14 Kasım 2011, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • bir gün bana hala shgm de çalışan ismi lazım değil bir idarecinin görevimi (zırnık bilgisi olmadığı bir konuda) onun dediği gibi yapmadığım için bana: 2+2+ ne eder diye sorduğunda 4 demiştim. bana bir hikaye anlattı ve sonuç olarak ez cümle söylemem gerek cevap; "siz ne yazmamı istersiniz" olmalıymış... buyurun buradan yakın!!! ne mi oldu ben out o ne durumda bilmiyorum...
  • Yazının için teşekkürler. Yazıda bahsi geçen SHYO larını 2+1 den 4+1 e çıkmasını sağlayanlar, kendilerini türkiyede SHYO larının öncüsü olduğunu sanan okukulun aklı selim öğretim görevlileridir. BAşta bu okulun o zamanki müdür yardımcısı H.O. olmak üzere, okula havacılıktan yoksun öğretim görevlilerini doldurabilmek için yaptığı 2+1 den 4+1 e geçiş yüzünden bugün SHYO mezunları bu durumdadır. Bunun vebalini nasıl ödeyecekler.....
  • typ yi ilk çıkaranlar da okuyordur bunları eminim. görün gençler ne halde....
  • ARTIK BİRLİK ZAMANIDIR ARTIK SESİMİZİ DUYURMA ZAMANIDIR. HAYDİ MEKTEPLİ HAVACILAR MESLEĞİMİZİ KURTARALIM

HAVACILIĞIMIZIN OUT VE IN LERİ…

Büyüklerimiz; “hiçbir şeyin ifratına varmayın” diyerek, ölçüyü aşmamamız gerektiği konusunda önerilerde bulunurlardı. Ancak bu öneriyi günümüzde kullanan olmadığı gibi her konuda tam tersine bir ifrat söz konusu. 
 
Tabii ki sizlere buradan ifrat =aşırıya kaçma- (TDK Sözlük) dersi verecek falan değilim. 
 
Aşırıya kaçmayı, bu sefer ben sivil havacılığımıza uygulamaya çalışacağım. 
 
Havacılığımızın son zamanlarda ülkenin coğrafi konum avantajını kullanarak, büyük bir atağa geçtiği konusunda, sanırım herkes hemfikirdir. Havayolu şirketleri, bakım kuruluşları, havalimanları, Handling, kargo taşımacılığı firmaları bir biri ardına açılıyor. Bazılarının alt yapısı bile yok ve günü kurtarmaya yönelik şirketler olduğundan kapanmak zorunda kaldılar. Birçok havayolumuz farklı konseptlerde havacılık yapmaya başladılar. Kimi tarifeli-kimi ise low cost dediğimiz ucuz yöntemlerle yolcu taşımaya başladı.  
 
Bazıları ise uçak bakım işine girdi. MRO (uçak bakım tesisleri)’ lar açarak dünyadaki bakım pazarındaki pastadan pay almak istiyorlar ve bunun için birbiri ardına adına dev tesisler kurdular. Sektörde istihdam arttı. Birçok insanımız iş bulup çalıştı. Bunlar şüphesiz güzel gelişmelerdi. Bu gelişmeler sürerken ve bu sektörün çok cazip olacağını düşünerek, işi bilmeyen, alt yapısında havacılık ruhu ve bilgisi olmayan, parayı öyle veya böyle bulmuş birçok yatırımcı da ortaya çıktı.  Bu sektördeki gelişmelerden nemalanmak isteyen bu tür yatırımcılar, neyi var neyi yok satarak bu pazara girdiler. Bunların birçoğu battı, çalışanlar ortada kaldılar. İşsiz kalanlar başka şirketlerde iş ararken, ister istemez sektördeki arz/talep dengelerini de bozarak düşük ücreti beraberlerinde getirdiler. 
 
Ancak, bir şeyi unuttuk. Unuttuğumuz konu, insandı. Hem de bilgili ve deneyimli İnsan gücü. Sektör, havayolu ve MRO’larıyla doludizgin giderken bu kervana bir de öğrenim kurumlarımız katıldı. Alt yapısına, elindeki öğretim kadrosuna, deneyimli kadro eksikliklerine rağmen bu pastanın eğitim, öğretim bacağını da doldurmaya başladılar. Büyük reklam kampanyaları yaparak, birbiri ardına özel okullar açıldı. Buralarda, Pilot-Teknisyen-kabin memuru vb. eğitimlerine başladılar. Hele, hele bunlardan bir tanesi astronot bile yetiştirebileceğini söyleyebilecek kadar işi abarttı. Kısaca; Türk sivil havacılığı sadece şirket bazında değil, otorite ve eğitim konusunda da plansız, programsız bir şekilde, ileriye değil güne bakarak ilerlemeye çalışıyor… 
 
Sektörün insan kaynağı bacağını ele aldığımızda ve havacılık okulları örnek alındığında, eğitimde bile ifrata kaçıldığı gözlenmektedir. Okullar bir biri ardına açılırken, bunun öğretim ve eğitmen kadrosu düşünülmüyor. Okullar açılmış olsun, sorulduğunda ise; ” Var mı, Var.” Mantığında açılıyor. Öğretim amaç değil, adeta ticari araç olmuş. 
 
Sektörün en büyük ihtiyacı olan pilot ve uçak teknisyeni yetiştiren okullara baktığımızda, özellikle işin teknisyen bacağında tam anlamıyla dört dörtlük bir okul göremezsiniz. Yine havayollarımızda görülen alt yapısız ve yarını planlamadan yapılan icraatların aynısını, okullarımızda da görmek mümkün. Özellikle uçak teknisyeni yetiştiren birçok okulu incelediğimde, okulların binalarını güzel ama atölyelerinin son derece yetersiz bulduğumu söylemek isterim. Bunun yanı sıra, öğretmen kadrosu ise, maalesef havacılığı özümsemiş, sektör el bilgilerle donanmış hocalardan oluşmuyor.
 
Birbiri ardına açılan okullar sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamaktan uzak. Bir SHYO müdürü ile yaptığım konuşmada Türkiye’deki uçak teknisyeni yetiştiren okulların sayılarının, Amerika’dakine yakın olduğunu söyledi. Hatta çok kısa bir süre sonra Giresun’da yeni bir havacılık okulu daha açılacağını ilk defa duydum. Bu konuda da abartma var. Babalar, anneler çocuklarının okuyup elleri ekmek tutsun diye yemeyip içmeyip ellerindeki tüm olanakları seferber edip onları okullara yolluyorlar. Çok yüksek puanla bu okullara girip zorlu sınavları verip sektörde yer edinmek isteyenler hayal kırıklığı yaşıyor ve bunu her platformda dile getiriyorlar. 
 
Düne kadar 2+1 SHYO mezunlarının lisanslı olarak sektöre girişi sağlanmış ve bunlar şu anda son derece başarılı bir şekilde çalışma hayatlarını sürdürmektedirler, bir deli bir kuyuya taş atmış ve SHYO’ların 2+1 senelik müfredatı her nedense 4+1’e çıkmıştır. Bu, sene artışına neden gerek duyulmuştur? Mevcut yönetmeliklerde uçak teknisyeni olabilmek için yüksekokul koşulu aranmazken, neden bu gençler yüksekokul mezunu olmak zorunda bırakılmışlardır? Bu gençlerin 4+1 lik öğrenim görmesi onların avantajına olmasını gerektirirken neden dezavantaj olarak karşılarına çıkartılmaktadır.
 
Teknik A.Ş Genel Müdürü İsmail Demir ile 2008 yılında yaptığım ilk TV programımda, bu dezavantaj kendi ağzından dile getirilmiştir. http://vimeo.com/21809948 İzleyip göreceğiniz gibi, İsmail Demir; SHYO mezunlarının işten kaçındıklarını iddia ediyor ve bu konuda SHYO mezunlarına hak vererek rutin işlerden sıkılıyorlar ama ben ne yapayım bana masada değil uçak başında çalışacak adam lazım diyor... 
 
Bu gerçekler doğrultusunda, SHYO’ larda öğretim süresi olarak 4+1’e ihtiyaç yokken, bunu yapanlar şimdi bu gençlerin mağduriyetlerini çözmek zorundadırlar.
 
Bu konuda Airport TV zamanında yaptığım yayınlar, yazdığım yazılar ve gerçekleştirdiğim canlı yayınlarda konuk ettiğim öğrenciler sayesinde SHGM’den kaynaklı modül sorunları çözülmüşken, bu sefer de karşılarına, hükümetin işsizliği yenebilmek amacıyla kurduğu İŞKUR bağlantılı 6 aylık kurslarla teknisyen eğitimi sorunu çıkmıştır. SHYO mezunları işe girebilmek için, bu altı aylık kurslara gitmek zorunda bırakılmışlardır. Şu anda SHYO mezunu lisanslı gençler tercih edilmiyor. Çünkü yüksek ücret isterler diye çekiniliyor.
 
Kısaca; Yüksekokul mezunu teknisyen OUT… TYP (Teknisyen yetiştirme programı) IN…  SHGM lisansı OUT… Yunan EASA IN… Kalite OUT… Ucuz iş gücü IN… Yerli personel OUT… Yabancı personel IN... Kadrolu personel OUT… Taşeron uygulamalar IN…  Liyakat OUT… Torpil IN…   Adeta,  “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” tarzı uygulamalar.
 
Şimdi SHYO öğrencileri veya mezunları adına sormak gerekiyor: 
 
Teknisyen yetiştirmek altı ayda oluyorsa bizi bu devlet neden 5 sene fazladan okuttu?
 
 Biz, SHYO’larını bitirmemize rağmen TYP programlarının altı aylık kurslarının teorik bölümünde ne işimiz var? 
 
SHYO mezunlarına alımlarda öncelik tanıyor musunuz? 
 
Okulu tekrar 2+1 e dönüştürmeyi düşünüyor musunuz? 
 
Bizim okul mezunları için bir başka alternatif düşünülüyor mu? 
 
Okulumuzu bakım mühendisliğine çevirmek mümkün değil midir?  Bu ve bunun gibi birçok soru üretilebilir.
 
Kısaca;  bu gençlerin bu sorularına cevap verecek yetkili ülkemizde var mı? 
 
Gelelim; İŞKUR aracılığıyla eleman alımına. İŞKUR işsizliği azaltmak ve ucuz iş gücü sağlamak için kurulmuş bir kurum. İŞKUR vasıtasıyla bu altı aylık TYP (Teknisyen Yetiştirme Programı)’na katılmak isteyenler için geçenlerde THY yine ilan verdi. Bu ilana başvuranların bazılarına “güle güle” denip bazılarını kursa tabi tutacaklar. THY bu kurs için seçtiği elemanlara bile, kurs bittiğinde bile %100 işe giriş garantisi vermiyor.  
 
Her şirket bu TYP’lerden işe alacağı garantili teknisyen sayısını farklı olarak sunmaktadır. Bu rakam THY de %80 dir. Ayrıca, işe girdikten sonra da eften püften sebeplerle yine işten çıkartılabilmenizde mümkün. (Bunlar daha önce yaşandı)
 
Şu anda THY Teknik A.Ş de hala inşaatı bile bitmeyen HABOM için 450 Teknisyen TYP den alınmış durumda. Bu sayı yeni ilan eşliğinde artacak. Ancak benim burada düşündüğüm eski elemanların hangi kadrolarla HABOM a geçirileceği. HABOM un düşük ücret politikasında bu eski deneyimli arkadaşların en az daire veya bölüm başkanı maaşına denk bir kadroda değerlendirilmeleri gerekiyor. TGS de uygulandığı gibi bir ücret rezaleti burada da sektörde çalışanları bekliyor. Sanırım, eski elemanların emekliliği gelmişlerini anında emekli edecek ve HABOM a çok az sayıda deneyimli yeni elemanlarla devam edeceklerdir. Önemli olan ucuz iş gücü kim takar kaliteyi, maliteyi yahu…
 
Şüphesiz teknik lise mezunları da bu mesleği yapabilirler. Ancak burada kaynak israfı vardır. Buradaki yanlışı ben değil kendileri Başbakana mektup atarak anlatmışlar. (Tıklayın) 
 
Değerli SHYO öğrencileri;
 
Öğrencisi olduğunuz SHYO larda öğrenci birliklerinizin, havacılık kulüplerinizin faaliyetlerini yakından takip ediyorum. Ancak bu faaliyetleriniz içerisine mevcut sorunlarınızı dile getiren bir calıştay düzenlemenizi öneriyorum. Böyle bir organizasyon yapmak isterseniz size maddi ve manevi katkı sağlayabilir veya sağlatabilirim. Yeter ki sorunlarına sahip çıkan bir topluluk olun. Bu calıştaya; SHYO müdürlerini, MRO ların ve havayollarının genel müdürlerini, YÖK başkanını ve SHGM genel müdürünü hatta Milli Eğitim Bakanını çağırabilir ve onların davetli olduğu bu calıştay’da sorunlarınızı korkmadan, çekinmeden dile getirebilirsiniz. Bu konuda her zaman olduğu gibi sizin yanınızdayım. 
 
Madem hakkınızın yendiğini iddia ediyorsunuz. Haydi, bakalım, Çıkın ortaya… 
HAVACILIĞIMIZIN OUT VE IN LERİ…

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (44)

Misafir ~ 5 yıl önce
bir gün bana hala shgm de çalışan ismi lazım değil bir idarecinin görevimi (zırnık bilgisi olmadığı bir konuda) onun dediği gibi yapmadığım için bana: 2+2+ ne eder diye sorduğunda 4 demiştim. bana bir hikaye anlattı ve sonuç olarak ez cümle söylemem gerek cevap; "siz ne yazmamı istersiniz" olmalıymış... buyurun buradan yakın!!! ne mi oldu ben out o ne durumda bilmiyorum...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Yazının için teşekkürler. Yazıda bahsi geçen SHYO larını 2+1 den 4+1 e çıkmasını sağlayanlar, kendilerini türkiyede SHYO larının öncüsü olduğunu sanan okukulun aklı selim öğretim görevlileridir. BAşta bu okulun o zamanki müdür yardımcısı H.O. olmak üzere, okula havacılıktan yoksun öğretim görevlilerini doldurabilmek için yaptığı 2+1 den 4+1 e geçiş yüzünden bugün SHYO mezunları bu durumdadır. Bunun vebalini nasıl ödeyecekler.....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
typ yi ilk çıkaranlar da okuyordur bunları eminim. görün gençler ne halde....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
ARTIK BİRLİK ZAMANIDIR ARTIK SESİMİZİ DUYURMA ZAMANIDIR. HAYDİ MEKTEPLİ HAVACILAR MESLEĞİMİZİ KURTARALIM

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000