşçinin görevini; aidatını düzenli vermek-muhalefet yapmamak-hesap sormamak, biçiminde belirleyen bu günkü Hava-İş yönetimi, kişisel hırs ve belirli çıkarlar doğrultusunda bu günlere gelmiş ve ne yazık ki bu yönetim anlayışı çürümüştür. Kısaca; “İşci bahane para şahane” deyişi bugünkü sendikacılık anlayışına cuk oturmuş bir sözcüktür. 
 
Hava-İş olağanüstü genel kurulunun çok yakında yapılacağını düşünüyorum. Sendikanın şimdiki tüzüğünde; 1/5 delege imzası ile olağanüstü genel kurula gidilebileceğini yazıyor. 1/5 delege imzası geldiğinde bunu reddetmeyi  sendika yönetimine bırakmıyor, mecbursun diyor. Hava-iş Sendikasının delege sayısı 300’dür ve değil 1/5’i olan 60 delege imzası, 100 delege imzalı olağanüstü genel kurul isteği vardır. Ve bu tür olağanüstü genel kurullar, daha önceleri de yapıldı. Son derece demokratik bir uygulamadır. Yönetim, bundan kaçamaz, kaçmamalıdır. 
 
Gündemdeki Teknik A.Ş sözleşmesinde, tarafsız arabulucu son  başvuru tarihi olan 17 Aralıktan sonra 1+1 hafta beklenip grev kararı alınması gerekiyor. Bu süreç beklenmeli, sonuç veya grev kararı alındıktan sonra, genel kurul start almalıdır. 
 
NOT/ Olası bir olağanüstü seçimde muhalefet listesinin kazanması durumunda, -THY personelinden alınmayacak denmesine karşın- geçmişe yönelik  alınan aidatların, aynen üyelerin banka hesaplarına geri yatırılmasını bekliyorum. Onlar da bu paraları geri vermezlerse, size söz veriyorum, ağzıyla kuş bile tutsalar, bu haksız alınan parayı ödeyene kadar yakalarını bırakmayacağım.  
 
Dürüst olan, lafını/sözünü yemez... 

Şu andaki sendika yönetimi, hepinizin bildiği gibi sözünü yedi. 

Bakalım muhalefet kazanırsa ne yapacak? Bekleyip göreceğiz...
 
www.sefainan.com isimli kişisel blogumda konuk yazarlar bölümünde,Uçak Teknisyeni Hidayet Kapkaç’ın “Concorde kazasından teknisyenmi sorumlu?” Başlıklı yazısını okuyabilirsiniz.
İŞÇİ BAHANE PARA ŞAHANE..!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (29)

Misafir ~ 6 yıl önce
havaiş teki hanımefendi iki pislikte gitseydi çok iyi olurdu demiştiniz ama olmadı temizleri orda barındırmazsınız çünkü hepiniz pisliğe bulaşmışsınız

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
sefa bey cook güzel yazmışsınız elinize sağlık hava iş de yakında yumurta yağmuruna tutulursa şaşırmam leke tutmayan takım elbiselerini hazırlasalar iyi olur

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Türk Sivil Havacılık Kanunundaki Kabotaj hakkı 31.maddede ''T C ülkesi içinde sadece Türk vatandaşları hava taşımacılığı yapabilir.'' şeklinde değiştirilmelidir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
İSG ÇALIŞANLARI LİMAK HOLDİNG EYLEMİ VİDEOSU...www.havais.org.tr ANAYASAL HAKLARINI kullanarak Hava-İş Sendikasında örgütlenen Sabiha Çökçen Uluslararası Havalimanında hizmet veren İSG Yer Hizmetleri A.Ş işçilerine yönelik işveren saldırılarına karşı işçiler kararlıkla mücadelelerine devam ediyorlar. Yer Hizmetleri A.Ş işçilerine yönelik işveren saldırılarına karşı işçiler kararlıkla mücadelelerine devam ediyorlar...

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000