12 Ekim 2009, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • ayhana (teknik baş temsilcisine) sor bakalım neden kendi temsilcisi eşinin fotorafını orhan abinin atılıma basın açıklamısndan çıkratmak istemiş yada delege yaptırmayı istememiş, ayhana sor bakalım sağda solda yer işletme temsilcilerini işten atılmamasının sebebini ayrı liste çıkarmakla alakalandırıyormuş kendi ama o kadar tehdit alıyormuş ki seçilmez ise işten atılcakmış , ayhan sen sevinecekmiş gibi davranıyorsun yer işletme temsilcisi işten atılsa , oysa sen değilmisin sözleşmeden sonra ilk işten çıkartılan çalışanlara kulp takmaya çalışan o zaten çok rapor alıyordu diğeri mazeret diğeri amerika istiyorsd diyen ne yaptın bu güne kadar
  • bazen birileri ortaya yalan yanlış laflar atıp konuyu saptırmak istiyor sonra aklı başında biri çıkıp cevabını veriyor sonra yalan yanlış konuşan kişi birileri avukatlık yapıyor diyor. sonra bazen benim gibi biri çıkıp "biz her zaman doğruyu söyleyenin avukatıyız yalan yanlış konuşanında karşısındayız." diyor.
  • BAZENDE BİRİLERİ BİRİLERİNİN AVUKATLIĞINI YAPIYOR NEDENSE. NE ALAKAYSA
  • Bahadır,Hasan Biçer koll başlığı ile yorum yapan arkadaş yazının içeriğini okumadan yazmış sanırım. Yazıda ne bahadır nede hasan isimleri bile zikredilmemişken ve ittifaklardan bahsedilmemişken "ne alaka" demek geldi içimden. Bazen çok komik ve kel alaka yorum atılıyor burada..

Hoop, hop aile var!

THY çalışanlarını son günlerde en çok oyalayan ve yemek-çay aralarında üstünde en çok konuşulan konu; Sendika Seçimleri ve Adaylar olduğundan, bizler de; sektörü doğrudan ilgilendiren bu önemli konuyu, gerek köşe yazılarımızla, gerekse TV’deki programlarımızla gündemde sıcak tutmaya çalışıyoruz.

Sendikacılığımız ne yazık ki bir adım bile ilerleyemeden, “Ağadan görme, babadan işitme” geleneğine uygun olarak; bol ajitasyonlu, az icraatlı, bol gürlemeli ve az yağışlı (!) halde sürüp gidiyor. Sendikanın işçiler adına bir adım ilerlediğini gözlemlemek zor. Günümüzde her şey  sürekli ve hızla değişirken, sektörün sendikası Hava-İş’in işleyiş tarzında hiç bir değişiklik yok. Anlayış 1980 öncesi, ama, yıl 2009... Onlar için fark etmiyor. Onlar için; işçinin sorunlarının çözümünden çok, yönetimde kalarak ekmeklerini ve değişik çıkarlarını sürdürmeleri daha önemli.

Ülkemizin tüm kurumlarının kaderi bu... Yönetimleri; “Yeter artık, benden buraya kadar! Bu işi biraz da başkaları yapsın...”  diyen,  yönetimlerdeki görevlerini “Bu bir bayrak yarışıdır” düşüncesiyle kendiliğinden bırakan yok.

Eski yazılarımı hatırlarsanız; bu tür kuruluşlarda yönetimleri değiştirmenin (neden) mümkün ol(a)madığını ve nedenlerini, uzun-uzun yazmıştım. Bakın bizim siyasi(parti)lere, bakın diğer sendika yönetimlerine, tüm kurum ve kuruluşlara... Hep aynı; kuruldukları tahttan, ancak “darbelerle” –Allah korusun!- inerler...

Demokrasisi gelişkin, halkı bilinçli ve örgütlü ülkelerde, yöneticilerin, yönetimlerini, zamanı gelince bırakma ve başarısızlıklarda da anında işi bırakma kültürü, ne yazık ki bizde oluşmamış.

Ne güzel, büyük bir pişkinlikle  yeniden aday çıkıyor, hem de hiç bir yeni yapılanmadan söz etmeden!

Sendika olarak, zaten özelleştirmeleri yaptırtmışsınız, atılan atılmış, satılan satılmış, sesiniz bile çıkmamış. Yitirecek bir şey  de kalmamış. Bari şimdi bir şans verin şu yeni insanlara, yeni düşüncelere. Sizin yapacağınız bir işiniz, bir amacınız, her şeyden önemlisi, bir ruhunuz kalmamış. Nasıl olsa hiç birşey  bundan daha kötü olamaz ki...

Sonuçta; “Toplumlar layık oldukları şekilde yönetilir!” sözünü doğrularcasına, her konuda yaşam değişime uğramadan sürüp gidiyor. Bugünkü sendika yönetimini temsil eden arkadaşlar, günlük yaşantılarında ve işveren karşısında; son derece modern görüşlü, görünümlü ve kibar bir görüntü çizmelerine karşın, işçi toplantılarında; karşılarında bire bir işverenler olmadığından, arkalarından atıp tutuyorlar. Konuşmaları bir anda, durduk yere seviyesizleşiyor.

THY’nin, personel yapısı bakımından, Türkiye’nin en seçkin, eğitimli insanlardan oluşan şirketlerinden biri olmasına karşın, sendika yöneticilerinin ağzından çıkan bu tür argo sözcükler ve küfürler, hala reyting yapıyorsa, konuşacak ve yazacak fazla bir şey kalmıyor.  O zaman; “Biz yoksa layık olduğumuz şekilde mi yönetiliyoruz?”  sorusunu yeniden sormak gerekecek... Bu tarzı biz mi istiyoruz? Sendikacılarımız, özel yaşamlarında ve işverenle karşılıklı yaptıkları sohbetlerde takındıkları kendilerine yakışan uygar tavrı, neden biz işçileri karşısında görünce değiştirip; bağırıp-çağırıp küfürle ve argo ile süsleyip bize sunma gereğini seçimi kazanmak için yapıyorlar ve kazanıyorlar da ÇOK, AMA ÇOK İLGİNÇ… Seçilen delegeler bunu mutlaka değerlendireceklerdir. Ben buna yürekten inanıyorum.

Bu tuhaf yapının, çok ivedi olarak bir toplum bilimci tarafından incelenmesi ve irdelenmesi gerekiyor..!

Kültürümüzde, yerleşik bir değerimiz vardı. Çevremizde bizi izleyen bir büyüğümüz ya da yakınımızda bir bayan olduğunda, argo  ya da uygunsuz sözcükler kullanan birini,  “Hop, hop aile var!” diyerek uyaran ağabeylerimiz, babalarımız gibi neden olamıyoruz.

-Kazığa oturturum, - Allahsızlar, Kitapsızlar, -Şerefsizler, -Sizlere, kellemi değil, ama size başka kellemi verecem! Sözcüklerine,  alkış tutan personel yapısı, THY de var mı?  Yoksa o konuşmaları alkışlasın diye, özel olarak küfürbazlardan oluşturulmuş, hazır kıtalar mı miting alanlarına getiriliyor?

Yoksa bizler; konuşmak isteyip de, konuşamadığımız, kızıp ta bağıramadığımız, küfretmek isteyip de küfredemediğimiz iç dünyamızda biriken öfke ve kargaşanın, bu küfür ve hakaret içeren konuşmaları yapanlar tarafından bizim için seslendirilmesini mi seviyoruz. Gerçekten, biz layık olduğumuz şekilde mi yönetiliyoruz?

Toplum yapısını çok iyi analiz ederek, konuşma biçimlerini bu doğrultuda yönlendiren liderlerin, kendi özel yaşamlarında, aileleri ve çoluk çocuğunun yanında bile kullanmayacakları bu kaba-saba konuşmaları duyduğunuzda; “Beyefendi, bizler sizlerin küfürlerini, hakaretlerini dinlemek için sizlere yetki ve para vermiyoruz! Siz, bizlerin haklarını aramak için, bu tarz  uygunsuz yaklaşımlar yerine; sendikal yapımızı, örgütsel sorunlarımızı, işçi-işveren arasındaki güven bunalımını giderecek çözümler arasanız daha iyi olmaz mı?” diyen biri, çıkmayacak mı aramızdan?

Değerli Hava-İş Üyeleri…

Düşünüyorum da, işverenin bu tarz sendikacılığı desteklemesi, bana çok olağan geliyor. Sendikacılığın ilerleyememesi, işçilerin sendikadan koparılması için bu tür sendika yöneticilerine destek verilerek gündem saptırılıyor. Senelerdir kaostan beslenen, kargaşadan prim yaparak sendikal iktidarını sürdüren bu yapılanma, hangi işverenin işine gelmez ki? “Varsın, aynı adamlar kazansın! Nasıl olsa maaşını ben vermiyorum, işçi ödüyor” der. Hem, bir grev veya eylem sonunda Başbakan THY yöneticilerine; “Nedir bu Hava-iş ile aranızdaki sorun?” bile dese, Sendika Başkanının görüntü ve ses kasetlerini yollar ve “Biz ne yapalım, Sayın Başbakanım? Adam fikir üretmiyor, sadece küfrediyor.” Davet ediyoruz, gelmiyor“ diyerek olayı saptırıp kendilerini haklı çıkartamazlar mı?

Düşünsenize; yepyeni bir sendika yönetim gelse, beyefendi insanlar tarafından işçi temsil edilse, bilimsel içerikli, mantıklı ve işyerinin ve işçinin çıkarlarının biri birine ters düşmeyeceği ortak noktalarda anlaşılsa, her türlü diyaloga açık olunsa ve bu gelişmeler işçiyle paylaşılıp, ona bilgi akışı olarak anında geri dönse nasıl olur dersiniz?

Hemen yanıtlayayım: İşveren adına tam bir rezalet olur.

ÇÜNKÜ; YENİ BİR YAPILANMA İŞVEREN İÇİN HER ZAMAN TEHLİKELİDİR...

İşverenin, Teknik A.Ş’nin sendika seçimleri öncesinde, sendika temsilcisini işten atmakla kalmayıp, seçim günü yaklaştıkça baskıyı artırmasını aptallık olarak mı yoksa bir strateji olarak mı görüyorsunuz. Ben şahsen bunların aptal olduklarını hiç düşünmediğimden şimdiki yönetimin iktidarda kalması için yapılmış bir stratejik planın parçası olduğunu düşünüyorum. ( temsilci atmanın ve bunu tam seçim arifesine getirmenin kime oy olarak döneceğini bilmediklerini sanmayın lütfen)

THY işvereni, şimdiki sendika yönetimin sayesinde tüm işyerlerini özelleştirmiş ve binlerce işçiyi işten atmıştır. Onların sayesinde kadrolaşmasını bitirmiştir. Temsilcisine sahip çıkamayan bir yönetim, tekrar iş başına geldiğinde, aynı THY yönetimine karşı ne yapabilir ki? Zat-ı şahanelerine işverenin sizce de diyet borcu yok mu?

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış misali, aynı mücadele devam eder ve aynı tas aynı hamam sergilenir. Çünkü mevcut sendika yeni bir sistem anlayışına gideceğini söylemiyor, önümüzdeki günlerde de sendikal mücadeleye aynı oyuncular ve aynı teknik direktörlerle devam edilecek gibi görünüyor.
Onların (işverenlerin) teknik direktör seçimini hükümet yapıyor ve özelleştirmelerden memnunlar, sizinkini kendiniz belirliyorsunuz. Siz, şimdiye kadarki gidişattan memnun musunuz gerçekten? Kedinin fareyle oynadığı gibi oynanması sizin moralinizi bozmuyor mu?

Futbol takımları bile yenilgilerde suçu teknik direktöre yükleyip yeni arayışlara girerken, sizler oyuncu ya da direktörü değil, nerdeyse seyirciyi(üyeyi) değiştirmeye kalkacaksınız.

Bir orkestra iyi çalamıyorsa, ilk önce maestro değiştirilir.

Siz de ilk fırsatta maestronuzu değiştirin! İşverenin oyununu bozun ve layık olduğunuz güçlü bir sendika yönetimine yön verin, güç verin, destekleyin… Çünkü Değişen yeni göreve başlayan yönetimin muhalefeti olsa bile uzun süre sessiz kalınır ve icraatları izlenir. Şimdiki yönetim iktidarda kalırsa zaten en az üçe bölünmüş bir toplulukla ne yapacaksınız.


NOT: EMEKLİ KAPTAN PİLOT ZİHNİ BARIN'IN İRTİBAT NUMARASINI BİLEN OKUYUCULARIMIN YORUM OLARAK YOLLAMASINI VEYA sefainan@airporthaber.com MAIL ADRESİME GÖNDERMELERİNİ RİCA EDİYORUM

Hoop, hop aile var!

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (10)

Misafir ~ 7 yıl önce
ayhana (teknik baş temsilcisine) sor bakalım neden kendi temsilcisi eşinin fotorafını orhan abinin atılıma basın açıklamısndan çıkratmak istemiş yada delege yaptırmayı istememiş, ayhana sor bakalım sağda solda yer işletme temsilcilerini işten atılmamasının sebebini ayrı liste çıkarmakla alakalandırıyormuş kendi ama o kadar tehdit alıyormuş ki seçilmez ise işten atılcakmış , ayhan sen sevinecekmiş gibi davranıyorsun yer işletme temsilcisi işten atılsa , oysa sen değilmisin sözleşmeden sonra ilk işten çıkartılan çalışanlara kulp takmaya çalışan o zaten çok rapor alıyordu diğeri mazeret diğeri amerika istiyorsd diyen ne yaptın bu güne kadar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
bazen birileri ortaya yalan yanlış laflar atıp konuyu saptırmak istiyor sonra aklı başında biri çıkıp cevabını veriyor sonra yalan yanlış konuşan kişi birileri avukatlık yapıyor diyor. sonra bazen benim gibi biri çıkıp "biz her zaman doğruyu söyleyenin avukatıyız yalan yanlış konuşanında karşısındayız." diyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
BAZENDE BİRİLERİ BİRİLERİNİN AVUKATLIĞINI YAPIYOR NEDENSE. NE ALAKAYSA

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Bahadır,Hasan Biçer koll başlığı ile yorum yapan arkadaş yazının içeriğini okumadan yazmış sanırım. Yazıda ne bahadır nede hasan isimleri bile zikredilmemişken ve ittifaklardan bahsedilmemişken "ne alaka" demek geldi içimden. Bazen çok komik ve kel alaka yorum atılıyor burada..

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000