25 Ocak 2012, Çarşamba
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

GELECEKTE GELECEK ELBET!

 
Kendimi bildim bileli Amerika için “fırsatlar ülkesi” denir. Hem rakamlar hem de ülkenin büyüklüğü bakımından çalışmak ve okumak isteyenlerin ilk aklına gelen ülke ABD'dir. ABD özellikle genç araştırmacılara kucak açar. Hatta rivayete göre, 11 Eylül’den sonra müslümanların ülkeye girişine kısıtlama getirilmesi; araştırmalardaki inovasyonun da gerilemesine neden olmuştu.  Bu yüzden 2000’li yılların ortalarından itibaren, ABD, çok sayıda mühendis ve araştırmacıya kapılarını yeniden açtı. (1)

Amerika'nın göç tarihi boyunca, ülkeye gelen taze kan, yetenek ve becerilerini de körüklemiştir. Amerikan Rüyası kavramı her ne kadar varlıklı bir yaşantı imajını verse de gerek şehirlerde gerekse varoşlarda aşırı yoksulluğun var olduğunu gösterir.
Yarattığı ekonomik krizlere, dünyada kurmaya çalıştığı egemenliğe, siyasi başarısızlıklara, komplo teorilerine rağmen yenilikler, yaratıcı çözümler, farklı fikirler yine Amerika’dan çıkıyor ve fırsatlarla ilgili umutlar yerini koruyor… Havacılık endüstrisine de en fazla katkı yapma, icat çıkarma, dehaları yarıştırma niteliğini sürdürüyor. Nitekim, 1927 yılında, ideal havalimanı mimari proje yarışmasına Amerikan Portland Çimento Şirketi sponsor olmuştu. Bilinen ilk havalimanı yarışması idi bu… Mimar arkadaşlarla bu yarışmanın arkasında da inşaat pazarını hareketlendirme düşüncesinin olduğunu tartışmıştık! Proje yarışmalarının özünde bina tasarımının; kullanıcı ihtiyaçlarını 10’lu, 20’li yıllar sonra da karşılayabilecek düzeyde yaratıcılık gerektirmesi yatmaktadır.
 
Amerika’daki Fentress Global Challenge isimli mimari tasarım bürosu 2011 yılında bir mimari proje yarışması açtı. Dünyanın her yerinden lisansüstü mimarlık öğrencilerini “Geleceğin havalimanını tasarlamak “için davet etti. Yarışmada kazanan öğrenciler ödüllendirilecekler. Yarışma iki aşamalı olarak havacılık ve tasarım sektörünün uzmanlarından oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. İlk turda en iyi 20 tasarım seçilecek, final aşamasında ise son üç proje derecelendirilecek. 77 ülkeden 921 öğrenci yarışmaya katılmak için kayıt yaptırmış durumda. Yani jürinin işi zor… Bu yarışma, öğrencilerin hayal sınırlarını ortadan kaldıracak. Yarışmada amaç, gelecekteki yaşantıyı tüm boyutlarıyla düşündürebilmek!  Heyecan verici ve uçsuz bucaksız bir hedef…

Bilişimdeki yenilikler,  sosyolojik beklentiler, zevkler, renkler, ihtiyaçlar, fonksiyonlar, ihtiyaçlar öngörülecek. Bugünün en gelişmiş havalimanlarında bile tasarım açısından pek çok boşluk gözlenmekte. Yapacak neler var, neler… Küreselleşme ve yeni şehircilik anlayışları açısından gelişim alanları sonsuz. Aslında önümüzdeki 10 yıl havacılığın yeniden doğuşu olacak gibi duruyor.
Malum 2011 Avrupa’da ekonomik kriz yaşandığı halde havacılık istikrarlı bir seyir gösterdi. Sektörde 2,4 milyar yolcu, 43 milyon ton kargo taşındı. 32 milyon a yakın kişi bu sektörde çalıştı. Ekonomik katkısı ise dünya genelinde 3,5 trilyon $’a ulaştı. Bu boyutu ile havacılık, kuşkusuz, küresel ekonomide önemli bir rol oynadı. Diğer taraftan havacılık endüstrisi de büyüyor. 2050 yılına kadar 16 milyar yolcu ve 400 milyon ton kargonun uçakla taşınacağı tahmin edilmekte. (2)

Hava yolculuğunun başlangıç günlerinde, yolcular için küçük bir toplanma binası, pist olarak şeritler düzenlenirken 1950'lerin sonlarına doğru, havaalanı tasarımı ve yapılanması gündeme geldi. 1960'larda havaalanı inşaatlarında artış oldu. Romantik mimari tarz ile yolculara uçağa binmeden önce uçaklara bakma ve yemek yeme alışkanlığı getirdi. Hatta havaalanları uçakları izlemek üzere gelenleri lüks restoranlarında misafir eder oldu… Akşam yemekleri adeta moda defilesi gibi şıklık yarışına büründü... Ancak 1970'lerden itibaren, havaalanlarında işletmecilik fikri ağır basmaya başladı. Yolcu odaklılık ve teknoloji kavramları giderek anahtar kriterler olarak tanımlanmaya başladı. Derken terörist saldırılar kritik tasarım faktörleri arasına girdi. Yapısal fiziki önlemler ve teknoloji tasarım parametresi oldu. İşletmecilerin artan maliyetleri karşılaması, yolcuların iyi vakit geçirmesi için yiyecek, alışveriş, eğlence ve dinlenme mekânları en coşkulu duygusal fonksiyonlardan sayıldı.
  Geleceğin havalimanlarının planlamasında ise üç ana faktörün öne çıkacağını düşünüyorum. Bunlar;
-          Görsellik/anıtsallık/simgesellik,
-          Ferahlık/rahatlık/erişilebilirlik ve
-          Yeşillik/çevre ile dostluk (sürdürülebilirlik)…
 
Fentress proje yarışmasında değerlendirme kriterleri de bu faktörlere paralel bir şekilde açıklandı:
 Tasarım: Geleceğin Havaalanı nasıl bir modeldir? Havalimanı kent bağlantıları için hangi modlar önerilmiştir?
 Teknoloji: Teknolojik yeniliklerin geleceğin havaalanı tasarımını nasıl etkileyeceği ve yeniliklerin istihdamla ilişkileri öngörülmekte midir?
 Sürdürülebilirlik: Sürdürülebilir stratejiler ele alınmış mıdır? Bu stratejiler tasarıma yansımış mıdır? Stratejilerin istihdam, mekan,malzeme ilişkisi kurulmuş mudur? Enerji kullanımı için ne tür öneriler getirilmiştir?
 Yolcu beklentilerinin değişimi ile ilgili olarak neler varsayılmıştır? Bu beklentiler nasıl karşılanmaktadır?
 Yaratıcılık: Önerilen çözüm yenilikçi, benzersiz, ilgi çekici ve ilham verici midir?
 Bütünlük: Tasarım kültürel ve fiziksel yönleri ile yerel ve küresel anlamda yanıt vermeye uygun mudur?
 Fonksiyonellik: Fonksiyonel alanların ilişkisi, yolcu akışını engellemeyecek şekilde kurulmuş mudur? İşletme ve organizasyon açısından kolaylıklar sağlanmış mıdır?
 Havalimanı iç ve dış ulaşımı için ne gibi farklı çözümler üretilmiştir?

Sayılarla iki dev
Bu organizasyonun sonuçlarını heyecanla beklerken bir başka konuya daha dikkat çekmek istiyorum. O da, dünyanın en büyük ekonomilerine kafa tutan Çin! Bilindiği üzere Çin’in nüfusu, 2010 sonunda 1 milyar 340 milyon idi. Çin’in havalimanı sayısı 175. Oysa Amerika’ya baktığımızda nüfus 312.266.000 ve 15.000 havaalanı var. Çin havalimanı inşaatı için atağa kalkmış durumda. 5 yıl içinde 55 yeni havalimanı yapacaklar. 2017’de hizmete girecek olan 8 pistli Yeni Beijing Havalimanı yılda 130 milyon yolcuya hizmet verecek ve havalimanın iç ve dış ulaşımı konusunda da çok iddialılar.
Son 15 yıl içinde, havaalanları görselliğin öne çıktığı farklı bir canlanma yaşanmaya başlandı. Küreselleşmenin baskısıyla şehirler havaalanları ile birlikte hızla gelişir oldular. Neredeyse her şehirde hava ulaşım imkânı yaratılmaya başlandı. Bu gidişle havaalanlarının; şehir ve ülke ekonomisinin yarınlarının temel taşlarından olacağına eminim. Bunun en canlı örneğini ülkemizin son 10 yıldaki kalkınma modelinden izlemek mümkün.
Konuyu bir soru ile sonlandırmak istiyorum; neden TAVIC gibi sadece Türkiye’nin değil global dünyanın tanıdığı terminal/liman işleticileri bu tür teşvik yarışmaları yapmazlar?

(1)   O tarihlerde İTÜ Uçak ve Uzay Fakültesinde derse gidiyordum. Son sınıf öğrencilerinin büyük bir kısmı Amerikan üniversitelerine kabul edildiler…
(2)   IATA, Vizyon 2050 - Havacılıkta Geleceği Şekillendirme
GELECEKTE GELECEK ELBET!

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 5 yıl önce
Cin ve ABD rakamlari cok ilginc. Demek okadar fark varmis...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
Sevgili Oya Teyze, ben 32 yaşında genç bir pilotum, atplmi yeni aldım daha. amerika işini bilene hakkaten fırsatlar ülkesi.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 5 yıl önce
OYA HNM YAZINIZI ŞANS ESERİ BULDUM VE OKUDUM, KEYFİLİ VE BİLGİLENDİRİCİ BİR YAZI İDİ. TEŞEKKÜRLER.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000