09 Şubat 2015, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Çetin Bey yazımdaki bir kaç imla hatasını düzelttim. Mümkünse aşağıda düzeltilmiş halini yayınlar mısınız? Sevgili okurlar, Önce şunu baştan belirtmeliyim ki, maalesef mevcut Hava-İş Sendika Yönetimi başarısızdır. İsterseniz geriye dönüp şöyle bir bakalım ve kısaca hatırlayalım, Yönetim Kurulu üyeleri seçilmeden önce bu toplum için sendikal konuda ne yapmıştır ve nasıl bir seçim yöntemi ile mevcut sendika yönetiminde görev almışlardır. Bunları tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Zira bunlar gereği kadar anlatıldı ve de yazıldı. Bu konuyla ilgili geçmişte yaşanmışları yok sayamayız herhalde. Hani bir söz vardır: "Amil olunmadan amir olunmaz" diye. Olursa işte böyle olur. Sendika yönetimleri atanmaz, demokratik seçim yolları ile görev alırlar ve demokratik kurallar ile görevlerini sürdürürler. Mevcut sendikanın askeri olduğunu düşündüğüm bir kaç kişi köşe yazarlarının bu konudaki yazılarına yaptıkları yorumlarda hep aynı sözleri yazıp duruyorlar. Abant'ta 3-5 kişiye iki gün tatil yaptırmakla, borç diye dillerinden düşürmedikleri ama gerçekliği bir türlü açıklanamayan bir meblağı tamamlamakla, kaç kişinin ve kimlerin faydalandığı belli olmayan bir ingilizce kursu vermekle, ev kampanyası düzenlemekle sendikacı olunmaz. Birincisi Hava-İş Sendikası ticari bir kuruluş değildir ki para politikaları bu kadar ön plana çıkarılsın. Yani sendikanın kasasında trilyonlar olsa ne olacak bize faydası ne? İkincisi sendikanın esas faaliyet alanı değildir Abant'a gitmek. 50-100 kişiye iki gün tatil yaptırmak. Unutmayın ki 13-15 bin üyeden bahsediyoruz. Üçüncüsü Hava-İş Sendikasının esas faaliyet alanı değildir üyelerine ev yaptırmak. Dördüncüsü ingilizce kursu, evet olmalı ama bu yan yani sosyal bir faaliyettir, bu ve yukarıda saydığım diğer faaliyetleri ana faaliyetmiş gibi gösterip övgülere sığdıramamak ancak neferlere yakışır bir söylemdir. Bırakalım bu safsataları da sendika çalışanlar için ne yapıyor ona bakalım: Sosyal haklar durmadan kısıtlanıyor, çalışma saatleri arttırılıyor, çalışanların iş akidleri fesh ediliyor, zorunlu emeklilik otomatiğe bağlanmış gidiyor, uçucu personel iş akidleri fesh edilecek diye rapor almaya korkuyor, aldığımız pas bilet tutarı kümüle vergi matrahımıza yansıtılıyor yani bize maliyet dolaylı bir şekilde yansıtılıyor, iş ve zaman baskısı almış başını gidiyor, iş yeri sendika temsilcileri Sendika Genel Merkezi tarafından atanıyor. Sendika Yönetimi ve onun atadığı işyeri temsilcileri tüm bu olaylardan habersiz veya sessiz. Hal böyle oluncada gücünü üyeden alamayan, çalışanlardan soyutlanmış bir yönetimin başarıyı yakalaması beklenemez. Eğer bütün bunlara rağmen başarıyı yakalarsa da bunun adı mucize olur başarılı bir sendikacı değil. Bu işe soyunanlar sendika nedir, ne iş yapar, nasıl çalışır gibi önce ana temaları öğrenecekler ki, yani önce amil olacaklar ki başarılı olabilsinler. Çalışanlara dokunabilecek onların sıkıntılarını, sorunlarını ve de beklentilerini bilecekler ki başarılı olsunlar. Fazla lafa gerek yok amil olunmadan amir olunmuyor, ama güzel memleketim amil olmadan amirlerler ile dolup taşıyor. Böyle oluncada sonuç belli. Esenkalın....
  • Sevgili okurlar, Önce şunu baştan belirtmeliyim ki, maalesef mevcut Hava-İş Sendika Yönetimi başarısızdır. İsterseniz şöyle kısaca bir dönüp bakalım geriye ve hatırlayalım, Yönetim Kurulu üyeleri seçilmeden önce bu toplum için sendiklal konuda ne yapmıştır ve nasıl bir seçim yöntemi ile mevcut sendika yönetimine gelmişlerdir. Bunları tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Zira bunlar gereği kadar anlatıldı ve de yazıldı. Bu konuyla ilgili geçmişte yaşanmışları yok sayamayız. Hani bir söz vardır: "Amil olunmadan amir olunmaz" diye. Olursa işte böyle olur. Sendika yönetimleri atanmaz, demokratik seçim yolları ile görev alırlar ve demokratik kurallar ile görevlerini yaparlar. Mevcut sendikanın askeri olduğunu düşündüğüm bir kaç kişi köşe yazarlarının bu konudaki yazılarına yaptıkları yorumlarda hep aynı sözleri yazıp duruyorlar. Abant'ta 3-5 kişiye iki gün tatil yaptırmakla, borç diye dillerinden düşürmedikleri ama gerçekliği bir türlü açıklanamayan bir meblağı tamamlamakla, kaç kişinin ve kimlerin faydalandığı belli olmayan bir ingilizce kursu vermekle, ev kampanyası düzenlemekle sendikacı olunmaz. Birincisi Hava-İş Sendikası ticari bir kuruluş değildir ki para politikaları bu kadar ön plana çıkarılsın. Yani sendikanın kasasında trilyonları olsa ne olacak bana faydası ne? İkincisi sendikanın esas faaliyet alanı değildir Abant'a gitmek 50-100 kişiye iki gün tatil yaptırmak. Unutmayın ki 13-15 bin üyeden bahsediyıruz. Üçüncüsü Hava-İş Sendikasının esas faaliyet alanı değildir üyelerine ev yaptırmak. Dördüncüsü ingilizce kursu, evet olmalı ama bu yan yani sosyal bir faaliyettir, bu ve yukarıda saydığım diğer faaliyetleri ana faaliyetmiş gibi gösterip övgülere sığdıramamak ancak neferlere yakışır bir söylemdir. Bırakalım bu safsataları da sendika çalışanlar için ne yapıyor ona bakalım: Sosyal haklar durmadan kısıtlanıyor, çalışma saatleri arttırılıyor, çalışanların iş akidleri fesh ediliyor, zorunlu emeklilik otomatiğe bağlanmış gidiyor, uçucu personel iş akidleri fesh edilecek diye rapor almaya korkuyor, aldığınız pas bilet tutarı kümüle vergi matrahınıza yansıtılıyor yani size maliyet dolaylı bir şekilde yansıtılıyor, iş ve zaman baskısı almış başını gidiyor, iş yeri sendika temsilcileri Sendika Genel Merkezi tarafından atanıyor. Sendika Yönetimi ve onun atadığı işyeri temsilcileri tüm bu olaylardan habersiz veya sessiz. Hal böyle oluncada gücünü üyeden alamayan, çalışanlardan soyutlanmış bir yönetimin başarıyı yakalaması beklenemez. Eğer bütün bunlara rağmen başarıyı yakalarsa da bunun adı mucize olur. Bu işe soyunanlar sendika nedir, ne iş yapar, nasıl çalışır gibi önce ana temaları öğrenecekler ki, yani önce amil olacaklar ki başarılı olabilsinler. Çalışanlara dokunabilecek onların sıkıntılarını, sorunlarını ve de beklentilerini bilecekler ki başarılı olsunlar. Fazla lafa gerek yok amil olunmadan amir olunmuyor, ama güzel memleketim amil olmadan amirlerler ile dolup taşıyor. Böyle oluncada sonuç belli. Esenkalın....
  • Sn ozbey yaziniz guzel olmus.Yalniz birde elestirmeden once tshs yonetimiyle bir gorusup oyle yaziya dokseydiniz.Eski yonetim artik sendikayi idolojik bir yapiya soktu.Son zamanlarda bizde memnun degildik.Koru korune greve cikardi,305 arkadasimiz hayati mahvoldu.Eski yonetim kirip dokerek isverenle kavga ediyordu.Sonuc ortada.Yeni yonetim geldi .Grevi hic bir hak kaybi yasamadan imzalandi.305 arkadasimiz ise geri donduruldu bizce cok buyuk bir basari.3 trilyon gibi borcu bitirdiler.Mali raporu paylastilar .Simdi uyelere ucretsiz ingilizce kursu,birde abant tum uyelere yonelik isg egitimleri.Bence ozlenen bir sendika yolunda yuruyorlar.Sesleri cikmiyor,is verenle kavga etmiyorlar.Yakip yikmiyorlar ama icrat yapiyorlar.Biraz zaman taniyalim daha guzel isler yapacaklarina inaniyorum.Sendikamizin artik kasasinda paramiz var.Aidatlar uyeye donmeye basladi.Dedigim gibi yigidi oldur ama hakkini ver.
  • Turkceyi imla kilavuzunu bi okuyalim ilk ,de da kisaltma hecelerine gore baglanir thy da degil de
  • I. Sayın Özbey, yazınızı okudum, sendikacılık basite indirgenecek bir örgütlenme biçimi değildir, böyle devşirilmiş bir hareket de sendikacılık değildir, daha öncekiler de değildi. Daha düne kadar dünya sendikacılık hareketi üzerine tek kelime edemeyecek olanlar sendika yönetemezler, ancak kağıt üzeinde kalırlar ve yaptıkları da kağıt üzerindedir zaten. Ağdalı ve tafralı seçilmiş kelimeler ile de bu iş ne şekilde olursa olsun yürümez. Çağımızın çelişkisi emek sermaye çelişkisidir, sermaye oluşumu 18.yy. dan itibaren bu hep var olmuştur, bu çelişki de. Dolayısı ile sermayenin son aşamaya ulaşmasıda kapitalizmin küreselleşmesi de hep bu çelişkiden dolayı olmuştur. Bugün, emek ve sermaye arasındaki bu ilişki, uzlaşamaz bir konuma gelmiş ise, bunda gücünü yitiren emek olan "değer" in ve güçlenen "sermaye" nin nasıl bu duruma geldiğine bakmak lazımdır. bu anlamda, hem emeğini satıp hem de sınıf atladığını düşündürecek bir değerler bütünü bizleri bu güne kadar getirmiştir.
  • II. Havacılık sektörü, gördüğüm kadarı yanılgıların tavan yaptığı bir sektördür, üretilen değer, karşılığını tam olarak bulmasa da diğer sektörlere bakıldığında biraz da olsa iyi durumdadır. Aldatan da bu görünen yüzüdür zaten. Ama hiç kimse, ne üretiyorum ne kazanıyorum veya kazandığım ürettiğimin ne kadarı sorusunu kendisine sormaz, çalışma hayatı bir yaşam süresinin ortalama 1/3 ü kadardır, ortalama olarak; dolayısı ile günü ve geleceği idame ettirmek bu süreye bağlı olarak üretilen ve kazanılan değerler ile belirlenir. Burada bir artı değer elde ediyorsanız, yani fazladan bir değer, bu sizi aldatır ve hataya götürdüğü gibi, emeğinizi ucuza da satmanıza sebep olur, oysa artı değer i her zaman üretim araçlarını elinde bulunduran ve sermaye ye sahip olan kazanır. Kazandığınız sizi idameye zorlayan içinde bulunduğunuz şartların içinde biraz daha iyisi olma değerleridir.
  • III. Buradaki ifadelerime ilave olarak, bir kere daha Sayın Öztopuz’un vefatı nedeni il başsağlığı dileklerimi ifade ederim. Kendisini tanımazdım ama ismini duyduğumuz, gördüğüm kadarı ile de arkasında bu kadar övgüleri hak etmiş olması ile, değerli birisi idi. Her son böyle olmalı diye düşündüm bir an, selam ve sevgilerim ile.
  • ıphon'a verdiğiniz cevabı okudum. İste bize anlatılan cetin ozbey bu.. hatasını söyler. özürde diler. bu tip insanlara hasretiz. yazınız cok güzel ve kelime kelime dogru. elıne saglık abi.
  • Herkes işini yapsa işveren sendika'cılığı üyelere bıraksa iyi olacak bu açlık bu hırs ne ,sen hangarları doldursana işini iyi yapsana sana ne sendikadan
  • Çetin bey seneler önce havalimanları ağır sanayi iken neden sonra bu iş kolundan çıkarılmış.?? .sendika bu konuda ne yapmış??? bilmiyorum bu konuda bir yazınız varmı ..yada bu konuyla igili bir yazı yazarsanız..tşkler...

HAYAL BU YA. BİR GÜN TSHS ÇILDIRACAK, SİNİRLENECEK VE THY’NA ARTIK BU KADARI DA OLMAZ DİYECEK?

Sayın Sendikacılar, ümidimiz çıldıracak derken akli denge bozulmasından söz etmiyorum tabii ki.  Kimseye beddua etmek gibi bir alışkanlığımı yok. Üstelik korkarım bedduadan. Evet;  Hayal kurmanın sağlığa hiçbir zararı yok. Her ne kadar bu sessizliğe ve tepkisizliğe alıştıksa da yine de belki bir gün Sendika yöneticisi olmanız ağır basar da “ Artık bu kadarı da olmaz “ dersiniz? Belki bu da olur. Kim bilir? Ümitsiz yaşanmaz ya.

Türk Hava Yolları çalışanlarının tek ümidinin işverenin çalışanlara yönelik hatalı uygulamalarının sizi bile bir gün çıldırtacağı ve taşıdığınız unvanın gereğini yapma durumunda bırakacağıdır. Sessiz çoğunluğun beklentisidir bu.

Hava İş’in bu yönetiminden de şikâyetler çoğaldı. 1970’li yıllarda bizlerde Sendika yönetiminden şikâyetçiydik. 80’ de, 90’ da ve 2000’ li yıllarda da şikâyetlerimiz devam etti, 2010 yılında her ne kadar serzenişler şekil değiştirdiyse de yine süregeldi. Tabii ki herkesi, tüm çalışanları mutlu etmek mümkün değildi.  Bu gün de çalışanların şikâyetleri artarak devam ediyor.

Geçmişte benim Sendika Yönetiminden şikâyet ve onlara muhalefetim“ Batı seviyesinde hizmet, batı seviyesinde ücretle olur “ sloganı ile çok komik bir ücret artım talebi sonucunda doğan anlaşmazlık nedeni ile grev kararı alınması ve uygulanmasıyla belirginleşmişti. O dönemde “Benim maaşım batı seviyesindeki ücretten talep edilen kadar eksikse o da helal olsun” diyerek greve iştirak etmemeyi becerebilmiştim. Tabii ki sonrasında başıma gelmedik kalmadı.

Her neyse. Bu gün konuya başka açıdan yanaşmak gerek. Her ne kadar Sendika seçimleri artık salt çalışanların iradesi ile şekillenmiyorsa da, bizim çalıştığımız dönemde böyle değildi. Böyle değildi ama hiç birimiz, bu işi yapabilecek düzeyde olan hiç birimiz bu işe istekli olmadık Hep uzak durduk. Ama seçtiğimiz insanlardan şikâyeti de sürdürdük. Bu gün için tablo aynı değil. Dolayısı ile yaptığım suçlama bize yönelik ve bizim çalıştığımız dönemle ilgili.

Bu gün ise söz konusu faaliyete soyunabilmek için işveren desteği gibi bir olmaz ise olmaz bir şart daha var. Bunu THY mensupları yaşadı ve yakından gördü. Zaman zaman kurulduğuna şahit olduğumuz sarı sendikalar dışında herhalde işverenin işaret ettiği insanları sendikanın başına getiren başka bir çalışan topluluğu ya yoktur ya da çok çok azdır. Hele hele bunun devlet ağırlığı hissedilen şirkette yaşanması ayrı ve daha şaşırtıcı bir konu.

Sn. Topçu’ nun kendi hesabı ve amacı doğrultusunda bu konuyu iyi yönettiği ve istediği sonucu aldığı ortada. Niyeti hissedemeyenlerin veya aynı saflardayız düşüncesi ile oyuna alet olanların ise verdikleri kararın sonucuna katlanmaları gerekmez mi?

Evet; THY Yönetiminin işareti üzerine, kendileriyle aynı siyasi görüşe sahip insanları çalışanın haklarını korumaya memur olan Sendika Yönetiminin başına getiren zihniyetin, kazanılmış haklarının geri alınmasına, taşeronlaşmaya, esnetilmiş çalışma şekli uygulamalarına sessiz kalınmasından ötürü bu sendikadan şikâyetçi olmaya hakları yok. Desteklemeyenler mi? Sendika Yönetimi seçimle geldi. Demokrasi var ya. Kurunun yanındaki yaş hesabı. Önceden yapılmış ince bir hesap bu.

Tabii ki THY mensuplarının da, yöneticilerinin de siyasi görüşleri olacaktır. Esas sorun yöneticilerin takım tutar gibi yalnız belirli bir siyasi görüşe sahip olup bunu açıklıkla belli edenleri THY çalışanı olarak görmesinden ve yaptıkları uygulamalarla bunu çekinmeden ortaya koymalarından öte değil.

Ne yazık ki aşağıdaki bilgiyi geçtiğimiz senelerde not alırken kaynağı ( yanılmıyorsam bir sitede yapılan bir söyleşiden derlemiş olabilirim  ) kaydetmemişim. Yaptığım değişikliklere rağmen bu bölümü yatık karakterle yazıyorum. HANİ OLURDA THY İŞVERENİNİN ÇALIŞANLARA YÖNELİK UYGULAMALARI BİR NOKTADA SENDİKA YÖNETİCİLERİNİ ÇILDIRIRCASINA SİNİRLENİRSE 3 NCÜ BİR GÖZÜN KONUYU NASIL YORUMLADIĞINI İFADE ETMİŞ OLAYIM.

Sendika; çalışanların kendi hak ve çıkarlarını koruyarak bunları, geliştirmek için oluşturduğu bir örgüt. Şunu unutmamak gerekir ki; sendikanın çeşitli organlarında görev ve sorumluluk almış olan temsilciler ve yöneticiler iş görenin birlik ve beraberliğini korurken onların haklarını geliştirme mücadelesi vermek için oraya seçilmişlerdir. Sendikal uğraş; çalışanların pasif bırakılarak, sadece bir veya bir kaç yöneticinin aktifleştiği, çalışanlar adına ve onlara rağmen yapılan, göstermelik bir hak savunuculuğu değildir. Çünkü sendika amaçlarını ancak üyeleri olan işçilerin örgütlü gücüyle ve ortak mücadelesiyle gerçekleştirebilir. Bu gün olmasa da bir gün gelir bu gerçek ortaya çıkar ve o durumda bunu anlamak kaçınılmaz olur. Sendika ortak mücadeleyi temsil eden kuruluştur.

ŞİMDİ GELELİM BU GÜN İÇİN EN ÖNEMLİ OLAN KONUYA. Çalışanları açısından daha iyi ve daha yaşanılır bir hayatı amaçlayan sendikaların kuruluş ve varlık gerekçelerinin ister istemez sendikal talepler paralelinde bir siyasal nitelik kazandığı da açıktır.  Ne var ki, tüm bunlara karşın sendika bir “siyasal parti” değildir. Hukuk sorunları, vergi politikaları, sosyal güvenlik sistemi, sağlık ve eğitim, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin durumu, tarım, hayvancılık ve madenciliğin durumu vb. Tüm bunlar siyasal sistemle ve kararlarla biçimlendiğine ve bunların her biri işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını etkileyip, belirlediğine göre, sendikalar siyasal bir dünyanın kaçınılmaz olarak içindedir. Suyun dışında yaşamını sürdüren bir balık düşünülemeyeceği gibi, siyasal hayatın dışında bir sendika düşünülmesi mümkün değildir. Tabii ki bu ifadelerin Sendikacıların politikacılar gibi hareket etmelerinin gerektiği şeklinde anlaşılmaması şarttır. Hele hele sendikacıların bir siyasi görüşün temsilcileri gibi hareket etmeleri işin etiğine de ters düşer. Neticeten Sendika ve sendika yönetimi karşısındaki güce ve onun her tür biçim ve görünümüne karşı “bağımsız” olmalı ve. “örgütsel bağımsızlığını”  korumalıdır.

TSHS’nın Sn. yöneticileri, üyelerinizin çıkarları doğrultusunda tarif edilen bağlam ve boyutta bir siyasi düşünceye uygun hareket etmenizi tabii ki yadırgamayız. Şart ki işverenin kurum personelini gruplara ayrılmasına, üyeleriniz içerisinde imtiyazlı bir sınıf yaratmasına, genel hak ve hukuk mefhumunun yok farz edilerek kazanılmış hakların kaybına omuz vermeyin. Doğru mu, yanlış mı bilmem ama oldum olası sessiz kalmakla omuz vermek arasında pek bir fark olmadığını düşünürüm

Biri gitmiş. Başka biri gelmiş ve o da gitmiş. Ne gam. Ben halen buradayım ya.

Geçen hafta APH ‘a yazdığım yazının başlığı “ İNSAN, KENDİSİNİ KÖTÜ VE AŞAĞILANMIŞ HİSSETMESİNE NEDEN OLANLARI ASLA UNUTMAZ ” diyordu. Bu yazının İŞ AKDİNİN FESHİNİN GENEL NEDENİ VERİMSİZLİK ve YETERSİZ YÖNETİCİ İSTİHDAMI BÖLÜMLERİ bu gün size anlatacağım  husus bağlantılı. Bu işlemin yapılmasına müsaade eden şirket ve de bu olayı yaratan üst yönetici aynı.

ESKİYE RAĞBET OLSA BİTPAZARINA NUR YAĞARMIŞ. Ve de bu ülkemize ve belki de gelişmemiş bazı ülkelerdeki istihdam mantığını ortaya koyan bir uygulama. Şirkete yeni bir yönetici gelince ilk iş “ ENKAZ EDEBİYATI ” na başlayarak kendisi için potansiyel tehlike oluşturması muhtemel eski yöneticiyi saf dışı bırakmak. Hele hele bu yeni yönetici bu tarzı kendi eksikliklerini ve mesleki yetersizliğini gizlemek için uyguluyorsa buna evet diyen İnsan Kaynakları Yönetiminin ve de yaşanan bunca örneğe rağmen buna ses çıkartmayan üst yönetimin hatası olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşım olmasa gerek. Kendilerince verilen performans raporlarını, ödenen performans primlerini ve teşekkürleri yok saymak. Tabii ki bunun bir yönetim aczi olduğunu onlara anlatabilmek mümkün değil. Onların görüşüne göre bu bir yönetim tarzıdır mutlak.

Neticeten bu yazıda konu edilen isimsiz kardeşimizin, üstünün gazabına uğrayıp şirketten ayrılmasının üzerinden bir buçuk sene geçti, geçmedi. sayın yönetici de çalıştığı şirket için uzun sayılabilecek 2 seneyi birkaç ay aşkın bir süre sonra şirketten ayrıldı.. Nedenini bilemem ama gittiler. Kalanların ise bu üst yöneticinin ayrılışına üzüldüklerini ve yokluğunu arayacaklarını hiç zannetmiyorum.

Evet; yukarıda da belirttiğim üzere, bu yaşanan ilk olay değil. Daha önceleri de, aynı filmi görenler var bu şirkette. Başrol oyuncusu ve figüranlar değişikti. Hatta kişiye özel reorganizasyon yapıldığını bile anımsayanlar mevcut. Büyük ümitlerle getirilen yöneticilere, sistemi alt üst ederek belirli bir süre itibar edildiğini ancak bir süre sonra bir şekilde üstlerini çizmek sureti ile özel ve anlaşılmaz bir strateji uygulandığını hatırlayanlar mevcut.

Kitaplarda devir hızı yüksek olan şirketlerdeki istihdam planlamasının ve de özellikle mülakat şekil ve yöntemleri ile adaylarla görüşme yapan personel ve yöneticilerin konu ile ilgili olarak geniş boyutlu bir eğitime tabi tutulmalarının gerekliliği anlatılmaktadır.

İş edinip çalıştığı kurumdan ayrılan bir yöneticinin daha önce çalıştığı üç şirketten ayrılma nedenini araştırdım. Eğer bu araştırma her konunun uzmanı olan İnsan Kaynakları ünitesince yapılmış olsaydı, o istihdamın gerçekleşmeyeceği kuşkusuzdu. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Senelerini sadakatle şirkete vermiş olan yöneticiye itibar etmeyip, üst yönetim noktaları için kurum dışı istihdamı tercih etmenin ve mülakat esnasında değerlendirilmesi gereken faktörlerin göz ardı edilerek yapılması şart olan soruşturmayı adayın CV’ sinde verdiği kontaklardan sağlamak gibi acemice bir uygulamanın bedelidir bu.  Ancak tabii ki kimse ne ödendiğinin farkında değildir. Biri gitmiş, başka biri gelmiş ve o da gitmiş.
Ne gam. Ben halen buradayım ya. Gerisi önemli değil.
İşte o bom boş kafanın İşine,  çalıştığı şirkete bakışı ve etrafındaki görme özürlüler.

HAYAL BU YA. BİR GÜN TSHS ÇILDIRACAK, SİNİRLENECEK VE THY’NA ARTIK BU KADARI DA OLMAZ DİYECEK?

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (23)

ÇALIŞANDAN ~ 4 yıl önce
Çetin Bey yazımdaki bir kaç imla hatasını düzelttim. Mümkünse aşağıda düzeltilmiş halini yayınlar mısınız? Sevgili okurlar, Önce şunu baştan belirtmeliyim ki, maalesef mevcut Hava-İş Sendika Yönetimi başarısızdır. İsterseniz geriye dönüp şöyle bir bakalım ve kısaca hatırlayalım, Yönetim Kurulu üyeleri seçilmeden önce bu toplum için sendikal konuda ne yapmıştır ve nasıl bir seçim yöntemi ile mevcut sendika yönetiminde görev almışlardır. Bunları tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Zira bunlar gereği kadar anlatıldı ve de yazıldı. Bu konuyla ilgili geçmişte yaşanmışları yok sayamayız herhalde. Hani bir söz vardır: "Amil olunmadan amir olunmaz" diye. Olursa işte böyle olur. Sendika yönetimleri atanmaz, demokratik seçim yolları ile görev alırlar ve demokratik kurallar ile görevlerini sürdürürler. Mevcut sendikanın askeri olduğunu düşündüğüm bir kaç kişi köşe yazarlarının bu konudaki yazılarına yaptıkları yorumlarda hep aynı sözleri yazıp duruyorlar. Abant'ta 3-5 kişiye iki gün tatil yaptırmakla, borç diye dillerinden düşürmedikleri ama gerçekliği bir türlü açıklanamayan bir meblağı tamamlamakla, kaç kişinin ve kimlerin faydalandığı belli olmayan bir ingilizce kursu vermekle, ev kampanyası düzenlemekle sendikacı olunmaz. Birincisi Hava-İş Sendikası ticari bir kuruluş değildir ki para politikaları bu kadar ön plana çıkarılsın. Yani sendikanın kasasında trilyonlar olsa ne olacak bize faydası ne? İkincisi sendikanın esas faaliyet alanı değildir Abant'a gitmek. 50-100 kişiye iki gün tatil yaptırmak. Unutmayın ki 13-15 bin üyeden bahsediyoruz. Üçüncüsü Hava-İş Sendikasının esas faaliyet alanı değildir üyelerine ev yaptırmak. Dördüncüsü ingilizce kursu, evet olmalı ama bu yan yani sosyal bir faaliyettir, bu ve yukarıda saydığım diğer faaliyetleri ana faaliyetmiş gibi gösterip övgülere sığdıramamak ancak neferlere yakışır bir söylemdir. Bırakalım bu safsataları da sendika çalışanlar için ne yapıyor ona bakalım: Sosyal haklar durmadan kısıtlanıyor, çalışma saatleri arttırılıyor, çalışanların iş akidleri fesh ediliyor, zorunlu emeklilik otomatiğe bağlanmış gidiyor, uçucu personel iş akidleri fesh edilecek diye rapor almaya korkuyor, aldığımız pas bilet tutarı kümüle vergi matrahımıza yansıtılıyor yani bize maliyet dolaylı bir şekilde yansıtılıyor, iş ve zaman baskısı almış başını gidiyor, iş yeri sendika temsilcileri Sendika Genel Merkezi tarafından atanıyor. Sendika Yönetimi ve onun atadığı işyeri temsilcileri tüm bu olaylardan habersiz veya sessiz. Hal böyle oluncada gücünü üyeden alamayan, çalışanlardan soyutlanmış bir yönetimin başarıyı yakalaması beklenemez. Eğer bütün bunlara rağmen başarıyı yakalarsa da bunun adı mucize olur başarılı bir sendikacı değil. Bu işe soyunanlar sendika nedir, ne iş yapar, nasıl çalışır gibi önce ana temaları öğrenecekler ki, yani önce amil olacaklar ki başarılı olabilsinler. Çalışanlara dokunabilecek onların sıkıntılarını, sorunlarını ve de beklentilerini bilecekler ki başarılı olsunlar. Fazla lafa gerek yok amil olunmadan amir olunmuyor, ama güzel memleketim amil olmadan amirlerler ile dolup taşıyor. Böyle oluncada sonuç belli. Esenkalın....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ÇALIŞANDAN ~ 4 yıl önce
Sevgili okurlar, Önce şunu baştan belirtmeliyim ki, maalesef mevcut Hava-İş Sendika Yönetimi başarısızdır. İsterseniz şöyle kısaca bir dönüp bakalım geriye ve hatırlayalım, Yönetim Kurulu üyeleri seçilmeden önce bu toplum için sendiklal konuda ne yapmıştır ve nasıl bir seçim yöntemi ile mevcut sendika yönetimine gelmişlerdir. Bunları tekrar etmeye gerek yok diye düşünüyorum. Zira bunlar gereği kadar anlatıldı ve de yazıldı. Bu konuyla ilgili geçmişte yaşanmışları yok sayamayız. Hani bir söz vardır: "Amil olunmadan amir olunmaz" diye. Olursa işte böyle olur. Sendika yönetimleri atanmaz, demokratik seçim yolları ile görev alırlar ve demokratik kurallar ile görevlerini yaparlar. Mevcut sendikanın askeri olduğunu düşündüğüm bir kaç kişi köşe yazarlarının bu konudaki yazılarına yaptıkları yorumlarda hep aynı sözleri yazıp duruyorlar. Abant'ta 3-5 kişiye iki gün tatil yaptırmakla, borç diye dillerinden düşürmedikleri ama gerçekliği bir türlü açıklanamayan bir meblağı tamamlamakla, kaç kişinin ve kimlerin faydalandığı belli olmayan bir ingilizce kursu vermekle, ev kampanyası düzenlemekle sendikacı olunmaz. Birincisi Hava-İş Sendikası ticari bir kuruluş değildir ki para politikaları bu kadar ön plana çıkarılsın. Yani sendikanın kasasında trilyonları olsa ne olacak bana faydası ne? İkincisi sendikanın esas faaliyet alanı değildir Abant'a gitmek 50-100 kişiye iki gün tatil yaptırmak. Unutmayın ki 13-15 bin üyeden bahsediyıruz. Üçüncüsü Hava-İş Sendikasının esas faaliyet alanı değildir üyelerine ev yaptırmak. Dördüncüsü ingilizce kursu, evet olmalı ama bu yan yani sosyal bir faaliyettir, bu ve yukarıda saydığım diğer faaliyetleri ana faaliyetmiş gibi gösterip övgülere sığdıramamak ancak neferlere yakışır bir söylemdir. Bırakalım bu safsataları da sendika çalışanlar için ne yapıyor ona bakalım: Sosyal haklar durmadan kısıtlanıyor, çalışma saatleri arttırılıyor, çalışanların iş akidleri fesh ediliyor, zorunlu emeklilik otomatiğe bağlanmış gidiyor, uçucu personel iş akidleri fesh edilecek diye rapor almaya korkuyor, aldığınız pas bilet tutarı kümüle vergi matrahınıza yansıtılıyor yani size maliyet dolaylı bir şekilde yansıtılıyor, iş ve zaman baskısı almış başını gidiyor, iş yeri sendika temsilcileri Sendika Genel Merkezi tarafından atanıyor. Sendika Yönetimi ve onun atadığı işyeri temsilcileri tüm bu olaylardan habersiz veya sessiz. Hal böyle oluncada gücünü üyeden alamayan, çalışanlardan soyutlanmış bir yönetimin başarıyı yakalaması beklenemez. Eğer bütün bunlara rağmen başarıyı yakalarsa da bunun adı mucize olur. Bu işe soyunanlar sendika nedir, ne iş yapar, nasıl çalışır gibi önce ana temaları öğrenecekler ki, yani önce amil olacaklar ki başarılı olabilsinler. Çalışanlara dokunabilecek onların sıkıntılarını, sorunlarını ve de beklentilerini bilecekler ki başarılı olsunlar. Fazla lafa gerek yok amil olunmadan amir olunmuyor, ama güzel memleketim amil olmadan amirlerler ile dolup taşıyor. Böyle oluncada sonuç belli. Esenkalın....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ÇALIŞANDAN ~ 4 yıl önce
ATT ANDROID UYG. YORUMUNU YAZAN ARKADAŞIM. BU ÇALIŞANDAN RUMUZLU YORUM SİZE CEVABEN YAZILMIŞ GİBİ DEĞİL Mİ? YOKSA BANA ÖYLE Mİ GELDİ.
Android Uygulaması ~ 4 yıl önce
Sn ozbey yaziniz guzel olmus.Yalniz birde elestirmeden once tshs yonetimiyle bir gorusup oyle yaziya dokseydiniz.Eski yonetim artik sendikayi idolojik bir yapiya soktu.Son zamanlarda bizde memnun degildik.Koru korune greve cikardi,305 arkadasimiz hayati mahvoldu.Eski yonetim kirip dokerek isverenle kavga ediyordu.Sonuc ortada.Yeni yonetim geldi .Grevi hic bir hak kaybi yasamadan imzalandi.305 arkadasimiz ise geri donduruldu bizce cok buyuk bir basari.3 trilyon gibi borcu bitirdiler.Mali raporu paylastilar .Simdi uyelere ucretsiz ingilizce kursu,birde abant tum uyelere yonelik isg egitimleri.Bence ozlenen bir sendika yolunda yuruyorlar.Sesleri cikmiyor,is verenle kavga etmiyorlar.Yakip yikmiyorlar ama icrat yapiyorlar.Biraz zaman taniyalim daha guzel isler yapacaklarina inaniyorum.Sendikamizin artik kasasinda paramiz var.Aidatlar uyeye donmeye basladi.Dedigim gibi yigidi oldur ama hakkini ver.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ANDROİD.. ~ 4 yıl önce
ESKİ SENDİKA, YENİ SENDİKA BUNLARA HİÇ DEĞİNMEDİM YAZIDA.KONUDA DEĞİL ZATEN. İŞVERENLE KAVGA ETMENİN, BAĞIRIP ÇAĞIRMANIN BAŞARI SERGİLENMESİ OLDUĞUNU DA DÜŞÜNMÜYORUM. tshs İLE ÇOK ÖNCE GÖRÜŞMEK İSTEDİM. OLMADI. SENDİKA BANKA DEĞİL ARKADAŞIM KASADA PARA OLMASI VE AİDATLARIN ÜYELERE DÖNMESİ NE İFADE EDER ANLAYAMADIM. AYRICA AİDATLARIN NASIL DÖNEBİLECEĞİNİ DE ANLAMIŞ DEĞİLİM. İCRAAT VARSA DEMEKKİ DUYURULMUYOR. BU NOKTADA BİR EKSİKLİK VARSA HATA HERHALDE BİLMEYENLERDE DEĞİL. SONUÇ OLARAK SENDİKAYA YAKIN BİR KARDEŞİMİZ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORUM. BU BAHSETTİĞİNİZ İCRAATLARI VB.. BİLDİRİRSENİZ ARAŞTIRIR VE DE HATALI BİR YAZIM VARSA DÜZELTİRİM ZEVKLE. BU KONUDA BİLGİ VERMEK İSTERSENİZ MAİLİM cetin@ozbey.org. TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
imla ~ 4 yıl önce
Turkceyi imla kilavuzunu bi okuyalim ilk ,de da kisaltma hecelerine gore baglanir thy da degil de

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP İMLA. ~ 4 yıl önce
SAYIN TÜRKÇE ÖĞRETMENİM. AYAKÜSTÜ BAKTIM. YAZIDA HATA NEREDE GÖREMEDİM. SÖYLEDİĞİNİZE GÖRE MUTLAK VARDIR. İNANABİLİRSİNİZ Kİ İMLA KILAVUZUNUN İLGİLİ BÖLÜMÜNÜ OKUYACAĞIM. ANCAK YAZIDA DE, DA 'DAN BAŞKA BİR ŞEY GÖRMEMENİZİ DE YADIRGADIM. HER NE İSE. HATA NEREDE SÖYLERSENİZ AKŞAM TÜM YAZIYI OKUMAKTAN BENİ KURTAIRIRSINIZ.
CS. ~ 4 yıl önce
I. Sayın Özbey, yazınızı okudum, sendikacılık basite indirgenecek bir örgütlenme biçimi değildir, böyle devşirilmiş bir hareket de sendikacılık değildir, daha öncekiler de değildi. Daha düne kadar dünya sendikacılık hareketi üzerine tek kelime edemeyecek olanlar sendika yönetemezler, ancak kağıt üzeinde kalırlar ve yaptıkları da kağıt üzerindedir zaten. Ağdalı ve tafralı seçilmiş kelimeler ile de bu iş ne şekilde olursa olsun yürümez. Çağımızın çelişkisi emek sermaye çelişkisidir, sermaye oluşumu 18.yy. dan itibaren bu hep var olmuştur, bu çelişki de. Dolayısı ile sermayenin son aşamaya ulaşmasıda kapitalizmin küreselleşmesi de hep bu çelişkiden dolayı olmuştur. Bugün, emek ve sermaye arasındaki bu ilişki, uzlaşamaz bir konuma gelmiş ise, bunda gücünü yitiren emek olan "değer" in ve güçlenen "sermaye" nin nasıl bu duruma geldiğine bakmak lazımdır. bu anlamda, hem emeğini satıp hem de sınıf atladığını düşündürecek bir değerler bütünü bizleri bu güne kadar getirmiştir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP CS. ~ 4 yıl önce
YORUMLARINIZ BENİ DÜŞÜNMEĞE MECBUR EDİYOR. ASLINDA SİZİNLE BÖYLE YAZIŞMAK YERİNE YÜZ BE YÜZ GÖRÜŞMEK İSTERİM. BENİM AÇIMDAN FAYDALI OLURDU. SİZİ YİNE YARIN CEVAPLAYACAĞIM. DEDİM YA YORUMLARINIZ BENİ BUNA MECBUR EDİYOR. TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
Sayın Özbey. ~ 4 yıl önce
O şeref bize ait olurdu, bizler, sizlerin eserleriyiz, düşüncelerimiz, davranışlarımız ve iş hayatımızdaki değerlere sahip çıkışımız; onurlu ve haysiyetli olduğunu düşündüğümüz yaşam biçimi ile birlikte değer kazanmıştır. Zaman sadece kendimize katkı sağlamak için aracı oldu, kendimizi yetiştirdik, alfabeden bu günlere geldik. Sizlerden böyle gördük, böyle terbiye edildik, bunun hiçbir zararını da görmedim; ne zaman ki, bu değerler bozulana kadar, onurumuza ve haysiyetimize karşı savaş açılana kadar. Bunu da kazandık... İfade ettiğim gibi, sizlerden faydalanmak bize düşer, ancak ilave edeceklerimiz olur, katkılarımız olur... kabul etmeniz de bizim için onur olur, şeref kabul ederiz. Elbette bir gün tanışırız, çok isterim, bunu daha önce de düşünmüştüm... Saygılarımla. CS.
CVP CS ~ 4 yıl önce
RAHATSIZLIĞIM NEDENİ İLE SİZİ SALI VE ÇARŞAMBA GÜNÜ CEVAPLAYAMADIM KUSURUMA BAKMAYINIZ LTF. AYŞEGÜL KARDEŞİMİZ ÇOK ÖZEL BİR DOSTTU. ÇOK İYİ BİR YÖNETİCİYDİ. BİRLİKTE ÇALIŞTIĞIMIZ DÖNEM ZARFINDA, ASTLARINA HİÇ SERT VE KIRICI DAVRANDIĞINI GÖRMEDİM. VE DE HİÇ KİMSEYE BEN SENİN ÜSTÜNÜM. BUNU BÖYLE YAPACAKSIN DEDİĞİNİ DUYMADIM. ANLATIR VE DOĞRUYA YÖNELTİRDİ İNSANLARI. BAŞKA BİR DEYİŞLE DOĞRYU SİZE BULDURUR VE ONU YAPIŞINIZI SEYREDERDİ. AYRI BİR YARADILIŞTI. ÇOK ÇOK ÜZÜLDÜK. SENDİKA KONUSUNA GELİRSEK; BENİM BİR AİLE BÜYÜĞÜM AMERİKADA BU İŞİN TAHSİLİNİ YAPMIŞTI. VE DE TÜRKİYENİN EN BÜYÜK GREVİNDE İŞÇİ TEMSİLCİSİ OLARAK GÖREV YAPTI. GÖRDÜĞÜM OKİ, BU KONUDAKİ DİPLOMASINI GÖZLERİ YAŞLI OLARAK KILIFINA KOYDU VE TÜRKİYEDE BU İŞİ ARTIK YAPMAM DEDİ. VE DE YAPMADI. REALİTEYİ HATTA BU GÜNLERİ GÖRMÜŞTÜ. UZUN ZÜREDİR YAZIP ÇİZDİĞİM EMEK – SERMAYE ÇELİŞKİSİNİN NEDENLERİ AÇIK. SİVİL HAVACILIKSEKTÖRÜNÜN BU ÇELİŞKİLER AÇISINDAN TAVAN YAPTIĞINA DA KATILMAMAK MÜMKÜN DEĞİL. ÜRETİMDEN KAZANILAN İLE ÜRETENLERİN KAZANCINI KARŞILAŞTIRMAK GİBİ BİR YAKLAŞIM HİÇ BİR DÖNEMDE HİÇ BİR ZAMAN GEÇERLİ OLMADI. İŞVEREN BASKISININ HER ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKMASININ TEK NEDENİ BANA GÖRE ÜLKEMİZDEKİ GENÇ İŞSİZLİK ORANININ KÜÇÜMSENMEYECEK BOYUTTA OLMASI. İŞSİZLİK KORKUSU İNSANLARIN HAKLARINI ARAMALARINA BİR ENGEL. EMEĞİN UCUZA SATILMASININ DA NEDENİ TABİİ Kİ. BİLMEM GÖRÜŞLERİMİ PAYLAŞIRMISINIZ. SİZE AYŞEGÜL’ Ü DAHA İYİ TANITMAK İSTERİM. EĞER cetin@ozbey.org ADRESİME KONUSUNDA AYŞEGÜL OZTOPUZ YAZAN BOS BİR MAİL GÖNDERİRSENİZ SİZE BU KARDEŞİMİZLE İLGİLİ OLARAK HAZIRLADIĞIMIZ DOKÜMANI GÖNDERMEKTEN MUTLU OLURUM. TAKİBİNİZ İÇİN TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM.
CS. ~ 4 yıl önce
II. Havacılık sektörü, gördüğüm kadarı yanılgıların tavan yaptığı bir sektördür, üretilen değer, karşılığını tam olarak bulmasa da diğer sektörlere bakıldığında biraz da olsa iyi durumdadır. Aldatan da bu görünen yüzüdür zaten. Ama hiç kimse, ne üretiyorum ne kazanıyorum veya kazandığım ürettiğimin ne kadarı sorusunu kendisine sormaz, çalışma hayatı bir yaşam süresinin ortalama 1/3 ü kadardır, ortalama olarak; dolayısı ile günü ve geleceği idame ettirmek bu süreye bağlı olarak üretilen ve kazanılan değerler ile belirlenir. Burada bir artı değer elde ediyorsanız, yani fazladan bir değer, bu sizi aldatır ve hataya götürdüğü gibi, emeğinizi ucuza da satmanıza sebep olur, oysa artı değer i her zaman üretim araçlarını elinde bulunduran ve sermaye ye sahip olan kazanır. Kazandığınız sizi idameye zorlayan içinde bulunduğunuz şartların içinde biraz daha iyisi olma değerleridir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CS. ~ 4 yıl önce
III. Buradaki ifadelerime ilave olarak, bir kere daha Sayın Öztopuz’un vefatı nedeni il başsağlığı dileklerimi ifade ederim. Kendisini tanımazdım ama ismini duyduğumuz, gördüğüm kadarı ile de arkasında bu kadar övgüleri hak etmiş olması ile, değerli birisi idi. Her son böyle olmalı diye düşündüm bir an, selam ve sevgilerim ile.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
bravo ~ 4 yıl önce
ıphon'a verdiğiniz cevabı okudum. İste bize anlatılan cetin ozbey bu.. hatasını söyler. özürde diler. bu tip insanlara hasretiz. yazınız cok güzel ve kelime kelime dogru. elıne saglık abi.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP BRAVO ~ 4 yıl önce
YETMİŞİNE GELDİKTEN SONRA DEĞİŞECEK HALİMİZ OLMAMALI VE DE BEN DE BİR DEĞİŞİKLİK YOK. YAZIMI BEĞENDİĞİNİZE SEVİNDİM. TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
cavit ~ 4 yıl önce
Herkes işini yapsa işveren sendika'cılığı üyelere bıraksa iyi olacak bu açlık bu hırs ne ,sen hangarları doldursana işini iyi yapsana sana ne sendikadan

Yanıtla

Kalan karakter 1000
vay halimize ~ 4 yıl önce
Çetin bey seneler önce havalimanları ağır sanayi iken neden sonra bu iş kolundan çıkarılmış.?? .sendika bu konuda ne yapmış??? bilmiyorum bu konuda bir yazınız varmı ..yada bu konuyla igili bir yazı yazarsanız..tşkler...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP VAY HALİ.. ~ 4 yıl önce
SENELER DEDİĞİNİZ HERHALDE ÇOK SENELER ÖNCEYDİ. BİZ İŞE GİRDİĞİMİZ 1970'LERDE HAVA İŞ VARDI. AMA ARAŞTIRIP SİZE DÖNECEĞİM.TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
CVP VAY HALİMİZE ~ 4 yıl önce
ARKADAŞIM. KONUYU KISMEN ARAŞTIRDIM VE ESKİ SENDİKACILARA DA SORDUM. ELİMDE BULUNAN SENDİKANIN KURULUŞU İLE İLK OTUZ YILINI ( 1962 - 1992 ) KAPSAYAN KİTAPTA THY'NİN AĞIR SANAYİ İŞ KOLUNDA BULUNDUĞUNA İLİŞKİN BİR KAYIT BULAMADIM. BENİM ŞİRKETE GİRİŞİM 1971. O DÖNEMDEN BERİ DE BÖYLE BİR GRUBA DAHİL OLMADIĞIMIZI NET OLARAK BİLİYORUM. sİZİN BU BİLGİYE NEREDEN ULAŞTIĞINIZI BİLİRSEM O NOKTADAN HAREKETLE DAHA KAPSAMLI BİR ARAŞTIRMA YAPMAM MÜMKÜN OLUR.İŞ GRUPLARI İLE İLGİLİ BİR YAZI YAZMIŞTIM AMA ORADA DA BU HUSUSA DEĞİNMEDİĞİM AÇIK. ÇÜNKÜ BİLGİM YOKTU. İŞ GRUPLARININ TESPİTİ İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALARA SENDİKALAR DEĞİL AMA BELKİ KONFEDERASYONLAR DAHİL OLUYORDUR. ÖRNEĞİN SÖN DÖNEMLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERDE NE KADAR ETKİLİ OLDULARINI BİLEMİYORUM. SİZ BANA BİLGİNİN ÇIKIŞ NOKTASINI BİLDİRİRSENİZ TEKRAR BAKARIZ. TEKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000