17 Ocak 2011, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Oya hanım,sizinle beraber çalışmak büyük bir keyifti.Vizyonunuz,ileri görüşlülüğünüz ve personelle kurduğunuz birebir iletişiminiz.....
  • TÜRK YEMEKLERİNE DE KARŞI ÇIKMIŞLARDI. BEYAZ PEYNİR KOYDURMAMIŞLARDI. YOĞURDA AYRANA İZİN VERMEMİŞLERDİ. YANİ KARŞI DURANLAR O ZAMANDA VARDI YİNE VARLAR. HİÇ YOK OLMAYACAKLAR. BEŞİKTAŞIN ÇARŞI GRUBU GİBİ: ÇARŞİ HERŞEYE KARŞI
  • Biz sizin gibi duayenleri, kendini sürekli geliştiren değerli yöneticilerimizi hiç bir zaman unutmayacağız. Yaptıklarınız THY A.O ya bir eser niteliğinde idi. Bazı görüşler bunları benimsememiş olabilir ama bu bizleri hiçmi hiç ilgilendirmiyor. Ayrıca bizler yani sizin yanınızda çalışanlar olarak her zaman daha güzel daha açık görüşlere de sahibiz destekleriz ama şu andaki yönetim bunu sadece özde değil sözde de yürütür nitelikte bir yönetim değil. Kimlikleri herkese açık gibi ama görünürde bu kimlik geçerli hakikaten böyle değiller. Biz en çok binbir emeklerle kurmuş olduğunuz o güzel tarih değerindeki müzenin yok olmasına üzülüyoruz. DAHA NİCE BAŞARILARA sizinle imza atmak istiyoruz. SAYGILAR CEM DGR
  • Bu yazı beni eski günlere götürdü. kelaynaklar, kangallar, karagöz ve hacivatlar. those were days

Hayallerim gerçek oldu, biri kaldı…

Gerçekleşen hayallerimi paylaşacağım, ama başlarken belirtmeliyim ki yazacaklarımın tamamını basından izlediklerim doğrultusunda aktarıyorum. Aktaracaklarımdan ilki kabin içi ve Kurtköy havalimanı ile ilgili… Yeni adıyla Atamızın kızı “Sabiha Gökçen”.

1980’lerin sonunda THY Genel Müdür Teknik Yardımcılığına gönderilmiştim. Bu gönderiliş sürgündü, çünkü yönetimle ters düşmüştüm. Hızla yeni dünyama alışmaya çabalarken, uçağın kabin içini keşfetmeye başladım. Uçak bakımını hizmet boyutuyla kavradıkça daha keyifle çalışıyordum. Kısa sürede ekip olmuştuk. Ekibimizle neredeyse her gün neyi daha iyi ve daha farklı yaparız diye düşünüyorduk. Çok sayıda malzemeyi kendimiz tasarlıyor, imalatını yapıyor, uçaklara takıyorduk. Kabin içi bölmeleri, magazin rafları, koltuk kolçakları, cepler, sabunluklar, hatta bazı uçak mobilyaları gibi…

O yıllarda Sabiha Gökçen havalimanı henüz tasarım aşamasındaydı. Önceki yıllarda da yazdığımız gibi yeni yapılacak havalimanına ana fonksiyonlar/roller biçiliyordu. Bunlardan biri de İleri Teknoloji ve Endüstri Parkı idi. Biz de, Türkiye adına, her fırsat bulduğumuzda “kabin içi” malzemelerinin bir kısmının imalatını ve uçak kabini bakımını yapalım konusunu gündeme getiriyorduk. Sonraki yıllarda da gerek derslerimde gerekse yazılarımda defalarca işledim. Emekli olduktan sonra da usanmadan anlattım. Uçak mutfaklarının (galley) mekanik oluşuna da takılmıştım, geliştirilecek neler vardı. Herhalde uçak mutfaklarına fazla kadın tasarımcı el atmamıştı!

Aradan 20 yıl geçti THY kabin içi malzemelerinin bir kısmını üretiyor.

Diğer hayalimi İkram Başkanlığı tetiklemişti. Mutfak havayolunun kendinin olmalıydı. Ne kadar mükemmel olsa da başka bir yüklenici ile çalışmak esnekliği ortadan kaldırıyordu. Diğer taraftan da ikram ünitesinde dayanışma içinde bir ekip olamamıştık. İkram Türkiye’nin koalisyon döneminin birebir yansımasıydı. Her ne kadar çalıştıramasak da yenilik ve iyileştirme proje ekipleri kurmuştuk. İkram yolcuya dokunmak ve ilişki kurmak için çok önemli fırsattı. Şikâyetçi olan yolcularımızla tek tek görüşme stratejisini benimsemiştik, onları dinliyorduk, önerilerini alıyorduk. Hatta yemek sunumlarına sık uçan yolcularımızı davet ediyorduk. 1998 yılında, bir süre her ayın sonun haftasında İstanbul çıkışlı uçuşlarımızda imambayıldı, karnıyarık, suböreği, mantı, ayran vb gibi geleneksel Türk yemeklerini ve içeceklerini sunuyorduk (1). Bunu yapmak için ne savaşlar vermiştik. Hele iftar menülerimizin hazırlığını, çorbamızı hiç unutamam. Şimdi artık THY’nin kendi mutfağı var ve çok başarılı. (Yapamayıp hayallerimde kalan ve halâ yapılmayan, ekonomi kabinlerimizde yolcularımıza meyve dağıtmak, hani o Akdeniz’imizin, Ege’mizin meyvelerini…)

Bayramlar, yeni yıl, anneler günü, sevgililer günü, çevre günü, çocuk bayramı, gençlik bayramı gibi önemli günleri uçakta kutlamak için projeler üretiyorduk. Ama pilot ya da kabin amiri arkadaşlarımızın uçakta anons yapmasını sağlayamıyorduk. Çünkü proje ekiplerimiz ikram başkanlığı içinde sıkışıp kalmıştı. Ya da istiyorduk ki, dini bayramlarımızda tüm THY kontuarlarında ve uçaklarımızda lokum ikram edelim… 

Şimdi Tanıtma ve Halkla İlişkiler bu fonksiyonları benimsemiş durumda.

Gelelim çocuklarımıza

Hizmet sektörünün en önemli paydaşları çocuklu aileler ve çocuklardır. Çocuklar hem bugünün hem geleceğin müşterileridir. Hem de ailelerin rahat davranabilmesi çocukların durumu ile yakından ilgilidir. Hizmet sektöründe çocukların ihtiyaçları, yaşları ve psikolojik yapıları göz önünde bulundurularak çözüm üretilmelidir. Bunun için de çocukların etkinlikleri ipucu verebilir. Film izlemekle mi, kitap okumakla mı, duvarları karalamakla mı, yarışmakla mı vb mutlu oluyorlar. Ayrıca bu konuda, ailelerden, öğretmenlerden ve rehberlik servislerinden de görüş alınabilir. Bir grup çocuk hep anne ve baba ile olmak ister, bir grup ise daha girgindir, yeni ortamlara hızla uyum sağlar.  Çocukların hepsi aynı şeyden hoşlanmaz. Bazıları izleyici konumunda kalmak isteyebilir. Onların davranışlarının sesini dinlemek gerekir.

Kuşkusuz çocuk demek oyun demektir. Oyun gelişimin bir parçasıdır, oynarken oyunu yaşarlar. Enerjileri hiç tükenmez, yorgunluk nedir bilmezler. Çok mu zordu terminallerde oyun alanları düzenlemek. Aslında terminal işletmeleri “business center”lar gibi “çocuk merkezleri” düzenleyerek fark yaratabilirler. Hatta bu alanlar küçük ticari işletmelere bile dönüştürülebilir.

Tuvaletlerdeki lavabolardan birini onların boyuna ve ölçülerine uygun tasarlamak ve erişebilecekleri bir kâğıt havlululuğu monte etmek… Nedense uçak tuvaletleri sanki hiç çocuk yolcu yokmuş gibidir.

Aslında ülkemizde havayollarının da havalimanlarının da çocuk yolcu konusuna yeterince eğilmediklerini görüyoruz. Örneğin, havayolları çocuklar için özel menüler hazırlar. Çocuk menülerinin de diğer özel menüler gibi rezervasyon sırasında sipariş edilmesi gerekir. Çoğu yolcu bunu bilmez. Ayrıca siparişe gerek olmadan, havayolları rezervasyon kayıtlarını dikkate alarak bebekler için uçağa mama yükler. Kabin memurları önermezlerse mamalar tüketilmez! Ayrıca dış hat uçuşlarında çocuk yolcular için, havayollarının ayırdığı bütçeye göre resim defteri, boya kalemi, ilgi çekici oyuncaklar gibi, hediye setleri dağıtılır.

Yine Türk Hava Yolları İkram Başkanlığında iken “Çocuk Kulübü” kurmuştuk. Kulübümüze yolcular da medya da inanılmaz ilgi göstermişti. Hizmetlerimizi çeşitlendirerek havayolumuzda fark yaratmayı hedefliyorduk. Ülkemizin masal kahramanlarını (Nasrettin Hoca, Karagöz, Hacivat, Keloğlan) ile ülkemizde bulunan hayvanları (Kelaynak kuşu, Denizli horozu, Sivas Kangal Köpeğini) tanıtalım istedik. Bunları parmak kuklası olarak ürettirip, içlerine hikâyelerini koymayı planlamıştık. Proje doğru ve olumlu idi, ancak ihaleyi alan firma başarılı olmadı. Oyuncaklarda beklenen kaliteyi tutturamadık. Proje tam anlamıyla amacına ulaşmadı, başlangıçtaki etkisini sürdüremedi. Zaten Çocuk Kulübü projemiz de Başkanlığımızdaki “her yeniliğe direnen yöneticiler” tarafından benimsenmediğinden kısa sürede dağıldı. Yazık ki bizim projede de çocuğu olanlar karşı çıkmış, oysa genç uzmanlar projede canla başla çalışmışlardı… Yine basından öğrendik ki projemiz yeniden ele alınmış ve uygulanıyor. Önerim çocuk kanalından bu kahramanların hikâyelerinin birkaç dilde verilmesi…

Eğitim Başkanlığında ise Akademi fikrini enfes bir ekiple başlatmıştık. Türk Hava Yolları havacılık sektörü için bir okuldu. Birikim, bilgi, deneyim açısından yüksek değerde entelektüel sermayeye sahipti. Bu sermaye ile eski personeli, yeni çalışanları, emeklileri ile müthiş bir coşkuyla sektöre aktarabilirdi. Bu hayal de gerçekleşme yolunda…

Gerçekleşemeyen hayalim

Çokça uğraşıp Eğitim Başkanlığında “Havacılık ve Havayolumuzun Müzesini” oluşturmak istemiştik. Hepimiz baştan sona keyifle çalışıp, kendi olanaklarımızla çekirdek müzemizi kurmuştuk. Yazık ki, eğitim başkanlığından ayrıldıktan sonra müze sökülüp spor alanı yapıldı.

Sayın Kotil, seçime girmeden bu hayali de gerçekleştirirseniz, önemli bir hizmet yapmış olursunuz. Lütfen geçmişten korkmayın, biz hepimiz ve resmi kuruluşumuz Türk Hava Yolları Emeklileri ve Mensupları Derneği üyeleri olarak anılarımızı aktarmaya hazırız.

(1) 15.11.1998 tarihli Hürriyet Gazetesinden  http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-47898
Türk Hava Yolları her ayın son dört günü Türk yemeklerinden oluşan özel menüler sunmaya başladı. Cumhuriyetin 75'inci yılı nedeniyle 26-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen ilk özel haftada yemekler büyük beğeni aldı. Tüm sınıflarda verilen Türk yemekleri bundan sonraki aylarda da çeşitlenerek devam edecek. THY İkram Başkanı Dr. Oya Torum ve ekibi tarafından hazırlanan mönülerde düğün çorbasından çerkez tavuğuna, zeytinyağlı kabak dolmasından imambayıldıya birçok yemek çeşidi yer alıyor. Bu yemeklerle birlikte kazandibi, aşure, sütlaç ve tulumba gibi geleneksel Türk tatlıları da veriyor. Büyük titizlikle gerçekleştirilen seçimlerde yemeklerin kabine uygunluğuna da önem verildi. Çok sulu, salçalı ve gaz yapan yemeklerden kaçınıldı.

FISTIK YERİNİ FINDIĞA BIRAKTI: Başta Amerika'da olmak üzere alerjik etkileri nedeniyle yasaklanan fıstık yerini THY uçaklarında fındığa bırakıyor. Ocak ayından itibaren uçaklara fındık yüklenmeye başlanacak. Fındığın besin değeri açısından fıstığa göre daha yararlı olduğu biliniyor. Ayrıca Türk fındığının kalitesi de bu yolla tüm dünyaya da tanıtılacak.

İKRAM KUTULARI YENİLENDİ: İç hatlarda kullanılan ikram kutuları da yenileniyor. Cumhuriyetin 75'inci yılı nedeniyle, 1930-40'lı yıllarda kullanılan Dragon Rapid tipi yolcu uçağının fotoğrafı basılan kutunun üzerine 'Önce bu fotoğrafa, sonra çevrenize bakın. Cumhuriyeti göreceksiniz.' sözü yazıldı.

Ayrıca 75'inci yılda Türkiye'nin modern yüzünü göstermek için üzerinde sanatçı Burhan Doğançay'ın resimlerinin bulunduğu üç değişik kutu da basıldı. Ünlü ressam Doğançay geçtiğimiz aylarda New York JFK Havalimanı'nda bir sergi açmıştı.

Hayallerim gerçek oldu, biri kaldı…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (22)

Misafir ~ 6 yıl önce
Oya hanım,sizinle beraber çalışmak büyük bir keyifti.Vizyonunuz,ileri görüşlülüğünüz ve personelle kurduğunuz birebir iletişiminiz.....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
TÜRK YEMEKLERİNE DE KARŞI ÇIKMIŞLARDI. BEYAZ PEYNİR KOYDURMAMIŞLARDI. YOĞURDA AYRANA İZİN VERMEMİŞLERDİ. YANİ KARŞI DURANLAR O ZAMANDA VARDI YİNE VARLAR. HİÇ YOK OLMAYACAKLAR. BEŞİKTAŞIN ÇARŞI GRUBU GİBİ: ÇARŞİ HERŞEYE KARŞI

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Biz sizin gibi duayenleri, kendini sürekli geliştiren değerli yöneticilerimizi hiç bir zaman unutmayacağız. Yaptıklarınız THY A.O ya bir eser niteliğinde idi. Bazı görüşler bunları benimsememiş olabilir ama bu bizleri hiçmi hiç ilgilendirmiyor. Ayrıca bizler yani sizin yanınızda çalışanlar olarak her zaman daha güzel daha açık görüşlere de sahibiz destekleriz ama şu andaki yönetim bunu sadece özde değil sözde de yürütür nitelikte bir yönetim değil. Kimlikleri herkese açık gibi ama görünürde bu kimlik geçerli hakikaten böyle değiller. Biz en çok binbir emeklerle kurmuş olduğunuz o güzel tarih değerindeki müzenin yok olmasına üzülüyoruz. DAHA NİCE BAŞARILARA sizinle imza atmak istiyoruz. SAYGILAR CEM DGR

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Bu yazı beni eski günlere götürdü. kelaynaklar, kangallar, karagöz ve hacivatlar. those were days

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000