27 Nisan 2015, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Hormonlu büyüme mi?

Başarıları ile gurur duyduğumuz, çeyrek yüzyıl emek verdiğimiz THY’mize; TC-JOC ile TC  JPE’nun peşpeşe kırımından sonra geçmiş olsun diyoruz. Koruduğu için ALLAHIMIZA şükrediyoruz.

THY’deki hızlı büyümeyi; hiçbir detaya hakim olmadan dışardan izlemek, eski-köhne bilgilerimizle anlamaya çalışmak çok zor.
Çünkü, hiçbir kaza “tesadüf” gibi basit bir bahanenin ya da “işin fıtratında var” gibi bir söylemin arkasına sığınılacak kadar basit değil. Hatta, THY Yönetim Kurulu Başkanının 12 yıllık görevinden şu ya da bu şekilde ayrılması da tesadüf değil. Bu kararın arkasındaki gerçekleri de birileri açıklar elbet. THY zirveye tırmanırken; arızaların artması, kazaların olması, gecikmelerin yoğunlaşması neden? 

Büyüme ve başarı işte bütün mesele bu!

Havacılık gurularından kadim dostum Alper Eliçin’in The Economist’in 25.04.2015 tarihli linkten gönderdiği bir makaleyi de dikkate alarak “büyüme ve başarıyı” THY penceresinden bakarak değerlendirmek istiyorum.*

Havacılığın, 1930’dan bu yana Gulf emirliklerinde kaydettiği gelişmeleri sektör yakından izliyor. Emirates, Qatar Airways and Etihad Airways son 10 yıldır geniş gövdeli uçakları, sürekli geliştirdikleri hizmetler ve kullandıkları üstün teknoloji ile gözleri üstlerine çevirmiş durumdalar. Abu-Dhabi merkezleri. Geçtiğimiz yıllarda THY ile yapılan işbirliği ile Avrupa ve Asya köprüsü olarak İstanbul üzerinden bağlanma olanağı buldular. Avrupa’lı hava yolları “low cost” taşıyıcılarla (LCC) uğraşırken, karşılarında bir de bu süper gücü buldular. LCC’ler (Ryanair ve EasyJet) bunların hafif öğlen yemeklerine ortak olurken, keyifli akşam yemeklerini de Gulf ve THY’ye kaptırmaya başladılar. Bu işbirliğinin uçak sayısı 700’e ulaştı, yakında 900’ü bulacak. 2008’de Gulf hava yolları 50 milyon taşırken, 2014’de 115 milyon taşıdılar… Yılda %20 gibi görülmemiş bir yükseliş.

2004’de Emirates ve Qatar Airways, Avrupa’dan 17 noktaya uçarken şimdi bu sayı olmuş 32. THY Avrupa’da ki 84 noktaya sefer yapıyor. Üstüne üstlük bir de  Afrika pazarı devreye girince Avrupalılar hepten zorlandılar… Bu 4’lü Kuzey Amerika havalarına da girince çanlar çalmaya başladı…

Lufthansa ve Air France (AF-KLM) pazar paylarını kaybetmeye başladılar. Yalnızca Avrupalılar değil aynı zamanda Amerikalı havacılar da homurtularını arttırdılar. Rekabeti doğrudan etkileyen finansal yapılarla ilgili kuşkular gündeme geldi. İddialar muhtelif; sıfır faizli krediler, devlet destekleri, ucuz işçilik, sendikasız çalışma ortamı gibi unsurlar soruluyor.
THY hem STAR içindeki rolünü hem de GULF işbirliği kapsamındaki operasyonel rolünü oynarken; filosunu büyüttü, uçtuğu hatları arttırdı. THY büyüdü, büyümeye de devam ediyor.

Büyüme ve hormonlu büyüme

Büyüme konusu küçük olsun büyük olsun tüm organizmalar için yaşamsal bir değerdir. Ülkeler açısından da, şirketler açısından da “büyüme” hedeftir.

Ülkeler açısından büyüme amacı; kuşkusuz vatandaşlarının refahını attırmaktır. Ama diğer yandan ekonomik, siyasi, askeri gibi güç unsurlarını kuvvetlendirerek egemenlik kurmaktır! Ne egemenliği mi, zor olan bunun yanıtını vermek. Ülke deyince işin içine “devlet” ve “hükümet” politikaları da giriyor. Nitekim THY de her dönemde bu politikalara paralel konumladırılmıştır. Siyasi istikrar, THY’nin hamlelerinin önünü açtı.

Şirketler temelde kâr amacıyla büyürler. Büyüme rekabet ve kaotik koşullar karşısında, ayakta kalmanın, varlığını sürdürmenin zorlayıcı faktörlerindendir. Şirketler bir yandan küresel, bir yandan yerel zorlamalar karşısında stratejiler üretir, taktikler uygular, araçlar kullanırlar. Bazen büyüme sevdasına öylesine kapılırlar ki resmin bütününü görmeyi hatta kısa-orta-uzun vadeli olasılıkları, altından kalkılamayacak riskleri gözden kaçırabilirler.

Büyüme, bir şirketin maddi ve beşeri unsurlarında meydana gelen nicel ve nitel değişmeler ve gelişmeler olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda yönetsel ve teknik donanım son derece önem kazanmaktadır. Her şirketin büyüme vizyonu ve büyüme hırsları farklıdır. Büyüdükçe ıskalanan faktörler artar. Halıların altınasüprülen pislikler umursanmaz. Derken efendim istenmeyen sonuçlarla karşılaşılması da sürpriz olmaktan çıkar!

Hormonlu büyüme diyebileceğimiz durumların batırdığı şirketlerin sayısı hiç de az değildir. Hormonlu büyümeye neden olan en temel hataların başında insan faktörünü ihmal etmek gelir. O nedenle havacılıkta “insan faktörleri” uçucular ve teknik elemanlar için zorunlu eğitimdir. Bu sayfalarda da defalarca Airporthaber yazarları olarak İnsan Faktörleri konusunu işledik. Yazdık, anlattık. Yönetim dönemlerimizde de önemle üzerine eğildik. Havacılkta astan üste-üstten asta nitelikli insan esasdır.

İnsan faktörü; mesleki bilgi, beceri ve donanım, çevre koşulları, moral, motivasyonu birbirinden ayrılamaz bütünlük arzeder. Bunlardan biri görmezden gelinirse, zayıf sinyaller dikkate alınmazsa yanardağ patlayabilir… Uzmanlık ve teknik mesleki eğitimden en küçük taviz bile verilirse, bizden-bizden değil açmazına girilirse, dedikodu tuzağına düşülürse bunun altından kalkılamaz. Zamanında okunmayan zayıf sinyaller, sirene dönüşür.

Bir havayolunun sağlıklı büyümesinin temelinde: Kârlılık ve verimlilik dengesi gözetilerek, üründe ve hizmette yenilikçilik, yeni ortaklık yapıları, yeni işbirlikleri, yeni iş alanları, yeni hatlar, pazarı yeni segmentlere bölme, yeni pazarlar ve sürdürülebilir kalite gibi faaliyetler yer alır. THY’nin uygulamalarına baktığımızda bunların hepsini görüyoruz. Üstelik THY’nin alışılmışın dışında hayli uzun vizyon cümlecikleri var. THY’nin web sitesinden duyurduğu vizyonu şöyle:

 Sektör ortalamalarının üstündeki büyüme trendinin sürdürülmesi
 Sıfırlanmış kaza ve kırımı
 Dünyada parmakla gösterilen hizmet anlayışı
 Düşük maliyetli taşıyıcılara denk birim maliyetleri
 Sektör ortalamalarının altında satış ve dağıtım giderleri
 Rezervasyon, biletleme ve uçağa biniş işlemlerini kendisi yapan sadık müşterileri
 Kurumdan elde edeceği yararın yarattığı katma değerle orantılı olduğunu bilen ve kendini geliştiren personeli
 Üyesi bulunduğu Star İttifakı ortaklarına iş yaratan ve onların sunduğu potansiyelden iş çıkaran ticari ataklığı
 Hissedarlarının ve tüm yarardaşlarının menfaatini birlikte gözeten modern yönetişim ilkelerini benimsemiş yönetimi ile belirginleşen bir havayolu olmak

Misyonu ise: “Sivil Hava Taşımacılığı (SHT) sektöründe Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Bayrak taşıyıcısı kimliğiyle; uçuş emniyeti, güvenilirliği, ürün yelpazesi, hizmet kalitesi ve rekabetçi konumu ile tercih edilen, Avrupa’nın önde gelen ve küresel ölçekte faal bir havayolu olmak” şeklinde tanımlanmış.

Anlamadığım iki ifade var. Bunlardan biri vizyonda yer alan “Kurumdan elde edeceği yararın yarattığı katma değerle orantılı olduğunu bilen ve kendini geliştiren personeli”

Diğeri ise değerlerin son iki satırında yer alan; “gizlilik” ve “açık kapı”…

“Bugün THY bu taahhütlerinin neresindedir? Vizyonda ikinci sırada yer alan “Sıfırlanmış kaza ve kırımı” yani uçuş emniyeti, güvenilirliğini saymazsak, THY başarılı görünüyor mu?

Havacılık sisteminin güvenlik zincirinin çekirdeği olan “uçak bakım ve teknik eğitim” faaliyetleriyle bu kadar oynanması, çalışanlarda tedirginlik yaratılması, iş kolu ve sendika savaşlarını hak etti mi THY?  

Yönetim bilimlerinin ustası ‘Peter Drucker’ dört esasa dikkat çeker:

1. Organizasyonlar, sürekli değişime uygun biçimde düzenlenmelidir.

İnovasyon (talep geliştirme, yeni katagoriler geliştirme, mevcut müşterilere daha fazla satabilme, yeni pazarlar bulabilme, yeni iş modelleri üretebilme, yeni komşu sektörlere girebilme) yönetimin odağında olmalıdır.

İşletmeyi neyin ayakta tuttuğunu çok iyi bilmelidir. Büyümenin önceliği olarak iç ve dış müşteriyi merkez alan tutum izlenmelidir.
2. Yöneticiler büyümeyi yönetmeyi ve çeşitli büyüme türlerini birbirinden ayırt etmeyi öğrenmelidirler. Gerektiğinde durağanlaşan bir yapıdan kurtulup büyüme fırsatını ıskalamamak için küçülme bile göz alınabilmelidir. Küçülme ile bazı faaliyetler azaltılmakla birlikte dinamikliğini artırılarak daha fazla iş yapılabilme kolaylığı ve finansal sonuçları büyütmek imkanı sağlar.

Mevcut iç ve dış şartlarda hayatı devam ettirebilecek asgari büyüme eşiği ve kontrolden çıkmayacak azami büyüme sınırı saptanmalıdır.

3. Kilit pozisyonlarda yer alan, yöneticiler, teknik uzmanlar, teknisyenler vs. verimlilik ve etkililik bakımdan zaman yönetimi üzerinde durmaları gerekmektedir. Etkin yönetici zamandan yola çıkar. Zamanın iyi kullanılması halinde amaçlar, hedefler, planlar konusunda doğru performansı yakalanır. Rekabette önemli bir etki faktörü haline gelen “hız” ve kabul ölçüsünde hızlı büyüme avantajı sağlanır, hizmet kalitesisin düşmesi kurumsal maliyetlerin yükselmesi önlenir; verimlilik ve etkililik sağlanmış olur.**
4. Başta tepe yöneticiler olmak üzere tüm çalışanların öğrenme ve gelişimi devamlılık bir şekilde sürdürülmelidir. Bir organizasyonda çalışanlar kişisel gelişim olarak büyüdükçe, kuruluş daha çok şey başarabilir. Çok yönlü, yoğun ve hızlı gelişmeler karşısında organizasyonlar sürekli öğrenmeyi işlerinin bir parçası haline getirmediklerinde zorlanacaklardır.

Son söz: Tüm Yönetim Kurulu üyeleri dahil, bütün yöneticilerin “HAVACILIKTA İNSAN FAKTÖRLERİ” eğitimini almaları zorunlu hale gelmiştir.***

http://www.economist.com/news/business/21649509-advance-emirates-etihad-and-qatar-latterly-joined-turkish-airlines-looks-set

** THY neredeyse  tüm büyük hava yollarını tehdit eder duruma gelmişken “zamanı doğru yöneterek” kaza-kırımlara karşı alınacak önlemler ve  bu durumlarda yapılacakların önemi artmaktadır.

*** Kaza etmenlerine yönelik analitik bir yaklaşımı ifade eden SHELL modeli 1989 yılında ICAO tarafından kabul edilmiş ve emniyet yönetim sistemlerine bir baz oluşturmuştur.

Hormonlu büyüme mi?

Facebook Yorum

Yorumlar

Evet ~ 2 yıl önce
Dogrudur. Ozellikle Teknikle cok oynandi. Bir okadarda Kaptanlarla oynandi ve degersizlestirilmeye calisildi. Calisanlara devamli baski yapilarak aidiyat hisleri yok edildi. Kimse yarinina garantiyle bakamiyor. Disaridan Kaptan olarak alinan personelin kuruma intibak sureleri dikkate alinmadi. hatta oyle bir hale geldiki yeni alinan personel yerlesim kurum kulturune intibak etmek yerine kendi dogma ve eski Charter kurumundaki bildigi kurallari Tk ya dikte eder hale getirildi. Yabancilar ve Hazir Kaptanlar liyakata bakilmadan ogretmen yonetici ve Md oldular. Birde Tepe yoneticilerde Liyakat yerine statukoya yakin kisilerden secilince, Tk nin bukadar hassas bir duruma gelmesi kacinilmaz oldu, Allah sonumuzu bayir etsin.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000