17 Kasım 2008, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • merak ettiğim 2 şey var: - YOTEL uygulaması Türkiye de var mı? - Giresun havalimanı KOBE gibi mi olacak? Aydın
  • Sn TORUM elinize sağlık..Bunca oralı olmayanlar arasında Atlasjet in IRAk uçuşlarındaki milli rahatsızlık boyutunu gösler önüne serdiğiniz için..Yalnız bir konuyu da okurların dikkatine sunmak isterim..Atlasjet de bu rİSK li bölgeye uçmak istemeyen, ulusal değerlere, Silahlı kuvvetlere, şehitlere SAYGI gösteren pilotlar buraya uçmak istemedikleri için kara listeye alınıp şirketden çıkartılıyor yada çıkmaya zorlanıyorlar..Ve bu ayıba SHGM duyarsız kalıyor
  • Yine çok ilginç fikirler geldi. YOTEL konusu çok doğru bir yönlendirme. 3-5 yıl içinde yayılacağını tahmin ediyorum. Tıpkı gemiler ve trenlerdeki gibi. neden olmasın?
  • Şimdiye kadar hep hava attılar. Bizi de o dalgada yedi yuttular. Hiç umut var mı?

Hava satmaya ne dersiniz?

Doğru okudunuz. Aklı havada biri olarak hava atmaktan değil hava satmaktan söz ediyorum. Ve dikkatinizi yolcu terminallerine çekmek istiyorum. Hava dediğimiz şey hem bütünsellik hem de özelliktir. Bu nedenle, sektörümüze, yolcu terminallerinde hava satma yollarından söz edeceğim!

Nice kriz sınavını başarıyla atlatan havacılıkta pek çok çözüm üretmek mümkün. Nitekim, sunulan hizmet ve sistemler, çok değil, 10 yıl öncesindeki gibi kalsaydı, teknoloji bu denli yayılmasaydı, uçuşa kadar geçen süre dayanılmaz olurdu. Örneğin, sadece güvenlik önlemleri açısından baktığımızda bile, uzayan kuyruklar yüzünden tatiller rezil başlar ya da eziyetle biter, iş randevularında fiyaskolarla karşılaşılır, bağlantılı seferler kaçırılırdı. Teknoloji, zorunlu aramaları bir miktar kolaylaştırdı. Artık, elle aramayla, kuyrukların, nasıl eritileceğini hesaplamak dahi mümkün değil. Ama ne kadar kolaylaşsa da, aramalar, yolcu üzerinde stres yaratmaya devam etmekte. Arama stresine uçuş stresi de eklenince işletmeciler ve tasarımcıların daha kapsamlı düşünmeleri gündeme geliyor.

Unutmamak gerekir ki; her limanın tıpkı bireyler gibi kimliği ve kimliğin yansıması olan imajı vardır. Kimliği ve imajı ile yolcularında olumlu veya olumsuz izlenimler bırakır. Bırakılan izlenim aslında ülke için çok büyük fırsattır. Terminaller büyük bir semt pazarına benzetilebilir. Hem de öyle bir pazar ki “hava” dahil her şey satılabilir. Aynı zamanda ilginç ve neşeli bir kimlik yaratabilir.

Kurum kimliği ve imajı havasıdır

Kimlik bir kurumun üzerindeki giysidir! Bu giysi ne dar ne de bol gelmelidir. Dayanıklı ve sürekli olmalıdır. Zaman zaman değişik aksesuarlarla yeniden sunulmalıdır. Kurumlar kimliklerini en az 20 yıl taşırlar. Her türlü havada, her koşulda rahatlıkla taşınabilmelidir.

Kimlik bir yandan da çalışanlarına, iş ortaklarına, paydaşlarına imaj olarak görünen yüzüdür. Bu nedenle süreklilik ve tutarlılık gerektirir. Kimlik ve imaj; iş yapış şeklinden başlayarak, amblem, logo, çalışanların giyim kuşamı, araçlar, antetli kağıtlar, tabelalar, web sitesi, iş ilanları, ambalajlar, faaliyet raporu, dekorasyon, hakim renkler, vb geniş bir yelpazede ifade edilir.

Kurum kimliği kurumun temsil edildiği her alanda vardır. Bulunduğu yöre ve ortamdan ilham alır. Yöre ve mimari arasındaki bağıntı vurgulandığında etkisi artar. Yapının dışındaki cazibe kadar içinde oluşturulan hava akılda kalır. Bu anlamda kapsamlı bir anket yapılarak nelerin daha çok hatırlandığı tespit edilebilir. Böyle bir anket, sunulan hizmet çeşitliliğini artırmayı ve tasarımcının beklentileri anlamasını kolaylaştırır. Benzer bir araştırma Heatrow Terminal 5 planlanırken yapılıyor. Yolcuları en çok ilgilendiren alanlar soruluyor. Tuvaletler, bekleme salonlarındaki oturma grupları ve salonlardan görünen manzara ilk 3 sıraya yerleşiyor. Bu sonuç uzmanların beklemediği bir durum olduğundan anket tekrarlanıyor ve ikinci kez aynı sonuçlar çıkıyor! Uzmanlar her şeye rağmen terminallere havasını veren unsurların çarşı yani dükkanlar olduğu konusunda ısrarlılar. Gerçekten işletmeler için de gelirlerin aslan payını çarşılar getiriyor.

Sisteme bütünsel baktığımızda, emniyetli, güvenli, farklı, kaliteli ve iyi hizmet veren, her düzenleme yolcular üzerinde olumlu etki bırakır.

İddiası olmalı

İster fiziki, ister davranışsal olsun her yapının bir iddiası olmalıdır. Havalimanını iddialı kılmak bulunduğu ülke, şehir, ortamla ilgili olduğu kadar çalışanların davranışı ve işletmenin bakış açısı ile de ilgilidir. Çünkü havalimanı çok sayıda fonksiyon ve faaliyetin orkestrasyonudur. Tüm faaliyetler birbiriyle uyum içinde ve iddiaya hizmet edecek şekilde çalışmak durumundadır.

Havalimanı her şeyden önce “alışveriş” ortamıdır.

En alışılmış şey limanların çekiciliğini artırmak için mağazalarla hava yaratmaktır. Oysa yolcuların farklı hikâyelere, farklı havalara ihtiyacı vardır. Peki acaba gelir kaynaklarını artırmak için kıvranan işletmeciler, bu beklentilerin farkında mı?

Yolcuları para harcamaya özendirecek yeni ürünler keşfetmek ve bu ürünleri cazip şekilde sunmanın yollarını bulmak gerekiyor. Yani alışılmışın dışında vitrinler, farklı düzenlemeler, çeşitlilik ve değişiklikler bekleniyor.

Birkaç iddialı örneği paylaşalım;

     -Farnborough Avrupa’nın “business” jetlerine hizmet veren bu liman bir mimari proje yarışmasının ürünüdür.

Oya Torum

Tasarımcı firma, burada, terminallerde semt pazarı anlayışına imza atmıştır. Pazar tezgâhlarını haftalık, aylık, mevsimlik kiraya vererek esneklik sağlanmaktadır. Bu yeni iş modeli yolcu profiline göre yörenin modacılarını, yörenin yiyeceklerini tanıtmaya olanak vermekte, renklilik ve hareketlilik getirmektedir. Daha da önemlisi plansız alışverişi teşvik etmektedir. Çünkü satın alma kararı mantıktan ziyade duygularla verilmektedir.

­    -Madrid Barajas Terminal 4; formu, taşıyıcı sistemi, renkleri ile şehrin simgesi olmuştur. İçaçıcıa renkler olumlu duygular uyandırmaktadır.Oya Torum

­     -Zürich havaalanı; gün ışığını, doğal ışığı terminal binasının pek çok noktasına alması gerçekten havalı mimarisi ile havalı mekanlar oluşturulmuştur. Aydınlığın ferahlık vermesi yolcuları rahatlatmaktadır.

Oya Torum

Kansai Osaka / Kobe; yapay bir adacık üzerinde olağanüstü bir mühendislik yapısı olup, battı batacak kaygısıyla milyonlarca yolcu ağırlamaktadır. (Adanın uzunluğu 4,000 metre genişliği ise 2,5 kmdir.) 2006 yılında Skytrax tarafından dünya'nın en iyi 4. havalimanı seçilmiştir. Çok sayıda farklılıkla değişik hizmetler sunulmaktadır.

Oya Torum

Denver havalimanında Marriott zincirine ait otelin iddiası ise “en temiz havalı” otelidir.

TAV Atatürk havalimanında müzik ve sergilerle yeni ve anlamlı bir iddia sahipliğini sürdürmektedir.

Sosyal varlıklarız

Hepimizin first-class için tanınan olanaklardan faydalanabilmesi mümkün değilse de hepimiz ilgi bekleriz hatta biraz da şımartılmak isteriz. Mekan ve hizmet tasarımının bu duyguyu yaşatması gerekir. Huzurlu,  sakin bir yolculuk için güvenlik, bilet, bagaj, pasaport beklemelerinde gecikme stresinden koruyacak sevimli mekanlar için bir şeyler ödeyebiliriz.

İnsan sosyal bir varlık, güzellikten etkileniyor, yiyip içmeyi, eğlenceyi seviyor. Öte yandan uçak biletlerinin ucuzlamasıyla her yaş ve gelir grubunun seyahat etmesi kolaylaştığından her tür servise ihtiyaç doğmuştur. Ucuz uçulan kısa hatlarda yemek servisi yapılmaması yolcuların uçuş öncesinde para harcamaya hazır olması anlamına gelmektedir. Bu fırsat değerlendirilmelidir.

Örneğin; trenlerin garlardaki dizilimi gibi uçakların havalimanındaki durumu da tüm havaalanlarına benzer bir görüntü verir. Uçakların hizmet alışı tüm yolcular için ilginçtir ve merak uyandırır. Böyle bir manzara keyifli bir deneyim olur. Hele de çeşitli ses efektleri ile zenginleştirilir ve farklı bir şekilde tasarlanırsa tadına doyum olmaz. Kuşkusuz,  kastettiğim mutlaka apronun birebir görülmesi değil. Sanal ortam oluşturularak dev ya da mini, özel ekranlardan uçakların seyrettirilmesi; bence camın arkasından görmekten çok daha havalı olur.

Hikâyeler insanları çok etkiler. Her yolculuğun bir hikâyesi olmalıdır. Kuyruklarda bekleyen kalabalıkları oyalamak, eğlendirmek için yapılacak o kadar çok şey var ki… Palyaçoların maskaralıkları, moda gösterileri, müzik, sihirbazlık gösterileri ile yörenin, bölgenin özel günleri ilişkilendirilebilir.
Sürprizler, keyifli ortamlar, farklı seçeneklerle yolcuların havalimanlarını yeniden keşfetmeleri mümkün olabilir. Bunun için yeni havalar yaratıp, havayı satmak gerek…

Püf noktaları

Her terminalde kullanılmayan atıl kalmış alanlar vardır. Bu alanlar daha fazla gelir getirecek şekilde değerlendirilebilir mi konusunda geniş katılımlı beyin fırtınaları yapılsa neler neler çıkar kim bilir. Uçak yolcuları terminallere erken gelmek zorundalar. Aslında erken yolcuların neler yaptıkları ve neler yapabilecekleri önemli bir inceleme alanı. Aynı konu bağlantılı uçuş aralıklarında bekleyen yolcular için de geçerli. Birçok terminalde değer katacak fonksiyonlar ekleniyor. İnternet kafeler, spor alanları, çocuk oyun alanları, müzik dinleme bölgeleri, bunlardan bazıları… Nitekim bazı firmalar sessiz sedasız dinlenme için özel koltuklar üretiyorlar!

Oya Torum

Terminalde 3-5 saat ya da daha fazla beklemek zorunda kalanlar için YOTEL denen bir konsept sektöre sunuldu. “YOTEL”ler minik otel odaları. Yatak, duş, tuvalet, TV var. Dinlenmek, üstünü değiştirmek, TV izlemek vb aktiviteler için üretilmiş. Bu konsepti ortaya atan Simon Woodroffe. (1) Böylece yolcular havaalanlarında sefil olmuyor. Yotel'in amacı müşterilerine düşük maliyetle rhat bir konaklama yaşatmak.

Londra'daki Heatrow Havalimanında Terminal 4’de 40 adet, ve Gatwick'in güney terminalinde 46 adet odacık oluşturuldu. Odacıkların gecelik fiyatı 40-80 pound arasında değişiyor. Kısa süreli konaklama, geliştirilerek fark yaratılabilecek bir fırsat.

Bir öneri de bizden: Çok temiz havalı, bol oksijenli salonlar yapabilsek, ne çok müşterisi olur kim bilir? Bence, artık, terminal işletmecilerinin hedefi “hava da satarız, hava da atarız” olmalı!

1) Simon Woodroffe: Yo! Suşi restoran zincirlerinin de sahibi.

Hava satmaya ne dersiniz?

Facebook Yorum

Yorumlar

Kunduz ~ 8 yıl önce
merak ettiğim 2 şey var: - YOTEL uygulaması Türkiye de var mı? - Giresun havalimanı KOBE gibi mi olacak? Aydın

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Rumuz ~ 8 yıl önce
Sn TORUM elinize sağlık..Bunca oralı olmayanlar arasında Atlasjet in IRAk uçuşlarındaki milli rahatsızlık boyutunu gösler önüne serdiğiniz için..Yalnız bir konuyu da okurların dikkatine sunmak isterim..Atlasjet de bu rİSK li bölgeye uçmak istemeyen, ulusal değerlere, Silahlı kuvvetlere, şehitlere SAYGI gösteren pilotlar buraya uçmak istemedikleri için kara listeye alınıp şirketden çıkartılıyor yada çıkmaya zorlanıyorlar..Ve bu ayıba SHGM duyarsız kalıyor

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iyilik şeytanı ~ 8 yıl önce
Yine çok ilginç fikirler geldi. YOTEL konusu çok doğru bir yönlendirme. 3-5 yıl içinde yayılacağını tahmin ediyorum. Tıpkı gemiler ve trenlerdeki gibi. neden olmasın?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Umut ~ 8 yıl önce
Şimdiye kadar hep hava attılar. Bizi de o dalgada yedi yuttular. Hiç umut var mı?

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000