21 Haziran 2010, Pazartesi
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

İNCE DUYGUNUN KALIN FATURASI

Doğu medeniyetleri, bilhassa milletimiz duyguların insanıdır. Ölüm, doğum, düğün vb. sosyal ve yaşamsal olgular bizde hep derin duygularla karşılanır.

Batı’da çocuğu doğana dek “kuş pişiren”, çocuğunun doğumunun sevinciyle sokaklarda baklava dağıtarak bu sevinci paylaşan bir babaya da rastlayamazsınız (Bu vesileyle tüm babaların babalar gününü kutlarım). Mesela bir yörük kadınının ölen yakınının ardından yaktığı ağıdı dinlediği zaman o acıyı derinden hissedemeyecek yoktur aramızda. Hatta ve hatta ağıtçı kadının ölenin yakını olması da gerekmez.

Temamız havacılık olduğu için yeri gelmişken hemen örnek vereyim: 1947 yılında, Afyon’un Emirdağ ilçesinin Başkonak köyünün Arzılı mahallesine bir askeri eğitim uçağı düşer ve kazada iki pilot subay şehit olur. Bunun üzerine yörenin ünlü ağıtçısı “Halide'nin Döne” şu ağıdı yakar:

Zabitlerin gözünd(e) olur gözlüğü
Yanmış tayyaresi kalmış tozluğu
Tükenmiş mi yiğitlerin azığı

Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
Kırıldı kanadın uçamadın mı?

Hava sisli görmemiş yolunu
Kapmış da koyvermiş direksiyonu
Bunlar ölmüş ölümlerin zorunu

Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
Kırıldı kanadın uçamadın mı?

Kanadım kırıldı "uçamam" demiş
Dumanlı dağları "aşamam" demiş
"Vay anam" demiş de yanmış can vermiş

Dumanlı dağlardan geçemedin mi?
Kırıldı kanadın uçamadın mı?

Hiçbir şey sadece nimetiyle gelmiyor tabi. Külfeti de mevcut. Bunlar iyi örneklerdi. Bir de kötüleri var...

Şu asker savuşturma işi mesela. Askerlik bir Türk genci için en kutsal görevdir. Akrabaları bunu bildiklerinden, ucunda şehit olmak ve geri dönememek bile olsa, evlatlarını davulla zurnayla gönderirler askere. Ancak asker konvoyu trafikte tehlikeli hareketler yapınca trafik kazası olur... Her celp döneminde en az on haber okursunuz böyle. Harem otogarı, sevinç gösterisi amacıyla, asker adayı genci havaya atan kalabalığın onu ayarsız bir kuvvetle atarak tavana çarpmasına şahittir. O büyük sevinç kana bulanır. Bir anlamda şaka, kaka olur.

Düğünde belindeki silaha sarılan insanlar, kurşunun adres sormama özelliğini hesaba katmadıkları için her sene bu yüzden yirmiden fazla insan ölür. Milli takımın başarıları da aynı sonucu doğurur kimi zaman. Şehir magandalarının atıcılık/silahçılık hobisi kaç ailenin ocağına ateş düşürmüştür, kimbilir.

İşte bir de gerçekten neden olduğunu merak ettiğim bir şey var:

Türkiye’ye yabancı futbolcu ve teknik direktör geldiği zaman onları büyük bir çoşkuyla karşılayan taraftarlar. Yahu hangi ülkede bunun bir örneği var? Vallahi de rastlamadım. Rastlamamış olmam beli futbol konusundaki cahilliğimin sonucudur ama; gerçekten de bu davranışın sebebini çözemiyorum.

Sadece ben değil, gelen de çözemiyor bunu. Sözgelimi 15 Haziran’da Türkiye’ye gelen Beşiktaş’ın yeni teknik direktörü Schuster, havalimanında yaptığı açıklamada taraftarların ilgisine şaşırdığını ve ilk kez böyle bir şey gördüğünü söyledi. Buraya kadar güzel, eyvallah ama adamın omuzlara alınıp arabaya taşınmak istenmesi izdiham yarattı. Eminim kendisi de bundan rahatsız oldu. Dün gelen futbolcu Quaresma da aynı izdihamla karşılaştı. Taciz, hırsızlık ve ezilme olayları gerçekleşti. Havalimanı önündeki trafik felç oldu. Uçaklarını kaçıranlar oldu.

Taksim’de bayram kutlamaları, yılbaşı kutlamaları da benzer sahnelere sebep oluyor. Taciz, hırsızlık, kavga... Sayı çoğalınca problem çıkma olasılığı ne kadar da artıyor.

Velhasıl, söylemek isteyeceğim şey, her şeyi abarttığımız olacak en nihayetinde.

Sevinmesini, üzülmesini becerebilmek, duygusuz bir insan olmaktan çok çok daha iyidir ama her şeyin aşırısı da zarar işte. Her şeyin bir usülü var. Kaza kurşunu, asker alayı kazası, izdiham ve izdihamın yarattığı taciz ve hırsızlık ortamı ve olayları duymayalım artık.

NOT: Dünkü hain saldırıda yaşamını yitiren şehit evlatlarımızın ruhları şad olsun. Allah'tan şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır dilerim.
İNCE DUYGUNUN KALIN FATURASI

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 6 yıl önce
bu yazıya bir de türk milletinin şu özelliğini de eklemek gerekir: biz dünyanın ve içinde faydalandığımız herşeyin sadece bize özel olduğunu zannederiz. bu yüzden belki çevreyi hunharca kirletir, piknikten sonra çöpleri orada bırakırız, sanki orası artık bizden sonra kullanılmayacakmış gibi..

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000