09 Mayıs 2016, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Havalimanlarında İş Modelleri Değişiyor

Havalimanlarının gelişim sürecinde iki temel konu ivme kazanıyor. Bunlardan biri, yolcu terminallerinin park sahalarının işletilmesi diğeri, yenilenebilir enerji kullanılması. Her iki alanda da yerel yönetimlerin ve özel sektörün ayrı ayrı rol aldıklarını görüyoruz. Acaba ülkemizde de yerel yönetimler bu iki sektöre birden girebilirler mi? Bu yazı kapsamında havalimanlarında işletmecilik ve yenilenebilir enerji üretimi açısından ele alacağız.

Hindistan’ın güneybatısındaki “Cochin Uluslararası Havalimanı” dünyanın ilk güneş enerjisiyle çalışan havalimanı olarak tarihe geçti. Ağustos 2015’ten bu yana kendi enerjisini üretiyor. Havalimanına enerji sağlayan tam 46.000 güneş enerjisi paneli kargo hangarlarının yanında yaklaşık 4000 m2 alana yayılıyor. Hikâye ilk olarak 2013 yılında terminallerden birinin çatısına güneş enerjisi panelleri yerleştirerek başlıyor. Şu anda 12MW’lık elektrik ihtiyacı karşılanmakta. Bu çapta solar enerji üreten ve ihtiyacı olan tüm enerjisini güneşten sağlayan bir başka havalimanı şimdilik yok. Avustralya’da Alice Springs Airport (ASP) kullandığı enerjinin %85’ini güneşten üretiyor. Mexico City’de yapılmakta olan yeni havalimanı da tüm enerjisini güneşten alacak şekilde planlanıyor. İstanbul’un 3. Havalimanı da aynı şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak, kendi enerjisini üretecek.
Yenilenebilir enerji; dünün, bugünün, yarının en temel sorunu. Güneş panelleri bir başka deyişle “enerji tarlaları” iklim değişikliği ve kirlenme bağlamında değerlendirildiğinde daha hızlı yaygınlaşması gereken bir sektör.

Aslında; enerji, kapitalist ekonominin belkemiği ve en önemli bileşenlerinden biri. Gıdadan sonra en büyük sektör. Diğer taraftan, fosil enerji hammadde kaynaklarının coğrafi konumları ve büyük devletlerin bu kaynakları ellerinde bulundurma meseleleri dünya siyasetinin yol haritasını çizmekte. Doğal olarak, bu sektördeki değişim ve dönüşüme direnç gösterileceği de şaşırtıcı değil.
Günümüzde su, rüzgâr, güneş, bioyakıt ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretimindeki payları halâ (% 19), çok düşük... Enerji üretimi devlet politikası olarak ele alınmakta. Yenilenebilir enerjinin, yerinde üretilmesi ve tüketilmesi, enerji kullanımını düzenleyen mevcut yasaları, mevcut koşullara alternatif olarak farklı mülkiyet biçimlerini gündeme getiriyor. Tıpkı hava limanlarının işletilmesinde olduğu gibi farklı “işletme modellerinin” önünü açıyor. Enerji sektöründeki dönüşümler de, ilgi çekici örgütlenmelere yol açıyor.

Örneğin, ülkemizde belediyeler bu yönde ümit veren adımlar atmakta. Geçen yıl Aralık ayında Sarıyer Belediye Başkanı, yakında elektrik satacaklarını ve yeni yapılmakta olan yeşil binalarının kullandığı elektriğin yüzde 10’unu kendilerinin üreteceğini açıkladı.
Konya Belediyesi kentin çöplerinin toplandığı sahada “Metan Gazından Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi” kurdu. Bu yolla 26 bin konutun elektriği karşılanıyor. Yine Konya’da solar santral açıldı. Muğla’dan Bitlis’e bir çok belediyemizde yenilenebilir elektrik üretimi girişimleri görmekteyiz. Havalimanlarımıza gelince, Antalya ve Dalaman havalimanlarının dışında henüz bu konu yaygınlaşmadı. Her iki havalimanında güneş enerjisinden toplam yıllık 796 bin 093 KW elektrik üretilmekte.

Bilindiği üzere, ülkemizde 2010 yılında elektrikle ilgili üretim, dağıtım ve satış işleri özelleştirilmiş; elektriği üreten, dağıtan ve satan şirketler ayrılmış durumda. Dolayısıyla özel setör şirketlerinin yenilenebilir enerji üretimine girmeleri de teşvik edilmekte.
Havalimanlarına baktığımızda, limanların yapımı, işletmesi ve bakımı yüksek maliyetli yatırımları gerektirmekte. Kamu yönetimleri gelişmelerin hızına ayak uyduramıyor, üstelik işletmecilik anlayışı da “kamu yararına hizmet disiplinine” yeterince uymuyor. Havacılığın kitle ulaşımına dönmesi, artan yolcu sayısı, gelişen teknoloji hızlı büyümeyi zorunlu kılıyor. Bu nedenle havayolu terminallerinin özel sektör tarfından inşaa edilerek işletilmesi hız kazandı.

Avrupa’da 1986’da başlayan havalimanı özelleştirmesi, bizde 1994 yılında yap-işlet-devret “YİD” ile başladı. İlk özelleştirilen Antalya yolcu terminalleri oldu. Antalya’yı, Atatürk Havalimanı, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Dalaman, Bodrum ve diğerleri takip etti. YİD artık kamu-özel söktör işbirliğine (PPP Public Private Partnership) dönüştü. Çünkü gereken “devir” değil, işletmelerin başarılı bir biçimde sürdürülmesi. Bugüne kadar gerçekleşen havalimanı işletmelerine baktığımızda yerel yönetimlerimizin henüz havalimanı işletmeciliğine yaklaşmadıklarını görüyoruz. Belediyelerimiz şimdilik otobüs hizmeti ile yetinmekteler. Dünyada ise, belediyelerin özel sektörle işbirliği yaparak havalimanı işlettikleri örnekleri görüyoruz.
Yenilenebilir enerji -rüzgâr, güneş, su kaynaklarından- üretiminde batıda yerel yönetimler çok aktif. Hatta İngilizce’deki “municipalization” sözcüğünü, bir ticari kurumun ya da her türlü iktisadi kuruluşun yerel yönetimin mülkiyetine geçmesi olarak tanımlanıyor. Enerji üretiminin mülkiyeti belediyelere geçiyor, farklı iş modelleri karşımıza çıkıyor.

Bizde de, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üretmek üzere kooperatif kurmaya olanak sağlıyor. Enerji hizmetlerinin yerel yönetimlerce ve kolektif örgütlenmelerce sahiplenilmesi mücadelesi, Türkiye’de vizyoner belediyeciliğin önemle izlemeleri gereken bir gelişme.

Yenilenebilir enerji üretimi halen çok yüksek maliyetli, geniş alanlar ve kaynaklar gerektiriyor. Yeni kaynak arayışları sürüyor.
Yeri gelmişken çağı değiştirecek olan bir üründen bahsetmek istiyorum “GRAFEN”. Grefen 21. yüzyılın keşfi. Elmastan güçlü, bakırdan kat kat daha yüksek bir iletken, kauçuktan esnek, saydam, çelikten 300 kat sağlam, katlanabilen, bükülebilen ve bilinen en hafif ve ince madde… Orijinal boyutunun yüzde 5'ine kadar sıkıştırılabilen süper madde, yeniden kendi biçimine ve büyüklüğüne dönüyor. Karbon atomunun bal peteği örgülü yapılarından birine verilen isim. Grafen, 2010 Nobel Fizik Ödülünü  Andre Geim ve Konstantin Novoselov’a kazandırdı. Grafen’in bulunması son derece basit bir metotla olmuş. Zaten Nobel ödülünü alan bilim insanları da tesadüfen bu yöntemle elde etmişler. Grafit içerikli kurşun kalemi herhangi bir kağıda sürüp, selobantla bastırıp çekildiğinde ilk grafen katmanlarının yapısı alınabiliyor. Grafenin 21.yüzyıla adını vereceğine ve bu yüzyılı değiştireceğine inanılıyor.

İnsanlığın evrimine bakarsak, hep doğal kaynaklar değişimlere öncülük etmiş. Değişim devirleri taşla başlamış, bakır devri, tunç devri, demir devri, aliminyum devri, silikon devri ve grafen devri… Nasıl ki, 18.yüzyıla demir, 19.yüzyıla aliminyum, 20.yüzyıla silikon damgasını vurduysa grafen de 21.yüzyıla damgasını vuracak. Hem enerji depolama hem de enerji çevrim cihazlarıyla, süper kapasitörlerle ilgili çalışmalar sürüyor. Grafen çok hafif olduğu için, yakıt pillerinin en önemli parçası olan elektrotlar da çok daha hafif hale gelebilecek.

İletken olarak kullanılabilen grafen ile bir dakikada şarj edilen piller, katlanabilen ve rulo yapılabilen kâğıt kadar ince cep telefonlar üretilebilecek. Apple, Google, IBM ve Samsung gibi dev firmalar yeni cihazlar için şimdiden kolları sıvamış durumda. Bu tasarıma sahip cep telefonlarının çok değil, bu yıl içerisinde piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Sekiz yıl önce varlığından bile haberdar olunmayan grafen belki de bugün “mucize” diye adlandıracağımız ama gelecekte yaşamımızın ayrılmaz parçası olacak bir çok bilimsel ve teknolojik gelişmenin öncüsü olabilir; bu mucize malzemenin havacılığa neler kazandıracağını hep beraber göreceğiz.

Son söz:

Enerji üretimindeki, havalimanı işletmelerindeki iş modellerine yerel yönetimlerin de entegre olması, gelişmelerin kolektif mülkiyete dayalı, kooperatif türü örgütlenmelerle gerçekleştirilmesi hiç de hayal değil.

Kent yönetimlerinin, ArGe çalışmalarına çok boyutlu yön vererek, hem havacılık sektöründe hem de enerji sektöründe esen yaratıcı fırtınayı Türkiye’de de hissettirmesine olanak verecektir.

http://indianexpress.com/article/india/india-others/kochi-airport-becomes-worlds-first-to-operate-on-solar-power/

Havalimanlarında İş Modelleri Değişiyor

Facebook Yorum

Yorumlar

Murat ~ 7 ay önce
Havacılık yöneticiliği öğrencisi olarak yazınızdan çok şey öğrendim.Emeğinize sağlık,teşekkürler.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000