27 Kasım 2017, Pazartesi
Servet BAŞOL
Servet BAŞOL servetbasol@airporthaber.com

İki geri, bir ileri

Bu hafta ise sizlere iki kötü, bir iyi haberim var.

1

ASELSAN'da, ‘'Yerli Savunma Sistemleri'' üzerinde çalışan Kerem Parıldar 14. kattan kendini aşağı attı ve hayatını kaybetti. ASELSAN'da daha önce de 7 mühendis, kuşkulu biçimde hayata veda etmişti. (21 Kas. 2017)

Son intiharla birlikte ASELSAN'da son 11 yılda intihar(!) edenlerin sayısı 8'e çıktı.

2

Turkish Air Accident Investigation Board refuses to provide voice and flight data recordings retrieved from a fatal helicopter crash, to the public prosecutor. The Board cited the ICAO Aircraft Accident and Investigation Manual as grounds for the refusal. While not complying with a judicial order can be controversial, the refusal seems to uphold the principle that the only purpose of an air accident investigation is to prevent accidents, and not to apportion blame or liability. Earlier this year in Istanbul, a S76 had struck a TV tower in low visibility, killing all seven crew and passengers on board.

 

Şu günlerde 20 ile 40 yaş aralığında olan gençlerimize bazı şeyleri anlatmak çok zor. Yapılan araştırmalar şu gerçekleri yüzümüze vurmakta;

-     Türk çocuğu, liseyi bitirdiğinde, ana dilinde 9.000 kelime duyarak, okuyarak, öğrenerek mezun oluyor;
Bir Finli çocuk 40.000, bir İngiliz 98.000, bir Alman 88.000, bir Fransız 82.000 sözcük duyarak, okuyarak, öğrenerek mezun oluyor.

Yalanlarımız ortaya çıkmadıkça.

-    Okuduğumuzu anlama becerimiz yok.
Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içerisinde Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alıyor.
Türkiye, iş yerinde problem çözme ve teknolojiyi kullanmada 8 puan ile OECD sonuncusu.

Müsaadeye tabi

 

Geçen hafta yazdığım “İş bilmek, işi bilmek…” yazıma aldığım yorum çok ilgimi çekti. Eksik olmasınlar, yorumlarını esirgemiyorlar ve ben de her gelen yorumu iyi, kötü diye değerlendirmeden olduğu gibi onaylıyorum.

(Sadece geçen hafta sitede bir sorun yaşanmış, bir yorum -yorum adedi 4 olarak görünse de üçü yayınlanmış- ne kadar uğraşsalar da 4. Yorum yayına alınamamış. Teknik bir neden ama şu sıralar onunla uğraşmaktalar.)

Geçen hafta örneklediğim “Boeing ile teknik işbirliği” için diyecek bir şey yok.

Seul Incheon Uluslararası Havalimanı İşletmesi ve Kopenhag Uluslararası Havalimanları ile Operasyon Danışmanlık Hizmeti anlaşması yapılması ise doğru olduğu kadar (ki bunu yeni bir haber sandığıma inanıp ana fikri kaçıranlar olmuştu) uygulamada çıkacak sorunlara doğru teşhis koyabilecek deneyim ve görüşe sahip personelimizin eksikliğine dikkati çekmekti. Bu nedenle İtalya’daki deneyimlerimi anlatmış, 75 yıllık birikimi yok eden ve liyakati geri plana atan anlayışın, kimliksiz çarelerle sorunların üstesinden gelinemeyeceğini, kimseyi kırmadan üzeri kapalı ifade etmek istemiştim.

1983 senesinde Milano Linate’de kayıp bagaj oranı %26 üzeri bir skandal sonuca erişmişti. Meydan idaresi şimdiki HANKOK anlamındaki İstasyon Müdürlerini topladı ve bir kurul oluşturuldu. Bu kurulun görevi Kayıp Bagaj sorununa çözüm bulmaktı. Milano Linate’ye sefer yapan Havayolları Müdürleri, yaptıkları seçimle, Alitalia’nın İstasyon Müdürü, British Airways’in İstasyon Müdürü, Lufthansa’nın İstasyon Müdürü ve THY’nin İstasyon Müdürlerinden oluşan bir kurulu bu iş ile görevlendirirler. Çok kısa sürede, çok çalışarak Mayıs ayında işe başlayan kurul, Kasım ayında raporunu verir ve Linate Meydan idaresi hemen işe başlayıp Mart ayına gelindiğinde tüm yenileme işini bitirir. Kayıp bagaj oranı %3’ün altına düşer. 1985 senesinde ICAO, bizim hazırladığımız raporu örnek çalışma olarak yayınlar. Elimdeki bu tek ICAO raporunu THY Satış Müdürlüğü’ne verdiğim için, başka kopyası bende yok.

Böyle başarılı bir sistem, elbet meydandaki gelişmelere de neden olacaktı. Linate’de en kuytu köşede Check-in yapan THY, birden Common Chek-in yapmaya başlamış ve Başkonsolos’umuz dahil birçok kurum ve kuruluştan tebrikler almıştık. Bu tebrikleri İstanbul’a övünç nişanesi olarak Milano Başkonsolosumuz bir mektup ile bildirip THY’nı kutlamış.

Bir gün Satış Müdürlüğü beni İstanbul’a çağırdı. Sevinerek gittim. Ne de olsa az zamanda çok şey başarmıştık. Yine de misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş! Neden onlara sormadan bu değişiklikleri yaptığım sorgulandı ve bayağı bir fırça yedim. Zaten dönüşüme az kalmıştı, üzerinde durmadım.

Türkiye’ye dönüşümden az bir zaman sonra THY’ndan istifa ederek ayrıldım ve yurt dışındaki arkadaşlarım aldıkları bir emri bana göndermeye başladılar.

THY Ticaret Müdürlüğü, tüm dış meydanlarda “Common Check-in” uygulamasına geçilmesini emretmişlerdi! Bu emri vermek için neden benim ayrılmamı beklemişlerdi, bir türlü anlayamadım!

THY Akademiyi kurmaya karar verir ve katılımcıların müracaatlarını talep eder. Eski bir THY çalışanı olarak elbet birikmiş bilgi ve deneyimimi sunmak, beni çok gururlandıracaktı. Müracaat yazımı gönderdim.

Bir müddet sonra beni görüşmeye çağırdılar. Kuşkulandım ve telefonla ilgili kişiyi arayıp, “kim benimle ne görüşecek?” diye sordum.

Akademinin kuruluşunu yabancı bir şirkete vermişler ve bir Alman benimle görüşüp kadroya alınıp alınmayacağıma karar verecekmiş.

SunExpress’in kuruluşunda Almanlar için çalışmış, Almanya’da bir şirketin kuruluşunda yer almış (birçok Alman’a müdürük yapmış)ve Alman LBA ile uzun seneler karşılıklı çalışmış biri olarak elbet itirazım o kişiye değil, ülkemizde bunu yapabilecek birilerinin olmadığına inanan düşünceye idi. Nazikçe benim gibilerin seçilecek kişilerden olmadığını, en az seçici kurulda yer alacak Türk uzmanlardan birilerinin de o kişi ile birlikte olması gerektiğini ve böyle uzmanların ülkemizde mevcut olduğunu ifade ile çağrılarını reddettim.

Sonra düşündüm. Bu kişiler doğru yaptıklarına inanıyorlar ve THY ilerlesin diye uğraşıyorlar. Peki neden doğrudan yabancılara gidiyorlar?

Air Transport Management Yüksek Lisans Programı (Tezli ve Tezsiz) havacılık dünyasının geleceğini şekillendirecek yöneticiler yetiştirmektedir.

Global sivil havacılık sektörünün geleceğini şekillendirecek lider nitelikli yöneticiler yetiştirme misyonu ile yürütülen ve bu yıl yeni başlayacak olan bu program, yeni dönem öğrencileri için kapılarını araladı. Dersleri, sektöre yön veren Massachusetts Institute of Technology, Cranfield Üniversitesi, British Columbia Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen kurum ve üniversitelerinin seçkin eğitmenleri tarafından verilecek olup, …

Turkish Aviation Academy

1911-06-28 İlk Türk Pilotları - Fesa ve Yusuf Kenan Beyler

1912-xx-XX Türklerin İlk Havacılık Komisyonu

1912-01-XX Türkiye‟nin İlk Hava Alanı

1912-07-03 Türklerin İlk Uçuş Okulu

1916-05-22 Türkiye‟de ilk Hava Hukuk Metni

1923-06-XX Türkiye‟de ilk Hava Yolcusu taşıma.

1925-01-25 İlk Türk tayyaresi - Vecihi K VI

1932-04-21 İlk Türk Sivil Pilot okulu

1933-02-03 Türkiye'de ilk iç hat seferi yapıldı.

Bakınız; Havacılık ve Uzay Kronolojisi

Böyle bir geçmişi olan bir ülkenin evlatları, bugün başkaları ile övünmemeli.

Gelelim iyi habere…

Nerede kalmıştık?

www.servetbasol.com

İki geri, bir ileri

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000