09 Eylül 2012, Pazar
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

Havada İletişim: Uçuşlardaki Akıllılar

Hele de annem “benim akıllı kızım” deyince kendimi bir tuhaf hissederdim! Başka akıllı çocuklardan örnek verilince de için için gülerdim. İlerleyen yıllarda da aynı duygularım devam etti. Özellikle “akıllı” sözcüğünü kullanmamaya çalıştım! Derken sistemler akıllanmaya başladı. Akıllılar önce iş hayatımıza sonra da kişisel yaşamımıza giriverdi.

Akıllı sistemler hele de akıllı telefonlar -infografik- yaşantı biçimimizi değiştirdi. Adeta aklımız başımızdan gitti ve bu akıllıların bağımlısı olduk. Zaten bunların “kıllılarını” düşünmek bile mümkün değil...
Wikipedia akıllı telefonları (smartphone) “sıradan, temel telefon yetenekleri ile kısıtlı telefonlara kıyasla daha ileri düzeyde işlem yapma kapasitesi bulunan, gelişmiş bağlantı seçenekleri sunan ve üzerinde mobil uygulamaları çalıştırabildiğiniz gelişmiş mobil iletişim cihazları” şeklinde tanımlıyor. Bunların özelliklerine gelince:

• GPS, WiFi, 3G, Bluetooth gibi gelişmiş bağlantı seçenekleri

• Fotoğraf çekebilme

• İnternette gezinti olanağı

• Çeşitli mobil uygulamalar yükleyebilme

• Üzerinde uygulama geliştirilebilme

• Birden fazla uygulamayı aynı anda çalıştırabilme olarak sıralanmakta.

Dolayısıyla; akıllılarla her an e-postalara erişim, hızlı SMS olanağı ve yazışmaların geçmişini görebilme, oyun oynama, sosyal ağlara erişme, video izleme, konu bulma, yer bulma, hava durumu, check-in yapabilme, gazetelere ve kitaplara hemen ulaşabilme... Üstüne üstlük bir de konuşuluyor! Aynı şekilde tabletler de insan zihninin sınırlarını zorlayan marifetleri olan akıllı aletler...

Pazara baktığımızda; sanılanın aksine ilk akıllı telefon özelliği olan cihaz IBM ve BellSouth şirketleri tarafından 1992’de  üretilmiş ve IBM Simon markasıyla satışa sunulmuştur. Apple ve Google piyasaya girene kadar ise Nokia piyasa liderliğini sürdürmüştür.

2007’de Apple ilk iPhone telefonu tanıttığında mobil telefon ile ilgili tüm ezberler bozuldu. Klavyesiz, dokunmatik ekranlı, tek tuşlu, kullanım kolaylığının çok ön planda tutulduğu bir telefonla karşılaştık. O sırada Google bir şirket satınalması yaparak, 2008’de farklı işletim sistemi olan Android’i duyurdu.

Bu gelişmeler sürerken, uçaklarda telefon ve faks sistemleri (entertainment) uçak içi eğlence sistemleri bağlamında uygulamaya alınmıştı.

Örneğin; Türk Hava Yolları AVOD sistemi ile telefon, faks, sms, e-posta imkânını da ücret karşılığında sunmaktadır. Ancak mesajların gönderilme garantisi verilmemektedir.

Cep telefonlarının yaygınlaşması havacılıkta da tartışmaları beraberinde getirdi. Biz 2000’li yılların başında teknik tarafını bırakıp sosyal yönünü tartışmıştık. Dikkatleri uçağın içinde olabileceklere çekmiştik. Telefonla konuşmanın serbest olduğu kabin içinde olabilecekleri kurgulamış; yolculuğunu annesine anlatan genç adamdan, giyim dedikodularını aktaran kadınlara, aldığı marka ürünleri ballandıran gençlere kadar her tür kişinin konuştuğunu düşünün demiştik. Ve uçuşların kabusa dönebileceği uyarısını yaparak, kabinde “telefon kabinleri” fikrinin tasarlanmasını önermiştik.

Bu arada uçaklarda kişisel mobil telefonlarının kullanılabilmesi için teknolojik çalışmalar devam ederken, tüm hava yolları cep telefonlarının yaydığı dalgaların uçuş sistemleri üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle uçuş sırasında kullanılmalarını yasakladı. Hatta bazı uçak kazalarına cep telefonlarının sebep olduğu bile iddia edildi. Ama tüm uyarılara rağmen yolcuların bir kısmı bildiğini okumaya devam etti. 

Fakat şimdi, bildiginiz gibi iPhone, Blackberry, Samsung benzeri akıllı telefonlarda uçak ortamı (flight mode) diye bir seçenek var. Bu sayede, inis kalkış da dahil olmak üzere uçaklarda 3G ve Wi-Fi özelliği kullanım dışında kalmakta; telefonun, dergi okuma, müzik dinleme, fotoğraf çekme gibi özelliklerini kullanmak mümkün hale gelmektedir. Aynı özellik iPad ve Samsung Galaxy gibi tabletler için de söz konusu. Uçuş ortamında telefon ve Wi-Fi özelliği de kapalı olduğundan yolcu zamanını dilediği gibi geçirme şansına sahip olabilmektedir...

Ancak havayolu işletmeleri farklı uygulamalar yapmaktalar. Örneğin; geçenlerde bir havayolunun IST-ECN seferinde; uçak ortamı özelliği olan aletlerin uçuşun her aşamasında kullanılabileceği anons edilerek kullanımına izin verildi. Oysa bir başka havayolunun AYT-IST seferinde kabin ekibi inişte ve kalkışta iPad'lerin kapatılması için ısrarcı oldu. Her iki uçak da A-321'di. Ancak havayollarının her uçuşunda aynı uygulama yapılmıyor. Bazı uçuşlarda ekipler izin veriyor, fakat genelinde engelleniyor.

Kalkışlar fazla uzun sürmediğinden akıllıları kullanmamak çok sorun olmuyor, ama inişler 20 dakika kadar zaman alıyor. Hele Atatürk havalimanı dolu olduğunda Marmara Denizi üzerinde dakikalarca beklenebiliyor.
İşin garip yanı, iPad ve iPhone'larda kabin ekipleri bu aletlerin kapağının kapatılması konusunda da uyarı yapıyorlar. Oysa, aletin kapağını kapatmanın amaca yönelik hiçbir faydası bulunmamakta. Çünkü kapak kapansa da sistem arka planda çalısmaya devam etmekte!

Sonuç olarak; uçuş ekiplerinin eğitiminde “akıllılara” özel bir yer ayrılmalı, uçaklardaki anons sistemleri ve kabin ekibi uygulamaları yeni teknolojiler doğrultusunda gözden geçirilmelidir.

Havada İletişim: Uçuşlardaki Akıllılar

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000