01 Aralık 2014, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

GELECEKTE "KENDİ İŞİNİ KENDİN YAP" GELECEK

21. yüzyılda gerçek dünya ile sanal dünya arasındaki çizgiler yavaş yavaş görünmezleşiyor. Bulut1 ya da “big data - dev veri” uygulamalarının teknoloji ile entegrasyonu “olmaz olmaz” dedirtiyor.

Farklı sensörlerle görme, duyma ve hissetme duyularını da teknolojiye katmak gündemde. Bu sensörleri kullanarak elde edilen/edilecek sayısız bilginin analizi, üreticiler için bugüne kadar hiç ulaşamadıkları derinliklere dalma imkânı vermekte. Ulaşım sektöründe ve özellikle havacılık sektöründe değişmeye başlayan iş yapış biçimleri, fonksiyonel alanlar büyük ölçüde farklılaşacak gibi görünüyor. Endüstrinin geleceği, etkisini sadece şirketlerin iş yapış biçimlerinde ve bilançolarında değil, küresel ölçekte yolcuların/müşterilerin yaşam standardında da göstermeye başlayacak.

Akıllılar dönemi…

 “Akıllı” ve aynı zamanda “hatasız”; temelinde işleri kolaylaştırma, aracıları azaltma olan bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu dönemde, geleceği; insan faktörü, akıl ve teknolojinin işbirliği şekillendirecek. Teknolojik gelişmeler sensörlerin ve yongaların/chiplerin maliyelerinin düşmesi kullanım alanlarını genişletti. Bulut hizmetinin de katkısıyla datanın saklanması ve işlenmesine ilişkin maliyetler hızla düştü. Bu gelişmeler “internetin kullanım alanının” yaygınlaşmasında önemli rol oynadı. Uzmanlar buna endüstriyel internet diyorlar.

Marco Annunziata (GE’nin Baş Ekonomisti) “200 yıl içerisinde dünya üzerinde iki büyük yenilenme dalgası geçti. Bunlardan  ilk  olanı sanayi devrimi ikinci olanı da internet devrimi, dünya olarak  bu devrimleri başarıyla tamamladık ve şimdi de “endüstriyel internet devrimine” şahit oluyoruz” diyor.

Üretimde ihtiyaç duyulan girdiler akıllandıkça kullanıcılara ulaşması daha otomatik ve hızlı hale gelmekte. Kısacası cihazların, makinelerin birbiriyle ve kullanıcılarla konuştuğu yeni dünyada bilgiye daha kolay ulaşılacak. Yazılım ve donanım geliştikçe şimdiye kadar manuel gerçekleştirilen “güncelleme” süreci otomatikleşecek. Üretim merkezlerindeki makineler aynı akıllı telefonların kendi kendilerini güncellediği gibi güncelleyecek ve bunun için yeni cihaz/makine, yazılım yatırımı yapmak zorunda kalınmayacak.

Üretim süreçleri bugüne kadar olduğundan çok daha kesin bir biçimde planlanabilecek. Makinelerin arızaları çok önceden fark edip kendilerini onarması halinde verimlilik oranı yükselecek. Planda olmayan zaman kayıpları, arıza maliyetleri yaşanmayacak.

İhtiyaç duyacağımız bilgi; biz aramadan bize gelecek hatalar, kusurlar, arızalar, gecikmeler, gecikme nedenleri bize bildirilecek.

Bu değişimden/gelişmelerden havacılık en çok fayda sağlayacak sektörlerin başında geliyor. İptal edilen, herhangi bir nedenle geciken uçuşların %10’u bakım problemlerinden kaynaklanmaktadır. Bakımdan kaynaklanan gecikmelerin global maliyeti bir yılda, TÜM havayolları için 8 milyar doları bulmakta. Yolcuların yaşadıkları  sıkıntılar, kaçırdıkları toplantılar, fırsatlar, saatlerce beklemelerin maliyetini hesaplamak ise çok kolay değil.

Önleyici bakımlar tüm uçak sistem, komponent ve assylere kadar uzanacak. Malum; önleyici bakım sistemi programlarının esası bir operatörün arıza olmadan algılayamayacağı problemleri yakalamaya dayanır. Uçuş sırasında yerle iletişime geçerek vakit kaybetmeden problemin ne olduğu ve nasıl giderileceği üzerine planlamalar yapılır ve inişten sonra bakım için her şey hazırdır. 

Havayolu yolcu terminalleri ve 2034’e ilişkin GELECEK…

Passenger Terminal World dergisinin Eylül 2014 sayısı gelecek beklentilerine ayrılmıştı. Dergi 20 yıl sonrası yani 2034 yılı için uzmanların, firma sahiplerinin, otoritelerin görüşlerine başvurmuştu. Benzer bir çalışmayı 1994 yılında da yapmışlar, 20 yıl sonrasını yani 2014’ü tahmin etmelerini istemişler. Bu çalışmada tahminlerini ve beklentilerini; yolculuk sürecini yolcunun kendi kendine tasarlaması ve yaşaması için yazılımlarla entegrasyon üzerine yoğunlaştırmışlardı. Doğal olarak, projelerin uygulamaya geçmesinin yanı sıra yolcuların alışkanlıklarını değiştirmeleri de ciddi bir parametre.

2014’de 12 milyarın üzerinde olacağı tahmin edilen toplam yolcu sayısının, yıllık bazda %5 artışla, 2034 yılında 16 milyarı aşacağı, kargo taşımacığının ise 93 milyon tondan 225 milyon tona çıkacağı öngörülmekte. Kalabalıklaşan terminallerde mekân sıkıntıları başgösterecek. Terminal hizmetlerinin “kendin yap”a dönüşmesi fonksiyonel alanlarda bir miktar rahatlama yaratacak. Kendi işini kendin yap yöntemi, sektöre, yılda 2 milyar$’lık bir tasarruf sağlayacak!

Bu büyümenin zorlayacağı güvenlik sorunlarına karşı önlemler aranmaya devam edecek. Zira gelişen her teknolojiyi delmeye çalışanlar da faaliyetlerini sürdürecek.

Web/Ağlar imparatorluğunun kurulması ile tasarımlar, projeler adeta uçuşa geçti. Yolculukta, her devirde, her dönemde amaç işlemleri kolaylaştırmak, işlem sürelerini kısaltmak, A-B-C kadar net ve anlaşılır kılmaktır. Bu amaç hep korunacak: Yolcuların tıpkı sinemaya, tiyatroya gider gibi uçuşa gitmeleri için elden ne gelirse yapılmaya çalışılacak. Yolcu akışını kesen; güvenlik, bagaj teslim, pasaport-vize kontrol gibi engeller ortadan kalkacak.

Gerçekten de neden olmasın? Özellikle güvenlikle ilgili “arama-taramaları” bezdirmeden, hatta “çaktırmadan” (seamless) yapabilmek en temel olgu olarak görülüyor. Mantoyu, ceketi, kemeri çıkartmak gibi sıkıntı veren uygulamalar geçmişte kalacak.  Hantal arama cihazlarını görmeyeceğiz. Biometri hayatımızın içine daha çok girecek. Gelecek belki de avucumuzun içinde hapsolacak, kapılardan, engellerden “el basıp” geçeceğiz. Yüz tanıma, göz tanıma, parmak basma, el basma... Bilgiler hem havayolu hem de havalimanı için geçerli olacak... Güvenlikle ilgili yolcu bilgileri havacılık bilgi merkezlerinde toplanacak! Saat, gözlük, kemer, bilezik gibi mobil akıllı takılarda da kişisel bilgiler bulunacak. Ve daha da önemlisi, bu işler, kişinin özlük hakları korunarak yapılacak! 20 yıl sonra “dijital yolculuk asistanları da robotları” devreye girecek. Dijital asistanlar ne mi yapacak? Vereceğimiz bilgilerle beslenip; yolculuğu planlayacak, rezervasyonları, check-inleri yapacak, sevgililerin hediyelerine kadar alışveriş gibi ihtiyaçlarını karşılayacak.

Mobil teknoloji akıllılar/androidler yolcuya uçuşla ilgili her türlü bilgiyi verirken aynı zamanda “yollarını bulmalarına” da yardım edecek. 

Sevimli “avatarlar” yolcuları karşılayıp uğurlayacak, sorunlarını çözecek... 3D’de hologramla üretilecek avatarlar yolcuların istediği karaktere bürünebilecek.

Diğer taraftan online bilet alma, online check-in kullanımı artıyor olsa da konu bagajdan kurtulmaya gelince işlemler A-B-C gibi olamıyor. Bagaj verilecek hücreler ya da “bagaj yuvacıkları” denenmeye başladı. Bu kontrollerin yolcunun kendisinde toplanacağı anlamına da geliyor. Bir tür “kendi işini kendin yap” dönemi başlıyor.

Yolculuğun uçuş öncesi de “iyi ve rahat geçmesi” için daha geniş ve konforlu mekanlara ihtiyaç duyuluyor. Stresten uzak, sorunları çözülmüş olarak daha çok alışveriş imkanı olması isteniyor.

Yolcu terminalleri konseptinin farklılaşması, kültürel, sanatsal -ki yiyecek içecek de sanat kapsamına giriyor- sportif vb etkinliklerin yer alacağı cazibe merkezlerine dönüşmesi bekleniyor. Botanik bahçeleri, görülmeye değer yöresel özellikleri yansıtan unsurların dahil edilmesi düşünülüyor. Çarşıların, müzelerin herkese açık olması, 7-24 ziyaretlerinin mümkün kılınmasından söz ediliyor. Artık havalimanı şehirlerinden söz edilecek. Atatürk Havalimanı Şehri, Sabiha Gökçen Havalimanı şehri gibi… Şehirlerin eğlence merkezi, kültür merkezi rolünü oynayacak.

2030’lu yıllara gelindiğinde, gezenimizdeki terminal binalarında, yolcular bagajlarını “yuva”lara atıp uçacaklar. Kara tarafı (landside) hizmetleri ortadan kalkacağından, hava tarafı (air side) hizmetleri ve alanları büyüyecek. Yolcular misafir gibi ağırlanacak. Perakendecilik en parlak günlerini yaşayacak. Mağazalar “show room”lara dönüşecek2. Tabii ki satın alınanlar ya eve teslim ya da uçulan adrese teslim edilecek. Gurme restoranları zirve yapacak. Özel partiler, çeşitli kahveler, çaylar, alkollüler tadım seremonileri, yemek günleri, altın günleri, briç turnuvaları, hayal edin edebildiğiniz kadar… Gelişim projelerine yolcular da katılacak seminerler, konferanslar, eğitim gibi etkinliklerle doğrudan beklentilere ulaşılacak. Terminal işleticilerinin gelirleri ve ciroları şişecek!

Özetin özeti:

Gelecekle ilgili beklenen 4 ana trend şöyle:

1.      Sosyal etkinliklerle ilgili mekânlar gelişecek. Bunu destelemek üzere havalimanlarına ulaşım kolaylaşacak.

2.      Giriş holü, bilet satış, check-in %90 evden, bürodan, araçtan gerçekleştirilecek. Bagaj verme alanları bulunacak.

3.      Güvenlik aramaları yer işgal etmeyecek şekilde yapılacak. Yolcu akışı hızlanacak.

4.      Yolcuların inisiyatifleri akıllı cihazlarla artacak.

Rahmetli ninem, bugünleri görseydi herhalde, yıllar yıllar önce Ankara Zafer çarşısındaki elektrikli merdivene gösterdiği tepki gibi; “cin işi şeytan işi” derdi.

Ama tüm akıllı entegrasyonlara rağmen benim hayallerim bir türlü gerçek olmadı. Şu çamaşır yıkama işinden, ütüden hala kurtulamadım…

1 Çevrim içi bilgi dağıtımı; bilişim aygıtları arasında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmetler

2 Londra Gatwick’te Dune ayakkabı mağazası ipad’ler üzerinden ürün kataloguna ulaşma ve sipariş verme olanağı veriyor. Satışlarda ciddi yükseliş kaydedildiği görülüyor http://geturkiyeblog.com/gelecegin-dunyasi-endustriyel-internet-ile-sekillenecek/

GELECEKTE "KENDİ İŞİNİ KENDİN YAP" GELECEK

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000