27 Nisan 2009, Pazartesi
Tevfik UYAR
Tevfik UYAR tevfikuyar@airporthaber.com

Hakikaten! Amsterdam'da ne oldu yahu?

Hollanda polisi, satır arasında önemli itiraflarda bulundu. Önemli sırlar verdi... Ancak Amsterdam’da düşen uçağın ekibinin öldüğü ya da ölüme terkedildiğine dair soru işaretleri çözülebilmiş değil.

Zira geçtiğimiz günlerde Can Ataklı Vatan’daki köşesinde durumu aktarmaya çalıştı. Her şeyi yanlış anlamaya müsait kimseler, kendisini komplo teorisyenliği ile suçladılar. Oysa söyledikleri gayet açık, teoriden öte, gerçeklere yönelik kanıtları ortaya koyarak “Ne olmuş olabilir” sorusundan başkası değildi.

Bizim insanımızın çok önemli bir rahatsızlığı var: “Her şeyin en iyisini bildiğinı sanmak...”

“Sorgulamak” kavramı zaten ayıp galiba...

İnsanlarımızdan bazıları, herhalde böyle bir durum olsa Hollandalı ya da ABD’li makamların bunu itiraf edeceğini düşünüyorlar;

Oysa hiçbir gizli kapaklı şey, elbette aleni olarak ortaya dökülmez.

Ayrıca, kanıtlardan yola çıkılmazsa, gizlenen bir gerçeğe nasıl ulaşılabilir? Bir şeyin doğruluğuna inanmak için olayların gözünüzün önünde o şekilde cereyan etmesi, ya da en azından bir kameraya takılması mı gerekir?

Kameraya takılan takılmış:

Uçağın çevresinde bir şerit... İçeriye kimse sokulmuyor.

Şimdi, bizim her şeyi bilen dostlarımıza duyurmak/hatırlatmak istediğim bir şey var. BURAYA DİKKAT!

Geçtiğimiz haftaiçinde, Hollanda polis sendikası dergisi VMHP’de Amsterdam Kazası’ndaki THY uçağını kurtarma çalışmalarından sorumlu emniyet müdürü Ben Van Mierlo’nun bir söyleşisi yer aldı. Mierlo, samimi bir şekilde kurtarma çalışmalarında önceliğin yararlılara verilmediğini resmen ama resmen itiraf etti. Hollanda Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Pieter Van Vollenhoven’i isim vermeden eleştiren Mierlo, kaza sonrasında eş zamanlı olarak olay yerine geldiklerinde, Ulusal Güvenlik Konseyi görevlilerinin yaralılara müdahele etmek yerine “kara kutuyu” aramaya koyulduklarını, eğer yaralılara müdahele edilseydi ölü sayısının daha az olacağını söyledi. Hollanda Güvenlik Konseyi Sözcüleri söz konusu iddialara “Eleştrilere yanıt vermek istemiyoruz, her poşisin ya da yardım görevlisinin araştırma konseyi yetkilerini bilmesine imkan yok” diye yanıt verdi. Ancak daha fazlasını söylemedi.

Şimdi buyrun buna ne dersiniz...

Yaralıdan önce kara kutuya öncelik verilmesinin havacılık prosedürlerince hiçbir anlamı yoktur. Şu halde orada aranan şeyin kara kutu olmadığı açıktır; ancak komiser kesinlikle ve kesinlikle orada kara kutuyu ima etmek anlamında kullanmakta, ya da gerçekten ne olduğunu bilmeyecek, anlamayacak saflıktadır. Onu geçelim...

Benim de sorularım var:

1. Olay yerine niçin hem polis, hem de konsey yetkilileri intikal etmiştir. Bu iki yetkili grubun olay yerine intikal etmesine rağmen kapsamlı sağlık ekipleri niçin hemen intikal ettirilmemiş, kazaya müdahele ettirilmemiştir?

2. Böyle bir durumda güvenli çalışma alanı sağlandıktan sonra teknik ekip uçakta tehlike olmadığını anladığında kurtarma çalışmalarının başlaması gerekir. Bir kısım insanlar prosedür gereği böyle olduğu iddiasında bulundular; prosedür nedir? Uçağın patlamayacağına emin olmak için gerekli bir süre mi vardır? Yani “bir saat patlamıyorsa sorun yok” gibi ampirik, nicelikten uzak ve daha çok nitel bir kuralla mı davranılmaktadır?

3. Pilotun canlı olduğunu söyleyen görgü şahitleri var. Ancak kokpite giren çıkan herhangi bir kimse yok. Kaza sırasında vefat ettiği söylenen pilotların vefat haberini neden saatlerce alamadık? Hatta genel anlamdaki kaza bilançosu neden saatlerce netleşmedi? Havaalanı gibi kontrollü bir bölgede gerçekleşen bir kazada kurtulanların gözden kaybolması, kurtarılanların farklı hastanelere kontrolsüz bir şekilde sevki söz konusu olmadığından ölen ve yaralananların ve daha da kolay olmak üzere kurtulanların kimlikleri kolaylıkla tespit edilir. Orası kavşak değil ki, bi kurtulan sağa sapsın, bi kurtarılan sola sapsın, iki ambulans devam etsin! Böyle bir şey yok...

4. Bir yanda, uçağa alınmayan, yarı yolda alıkonulup kelepçelenen bir THY görevlisi... Sebebi kendisine ne olarak ifade edilmiştir? Bu konuda Hollandalı makamlar nasıl açıklama yapacaktır? Ve daha da önemlisi, bunu açıklaması için gerekli o küçücük soruyu bu makamlara kim soracaktır?

Her şeyi geçelim:

Bir kısım insanımız da Boeing’in çalışanlarının ne gibi sırlar taşıyabileceğini sormuş... Madem öyleymiş, bu insanlar niçin THY’nin tarifeli seferiyle taşınmışlar;

Boeing, şu an Avrupa’nın devi olan EADS ile hemen hemen her platformda yarış halindedir. Diğer yandan da muharebe uçağı pazarında Avrupalı Dassault ve Saab ile, nakliye uçağı pazarında bugün EADS ile yarıştadır, orta vadede Embraer ile yarış halinde olacaktır. Bu firmalar sadece uçak da yapmazlar. Bir çok büyük savunma sisteminin yan sistemlerini yaparlar. Bu çalışanlar sadece askeri teknolojik sırları taşımak zorunda değillerdir; aynı zamanda ticari sırlar taşırlar.

Bu firmalar siyasi gücü de temsil eder. Zira A380 ve 747-787 ikilisinin yarışında devletler bu firmaları desteklemiştir; çünkü firmadan ötelerdir. TAI, TEI, Aselsan, Havelsan vb. bizim için ne ise, bu firmalar da ülkeleri için öyledirler.

Şirketlerin bilançoları bile onların özel sırrıdır. Onu bunu bırakın, çok gizli askeri sırlar taşımasa bile, bir ihaleye giriş fiyatının yazdığını küçücük bir belge bir firmanın sonu olabilir. Ancak her bilgi taşıyanı da özel uçakla taşımazlar herhalde.

Yolcu uçaklarında kaza oranları milyonda bir ise eğer, aynı örnekleme ile, milyon şirket uçuşundan sadece birisi düşeceğinden sorun yoktur... “Ya düşerse” diye özel uçak tutacak değiller ya. Elindeki çantaya sahip olmasını bilen bir şirket personeli herhangi bir şey taşıyabilir.

Velhasıl;

Artık “yabancıları” sütten çıkma ak kaşık yapan şu zihniyette vazgeçelim. Herkes masum ya da suçlu olabilir ama gerçeği arıyorsak, sorgulayıcı olmalıyız!

Olaylar bizim inanmak istediğimiz gibi değil, gerçekleştikleri gibi gerçekleşmişlerdir. Bir şeyi sorgulamaya görelim hemen bir komplo teorisyeni yaftası yapıştırılıveriyor. Dünya’da hiç tezgah kurulmuyor, istihbarat örgütleri hiç bu tarz çalışmalar yapmıyor mu sanıyorsunuz?

Zira buyrun, herkes birilerini komplo teoristeni ilan ededursun, Hollandalı komiser bizim iddia ettiğimiz, bazılarının komplo teorisi deyip geçtiği şeyleri birinci ağızdan duyurdu...

İyi de; Hadi biz soruyoruz; belki komplo teorisi kuruyoruz... En azından bunu bir kaç kanıt ya da delil ile desteklemeye çalışıyor, mantık yürütüyoruz...
Sizler ne yapıyorsunuz? Çürütebiliyor musunuz?

NOT:
Tabi Sn. Can Ataklı’nın bir kısım hatalarını düzeltmem de gerek; FBI, ABD’nin Federal İstihbarat Ajansıdır. Yani ABD içinde, eyaletler üstü bir kuruluştur. Yurt dışı operasyonları CIA yürütür.FBI ise ancak ABD’deki bir olayın uzantısı olması halinde, dış devletlerden alacağı izne tabi olarak yurtdışı operasyon yürütebilir.

Hakikaten! Amsterdam'da ne oldu yahu?

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 8 yıl önce
türk olmak komplo teorileri ile yaşamaya alışmaktır derim kendimize güvenimiz yok elin gavuru da zaten bizi sevmez ama akla gelebilecek her soruyu sormamız ve bu olayın takibini yapmalıyız çürütemezlerse teorilerimiz doğru olarak kalacak ve en acısı bununla yasamaya ve birbirimize sormaya devam edeceğiz zafer altıntop

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
gecen hafta yayınlanan bu haberi dikkatlice okuduğumda hala bu olayın sis perdesinin çok zor aydınlanacağı kanısındayım uçagın düşme sebebi altimetre arızasına çekildi ve bu konuda yapılan yorumlarda son derce doğru ancak dikkatlerden kaçan çok husus var kurtulan yolcular hiç bir şekilde kokpite girmek için çaba sarf etmediler veya ettirilmediler uçak havalimanına çok yakın bir yere düşmüş olmasına ragmen tv ekranlarında yaklaşık 1.5 saat e yakın sadece statik bir resimle yanlış bilgiler haberlere aktarıldı diyelimki uçağın patlama riski var niye hemen soğutma çalışmasına geçilmedi bu olay 2 boyutta incelenmesi gerektiğini düşünüyorum 1.uçağın hangi sebeble düştüğü 2 boyut düştükten sonra ki yapılan prosedürler birazda onların ......

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Tevfik Bey çok isabetli saptamalarda bulunmuşsunuz. Özellikle Boeing çalışanları ile ilgili kısımda. Tebrik ederim. Bu gibi dünya devlerinin kendi çıkarları için bizim gibi sıradan vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecekleri gerçeğini acı olsa da görmemiz lazım. Ne zaman sorgulayıcı davranılsa "tü kaka" biz oluyoruz. Masallara inanmaya devam edelim evet herkes kardeş, tüm milletler dost, süper güçler ve dev şirketler aslında dünyada açlığın ve yoksulluğun bitmesi için çalışıyor, dünyaya barış hakim olsun istiyor... Haydi canım siz de, çocuk mu kandırıyorsunuz. Ama biz böyle gidersek bizi bu gibi masallarla tek ayak üstünde uyutmaya devam ederler. Ülkemizi, milletimizi seviyorsak uyanık olmalı, hakkımızı her platformda aramalıyı

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000