22 Şubat 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Recep İvedik bu devrin Kemal Sunal'ı. Ölmeden anlamadılar şimdi üstüne tez yazıyorlar.Recep ivedik de herkes kendinden bir parça buluyor.
  • Burada şin özün R.İ değil ki. Söylemek istenen yolcunun numara sırasına göre uçağa alınması.
  • Hocam lütfen tüm uçuş hikayelerinizi bir kitapta toplayın. Tarzınızı herkes okusun. Giderek heepmiz Recep İvedik olduk bile. Çocuklar ulansız konuşmuyor. Aşkın Günertekin
  • HER YOLCULUK HİKAYEYLE GEÇER. BUNU ANLATMAK VE DİKKAT ETMEK ÇOK ÖNEMLİ. HİKAYELERDEN DERS ÇIKARMASI GEREKENLER OKUYORLARMI . ESKİLERDEN

Hepimiz “şans eseri” R.İ miyiz?

Sakın başlıktan siyasi bir çıkarsama yapmayın, tamamen sosyal bir olguya işaret etmek istiyorum.

Hep yazar, söylerim her yolculuğun bir hikâyesi vardır? Bu hikâyelerin kalitesi yaşananlarla paraleldir. Geçen akşam TK859’la  (kalkış: 17.40) İstanbul’a dönüyoruz. Artık uçağın vaktinde kalkmaması, bilgi verilmemesi olağan ve doğal karşılanıyor. Bekleme salonundaki neşeli genç grup, halâ körükte görünmeyen uçak için ve uçuş bilgilerinin verilmesiyle ilgili iddiaya giriyorlar! İddia konuları: Gecikme kaç dakika olacak, gecikme ne zaman anons edilecek ve gerçekleşme ne olacak? Uzun uzun 3’lü iddiayı formüle ediyorlar.

Bu arada, tarifeli kalkış saatine yaklaşık yarım saat kala uçak körüğe yanaştı… Yanaştıktan 5-10 dakika sonra gecikme bildirildi: “Uçağımız yarım saat gecikmeli olarak yolcularını alacak”. Ardından da kapı numarası değişikliği bildirildi. Genç grup bekleme süresinde birer kahve içmeye karar verdi ve kafeye geçtiler. İddia sonuçlarını merak ettiğim için ben de kahve bahanesiyle onları izledim. Anında kafe doldu. Bir yandan nedir bu kahve çılgını diye düşünürken bir yandan da kendime kahve ısmarlamaya çalışıyordum ki, bir anons daha… Anonsta aynen şu ibare vardı: “…TK859 sefer sayılı uçağımız şans eseri hazırdır.” Ve ardından uçağa davet… Hem şaşırdım, hem de çok hoşuma gitti. Demek ki artık THY de yolculuğa espri ve neşe katıyordu. Kahvesi gelenler daha bir yudum bile içmeden bıraktılar, kahveleri henüz gelmeyenler de hızla iptal etti. İddiacılardan bazıları mızıkçılık yapmaya başladı. Sonunda iddiayı tarifeli kalkış saatine endekslediler.

Efendice kuyruğa girdik. Bankodaki görevliler işlerini harika yapıyor, iki taraftan yolcuları alıyorlar. Bazı yolcular görevlilerle bir şeyler konuşuyorlar. “Ah bir de şu işi uzatanlar olmasa” diye aklınızdan geçirmeden duramıyorsunuz. Ama ne yapsınlar, haklılar, lâfı uzatanların çoğu bağlantılı uçağa yetişme derdinde. Hadi diyelim uçak indi, bir de valizlerin gelmesini bekleyecekler. Adeta görevlilerle pazarlık ediyorlar. Görevliler sabırla güzel yanıtlar veriyorlar: “Efendim Atatürk havalimanına göre Sabiha Gökçen küçük bir liman, hizmet daha hızlı gerçekleşir” gibi olumlu ifadeler kullanıyorlar. Arkadakiler sabırsızlaşıyor, söyleniyorlar. O sırada iddiacılardan biri sesleniyor “beyler, şimdi de uçağı siz geciktireceksiniz!” 

Neyse ki girdiğim kuyrukta geyik olmadı, çabucak uçağa girdim. Yerim en arka sırada koridor başı ve bagajım yok, çantamı ve mantomu başüstü rafına yerleştirip, koltuğuma kuruldum. Bir yerlere yetişme kaygım yok, rahat rahat izlemeye başladım. Ama, yolcular bir türlü yerleşemiyorlar. Daha doğrusu el bagajlarını yerleştiremiyorlar. Hemen herkesin elinde çekilen -eskiden hostes valizi denen- ilk bakışta küçük çantalar ve bilgisayarları var.

Diyebilirim ki üçte birinin de kolunda elbise torbası ve el çantası da var. Uçağa erken gelenler başüstü raflarını doldurup, oturmaya çalışıyorlar. Malum sonradan gelenlere yer vermek için koltuktan kalkmak gerek. Bu arada dakikalar geçiyor. Uçağın içinde bir yoğunluk ve telaş var. Sonradan gelenlerin el bagajları başüstü raflarına sığmıyor. Kabin memurları aradan yardım için geçemiyorlar.

O da ne… Koyu renk takım elbiseli biri başüstü raflarını yerleştirmeye başladı. Boşaltıyor, mantoları ayaktakilere veriyor, valizleri düzenleyerek yerleştiriyor. Yardımlaşmayı da bir güzel ayarlıyor. Kendi kendime, acaba bu zat görevli mi? diye sordum. Coşkuyla ve başarıyla iki taraflı çalışıyor. Ve tam 5 kapağı kapatıyor. Helal olsun THY’mize, hemen bir görevli geldi ve yerleştirmeyi yapıyor diye içimden geçirdim ki, kıyamet koptu!

O sırada yerleştirilmekte olan rafın altında değil de karşısındaki sırada oturan yolcu:  “Ne yapıyorsun kardeşim?” diye bağırdı.
Cevap: “Görmüyor musun? Yerleştiriyorum işte.”
Oturan: “Dikkat etsene…”
Ayaktaki bir yandan elindekileri tıkıştırırken eliyle terini silerek: “Neye dikkat edeceğim, ne olacak, bak herkes ayakta?”
Oturan: “Ne olacağı var mı? Gömleklerim var buruşuyor…”
Ayaktaki: “Ütülersin o zaman… Hem sen bana sen diyemezsin…”
Oturan: “Dersem ne olacak ulaannn…”
Ayaktaki: “Ne demek ulannnn… Ulan sensin ulannn… Al mallarını kendi başının üstüne koy…” (Oysa oturanın başüstü rafında uçağın ses sistemleri, videosu vb var…)

İşte tam o anda yanımdaki yolcu: “Hepimiz Recep İvedikiz” deyiverdi. Yazımın başlığındaki R.İ kısaltması da Recep İvedik’e göndermedir!

Oturan yerinden kalktı. Ayaktaki diğerinin üstüne yürümeye çalışıyor. Ayaktakiler işgüzar yolcuyu tuttu. Sakinleştirdi. Oturanın yanındaki ceketinden çekip yerine oturttu. Benim iddiacılardan “oturalım beyler” sesleri geliyor.
              * Kötü sözler de duyuluyor.
Neyse ki dövüş çıkmadan ortalık yatışıyor.
Bütün bunlar olurken yerleşmemiz 20 dakikayı aşmıştı... 18.35’de nihayet taksi olduk...

Sonuç olarak: Havacılık organizasyon ve koordinasyon işidir. (1)
Yolcuların koltuk numaralarına göre uçağa alınmaları ve el bagajı büyüklükleri sınırlamalarının özellikle kış aylarında tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Tabii ki, bu sınırlamaya uyulacağının yolcuya çok iyi duyurulması ve getirilen kurala sıkı sıkıya uyulması son derece önemlidir.

(1) Organizasyon: Düzenlemek işi, düzenleme, tertip, Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi, düzenli bir grubun üyeleri, Kuruluş, kurum, teşkilât anlamına gelir.

Koordinasyon: belli bir amaca ulaşmak için çeşitli faaliyetleri uyumlu kılma işlemine denir. Birçok kaynakta eşgüdüm veya düzenleştirme olarak geçer.
Birbirinden farklı bölüm, birim, grup  ve kişilerin işlerini kuruluşun işletme  amaçlarına uyumlaştırmayı sağlayan  eşgüdüm sürecidir.

Hepimiz “şans eseri” R.İ miyiz?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (5)

Misafir ~ 7 yıl önce
Recep İvedik bu devrin Kemal Sunal'ı. Ölmeden anlamadılar şimdi üstüne tez yazıyorlar.Recep ivedik de herkes kendinden bir parça buluyor.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Burada şin özün R.İ değil ki. Söylemek istenen yolcunun numara sırasına göre uçağa alınması.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Hocam lütfen tüm uçuş hikayelerinizi bir kitapta toplayın. Tarzınızı herkes okusun. Giderek heepmiz Recep İvedik olduk bile. Çocuklar ulansız konuşmuyor. Aşkın Günertekin

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
HER YOLCULUK HİKAYEYLE GEÇER. BUNU ANLATMAK VE DİKKAT ETMEK ÇOK ÖNEMLİ. HİKAYELERDEN DERS ÇIKARMASI GEREKENLER OKUYORLARMI . ESKİLERDEN

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000