09 Haziran 2014, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Thy teknik gmy f.ç ye dikkat edin. Yaptıgı tum anlaşmalarda şirketin kaçakçılık yapması için yaratılan maddeler var. Önceki tedarikçilerle yapamadığı her türlü pisliği kendi anlaştığı tedarikçilerle yapmaya başladı. Gn md vekiliyken yaptığı şirket birleştirmelerine göz atın.Sahte düşmanlar yaratıp o.h , a.a.c , e.ö ye tetikçilik yaptırtıp hamdi topçuyu bile yanlış yollara sevk etmektedir.Şirketimizi ne hale soktuğunu yakında herkes görecek.İngilizcesi olmamasına rağmen kıskandığı dönemde yapılan tüm anlaşmalara sekte vurdurtmak en büyük hobisidir.
  • Thy teknik gm yard. F.Ç nin yaptiklari mercek altina alinmalidir.imzaladigi anlasmalarla thy ucaklariyla silah ve muhimmat kacakciligi bile yapilir hale geldi.Isini duzgun yapan iyi egitimli personeli "dusman " ilan edip gosteris savasina girmis durumda.Sirketi kacakcilarla ,militanlarla doldurdu.Birlestirtigi grup sirketlerine nemalandigi tedarikcileri sokmakta.Biz nasil boyle bir sirket olduk??? Uaziklar olsun..
  • Sukru Can THY'nin basarisini deve kurban ederek kutladi diye ( onun yerine ickili alem duzenleseydi) isinden olduysa, Mehmet Yilmaz yakinindan biri Cemaate mensup diye kisaca Hacilar soyu ve Muslumanligin gereklerini tam yerine getiriyorlar diye,hak etmedigisekilde iftiralar dedikodularla yolculaaniyorsa, ( Iki kandirmaca akp twiti atip orda da kalabilirdi) bunlara goz yumarak basarilarini gormezden gelen ,gidislerine imzalar basan ,yolsuzluklarihat safhada olanlar ,ceketlerini lip kendileri gitmiyorlarsa ,aciga alinmali...
  • Sefa Bey vergısız para sızın onculugunuzde ucucuların acmıs oldugu davalar sonucu kazanılmıs bır haktı. Mehmet Yılmaz ucucu olmadıgı halde dava acarak adaletı yanıltmıs ve devletten hıc haketmedıgı bır parayı almıstır basından sonuna kadar haram olan bu parayı sızın savunmanızı esefle kınıyorum haslbukı sız topluma mal olmus bır ınsansınız haksızlıgı savunmak sıze yakısmaz. BELKI BU YORUMU YAYINLAMIYACAKSINIZDIR ancak canınız sag olsun derım

GÜLE GÜLE MEHMET BEY… “PARALEL HAKSIZLIKLAR VE GERÇEKLER.

 Kısaca, ”Oh olsun”  tarzında cümleleri bana yakışmayacağından, kullanmam.

Bu tür yazıları, genelde en üst mevkilerde görev yapanlara yönelik yazarım. Çünkü; iş hayatında işleyen hiyerarşik düzen gereği, emirlerin üstten alta gittiğini ve bu emirlerin, yanlışlıklarının alt yöneticide patladığını çok iyi bilirim. Çalışanlar ise, işlerine gelmeyen uygulamaları ve alınan kararları, sanki kendi amiri almış gibi tepkilerini ona yöneltirler. Hâlbuki, emir büyük yerden olduğundan; tepki koydukları yöneticinin o verilen emri istese de istemese de uygulamak zorunda kalmakta olduğunu düşünmezler.  Emri uygulamak zorunda olan yöneticinin yapacağı iki şey vardır; ya yanlış olduğunu bile bile uygular, ya da ceketini alır çeker gider. (Bu tür yöneticiyi, yani, ceketini alıp giden yöneticiyi ben görmedim…)

Bu işleyiş tarzını çok iyi bildiğimden, yazılarımda muhatap olarak hep üst mevkilerdeki kişiler vardır. THY’yi eleştireceğim zaman; Temel Kotil değil, Hamdi Topçu ismini kullanmamın nedeni budur. ( Aslında şirketi genel müdür yönetir, ama THY’de farklı uygulama var.)

 Bir yanlış varsa önce en üste bakmakta fayda var. Alt yönetici kalkıp ta; “Bana verilen emir bu. Aslında ben de karşıyım ama…” diyemeyeceğine göre, çalışan kesimin tüm okları kendi ilk amirine yönelir. Örneğin; araç gereç yetersizse, ilk amir sanki araç, gereç ihtiyacını yukarıya iletmemiş gibi suçlanır. Üst makamın  araç gereci geciktirmesi veya kabul etmemesi, her nedense alt yöneticiye patlar. Alt yönetici olmanın kaderi budur. Emir kulu olmak zordur.     

İşe girmek kadar, işten ayrılmak da her zaman olağandır. Bu ayrılık yüz kızartıcı bir nedenle olmamışsa, idari bir karar olarak görülür. Her ne kadar Mehmet Beyin genel müdür emrine çekildiği işten çıkartılmadığı söylense de, bu karar aslında bir kızağa çekiliş olduğundan, onur kırıcıdır. Bu kararın bildirilmesi durumunda, ilgili kişi tası, tarağı toplar ve gider.

Ali Bey, Candan Bey, Atilay Bey’e güle güle yazdıktan sonraki ilk “Güle Güle” yazımın Hamdi Topçu Bey olması gerekirdi. Ancak, bu sefer kendine yanlış yapıldığına inandığım ve sizlere de sunduğum gerçeklerle inandırabileceğimi düşündüğüm Mehmet Bey’e kısmet oldu. Ancak bu güle güle kinaye içermemektedir.

 Birilerinin Mehmet Beyin aile bireylerinden birine kızıp acısını ondan çıkartması kadar yanlış bir uygulama olamaz. Ne yapana ve ne de yaptırana yakışmaz. Bu görevden alma olayı aynı kan davası gibi yürütülüyor. Mesela, size gücü yetmeyen birinin oğlunuzu sıkıştırıp dövmesi gibi yanlış bir uygulamadır.

Konuyu açıp bakalım. Önce mağdur kimdir ona bakıp değerlendirmeyi size yakışan üslupla birlikte yaparız.  

Mehmet Yılmaz 1987 yılında THY’de işe başlamıştı. İlk geldiği günü hatırlarım. Mehmet Bey THY’nin koşullarını beğenmeyip, özel şirketlere geçen teknisyenler gibi, 1997 yılında Air Alfa’dan aldığı öneriye sıcak bakıp oraya geçmiş ve Air Alfa’da 2002 yılına kadar çalışmıştır. Air Alfa’dan sonra bir senelik bir OREX kargo çalışması vardı diye hatırlıyorum. Sonuçta THY’nin isteği üzerine 2003 yılında geri dönüş yapmış ve bugüne kadar başarılı bir iş hayatı olmuş, mühendis bir arkadaşımızdır.  Tepeden inme değildir. Hat Bakım Nöbetçi Müdür Yardımcılığı, Uçak Revizyonda müdürlük, Uçak Bakım Başkanlığı ve son olarak da Hat Bakım Başkanlığı yapmıştı.

Birlikte kurslara gittiğimiz ve aynı hangarda çalıştığımız dönemler olmuştur. Son derece espritüel ve kıvrak zekâlı olmasının yanı sıra, farklı fikirlere, eleştirilere açık bir yapısı vardır. Kin tutma özelliği olmayan, mütevazi bir yaşam sürdüren biri.

Mehmet Yılmaz’ı daha iyi tanıyacağınız ve onu daha çok takdir edeceğinizden kuşku duymadığım bir anımı anlatmak istiyorum:

2006 yılıydı. Ben emekliliğimle birlikte UTED başkanlığını bırakmış ve her sene gitmek durumunda kaldığım Avşa adasındaki mütevazı aile motelimizde bir gün cep telefonum çaldı. Karşımda Mehmet Yılmaz Bey vardı ve “selam” ve “nasılsınız” faslından sonra, neden aradığını söyledi. Bildiğiniz üzere, ben THY’de çalışırken uçak teknisyenlerinin ilgili vergi davasını kazanmış ve Maliye Bakanlığı, kazandığım bu davayı Danıştay nezdinde temyiz etmişti. Sonuçta, Danıştay mahkemenin verdiği (benim lehime olan) kararı onayladı ve beş sene geriye dönük vergilerimi almaya hak kazanmıştım. Hatırladığım kadarı ile 55-60 bin lira arası vergi iadesi aldığım kesinleştiğinde, binlerce teknisyen ve bazı mühendisler, benimle aynı koşulları taşıdıkları gerekçesi ile kazandığım davayı emsal göstererek işleme başlamışlardı. Sonuçta, onlar da benim kazandığım davayı emsal gösterip mahkemeler ve Danıştay nezdinde geriye dönük beş sene vergi iadelerini almaya başlamışlardı. Binlerce teknisyen ve mühendis, Maliye’den ortalama 100 trilyon civarı (Bugünün parası ile 100 milyon TL) almaya hak kazanmışlardı. Binlerce meslektaşım bu paralarla ev aldı, araba aldı.

UTED’in bu davaya bakan avukatına UTED üyesi dışında dava aldırmadığımızdan UTED üyesi olmayan arkadaşlar farklı avukatlar eşliğinde birer birer bu davayı kazanmışlardır. Sonuçta her mahkeme emsale bakar ve emsaldeki vasıflara uygun olan diğer davacılara da aynı hakları verir. Bu konu çok uzun olduğundan kısa kesip konuyu Mehmet Beyin beni neden aradığına getirdiğimizde; Mehmet Beyin beni arama nedeni, helallik almakmış… Şaşırdım kaldım. 

“Mehmet Bey, bankanın önünde olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu parayı devlet size yatırmış benimle ilgisini anlayamadım, güle güle harcayın!” dedim. Hayır, Sefa Bey, bu konu ile ilgili senelerdir verdiğiniz emek adına helalleşmek istiyorum” dediğinde, kulaklarıma inanamadım.  Mehmet Bey’e, emeğimi helal etmiyorum desem parayı almaz mısın diye şakadan takıldığımda ise, “kesinlikle almam ve banka kapısından geri dönerim” diyen gerçek bir Müslüman…

Mehmet Bey bu kadar duyarlı davranırken, davayı takip ettiğim zamanlarda, “Bırakın bu işleri Sefa Bey. Olmayacak iş için boşuna uğraşıp milleti kışkırtıyorsunuz” diyerek, suçlama getirmenin yanı sıra mahkemede işim olduğunda türlü bahanelerle izin vermemeye çalışan müdürüm de bu parayı ilk alanlardan biriydi( ismi bende mahfuz bu kişi bu yazıyı okuyor. arzu ederse kendini tanıtır)

Sonuçta; bu konuşma beni çok etkilemiştir. İnsan gibi insan, dinin gereklerine uyan Müslüman olmak bu olsa gerek. İşte, Mehmet Yılmaz Bey böyle bir insandır.

Gelelim Mehmet Beyin merkeze çekilip işi bıraktırılması rezaletine;

Mehmet Beyin erkek kardeşi, Fatih Üniversitesinde doçentlik yapan bir akademisyen olmasının yanı sıra, Today’s Zaman’da yazarlık yapıyor. Bir çok TV’lerdeki tartışma programlarında ve yazılarında Başbakan’a verip veriştiren biri. Şöyle düşünelim; Siz bir karşıt gazetecisiniz ve kardeşiniz bir şirkette siyasetten uzak, işini yapıyor. Size kızıyorlar ama, bir şey yapamayıp bunun acısını abinizden çıkartılmasına ne dersiniz? Evet, Evet aynı ben de sizin içinizden geçirdiğinizi söylüyorum işte…

Bu akademisyenin ağabeyi olmak, Mehmet Beyi paralel yapıya sokmalı mı? THY’nin bugünkü yönetimi nasıl şekillenmişti? Bileniniz var mı? THY herhangi ticari şirketlerimizden biri olup, özel şirket statüsünde yer alıyor. Kişinin işine bakın, işine… Doğru çalışıyor ve şirketine zarar verecek bir davranışta bulunmuyorsa, neden görevden alırsınız? Bırakın çalışsın be kardeşim.  Kan davası mı bu? Kan davasına bile karşıyken bu yapılanın ondan farkı nedir? Bu ne kindir yahu…

 Hem bir kişinin siyasi düşüncesi ve hangi bir cemaate üye olup olmaması sadece kendini bağlar. Mesela bir çok baba, oğul veya abi kardeş vardır ki aynı fikirde değillerdir. Şimdi “F” tipi cemaatçiler anında yön değiştirip “S” tipimi olacaklar göreceğiz. İşinden olmamak adına her dönem bukalemun gibi ortamın rengine uyar oldular.   

Bırakın bu cemaat işlerini işinize yoğunlaşın. Örneğin;Teknik A.Ş de bir dolu deneyimli eleman kaybetmenize rağmen hala bu yanlışlara devam etmeniz akla ziyan.16 Mayıs’ta çoğu Fatih Üniversitesi mezunu diye 40 a yakın kişiyi işten çıkardınız. Neden aldınız neden çıkarttınız? Koca koca adamlar oyun mu oynuyorsunuz? Unutmayın büyük patron hissedarlarınızdır. İşe alıp eğitiyor, onları bir yerlere atayarak masraflar yapmanıza rağmen ortada suya sabuna dokunan bir şey olmamasına rağmen kapı dışarı atıyorsunuz. Siz nasıl yönetim kurulusunuz?

Fatih Üniversitesi ülkemizin mevcut durumda legal bir üniversitesidir. Üniversiteyi de kapattırmak için YÖK e başvurdunuz mu? Yarın bir başkası gelip Boğaziçi ve Teknik Üniversite mezunlarını çıkartmaya kalksa şimdiki duruma tepki veremezken ona nasıl vereceksiniz? Ülke olarak nereye gidiyoruz farkında mısınız?

THY sonuçta ticari bir şirkettir. Ticari bir şirkette, öncelikle yapılan iş önemli olmalı. Bu kişi görevini layıkı ile yapabiliyor mu, yapamıyor mu? Yapıyorsa ne fikirde olursa olsun işini aksatmadığı takdirde görüş ve düşüncelerinde özgür olmalıdır. Ayrıca bu bir kan davası değildir. Kardeşle takış abisini görevden al. Abisi yoksa çocuğunu süründür. Bu nasıl iştir yahu. 

Siz değerli okurlarım ve yorumcular;

Çalışırken yüzüne söyleyemediğim bir cümleyi veya eleştiriyi, gittikten sonra ardından söylemeyi veya yazmayı etik bulmam. Geçen haftaki yazımda, verimsizlik mektubu alıp da THY tarihinde bir kişi hariç hepsi işten çıkartılmıştır cümlesini yazdığımı hatırlarsınız. Bu bir kişinin ben olduğumu gerek görmediğimden yazmamıştım. Ancak şimdi vereceğim yaşanmış bir örnek olduğundan bu kişinin ben olduğumu söylemem gerekiyor.

Bakın bakalım gerçek yaşanmış olaya;

 Verimsizlik adı altında sizden savunma istenmesi sadece sıradan ve sonu belli bir işten çıkartma işleminin ilk adımıdır. Size verimsiz mektubu geldiğinde yapacağınız iki işlemden biri, emekliliğiniz doldu ise emekliliğinizi istemek, diğeri ise verimsizliğinizi öne süren işverene verimsizliği kabul etmeyen savunmanızı yollamaktır. Şimdiye kadar verilen savunmalardan pek sonuç alın(a)mamıştır. Ama ben; emekliliğim dolmuş olmasına rağmen bunun onur kırıcı bir mektup olması nedeniyle kabul etmeyerek, zehir zemberek bir savunma yazmış ve cevabı beklemeye başlamıştım.(Size cevap verilmesi gerekiyor ve bunun yönetmelikle belirlenmiş bir süreci var…)

2005 yılının ortalarında, benimle birlikte kendilerine verimsizlik mektubu gelen bir çok arkadaşım oldu. (Cahit Yurtsever, Erdoğan Başyiğit ve isimlerini hatırlayamadığım bir çok kişi…) Bu arkadaşlarımın ve benim emekliliğimiz dolmuştu. Bu sistem çerçevesinde; ya işverenin verimsiz iddiasına karşı savunma verirsin veya emekliliğini ister atılmaktan kurtulursun. Bu arkadaşlarım; “Verimsiz” iddiasından sonra, kendilerini savunmayıp (bir nevi iddiayı kabullenerek!) emekliliklerini istediler, yani; emekliliklerini istemek zorunda bırakıldılar. Aramızda tartıştık ve bir tek ben “Verimsizliği kabul etmeyeceğimi, savunma vereceğimi ve kabul edilmezse atılarak gitmeyi daha mantıklı bulduğumu” söyledim ve emekliliğimi istemedim. (Bu verimsizlik iddiası, Maliye Bakanlığı aleyhine açtığım dava aşamasında yaşanıyor. Dikkat! )

Hala sıklıkla görüştüğüm Cahit Yurtsever ve Erdoğan Başyiğit arkadaşlarım; “biz emekliliğimizi isteyeceğiz” dediler. Tabii ki bu onların görüşü ve saygı duymamak mümkün değil.

Sonuçta;

Temel Kotil Bey ve o zamanki Genel Müdür Yardımcısı Orhan İkiz, verimsizlik nedenli zorunlu emekliliğini istemiş olanlara jest olsun diye, bir kokteyl düzenlemeye karar vermişler ve bu davete aileleri ile birlikte gelinmesini istemişlerdi. Kimisi eşini aldı geldi, kimisi çocuğunu, kimisi ise yalnız gelmişti. Benim konumum ise farklıydı.  Çünkü ben emekliliğimi istememenin yanı sıra hiç bir sağlam gerekçesi olmayan verimsizlik iddiasına karşı sert bir savunma yazmış ve THY yönetiminin cevabını bekleme aşamasındaydım.

Cahit Yurtsever bana döndü ve “başkan bizi yalnız bıraktın” dedi. Ben de onlara; “emekliliğinizi istemeyin, savunun kendinizi!” diye sataşırken, Cahit bana dönerek; “Başkan, sen hala UTED başkanısın ve bu yapılanlara tepki koymak adına o toplantıya gelmelisin” dedi. Tabii ki haklıydı. Başkanlığın bu tür riskleri olduğunu bile bile bu görevi kabul edip kaçmak olmazdı. Zoraki emekli edilmek için verimsizlik mektubu yollananların çoğu üyemizdi.

“Tamam, yanınızda olacağım!” dedim.

Çok iyi hazırlanmış bu veda partisinde Temel Bey, Genel Müdür Yardımcısı Orhan İkiz Bey ve diğer yöneticiler hazırdı. Tabii ki Temel Beyimiz konuşmasını yaptı ve “şimdi de emekli olan arkadaşların duygularını alalım” dedi. Cahit ve Erdoğan bana dönerek, “Sefa Başkan, sen UTED’in başkanı olarak bizim duygularımızı seslendirir misin” dediler. Ben de Temel Bey’den izin isteyerek kürsüye çıktım ve bu yapılanların yanlışlığını, 30 sene şirkete emek vermiş insanların çalışma arkadaşlarının yanında kendilerine verilen VERiMSİZLİK mektupları ile onurları ile oynandığını ve bunun yakışıksız bir davranış biçimi olduğunu söylediğimde, konuşma yaptığım kürsünün yanında duran Genel Müdür Yardımcısı Orhan İkiz Bey, kürsüye saldırarak(!) elimden mikrofonu almaya kalkıştı.

Ben mikrofonu vermiyordum, Orhan Bey konuşmamı kesmeye çalışırken, Temel Beyin sesi yükseldi: “Orhan Bey, bırakın Sefa Bey ne söyleyecekse söylesin” dedi. Orhan Bey emri alınca geriye çekildi ve ben spontane konuşmama devam ederek, aileleri ile gelen ve zorunlu emekli olan arkadaşlarımın gerçek duygularını seslendirip kürsüden indim.

Bu konuşma verimsizlik iddiasına karşın savunma verip sonucunu beklediğim günlerde yapılmıştır.

Bu anımı yazmamın nedeni, her ne olursa olsun tarafınıza haksızlık ve onur kırıcı bir eylem yapıldığında, mücadele etmelisiniz. Yöneticilerin arkasından konuşmaktansa yüzlerine bunu söyleyebilmelisiniz. Bu nedenle yazdıklarım ile yüzlerine söylediklerim aynı olduğundan, bu köşemde onları eleştirebiliyorum. Tabii ki bana yakışan üslup çerçevesinde…

Sonuç olarak;

Bu konuşmaya rağmen savunmam uygun görülmüş olsa gerek ki, cevap verilmediğinden, THY’nin yolladığı Verimsizlik iddiası düşmüş oldu!

Değerli genç kardeşlerim;

İş hayatında her zaman riskler vardır. Önemli olan kendinize saygınızı yitirmeden bu süreci tamamlamaktır. Bu nedenle birinin yüzüne doğrudan söyleyemediğiniz bir sözü, arkasından da söylemeyiniz ve isimsiz yorumlarla hakaret etmeyiniz. Mehmet Bey örneğinde olduğu gibi, kardeşinin görüşleri nedeniyle işten el çektirilen kişilere bir de siz, neyin ne olduğunu tam bilmeden, vurmayınız. Ancak yine de, karşı tarafa illa da laf atacaksanız, o kişinin de kişilik haklarına saygı gereği en azından isminizi yazmalısınız. İsim yazın ki o kişi sizin kim olduğunuzu bilerek cevap hakkını kullansın veya arayıp sizinle konuşsun.   

Yani size yapılan bir yanlış varsa, sonu ne olursa olsun, onu yöneticinizin yüzüne söyleyememişseniz, giden yöneticin ardından ona kişisel vurmak yanlış ve ayıp olur. Ancak ben yorumumda kullandığım sözleri onun yüzüne de söyledim diyorsanız sizi takdir eder ve kınamam.

Ölenle, gidenin arkasından konuşulmaz denir ya… Şimdi siz bana “Sefa Bey, bırakın ölenle gidenin arkasından konuşulup konuşulmayacağını, yere düşürülmüş ve etkisiz hale gelmiş kişiye bile vuranlar var” diyenleriniz de çıkabilir. Bunlara ne diyeceksiniz diye soru sorarsanız, Bunlar insan, hayvan ve bitki sınıfına bile girmeyeceğinden, yorum bile yapamıyorum. Lütfen mazur görün.

GÜLE GÜLE MEHMET BEY… “PARALEL HAKSIZLIKLAR VE GERÇEKLER.

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (74)

iPhone Uygulaması ~ 2 yıl önce
Thy teknik gmy f.ç ye dikkat edin. Yaptıgı tum anlaşmalarda şirketin kaçakçılık yapması için yaratılan maddeler var. Önceki tedarikçilerle yapamadığı her türlü pisliği kendi anlaştığı tedarikçilerle yapmaya başladı. Gn md vekiliyken yaptığı şirket birleştirmelerine göz atın.Sahte düşmanlar yaratıp o.h , a.a.c , e.ö ye tetikçilik yaptırtıp hamdi topçuyu bile yanlış yollara sevk etmektedir.Şirketimizi ne hale soktuğunu yakında herkes görecek.İngilizcesi olmamasına rağmen kıskandığı dönemde yapılan tüm anlaşmalara sekte vurdurtmak en büyük hobisidir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Android Uygulaması ~ 2 yıl önce
Thy teknik gm yard. F.Ç nin yaptiklari mercek altina alinmalidir.imzaladigi anlasmalarla thy ucaklariyla silah ve muhimmat kacakciligi bile yapilir hale geldi.Isini duzgun yapan iyi egitimli personeli "dusman " ilan edip gosteris savasina girmis durumda.Sirketi kacakcilarla ,militanlarla doldurdu.Birlestirtigi grup sirketlerine nemalandigi tedarikcileri sokmakta.Biz nasil boyle bir sirket olduk??? Uaziklar olsun..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
aciga alinmali ~ 2 yıl önce
Sukru Can THY'nin basarisini deve kurban ederek kutladi diye ( onun yerine ickili alem duzenleseydi) isinden olduysa, Mehmet Yilmaz yakinindan biri Cemaate mensup diye kisaca Hacilar soyu ve Muslumanligin gereklerini tam yerine getiriyorlar diye,hak etmedigisekilde iftiralar dedikodularla yolculaaniyorsa, ( Iki kandirmaca akp twiti atip orda da kalabilirdi) bunlara goz yumarak basarilarini gormezden gelen ,gidislerine imzalar basan ,yolsuzluklarihat safhada olanlar ,ceketlerini lip kendileri gitmiyorlarsa ,aciga alinmali...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
kafaya gel ~ 2 yıl önce
şükrü can ile m.yılmaz ı kıyaslamak real madrid ile çaykur rizesporu kıyaslamaya benzer. ne başarıları varmış bir söyle de bilelim.
HAK VE HUKUK ~ 2 yıl önce
Sefa Bey vergısız para sızın onculugunuzde ucucuların acmıs oldugu davalar sonucu kazanılmıs bır haktı. Mehmet Yılmaz ucucu olmadıgı halde dava acarak adaletı yanıltmıs ve devletten hıc haketmedıgı bır parayı almıstır basından sonuna kadar haram olan bu parayı sızın savunmanızı esefle kınıyorum haslbukı sız topluma mal olmus bır ınsansınız haksızlıgı savunmak sıze yakısmaz. BELKI BU YORUMU YAYINLAMIYACAKSINIZDIR ancak canınız sag olsun derım

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Sefa İnan ~ 2 yıl önce
Hak ve hukuk nickli arkadaşım; Öncelikle bu yorumu belki yayınlamayacaksınız ifadenizi size yakıştıramadım.Çünkü ben her yorumu içinde hakaret ve kişisellik içermiyor ve hukuki yönden benim başımı ağrıtmayacaksa mutlaka ve mutlaka yayınlarım. Her yazıma rekor sayıda yorum vardır. Bu yorumların içeriğinde baktığınızda bir dolu seviyeli eleştiriler görürsünüz.Bu yorum için aslında size teşekkür etmem lazım. Ancak bu bahsettiğimiz konu hakkında yanlış eksik bilginiz var. Bu dava o zamanki kanunun iş tazminatları net olur mantığında açılmış bir davadır. Uçuş saatlerini içermiyor. Uçuş saatlerini içerse idi uçtuğumuz saatler ön plana çıkar ve bu kadar yüklü bir rakam alınamazdı. Biz UTED olarak mühendislerin davalarını almadığımı yazmıştım. Mühendis arkadaşların bazıları uçak üstünde çalıştığını bazıları ellerinde lisansı olanlar lisanslarını,landing kartlarını( ki hepsinde vardır) kabul ettirip para aldılarsa ve bunu Danıştay onadıysa ben kalkıp ta karşı dava açamam. Devam edeceğim.
Sefa İnan(2) ~ 2 yıl önce
Örneğin; pilotlarımızın da uçtuğu müddetce net uçmadığı zamanlarda brüt maaş alması gerekirken yönetici pozisyonunda olanların aylık çok az uçuş yapmalarına rağmen 70-80 saat uçmuş gibi NET ücret aldıklarınıda biliyoruz. Bu konuyu maliyeye götürdüğünüzde bize şikayat edin diyorlar. Ben vergi iademi aldıktan sonra emekli oldum. Bu nedenle mağduriyetim olmadığından ne Mehmet bey aleyhine nede pilot yöneticiler aleyhine dava açamıyorum. Çünkü dava açmam için mağduriyetimin olması gerekirmiş. Esefle kınadığınız konuyu anlamak zor. Mahkeme ve Danıştay tarafından verilmiş bir paraya itiraz edecek konumda olmadığım halde "vay efendim haram zıkkım olsun" diyerek nereye gelecektim söylermisiniz. Madem bu konularda hırslı birisiniz. Beni arayın THY aleyhine dava açalım ( ben sizi avukatlarla ücreti bana ait olmak üzere yönlendireceğim)Pilotlardan vergi kestirelim. Tabii ki sizin sektör çalışanı olmanız gerekiyor. Hodri meydan. Kazanma şansı %100...Telefonunuzu veya mailini bekliyorum.
smılator ~ 2 yıl önce
o bıldığınız yonetıcıyı ki herkes onun nkım olduğunuıda cok ıyı bılıyor,ayda 1 uçuş yerıne atarı oynar gıbı sımılatore gırıp makamın yanında uçuş ucretınıde maxımımdan alıp haksızlıga ımza atan,anca kızı bıryerlere tatıle gıdecekse oraya kendıne uçuş yazdıran,kızını thy ye uzman olarak once gısad a aldırıp(hangı sınav ve mulakatlara gırıp kımler ı eledıde) sonra evlerının dıbı kadıkoy satışa transfer ettıren ve buradan emeklı olduktan sonra kendını AYDIN ucuş okuunda eğitmen statusuyne aldırmak ıcın sımdıden koalısyonlara başlayan bu yonetıcının ismini niçin veremıyorsunuz? yabancı pılot konusunda yolu açan onayak olan, pılotları temsıl eden ama hıc sevılmeyen bu yonetıcı başarılıysa niçin altını başarısız dıye boşaltıp başkanlıklarına vekalet atadılar? yanı mehmet bey kara,bu onetıcıler AK oyle mi? bırakın bu işleri, rüzgara gorer değişen zihniyet,bugun camisini degıstırır, dünya gorusunu degıstırır,o gıder buna gore degıstırır. yani dedıklerı gıbı yılan gıbı kıvrılmaz,dimdik olur

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000