25 Aralık 2017, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • iyi günler.Yazınızda haklısınız.Siz birde DHMİ çalişanlarını görün.Ortaokul mezunu hiçbir iş yapmayan kişi 5.000.Tl maaş alıyor ve 2018 de maaşlarına GN:MD:leri haksız yere yüzde 50 zam yapıyor.BU para lar EUROCONTROL DEN GELİYOR DENİYOR.Bu nasil iş.Eurocontrol den gelen para Devlet hazinesine gitmiyormu.Yeni yılda günde 1o dakika çalışan hv.trafikçi 12.500 tl maaş alacak.D HMİ de çalişan evrak memuru 7.500 ti maaş alacak.Bu nasil adalet.Biz bu maaş adaletsizliğni sn.Cumhurbaşkanımıza bildirecegiz.sN.cumhurbaşkanımız bu konu ile ıigienecektir.Aynı durumu EUROCONROL merkezine de bildirecegiz.bunu burada açıklamak istedik.HAVAALANLARINDA DHMİ HARİÇ ÇALIŞAN DEVLET MEMURLARI
  • Çetin bey sayenizde bu sitede İLK KEZ okunmaya değer, dürüstlükle yazılmış bir yazı okudum. Çünkü üzülerek belirtmek isterim ki havacılık magazini tarzında haberler ve yazılardan dolayı çok çok nadir bu siteyi ziyaret edip, çoğunlukla başlıkları okuyor, pişman oluyor ve kapatıyorum. Biliyor musunuz, bazen GÜZEL anneler babalar çocuklarını eğitirken kabaca 'kısa' kalabiliyorlar, zira herkes bildiğini aktarma konusunda başarılı olamayabiliyor. Onların ve toplumun başarılı olamadığı noktada sorun kişinin karakterinde bitiyor. Bu tür insanlarla maalesef bir şekilde karşılaşmış olmak da şans faktörü ile ilgili. Dostum olduğuna inandığım, dostluğumu, desteğimi, sevgimi, güvenimi asla esirgemediğim ama sonunda bin pişman olduğum hayal kırıklığı yaşadığım bir süreç geçirdim. Tüm dileğim aynı hatayı bir kez daha yapmamak ama kimseye güvenmeden de yaşayabileceğimi sanmıyorum. Bir tek şey düşünüyorum; 'Allah daima iyi insanlarla karşılaştırsın'
  • Güven dediğimiz şeyi malesef'ki büyüklerimizden öğrenemiyoruz .İş yaşamında dahi size güvenmeyen bir yönetici ile evde size güvenmeyen ailenizin davranışları ile insanlar birbirlerine GÜVEN miyorlar.Bir arkadaşım var adı Güven ama kesinlikle güven vermeyen bir arkadaş sadece iş ilişkim olmasa yüzüne bile bakmayacağım.Bu nedenle Çetin bey Siz Siz olun babanıza bile güvenmeyin....
  • Güzel bir yazi
  • Dost deniz kenarındaki taşlara benzer. Önce tek tek toplarsın sonra birer birer denize atarsın ancak bazılarına kıyamazsın...
  • Harika bir yazi cok tesekkurler
  • Doğrudur.Ahlak bozuldukça güven de kalmadı. Başka söyleyecek bir şey yok. Allah bu millete zor günler yaşatmasın.Düşmana gerek yok. Biz birbirimize yeteriz.
  • Çetin Bey hikayedeki başarının sırrını, kaybetme korkusu olmadan iş yapabilmesine bağlıyorum. Kaybetme korkusunun olmaması başarıya götüren bir etken midir sizcede? Yoksa yanlış mı düşünüyorum?
  • Enfes bir yazı tebrikler. Hayatta herşey sosyoloji ve psikoloji ile alakalıdır,insan da sosyal bir varlıktır ve herşeyin başı da doğru ve gerçek eğitimdir. Güven,karakter,iyi niyet,içtenlik,samimiyet,doğruluk,dürüstlük kısaca insanlık adına doğru ve iyiye dair var olan kavramların pek geçerliliği yok günümüzde ne yazık ki. Ekonomi,politika ve eğitim'in sorunlu olduğu ve toplumun çoğunlukla cahil olduğu ya da cahil bıraktırıldığı ülkelerde bunlar her türlü soruna sebep oluşturur haliyle. İyi eğitimli olmayan ve ailesinden de gerekli eğitimi alamayanların toplumumuzda sayısı maalesef çok. Güven, bir anda oluşan bir olgu değildir zamanla olur. İnsanların kimseye güveninin olmaması ve herkese karşı ihtiyatlı olmak zorunluluğunu hissetmeleri de onların değil onları böyle hissettirenlerin suçudur bence. Her an bir şekilde kazıklanma,kandırılma,dolandırılma,ihanete uğrama,haklarının yenmesi vs gibi risklerle yaşamak zorunda olan toplumumuzda insanlar ceplerindeki parayla,oturdukları muhitle,kullandıkları arabayla,çalıştıkları işyerleriyle ve mevkileriyle ölçülüyor,insanlarımız para ve çıkar için her kılığa girer halde ve bu sebepten insanları kandırmaya da meyilimiz çok bu da dostlukları,arkadaşlıkları,aile içi ilişkileri,toplumu, herşeyi etkiliyor. Kuyruğa aradan giren,başkasının hakkını yiyen çocuklara 'aferim uyanık çocuk,işini biliyor' diye övüyoruz o da,eğer ileride gerçeği görmezse, matah birşey yaptığını sanıp hayatının geri kalan kısmını da o şekilde yaşıyor ne acı ki. Bukowski'nin en son paragrafta yazdığına atıf olarak 'akrabanın akrabaya yaptığını akrep yapmaz' , 'iyilikten maraz doğar', 'iyilik yap denize at halik bilmezse malik bilir' gibi atasözleri olan bir ülkede, güven,karakter,yardımseverlik,insanlık gibi olgular,insan arası ilişkiler,dolayısıyla toplum nasıl iyi olabilir ki ? Hürmetlerimle.
  • Düşündürücü yazı.

Güvensiz Kalplerimizi, Karaktersiz İnsanlara Borçluyuz.(*)

Hani bir söz var. Birçoğumuz biliriz. “Gömleğin tüm düğmelerini yanlış iliklemek gibidir insanlara güvenmek. En başından beri yanlış yaptığını sonuna gelmeden anlayamıyorsun.” Ne kadar doğru değil mi? Anlıyorsun anlamasına da, iş işten geçtikten sonra.

“Nefret ettiğin ve güvenmediğin insanla iyi geçinme çabasına siz medeniyet diyorsunuz, ben sahtekârlık diyorum. O yüzden anlaşamıyoruz” diyen Charles  Bukowski  başlıktaki sözü de söylemiş. Yazarın 1994 yılında öldüğünü düşürseniz o günden bu güne bu konuda dünyada bir iyiye gidiş olmadığını düşünmek olası. Çünkü aynı sözün değişik versiyonları Bukowskiyi tanımayıp onun sözünü duymamış olanların da zaman zaman içinden geçiyor.

Nedendir bilmem biz Türkler karşısındakilere zor güvenen insanlarız. Acaba neden ki? Babana bile Güvenme diye bir deyiş dünyanın bizden başka hangi ülkesinde var? Bu bile bir gösterge. B.Ç’nin ifade ettiği gibi “ Bu zamanda herkese kuşkuyla bakacaksın önce. Gazetelerde neler okuyoruz gör. Kuşkuyla yaklaş ki fazla zarar görmeyesin. Senin iyiliğin için söylüyoruz bunları.” Bir dönem büyüklerimizden en çok işittiğimiz sözler.

Yaşadığımız günlerde insanların çoğu neden psikomatik hastalıklar ile uğraşıyor. İnsanlar ne özel yaşamlarında ne de iş yaşamında önünü göremiyor, yarınlarından emin değil. Güven duygusunu tamamen yitirmişler. Ne öz güvenleri var ne de başkalarına güveniyorlar. Bu yaşam şeklini stres ile atlatabilenler şanslı. Çocuğuna Güven adını verenler bile azaldı. Hatta neredeyse yok gibi. Güven duygusunun yokluğu insanlarımıza ruhsal bir bozukluk gibi aksediyor.  Depresyonun her türlüsü insanların refakatçisi olmuş. Okudum ki; Türkiye, BM'nin mutluluk raporunda 69’uncu sıradaymış. Bu durumda, daha yukarılarını bekliyor muyduk?

Bir çocukluk arkadaşımızla, devam eden dostluğumuzun karşılıklı fayda ilişkisine dayandığını nasıl düşünebiliriz ki? Bu dostluğun, bu güne kadar süren devamlılığının ne denli büyük denemeler sonunda oluştuğunu bir düşünün. Geçmiş senelerin muhasebesini yapıp bunları bu gün o yaşanmışları sıralayabilir miyiz teker teker? Yapılabileceğini zannetmiyorum. Bu uzun denemeleri takiben aramızda oluşan güven duygusunun büyüklüğü, sarsılmazlığı değil midir bu güzel arkadaşı vazgeçilmez yapan? İş yerlerindeki dostluk ve arkadaşlıkların alışkanlıktan öte olmadığını birçoğumuz yaşayarak görmüştür. En azından ben gördüm. İstisnalar hariç tabii ki.

Bir de kendisinden başka kimseye güvenmeyen, her olayda daha ilk adımda yapısına hâkim olan güvensizliği sergileyen insanları düşünelim. Ben bu yaradılışta olan ve de bunu her olayda ortaya koyan kimselerin aslında kendilerinin güvenilir olmadıklarını düşünürüm. Bu tür insanlardan mümkün olduğunca uzak olmayı yeğledim yaşamım boyunca.

Özellikle şüphenin ve güvensizlik duygusunun genç beyinlere hâkim olabilmesi ilerisi içinde ümitlerimi karartıyor. Üzüntü duyuyor ve bir ömrün, güzel olmasını dilediğim pırıl pırıl bir yaşamın bu yıpratıcı yapı ile nasıl zor geçeceğini onlar adına düşünürken, üzülüyorum.

Bir önceki özel veya iş ilişkisinde üzülen, aldatılan insanın yaşamının geri kalan bölümünde tüm insanlardan kuşkulanması nasıl bir duygudur ki? Düşünün tüm iş yaşamınızda yanınızda çalışan hiç kimseye güvenmemek gibi bir durumdasınız? Herkese, birlikte çalıştığınız herkesin yaptıkları her işe kuşku ile yaklaşacaksınız. Belki de daha ileri gidip herkesin sizi aldatmak için seferber olduğunu düşüneceksiniz. Bu cenderenin içerisinde mutlu olmanız kolay değil. Zamanla bu çelik kafes nefes alamayacak kadar sıkıştıracaktır sizi. Uzun seneler sonra ise sizi çevreleyen cendereyi kırarak rahatsız edici bu ruh halinden kurtulmanız ise mümkün olmayacaktır.

Yaşam bu değil. İnsanlara yeniden güvenmeye alışmak gerektiğini söylüyorsak da bunun kolay olmadığını da ifade etmek gerekir. Hepimiz duyuyoruz. İnsanların en sık kullandığı sözlerden biri “ Aldatıldım “ diğeri ise “Kandırıldım”. Bu insanlara nasıl yeniden güvenilir bilemiyorum.

Her şeyden kuşkulanmanın, her şeyden şüphelenmenin ve genelde insanlara güvenmemenin bir anlamda “ Ruhsal bir bozukluk ” olarak insan yaşamını çok menfi olarak etkileyeceğine kesinlikle inanıyorum. İnsanoğlunun bu denli bozuk olduğu bu dünyada insanlığın tümü ile bir ruhsal dengesizlik içinde bulunduğunu düşünmekten de başka bir şey yapamıyorum. Bu dengesizliğin belli bir süre sonra ruhsal bozukluğa dönüşeceği düşüncesi tabii ki korkutucu. Etrafınıza bir bakın, trankilizan veya antidepresan ilaç kullananların çokluğu sizi şaşırtacaktır.

Evet; sevgili okurlar.

Evet, güven duygusu insanları birbirine yaklaştırır. Bu doğru.  Onları birbirinden ayrılamaz hale getirir. Bu da doğru. Bu duygunun üzerine bina edilen sevgi ve karşılıklı saygının gerek iş hayatında ve gerekse özeldeki yaşam fırtınalarını atlatmada en önemli faktör olduğu açık değil mi? Evet açık ve de bu da doğru. İyi de bu kadar doğrudan sonra ve de insanlar bu doğruları da bildiklerine göre neden birbirlerine karşı bu denli güvensizler. Bunun en önde gelen nedeni de mutlak yaşadığımız ahlaki çöküş olsa gerek.

Evet; sonuna kadar doğru olan şu dur ki; Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğimiz mutlaktır. Bu duygunun sonucunda yaşam boyu bir dost kazanmamız mümkün tabii ki. Bu gerçekleşmediği takdirde ise yaşadığımız bu yanılgının hayat boyu unutamayacağımız bir derse dönüşmesi kaçınılmaz. Neticeten ikisinde de zararda değiliz. İkinci şıkta yaşanması kaçınılmaz olan kısa süreli olması temenni edilen bir üzüntü dışında tabii ki.

Kime inanabileceğimizi ve kime güvenebileceğimizi bilmemiz tabii ki mümkün değil. Ancak, kendimize inandığımız ve güvendiğimiz sürece bu kötü türün hepsi ile baş edebilmemiz imkân dahilinde. Evet, insanın  kuvvetli bir öz güven duygusuna sahip olması çok çok önemli.

Bir işadamı büyük borç içindeydi ve hiç bir çıkış yolu görmüyordu. Kredi verenler onu sıkıştırıyorlardı. Mal sağlayanlar ödeme bekliyorlardı. Parkta bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı, firmasını iflastan kurtaracak bir yol var mı
diye düşündü.

Birden, yaşlı bir adam önünde belirdi. "Bir şeyin seni rahatsız ettiğini görüyorum" dedi yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra, ona "sana yardım edebileceğime inanıyorum" dedi. Adam işadamının adını sordu, bir çek yazdı ve eline verirken "bu parayı al ve tam 1 sene sonra benimle burada buluş, o zaman borcunu ödersin." dedi.

Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı çeke baktı. Çekte 500.000 Dolar yazıyordu. İmza ise John D. Rockefeller'a aitti, dünyada o zamanın en zengin adamı."Tüm parasal sorunlarımı bir hamlede temizleyebilirim" diye düşündü. Ama bunun yerine bu bozulmamış çeki kasasına sakladı. Sadece onun orada olduğunu bilmenin, işini kurtarmak için bir yol bulmasında kendisine yardımcı olabileceğini düşündü. Yepyeni bir iyimserlikle daha iyi işler almaya ve daha uzun vadeli ödemelerle işlerini götürmeye başladı. Büyük işler aldı. Birkaç ay içinde borçlarından kurtuldu ve tekrar para kazanmaya başladı. Tam bir sene sonra, elinde bozdurulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatte yaşlı adam belirdi. Ama tam işadamı ona çeki verip başarı hikâyesini paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve yaşlı adamı yakaladı. Hemşire "onu yakaladığıma çok sevindim" diye bağırdı. "Umarım sizi rahatsız etmiyordu. Huzurevinden sürekli kaçıyor ve insanlara kendisinin John D. Rockfeller olduğunu söylüyordu". Ve hemşire adamın koluna girip onu uzaklaştırdı. Şaşkın işadamı orada öyle durdu, sanki donmuştu. Tüm sene boyunca işler aldı, işler kapattı, aldı, sattı. Arkasında yarım milyon Dolar olduğuna ikna olmuş olarak.

Birden, hayal veya gerçek fark etmez, hayatını değiştirenin para olmadığını anladı.. Hayatını değiştiren, peşinden gittiği her şeyi başarmasını sağlayan şimdiye dek sahip olamadığı ancak yaşlı adam sayesinde yeni bulduğu kendine güvendi.

Güveni bazen hiç tanımadıklarımız bize sağlar ve tanıdıklarımız ise güvenimizi dostluğuyla beraber yok eder gider.

 (*) Charles Bukowski

Güvensiz Kalplerimizi, Karaktersiz İnsanlara Borçluyuz.(*)

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (20)

hasan demirci ~ 9 ay önce
iyi günler.Yazınızda haklısınız.Siz birde DHMİ çalişanlarını görün.Ortaokul mezunu hiçbir iş yapmayan kişi 5.000.Tl maaş alıyor ve 2018 de maaşlarına GN:MD:leri haksız yere yüzde 50 zam yapıyor.BU para lar EUROCONTROL DEN GELİYOR DENİYOR.Bu nasil iş.Eurocontrol den gelen para Devlet hazinesine gitmiyormu.Yeni yılda günde 1o dakika çalışan hv.trafikçi 12.500 tl maaş alacak.D HMİ de çalişan evrak memuru 7.500 ti maaş alacak.Bu nasil adalet.Biz bu maaş adaletsizliğni sn.Cumhurbaşkanımıza bildirecegiz.sN.cumhurbaşkanımız bu konu ile ıigienecektir.Aynı durumu EUROCONROL merkezine de bildirecegiz.bunu burada açıklamak istedik.HAVAALANLARINDA DHMİ HARİÇ ÇALIŞAN DEVLET MEMURLARI

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP HASAN DEMİ.. ~ 9 ay önce
BEN HAVALİMANINDAN, SEKTÖRDEN AYRILALI ÇOK FAZLA ZAMAN GEÇTİ. DOLAYISI İLE BİZİM DÖNEMİMİZDEN KİMSE KALMADI ETRAFTA. HALEN DAYANANLARI DA TEMİZLEDİLER. DHMI'NİN DURUMUNU MAALESEF BİLMİYORUM. ANLATIMINIZ ÇOK ENTERESAN. AMA KONUYA DEĞİNMEK İÇİN DAHA DETAYLI BİLGİ GEREK.( çetin@ozbey.org)
Hala güvenmek istiyorum ~ 9 ay önce
Çetin bey sayenizde bu sitede İLK KEZ okunmaya değer, dürüstlükle yazılmış bir yazı okudum. Çünkü üzülerek belirtmek isterim ki havacılık magazini tarzında haberler ve yazılardan dolayı çok çok nadir bu siteyi ziyaret edip, çoğunlukla başlıkları okuyor, pişman oluyor ve kapatıyorum. Biliyor musunuz, bazen GÜZEL anneler babalar çocuklarını eğitirken kabaca 'kısa' kalabiliyorlar, zira herkes bildiğini aktarma konusunda başarılı olamayabiliyor. Onların ve toplumun başarılı olamadığı noktada sorun kişinin karakterinde bitiyor. Bu tür insanlarla maalesef bir şekilde karşılaşmış olmak da şans faktörü ile ilgili. Dostum olduğuna inandığım, dostluğumu, desteğimi, sevgimi, güvenimi asla esirgemediğim ama sonunda bin pişman olduğum hayal kırıklığı yaşadığım bir süreç geçirdim. Tüm dileğim aynı hatayı bir kez daha yapmamak ama kimseye güvenmeden de yaşayabileceğimi sanmıyorum. Bir tek şey düşünüyorum; 'Allah daima iyi insanlarla karşılaştırsın'

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP HALEN GÜVEN.. ~ 9 ay önce
TEŞEKKÜRLER EDİYORUM.SAĞOLUNUZ.SİZİN OKUNMAYA DEĞER DEDİĞİNİZ BU YAZI EN AZ RPT EN AZ OKUNMA REKORU KIRACAK GİBİ.BU DÖNEMDE BİLDİĞİNİ AKTARMAK İSTESEN DE OKUYAN YOK. ALLAH HEP İYİ İNSANLARLA KARŞILAŞTIRSIN SÖZÜNÜ RAHMETLİ ANNEM ÇOK KULLANIRDI.ONU HATIRLATTINIZ BANA. TEŞEKKÜRLERİMLE.
B,K ~ 9 ay önce
Güven dediğimiz şeyi malesef'ki büyüklerimizden öğrenemiyoruz .İş yaşamında dahi size güvenmeyen bir yönetici ile evde size güvenmeyen ailenizin davranışları ile insanlar birbirlerine GÜVEN miyorlar.Bir arkadaşım var adı Güven ama kesinlikle güven vermeyen bir arkadaş sadece iş ilişkim olmasa yüzüne bile bakmayacağım.Bu nedenle Çetin bey Siz Siz olun babanıza bile güvenmeyin....

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP B.K ~ 9 ay önce
NASİHATINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
Atsizci ~ 9 ay önce
Güzel bir yazi

Yanıtla

Kalan karakter 1000
B777 ~ 9 ay önce
Dost deniz kenarındaki taşlara benzer. Önce tek tek toplarsın sonra birer birer denize atarsın ancak bazılarına kıyamazsın...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
aviator ~ 9 ay önce
Harika bir yazi cok tesekkurler

Yanıtla

Kalan karakter 1000
GÜVEN,AHLAK ~ 9 ay önce
Doğrudur.Ahlak bozuldukça güven de kalmadı. Başka söyleyecek bir şey yok. Allah bu millete zor günler yaşatmasın.Düşmana gerek yok. Biz birbirimize yeteriz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP GÜVEN - AHLAK ~ 9 ay önce
MAALESEF Kİ HAKLISINIZ.GÜVEN EKSİKLİĞİ DÜŞMANLIK DOĞURUYOR. TEMENNİNİZE KATILIYORUM. ASLINDA BAŞKA DÜŞMANA İHTİYACIMIZ YOK.
Ali TAV ~ 9 ay önce
Çetin Bey hikayedeki başarının sırrını, kaybetme korkusu olmadan iş yapabilmesine bağlıyorum. Kaybetme korkusunun olmaması başarıya götüren bir etken midir sizcede? Yoksa yanlış mı düşünüyorum?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP ALİ TAV ~ 9 ay önce
TİCARETİN HER TÜRLÜSÜNDE KAYBETME RİSKİNE BAĞLI OLARAK BUNUN KORKUSUNUN DA OLDUĞUNA İNANIRIM. ANLATIMDA BELİRTİLMEK İSTENİLEN TİCARETİN KAÇINILMAZI OLAN MUHTEMEL ZARARI KARŞILAYACAK MEBLAĞIN KASADA BULUNMASININ ( KİŞİNİN BU PARANIN VAR OLDUĞUNA İNANMASI ) ONA GÜVEN AŞILAMASIDIR.KİŞİSEL GÖRÜŞÜME GÖRE TİCARETİN HER TÜRÜNDE ZARAR ETME KORKUSU VARDIR VE DE SERMAYESİ YETERLİ OLAN İNSANLAR BU KORKUYU DAHA AZ HİSSEDERLER.TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
sn çetin bey ~ 9 ay önce
Enfes bir yazı tebrikler. Hayatta herşey sosyoloji ve psikoloji ile alakalıdır,insan da sosyal bir varlıktır ve herşeyin başı da doğru ve gerçek eğitimdir. Güven,karakter,iyi niyet,içtenlik,samimiyet,doğruluk,dürüstlük kısaca insanlık adına doğru ve iyiye dair var olan kavramların pek geçerliliği yok günümüzde ne yazık ki. Ekonomi,politika ve eğitim'in sorunlu olduğu ve toplumun çoğunlukla cahil olduğu ya da cahil bıraktırıldığı ülkelerde bunlar her türlü soruna sebep oluşturur haliyle. İyi eğitimli olmayan ve ailesinden de gerekli eğitimi alamayanların toplumumuzda sayısı maalesef çok. Güven, bir anda oluşan bir olgu değildir zamanla olur. İnsanların kimseye güveninin olmaması ve herkese karşı ihtiyatlı olmak zorunluluğunu hissetmeleri de onların değil onları böyle hissettirenlerin suçudur bence. Her an bir şekilde kazıklanma,kandırılma,dolandırılma,ihanete uğrama,haklarının yenmesi vs gibi risklerle yaşamak zorunda olan toplumumuzda insanlar ceplerindeki parayla,oturdukları muhitle,kullandıkları arabayla,çalıştıkları işyerleriyle ve mevkileriyle ölçülüyor,insanlarımız para ve çıkar için her kılığa girer halde ve bu sebepten insanları kandırmaya da meyilimiz çok bu da dostlukları,arkadaşlıkları,aile içi ilişkileri,toplumu, herşeyi etkiliyor. Kuyruğa aradan giren,başkasının hakkını yiyen çocuklara 'aferim uyanık çocuk,işini biliyor' diye övüyoruz o da,eğer ileride gerçeği görmezse, matah birşey yaptığını sanıp hayatının geri kalan kısmını da o şekilde yaşıyor ne acı ki. Bukowski'nin en son paragrafta yazdığına atıf olarak 'akrabanın akrabaya yaptığını akrep yapmaz' , 'iyilikten maraz doğar', 'iyilik yap denize at halik bilmezse malik bilir' gibi atasözleri olan bir ülkede, güven,karakter,yardımseverlik,insanlık gibi olgular,insan arası ilişkiler,dolayısıyla toplum nasıl iyi olabilir ki ? Hürmetlerimle.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP SN.ÇETİN. ~ 9 ay önce
YORUMLARINIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM.BENİM İÇİN FAYDALI OLDUĞUNA İNANABİLİRSİNİZ.BUNUN İÇİN MÜTEŞEKKİRİM. BİR YAZIMDA DA BELİRTMİŞTİM. BU TÜR KONULARI İŞLEYEN YAZILARA SEKTÖR ÇALIŞANLARI RAĞBET ETMİYOR.İLGİLERİNİ ÇEKMEK İÇİN MUTLAK KENDİ ÇALIŞTIKLARI ŞİRKETİ, AKÇELİ KONULARINI, YÖNETİCİLERİNİ VB...HUSUSLARI İŞLEMEK GEREKİYOR.YAZIYI OKUMAYANLARIN SİZİN YORUMLARINIZI OKUYUP İSTİFADE ETMELERİNİ TEMENNİ EDİYORUM.BEN İLGİ VE YAKLAŞIMINIZDAN ÖTÜRÜ MEMNUNUM. SAYGILARIMLA.
Sn Çetin bey 2 ~ 9 ay önce
Değerli övgüleriniz, temennileriniz ve alakanız için çok teşekkürler, çok mahçup oldum...İnanınız ki yazılarınız bizler için çok faydalı ve önemli, bize devamlı güzel bilgiler veriyorsunuz, yorumlara cevap vermeniz de ayrı bir incelik. İyi ki varsınız. Saygı ve hürmetlerimle.
SN ÇETİN..2 ~ 9 ay önce
RİCA EDERİM.TEKRAR SAĞOLUNUZ.
TGS Harekat ~ 9 ay önce
Cetin.bey surekli.okuyorum.yazilarinizi ,Guzel bir konuya deginmissiniz yine.Tesekkurler
CVP TGS... ~ 9 ay önce
TAKİBİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.
idea ~ 9 ay önce
Düşündürücü yazı.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000