29 Şubat 2008, Cuma
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu

Havacılıkta tarihten rüşvet dersleri

TT Air ile SHGM Genel Müdürü Ali Arıduru arasında medyaya yansıyan rüşvet konulu hesaplaşma geçen haftaya damgasını vurdu. Kim suçlu kim güçlü eğer sayın bakan ciddi bir bağımsız soruşturma başlatır, SHGM genel müdürünü hakları korunmak kaydıyla soruşturma süresince açığa alırsa ve de aynı şekilde TT Air yönetiminide soruşturma kapsamına sokarsa öğrenebiliriz. Aksi takdirde bu suçlamalarda medyanın arşivlerindeki yerini alır çok kısa sürede.

Sektörde çalışmış veya çalışanlar bilirki Ankara'yı işlerimiz hızlansın diye ağırlamak ve eğlendirmek Türkiye genelinde tüm sektörlerle iş dünyasının bürokrasiyle oyandıkları oyunun literatür dışı kurallarından biridir yıllardır. Öyle ya bu işler böyle kişiselleşmese şirket yöneticileri üst düzey bürokratları cep telefonlarından niye arasın. Yazarsın resmi yazını, yaparsın talebini, beklersin cevabını. Yerde bir gün bekleyen uçağın, lisansının düzenlenmesini bekleyip uçamayan pilotun, lisansızlık nedeniyle hangara giremeyen teknisyenin, kargoda bekleyen parçanın şirkete maliyeti belli. O nedenle hepimiz aramışızdır mutlaka bir kaç kere Ankara'yı işlerimiz hızlansın diye, hepimiz biliriz denetlemelerde şirketlerde nasıl seferberlik ilan edildiğini, hepimiz yollamışızdır yılbaşı ajandalarını ve eşantiyonlarını Ankara'ya.

Geçen hafta başlayan suçlamalara konu bu işler yenide değilki birader. Tarih Ocak 2000, dönemin Sivil Havacılık Genel Müdürü Sermet Ünel bir özel havayolundan 50.000 dolar rüşvet alırken Shov TV kameraları önünde suçüstü yapılıp tutuklanıyor. Bakın ne yazmış o hafta sonu Hürriyet'teki Kokpit köşesinde konuyla ilgili Uğur Cebeci (aşağıdaki bölüm birebir alıntıdır)

"RÜŞVET ÇETESİ"

Sermet Ünel'in tek başına rüşvet alması ve bu işi seri şekilde yapması akıldan bile geçirilemez. Belli ki Genel Müdürlük içinde bir çete oluşmuştur. Bütün havacılık kuruluşları da bu çetenin müşterisi haline gelmiştir ya da getirilmiştir. Uzayıp gidecek işlemler kısa sürede yaptırılmış, sorunlu olaylar belli bir tarife ile çözülmüştür. Uçamayacaklar uçurulmuş, kurulmayacak şirketlere izin verilmiş, borçlar ertelenmiş, garantiler istenmemiş... Her şey belirlenen bir tarife karşılığı tıkırında götürülmüş.

Dedikodular, 'Gitmiş, Sivil Havacılıkta işini bağlamış' lafları ile dalga dalga yayılıyordu zaten.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü belli ki çok kirlenmiş. Bir adamın gidişi ile temizlenmesi imkansız görünüyor. Ulaştırma Bakanlığı'nın hemen bu teşkilatın tasfiye işlemine başlaması gerekiyor. Sil baştan yeni bir teşkilat kurulmazsa, rüşvet çarkı yine işleyecektir.
Parasından pulundan vazgeçtim. Hançerlenen kanunlara kurallara da alışığız. Ama burada alınan rüşvet bir çok kazanın ve onlarca canın bedeli olabilir. Ve o bedeli biz ulusça hiç bir zaman ödeyemeyiz...

Tarih tekerrürden ibarettir sevgili airporthaber okuyucuları. İşin kötüsü kurumun düzgün bürokratlarıda bu tip olaylardan en olumsuz şekilde etkilenip çürük mamullerin arasında lekeleniyorlar. Ama bu işin asıl sorumlusu tabiki sayın bakan. Ortada yeni sivil havacılık kanunu varken, kanun genel müdürün ne şartlara haiz olması gerektiğini açıkça belirlemişken, Cumhurbaşkanı'nın vetosu masadayken ve vekil genel müdürün daha önceki görevlerine ilişkin aynı tipte suçlama ve soruşturmalar hukuka yansımışken hala ülkede burokrat darlığı varmış gibi atamayı gerçekleştiren biz değiliz herhalde.

Neyse olayın gündeme gelmesi ve de gündemde kalması için çaba sarfeden Airporthaber ve Vatan gazetelerine sistemin geleceğinin güvenceye alınması adına bir havacı olarak çok teşekkür ediyorum.

Son bir paragrafta bizim gazetede de yer alan Kaptan Fevzi Altınbulak'la ilgili haber üzerine olacak. Haberin Prima ve Kaptan Altınbulak arasındaki bölümü hakkında yorum yapacak kadar olayın içerisinde değilim. Ancak Altınbulak Kaptan'ın bu sektörde uğraş verdiği bazı işlere şahit olmuş ve birlikte çalışmış bir insanım o nedenle de bir iki satır yazmak istedim. Fevzi Altınbulak'la kendisi THY ve sonrasında Air Alfa'da uçarken ve de TALPA ikinci başkanıyken tanışıp birlikte çalışma imkanı bulmuştum. İdealist ve değişik bir kişiliği vardır. Bir çok insan onun açık sözlülüğünden rahatsız olur. Ancak 1990'ların ikinci yarısında Necmi Ekici Kaptan'ın başkanlığındaki TALPA'da Tuncay Doğaner Kaptan'ında içinde bulunduğu küçük bir ekiple Türkiye'de o döneme kadar dikkate alınmamış bir çok ilki gerçekleştirmek için çaba sarf etmiştir. Ülkedeki yabancı pilot ithali sorununu (ucuz Rus pilot) Milli Güvenlik Kuruluna kadar taşıyıp sona erdiren, pilotlar ve havacılar için bir meslek odası kurulması için uğraşan, o dönemde sivil havacılık kanunun yeniden yazılması ve sivil havacılığın bakanlık çatısından alınarak özerkleştirilmesi için koşturan, Türkiye'de hava trafik problemlerini (airmiss)ve de hava trafik kontrolörlerinin içinde bulunduğu kötü mali durumu gündeme taşıyan kişilerin başında hep Fevzi Altınbulak olmuştur. Onlarca havayolu kaptanının arasında "Geçen gün yanıma Anadolu Üniversitesi SHYO mezunu bir ikinci pilot geldi ben böyle bilgili, iyi yetişmiş, böyle kabiliyetli bir oğlan görmedim. Sakın bana sivilden pilot olmaz demeyin" lafını elli tane eski askerin arasında 1996 yılında edecek kadar bu işte açık sözlüdür. Kendisini seversiniz sevmezsiniz, ama bu sektöre hizmetlerinide özellikle operasyonel camiaya katkısını göz ardı edemezsiniz.

Hepinize iyi haftalar dilerken şanlı ordumuza da giriştiği harekatta muzafferiyatlar diliyorum.

Dr. Korhan Oyman
College of Aeronautics
Florida Institute of Technology
koyman@fit.edu

Havacılıkta tarihten rüşvet dersleri

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000