26 Eylül 2013, Perşembe
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!

 Dışardan getirilen uzmanların/yöneticilerin sisteme entegre olması zaman alıdığı gibi mevcut yapılar içinde yönetim kadrolarını bekleyenleri de hüsrana uğratıyor. Görevden alınanlar küsüyor. Dün ödül verilen, baş tacı edilenler aniden emekli edildiğini öğreniyor. Sarı zarflar ellerine tutuşturuluyor. THY okulunun bu geleneği (!) hiç bozulmadan devam ediyor. Gidenler birikimlerini de birlikte götürüyorlar. Kurumsal hafızada boşluklar oluşuyor. Oysa, “emekli” adı üstünde, emek vermiş, yıllarını geçirmiş, kuruma beyniyle, kalbiyle bağlanmış kişiler... Bir anda boşluğa düşüyorlar.

Biz de 2000 yılında Eğitim Başkanlığında “Havacılık Müzesinin” temellerini atmıştık. Tüm Başkanlık ekibi elbirliği ile çabalamış ortak bir amaçla “THY’nin geçmişine ait değerli malzemeleri” toplamaya başlamıştık. Dr.Suphi Ayvaz bize eski biniş kartlarından, biletlerden  ve tarifelerden örnekler vermişti. Atıl Turan maket uçaklarını getirmişti. Kitaplar, yayınlar, objeler, faal olmayan gerçek uçak parçaları, ikram malzemeleri müzemizde yer alıyordu.   Havacılığın ayrılmaz bir parçası olan “iletişim araçlarını” da sergilemiştik. Neler yoktu ki... Teksir makinesi, teleks, ilk faks, kollu Facit, Remington daktilo, 8 mm film makineleri, kameralar... Yerli ve yabancı kursiyerler inanılmaz ilgi gösteriyordu. Gençler dünün iletişim araçlarının bazılarına yabancıydı, hiç tanımıyorlardı. Özel müzeler, havacılık meraklıları, basın (TRT dahil) ilginç karşılamış, yayınlar yapmışlardı.   

Eğitim Binasının mimarisini 1978 yılında çizmiştim. Binayı tasarlarken hayal ettiğim, düşündüğüm faaliyetleri gerçekleştiriyorduk. Resim, dans atölyeleri kurmuştuk. Sergiler açıyorduk. “İçimizdeki Sanatçılar” sergilerimizde; emekli arkadaşlarımızın, çalışan arkadaşlarımızın eserlerini kursiyerlerimize sunuyorduk. Stres atmak için kum torbası bile asmıştık. Koridorlarımız, toplanma alanlarımız, sınıflarımız şenleniyordu. Biz “eğitim” kavramına “sürekli gelişim” olarak bakıyorduk.

Müze alanının bir bölümünü de toplantı mekanı olarak düzenlemiştik. Amacımız; eski-yeni kaynaşmasını sağlamaktı. Emekli arkadaşlarımızla söyleşiler yapmak, onların anılarını dinlemek, kaydetmek ve anılardan dersler çıkarmak istiyorduk. Bu girişimimiz dönemin yönetimi tarafından pek hoş karşılanmamıştı. Biz de Eğitim Başkanlığından emekli olan arkadaşlarımızla bir kaç toplantı yapmakla yetinmiştik. Hiç unutmam; bu mekanın Sağlık Müdürlüğüne verilmesi bile gündeme gelmişti, biz de direnmiştik. Derken efendim, bizler ayrıldıktan sonra bizim müze darmadağın edildi... Ve spor salonuna dönüştürüldü! Kuşkusuz spor da önemli bir ihtiyaç, ama, birini yapmak için diğerini yıkmak mı gerekiyordu? Kimin isteğine karşı durulmamıştı ya da hangi beklenti bu tavizin verilmesine neden olmuştu?    

Bu noktada değinmek istediğim konulardan biri “kurumsallaşma ve kurumsal hafıza” diğeri de “kariyer planlama”. Her iki konu da hem özel sektörde hem kamu sektöründe, hem de akademik dünyada ciddi önem arzediyor. Kurumsallaşma bir işletmenin, faaliyetlerini kişilerin varlığına bağımlı olmadan sürdürebilmesini ve geliştirebilmesini sağlayan yapıların var edilmesi olarak tanımlanabilir. Kurumsallaşma, işletmenin tüm stratejik kararlarını uygulamaya geçirirken, müşterilerine verdiği sözleri tutmak için izlediği yol ve yöntemlerin sürekliliğini ifade eder.

Kısaca kurumsal hafızanın da ne olduğunu hatırlayalım: Kurumda edinilen bilgileri, her hangibir zamanda kullanmak amacıyla insanlarda ve/veya teknolojilerde gerektiğinde başvurulabilir şekilde depolamak için kurulan sistemlere kurumsal hafıza denmekte. Şirketler de, kurumlar da insanlar gibi geçmişi hatırlar, kurumun gelenekleri ve değerleriyle birlikte kullanılan süreçleri ve prosedürleri akılda tutarlar.

Diğer taraftan kariyer, mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir. Kariyer, sonu olmayan bir öğrenme ve gelişme yoludur. Çoğunuza aykırı gelebilir ama kamuda kariyer planlama bağlamında çalışmalar var. Kamu; tüm personelinin yalnızca kamuda çalışmaya başladığı andan emekli oluncaya kadar geçen süreci değil emekli olduktan sonraki süreci de ele almayı planlıyor, kamudan emekli olarak ayrılan uzman kişilerden yararlanma yollarını arıyorlar. Çünkü yetişmiş kişileri elde tutmak giderek güçleşiyor. Kişi ile birlikte “know-how” da gidiyor. Bir başka etken de kurumsal hafızanın korunması ve kullanılabilir hale getirilmesi.

Kişilere yatırım yapılıyor. Yeni bilgiler öğreniyorlar. Yaşanmışlıklarla bilgileri pişiriyorlar. Bir başka deyişle; deneyim ve yaşantılar sonucunda, zihinlerde ve davranışlarda devamlılığı olan değişimlerin ortaya çıkmaya başlıyor.  Yeni bilgilerin yeni becerilerin kazanılması kadar, varolan bilgi ve davranışlar da değişikliğe uğruyor. Böylece kişiler de organizasyon da öğreniyor. Temel mesele öğrenilenlerin biriktirilmesi ve gerektiğinde kullanılabilmesinde kilitleniyor. Özellikle yeni projelere başlarken mevcut durumun tespitinde hatalar oluşuyor. 

İnsanoğlunun/kızının (!) olumsuz yaklaşımlarından biri de yapılan her hatayı bir suçlama fırsatı olarak görmek. Dolayısı ile hataları saklamak, hatanın kusurunu birilerinin üstüne atmak ve her hata ile ilgili bir suçlu aramak içgüdüsel bir yaklaşım haline geliyor. Oysa, her hata altın değerinde bir öğrenme fırsatıdır. Korkarak, saklayarak veya başkalarını suçlayarak bu önemli öğrenme fırsatlarını kaçırıyoruz. Ne acıdır, havacılıktaki kurallar hatalardan öğrenilerek “kanla” yazılmıştır.

Geçmişle ilgili değerlendirmeleri yaparken o günlerin  teknolojisini ve koşullarını da gözönünde bulundurmak gerekir. Ancak, her dönemde gözlemlediğimiz bir rahatsızlık halen sürmekte... Zira her dönemde, organizasyonun geçmişe takılıp kalarak değişen ortama uyum sağlayamayacağı korkusu ağır basmaktadır. Bu korku da “adamların adamı” olmayı çağrıştırmaktadır. Neyse ki bu söz kadınlar için söylenmiyor...

 

 

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000