07 Ağustos 2017, Pazartesi
Oğuz SÖNMEZOĞLU
Oğuz SÖNMEZOĞLU oguzsonmezoglu@airporthaber.com
  • Degerli arkadaşlarım sızlanmayı bırakıp, birlesmenin ve karşı atağa gecmenin vakti gelmedi mi hala? THYnin yaşattıklarını, mahkemelere bulundukları yalan beyanatları, THY icinde yeşadığınız haksız uygulamaları bir yayın altında toplayıp uluslararası havacılık örgütlerine ve basın-yayın kuruluşlarına gönderelim. Bırakalım THY yonetimi dusunsun. Bırakalım yapılan bu haksız uygulama kendilerine iletilmesine rağmen bugüne değin sessiz kalan, çözüm üretmeyen devlet birimleri düşünsün.
  • insanlari hicbir gerekce yokken cikardilar. ve üstelik yalanci sahitlik de yaparak. ayrica bu sirkette en cik emegi gecen yok kabin yok teknik yok harekat gibi ayrimlara gitmeyin herkesin görevi var görevini yapiyor. özelikle Almanyada yeni kadrolasma icin cok insanin isine son verdiler. türkiyede de tabiki. neyse bu haklar hesap günü mahkemesinde sorulur orda gazeteci yok manupüle eden medya yok baskan müdür torpili yok. bzrda yalan hikayelerle becerdiler de orda ne gösterecekler. bizim millet adaletten yana olamiyor olamaz hep böyledi böyle de maalesef olacak biz adaleti degil gücü seviyoruz. Allah yardimcimiz olsun...
  • Bu şirkette en çok emeği geçen kabin ekipleridir. Ne acıdırki şirket içi pas uçan personel dahi kendini yolcu moduna sokmaktadır. Çalıştığım müddetçe hepsinin üstesinden geldim. Kimsenin hakkını kimseye yedirmedim. Unutmayınızki ben hala nefes alıyorum ve şimdi daha güçlüyüm. Hak yiyenler,iki güne bir duyuru çıkaran ve ertesi hafta geri çeken işe yaramazlar.Aksiyon alamıyoruz diye toplantılarda artislenen op müdürü uçakta içtiğin sigaralar ve okduğun gazeteleri sen kendin ne zaman unuttunda nutuk çekiyorsun... Sakın olaki önüme çıkmayınız.
  • Yazınız icin teşklr Oğuz Bey.Kesinlikle hiçbir alakamız olmadığı halde Fetö bahanesiyle işten çıkartıldık. Bırakın Fetöyü çıkartılanlarımızn çoğunun ufak bir kusuru bile yoktu ve çoğu işini gerçekten layıkıyla yapan insanlardı. Neye göre secildik bilmiyoruz. Fetöyle mücadele ediyorlarmış süsü vermek için en alakasız masum insanları işten çıkarttılar.Çok büyük haksızlık edildi ve sesimizi duyan kimse olmadı.Açtığımız davaları kazandık çoğumuzun yargıtay aşamasında. Ama thy davalar kazanılsa bile işe iadeleri yapmıyor. Lütfen bu konuyla ilgili sesimizi duyurma konusunda bizlere destek olun. Haksız yere işlerinden edilen insanların işlerine geri dönmeleri konusunda yardımcı olun ilgili yerlere seslerimizi ulaştırın. Bunları normalde sendikanın yapması gerekirdi ama sendika bu konuyla ilgili yönetimi destekleyen bir tutum içerisinde oldu. Bizden aldığı aidatlarla yönetimin bizi haksız yere çıkartmasına seyirci oldu. Neyseki sizin gibi bir kaç insan var bunları hatırlayan. Tekrar teşekkürlr

İade-i İtibar

Çok küçük yaşlardan itibaren gökyüzüne ve matematiğe gönül vermişti. Tıp eğitimi görüyordu ancak, daha üniversite yıllarında kararını vermişti. Ailesinin zoruyla başladığı bu alanda devam etmeyecek, tutkuyla bağlı olduğu felsefe ve matematik konularında eğitim alacaktı. Öyle de oldu. İlk deneyini 17 yaşında yapmış, ilk kitabını da 22 yaşında yazmıştı. Yıllar sonra, matematik profesörü oldu. Teleskobun Hollanda’da icat edildiğini öğrendikten bir yıl sonra çok daha iyisini yaptı. Teleskobuyla Ay'ın yüzeyini, Güneş'teki lekeleri, Jüpiter'in uydularını keşfetti. Uzay hakkında daha önce hiç yapılmamış gözlemler yaptı. Bu gözlemlerinden elde ettiği veriler sayesinde, Polonyalı astronomi bilgini Kopernik’in “dünyanın güneşin etrafında döndüğü” yönündeki kuramının doğru olduğunu şiddetle savundu. Ancak sözde aykırı görüşleri, dünyanın evrenin merkezi olduğunu savunan Kilise’nin dikkatini çekmişti. Engizisyon mahkemesi tarafından iki kez yargılandı. 1614'teki ilk mahkemesinde, onun bu görüşlerini yayması yasaklandı. 1633 yılının 22 Haziran günü, kendisi gibi farklı görüşe sahip olan Giordano Bruno’nun hazin sonunu bildiğinden, jüri üyelerinin ve yüzlerce izleyicinin önünde, içten içe asla aksini düşünmediği, dünyanın döndüğü görüşünü reddederek "Ben, 'güneş evrenin merkezindedir' dediğim için yargılanıyorum ve bu tür aykırı görüşleri nefretle kınıyorum, lanetliyorum” dedi, ömür boyu ev hapsiyle kurtuldu.

Ne yazık ki, Galileo, en doğruyu bulmak için hayatını işine adamış, araştıran, yorumlayan ve yeri geldiğinde düşündüğünü ifade etmekten kaçınmayan, ancak diğerlerinden farklı düşündüğü için toplumdan dışlanan, hatta cezalandırılan ne ilk, ne de son bilim ve düşünce insanı olacaktı. Engizisyon mahkemelerinin işleyişi herhangi bir bilimsel araştırma ve değerlendirmeden yoksun, çoğunlukla "ihbar" müessesesi üzerine kurulduğu, iddiaların kaynağı olan kişiler ve bilgiler gizli tutulduğu için, mahkemede kendisini kimin ihbar ettiğini hiçbir zaman öğrenemedi ve bir bilim insanı olarak yaşadıklarını ölene dek kabullenemedi.

Ölümünden tam 366 yıl sonra, modern bilimin, modern fiziğin ve gözlemsel astronominin atası olarak kabul edilen Galileo’nun kaybettiği itibarı geri verildi. Bunun için yaklaşık 4 asır geçmesi gerekse de, Vatikan hatasını kabul etti ve Galileo’ya yaşamı boyunca yaptığı tüm çalışmalar için ayrıca “teşekkür” etti.

Şimdi “nereden geldin bu konuya durup dururken” diyeceksiniz.

Geçtiğimiz yazı hatırlarsak, THY, “işletmesel gereklilik, verimsizlik, performans yetersizliği, ülkenin ve şirketin güvenliği ve çıkarlarına ters düşecek her türlü tutum ve davranışlar kapsamında FETÖ’ye müzahir olma” gibi içerik olarak birbirleriyle hiçbir koşulda uyuşmayan ve birçok masum insanın haksız yere itham edilebilmesine çanak tutan gerekçeleriyle, 211 personelinin iş akitlerinin feshine karar vermişti.

Ancak şirket yönetimi, çoğunluğu “işletmesel gereklilik” iddiasıyla gerçekleşen bu işten çıkarmalara yönelik aleyhte açılan davaların fazlalığı, kurumun ödemek zorunda kaldığı on binlerce liralık tazminat bedelleri ve şirket avukatlarının “Bilirkişi raporuna lütfen itibar etmeyiniz Hakim Bey, THY’nin durumu malumunuz...” şeklindeki, borsada işlem gören global bir şirketin imajını daha da itibarsızlaştıran savunmalarından bıkmış olacak ki, son dönemde personelini çok daha farklı bir gerekçeyle işten çıkarmaya başladı. Öyle ki bu gerekçe, daha önceki dönemlerde işten çıkartılanlara “halimize şükür” dedirtecek cinsten:

“...FETÖ/PDY terör örgütünün vakıf ve derneklerine üyeliğini devam ettirme, örgütün gazete dergi ve mecmua üyeliğini sürdürme, sosyal medya hesaplarında lehine paylaşımda bulunma, örgütü savunan her türlü yazı, mülakat, söz, fiil ve davranışta bulunma, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları kriterler; sosyal çevre bilgileri, ilgili devlet kurumları ve kuruluşlarından gelen bilgiler ile bağlantınız hakkında yukarıda sayılan fiillerden birini veya birkaçını işlediğiniz hususunda makul şüphe oluştuğundan...”

Önemli bir kısmını sizlerle paylaştığım bu gerekçeyi okuduğumda aklıma gelen ilk şey elbette ki, böyle bir suça iştirak etmiş kişilerin mutlaka cezalandırılması gerekliliği oldu. Ancak, THY’nin işten çıkarılmalar konusundaki genel tavrı ve bundan önceki emsal davalar göz önüne alındığında, bahsi geçen “makul şüphe”lerin doğru çıkmama olasılığının da azımsanmayacak kadar çok olduğu düşünülebilir.

Ne yazık ki, özellikle 2012 yılından bugüne kadar olan davalarda, çalışanlarının haksız yere işten çıkarıldığı konusunda resmileşmiş hukuki bir karar sonrasında dahi, THY’nin hatasını düzeltebileceği, çalışanının mağduriyetini ortadan kaldırabileceği bir süreç neredeyse hiç yaşanmamaktadır.

Kadro yenilemekteki asıl amacı, ister genç ve düşük maliyetli personel istihdamı sağlamak olsun, isterse gerektiğinde dünyanın yuvarlak olmadığına dahi inandırabileceği itaatkar bir ekip oluşturma düşüncesi olsun, THY Yönetimi’nin haksız yere işten çıkarma kararlarında eski çalışanlarının iade-i itibarına yönelik bir hamle yapıp yapmayacağı, kurum kültürüne ve marka imajına etkileri açısından da son derece önemlidir.

Acaba THY Yönetimi, marka değeri böylesine yüksek global bir havayolu işletmesi olarak, “Hata yaptık, özür dileriz. Hatalarımızdan ders almasını da biliriz.” mi diyecek, yoksa daha önce yaşandığı üzere, tüm bunlar hiç yaşanmamış gibi davranmaya devam mı edecek?

Temennim, bu sektöre gönül verenler, THY Yönetimi’nin bu konuda göstereceği olgun davranış için 400 yıl beklemek zorunda kalmasın.

İade-i İtibar

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (21)

TK211 ~ 1 ay önce
Degerli arkadaşlarım sızlanmayı bırakıp, birlesmenin ve karşı atağa gecmenin vakti gelmedi mi hala? THYnin yaşattıklarını, mahkemelere bulundukları yalan beyanatları, THY icinde yeşadığınız haksız uygulamaları bir yayın altında toplayıp uluslararası havacılık örgütlerine ve basın-yayın kuruluşlarına gönderelim. Bırakalım THY yonetimi dusunsun. Bırakalım yapılan bu haksız uygulama kendilerine iletilmesine rağmen bugüne değin sessiz kalan, çözüm üretmeyen devlet birimleri düşünsün.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
haklisiniz ~ 1 ay önce
insanlari hicbir gerekce yokken cikardilar. ve üstelik yalanci sahitlik de yaparak. ayrica bu sirkette en cik emegi gecen yok kabin yok teknik yok harekat gibi ayrimlara gitmeyin herkesin görevi var görevini yapiyor. özelikle Almanyada yeni kadrolasma icin cok insanin isine son verdiler. türkiyede de tabiki. neyse bu haklar hesap günü mahkemesinde sorulur orda gazeteci yok manupüle eden medya yok baskan müdür torpili yok. bzrda yalan hikayelerle becerdiler de orda ne gösterecekler. bizim millet adaletten yana olamiyor olamaz hep böyledi böyle de maalesef olacak biz adaleti degil gücü seviyoruz. Allah yardimcimiz olsun...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Adil ~ 2 ay önce
Bu şirkette en çok emeği geçen kabin ekipleridir. Ne acıdırki şirket içi pas uçan personel dahi kendini yolcu moduna sokmaktadır. Çalıştığım müddetçe hepsinin üstesinden geldim. Kimsenin hakkını kimseye yedirmedim. Unutmayınızki ben hala nefes alıyorum ve şimdi daha güçlüyüm. Hak yiyenler,iki güne bir duyuru çıkaran ve ertesi hafta geri çeken işe yaramazlar.Aksiyon alamıyoruz diye toplantılarda artislenen op müdürü uçakta içtiğin sigaralar ve okduğun gazeteleri sen kendin ne zaman unuttunda nutuk çekiyorsun... Sakın olaki önüme çıkmayınız.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Tez zamanda ~ 2 ay önce
Tez zamanda bu insanlar ucusa donerlerde cikarttiklari duyurularda bogulurlar ins.
211 ~ 2 ay önce
Yazınız icin teşklr Oğuz Bey.Kesinlikle hiçbir alakamız olmadığı halde Fetö bahanesiyle işten çıkartıldık. Bırakın Fetöyü çıkartılanlarımızn çoğunun ufak bir kusuru bile yoktu ve çoğu işini gerçekten layıkıyla yapan insanlardı. Neye göre secildik bilmiyoruz. Fetöyle mücadele ediyorlarmış süsü vermek için en alakasız masum insanları işten çıkarttılar.Çok büyük haksızlık edildi ve sesimizi duyan kimse olmadı.Açtığımız davaları kazandık çoğumuzun yargıtay aşamasında. Ama thy davalar kazanılsa bile işe iadeleri yapmıyor. Lütfen bu konuyla ilgili sesimizi duyurma konusunda bizlere destek olun. Haksız yere işlerinden edilen insanların işlerine geri dönmeleri konusunda yardımcı olun ilgili yerlere seslerimizi ulaştırın. Bunları normalde sendikanın yapması gerekirdi ama sendika bu konuyla ilgili yönetimi destekleyen bir tutum içerisinde oldu. Bizden aldığı aidatlarla yönetimin bizi haksız yere çıkartmasına seyirci oldu. Neyseki sizin gibi bir kaç insan var bunları hatırlayan. Tekrar teşekkürlr

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000