30 Mart 2009, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu
  • yeter artık nedir bu düşmanlık?
  • Görüşlerinize ve özellikle emniyet ve özel güvenlik birimlerine olan davranışlarımıza can-ı yürekten katılıyorum. Gerçekten kaçımız 12-24 çalışan bu görevlilere bir kaç güzel şey söylemeyiz, nedir bu düşmanlığımız, kinimiz anlayabilmiş değilim. Bence bizim toplumumuzun kanayan yarası bu. İç kimlik çatışması. Biz önce kendimize bu saygıyı göstermeliyiz, sorumluklarımızın bilincine varmalıyız. Hava alanında personel olduğumuzun şıklığını yolcumuza göstermeliyiz. Bu ancak eğitimler kanalıyla başarılabiliyor ama bir yere kadar bence. Gene insanın içinde olması gerekli sadece eğitim ile değil. Yazılarınızı zevkle okuyorum Hocam. Saygılar-sevgiler DGRTRAINER63
  • B.A dışında bugün özel havayollarında uçan ve sendikaya üye olan kaç tane pilot vardır ? Cevap HİÇ.. Yine özel havayollarında sendikaya üye kaç çalışan vardır ? Cevap HİÇ... B.A bugüne kadar bu konuda nasıl bir fayda sağlamış kendi meslek grubunun sendikaya üye olabilmeleri yönünde ne gibi bir çalışma yapmış önayak olmuştur? Cevap HİÇ... B.A yazı yazdığı internet sitesinde meslekdaşlarına SEndika üyeliği konusunda bilgi verici kaç yazı yazmıştır? Cevap HİÇ...THy da bahsettiğiniz mücadelere benzer şekilde Pegasus da kaç mücadelesi olmuştur? Cevap HİÇ... THy da yemek yemek için 1 saat fazlası zaman isteyen B.A, Pegasus da 25 dakikaya itiraz edebilmiş midir ? Cevap HAYIR.. Konu bu kadar basit
  • Madem TUTUM dan bahsetmişsiniz siz ve aynı paralel de yorum yazanların tutumlarında bir bakmak gerekir .. Tutturmuşsunuz , yok polis birini yere yıkmış yok arap HELLPPP diye avazı çıkana kadar bağırmış yok B.A sendikalıysa ayıp mıymış , yok bu pilot sendikalıyken faydalı işler yapmış mış .kısaca mış mış mış mış.!! Peki sizler neden burada sorulanlara yanıt verme yerine konuyu saptırıp başka yönlere çekmeye çalışıp hedef şaşırtmaca yapıyorsunuz ?? Polisin bu arabı yere yıktığını kim söylüyor adamın kendini yere atmadığını nerden biliyorsun ?İşini yapanın işine karışma hakkını kim veriyor? B.A kendi uçağında işine karışılmasını ister mi? B.A sendikalı olarak uçtuğu THY de aslanken Pegasus da niye KEDİ oldu ? Bunlara bir cevap yazın önce

GEÇEN HAFTAYA DEVAM: Çağdaş Pilot - 2

“Elin Arabı, elin İngilizi, elin Amerikalısı”…. İşte geçen haftaki yazımda konuya vurgu yapalım diye günlük dilimizde yüzyıllardır kullandığımız bir kelimeyi kullandık bizim onbeş yılı aşan akademisyenlik, yayınlar, bilimsel çalışmalar, yazılar, meslek etiği, bugüne kadar sendikalılara destek verdiğimiz, Türk pilotlarına ve havacılarına sahip çıktığımız yazılar hepsi çöpe atıldı bazı okurlar tarafından. Neyse herkes görmek , duymak, anlamak istediğini istediği gibi algılamakta hürdür.
Tüm okurlara saygım sonsuz. Ben doğru bildiklerimi yazmaya sizde doğru bulmadıklarınızı eleştirmeye devam lütfen. Toplumlar ve bireyler doğruları ve ortak paydaları konuşa konuşa ve tartışa tartışa bulurlar.

Yazımdaki ana fikir kimi okurları rahatsız etmiş olabilir. Ancak yine tekrar edeyim savundugumuz kişileri veya fikirleri 360 derecelik bir vizyonla değerlendiremezsek fokusu kaybederiz.

Dünyanın her yerinde havaalanlarında güvenlik hizmetleri kolluk kuvvetleri ve özel güvenlik kurumlarınca ifa edilir. Bu kişilerin görevi icrası esnasında terminalde veya apronda bulunan farklı branşlardaki diğer personelin veya yolcuların güvenlik hizmeti sağlayan sözkonusu görevlilere talep edilmedikçe müdahale etmesi suç unsuru oluşturur. Hangi ülkede olursa olsun bir deneyin bakalım havaalanında görev yapan güvenlik görevlilerine müdahale etmeyi nasıl bir tepkiyle ve uygulamayla karşılaşacaksınız.

Bizim sendika yöneticilerine yaptıkları gibi yanlarından yürüyüp karakola davet etmezler. Ve de gazetecilerin sorduğu sorulara cevap vermenize izin vermezler. Yani iki dakika içerisinde kelepçelenip paketlenip ifade alınmak üzere götürülürsünüz.

İşte ilk soylemek istediğim buydu. Yani herkez işini yapsın ve eğer şikayetimiz varsa adaletin uygulanmasını kendi elimize almayalım ve onun yerine şikayetçi olduğumuz  görevlileri amirlerine şikayet edelim. Demokrasiyi insan haklarını istediğimiz gibi kendimize uydurmak yerine olması gerektiği gibi uygulanması için çalışalım.

Tabiki işin birde öbür ucu var. Hangimiz acaba orada vardiyali sistemde görev yapan ve her gün binlerce problemle uğraşan ve bizlerin güvenliği için çalışan o polislerin ruh halini anlamak veya yaşadıklarını duymak, sıkıntılarını dinlemek istiyoruzki? Her gün o X-Ray cihazlarının başında binbir turlu karakterle uğraşan bu insanlara en son ne zaman güzel takdirane iki söz söylemişizdir acaba. Hiçbir zaman anlayış göstermediğimiz üç kuruşa çalışan o devlet memurlarının defalarca ikaz edilmesine karşın çantasını açmayı red eden, diğer terminale girecek insanların hakkini gasp eden, ve devletin memurunun gorevini yapmasına engel olan yolculara sevgi dolu yaklaşmalarını nasıl bekleyebiliyoruz ben anlamış değilim.

Ayda 1500-1600 YTL alıp ülkeyi bucak bucak rotasyonla gezen, karakolda nöbet tutarken gece terörist kurşunlarıyla şehit düşen, Amerikan Konsolosluğuna yapılan saldırıdaki gibi hiç düşünmeden teröristlerle çatışmaya girip hayatını kaybeden bu kendi içimizden insanları korumak onlara destek olmak yerine niye onlara karşı bir tutum içerisinde oluyoruz? O güvenlikçilerde orada kendisine verilen görevi yapmaya çalışıyor aynı bizler gibi. Sendikalı bagaj işçisini salt görüşlerimiz uyuyor diye seviyoruzda niye sendikal hakki bile olmayan ve kendimizden on kat daha az para alıp hayat mücadelesi veren bir polis memuruna sahip çıkmıyoruz. İşte üstümüze vazife olmayan işlerden kastım buydu. 

İkinci vurguda kişilerin mesleklerini ifa ederken kendilerinden sonra gelenlere ışık tutacak işler yapmaları gerektiğine inancımdı. Biraz kendine yatırım yapmak, lisanı geliştirmek, belkide bir iki dökümanı Türkçeye tercüme etmek ve camiaya kazandırmak, ülkenin havacılık prestijini arttıracak seminerler düzenlemek, olayı bilimselleştirmek pilotluk gibi dünya özeli bir mesleği icra eden akıllı ve eğitimli bir topluluğun en önemli vazifesi olmalıdır.

Yel değirmenlerine savaş açmakla ne meslek bir şey kazanır nede temsil ettiğiniz topluluğu kamu gözünde yüceltebilirsiniz. Uçuş emniyeti, pilot uçuş saatleri falan diye sloganlarla işi kotaramazsınız. Çünkü dünyada low cost denen akımla “turn-around” süreleri 20-25 dakikaya düşmüş durumda. Günlük utilizasyonlar 15-16 saatleri geçmiş durumda. Uçaklara ikram bile alınmıyor çoğu zaman ve pilotlarda “fast food” dükkanlarının en önemli müşterileri olmuş durumdalar.

Kokpitte ekip yemeği, uçuş arasında 1-2 saat dinlenme falan gibi haklar elden gitmiş durumda. Slogan atmak yerine halka ucuza uçmanın maliyetlerini anlatıp yolcu tercihlerine etki edecek çalışmaları yapmak zamanı gelmişde geçiyor. Topluma anlatacaksınız 40 dolara uçtuğunda uçuş emniyeti açısından nelerden feragat ettiğini. Ben beş bacak uçtum yemeğimi yiyemedim veya iki uçus arasında çişe gidecek vakit yok gibi söylemleri yapacağınız çalışmalarla rakamlarla dönüştüreceksiniz, araştırmalarla medyanın önüne koyacaksınız. Hava İş’in dünya medyasına verdiği Türk Havacılığinda Uçuş güvenliği zafiyeti var mesajı gibi içi boş ve firsatçı olmayacak söyledikleriniz.

Yaptığınız çalışmalarda rakamlar, bilimsellik konuşacak ve koyacaksınız milletin önüne o dosyaları. Eger SHGM bir anonim uçuş emniyet şikayet ve raporlama hattı kurmuyorsa TALPA kuracak bunu ve her ay yayınlayacak o bilgileri doğruluğunu teyid ettikten sonra.

İşte benim söylemek istediklerim bunlardı. Taraftar toplamak, ideolojileri yaymak, mesajınızı iletmek için elde bayrak stadyumda koşmakla veya başkalarının işine mudahil olmakla bu işlerin olmayacağı. Buna harcanacak enerjinin belli bir stratejide toplanması ve doğru kullanılmasıydı ifade etmek istediğim. Bu söylediklerimi yirmi sene önceki şartlarda emin olun söylemezdim bile çünkü o dönemin havacıları, yöneticileri, sektörel rekabet koşulları bambaşkaydı.

Pilotlar ayda 50-60 saat uçar, uçaklar günde 5-6 saat sefer yapar, her gidilen şehirde bir kaç gün yatılır, maaşlar 2-3 bin doları geçmez, havaalanında Türk logolu uçaklar yoğun yabancı trafiğin arasından tek tük görünürdü. General emeklisi genel müdür, tek sınıf kabin, maliyet düşüncesi olmayan kaptan kaptana uçulan DC-9 ve B-727 gibi filolar, hiçbir zaman yayınlanmayan kaza raporları,silahlı kuvvetlerin sadece bir branşından gelmiş pilotlar, sivil pilot dendiğinde patlayan kahkahalar, CRM’ı hayatında duymamış kokpit ekibi,  bugünkü uçtuğumuz fiyatların iki katına yaptığımız uçuşlar, yaz sıcağında bunaldığımız kış soğuğunda donduğumuz terminaller, duty-free’lerde kartonu 10 dolara sigara ve 2-3 dolara aldığımız litrelik Yeni Rakılar.....

Türkiye ve havacılık çok farklıydı.

Bugüne baktığımda ise genç dinamik bir havacılık camiası görüyorum. Eğitimli, teknolojik bilgisi kuvvetli, okuyan, lisan bilgisi olan yeni bir jenerasyon. B-737-800’un sonuna ilave edilen NG gibi bende bu camiayı “next generation” olarak görmek istiyorum. Eski kavgaları eski yöntemlerle yapmak yerine stratejisini güncel şartlara uydurmuş, topluma yön veren, enerjisini mesleğin ve sistemin gelişmesine harcayan bir havacılar camiası. Uzun yıllar görev yaptığım Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulunda bu camianın pilotuyla, teknisyeniyle, hava trafikçisiyle, yer işletmecisiyle tohumlarının atıldığına şahit olmuş biri olarak ben ümidimi kaybetmedim ve inşallah da kaybetmem.

Yerel seçimler memlekete ve tüm millete hayırlı uğurlu olsun.

Dr. Korhan Oyman
College of Aeronautics
Florida Institute of Technology

GEÇEN HAFTAYA DEVAM: Çağdaş Pilot - 2

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (12)

Misafir ~ 8 yıl önce
yeter artık nedir bu düşmanlık?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Görüşlerinize ve özellikle emniyet ve özel güvenlik birimlerine olan davranışlarımıza can-ı yürekten katılıyorum. Gerçekten kaçımız 12-24 çalışan bu görevlilere bir kaç güzel şey söylemeyiz, nedir bu düşmanlığımız, kinimiz anlayabilmiş değilim. Bence bizim toplumumuzun kanayan yarası bu. İç kimlik çatışması. Biz önce kendimize bu saygıyı göstermeliyiz, sorumluklarımızın bilincine varmalıyız. Hava alanında personel olduğumuzun şıklığını yolcumuza göstermeliyiz. Bu ancak eğitimler kanalıyla başarılabiliyor ama bir yere kadar bence. Gene insanın içinde olması gerekli sadece eğitim ile değil. Yazılarınızı zevkle okuyorum Hocam. Saygılar-sevgiler DGRTRAINER63

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
B.A dışında bugün özel havayollarında uçan ve sendikaya üye olan kaç tane pilot vardır ? Cevap HİÇ.. Yine özel havayollarında sendikaya üye kaç çalışan vardır ? Cevap HİÇ... B.A bugüne kadar bu konuda nasıl bir fayda sağlamış kendi meslek grubunun sendikaya üye olabilmeleri yönünde ne gibi bir çalışma yapmış önayak olmuştur? Cevap HİÇ... B.A yazı yazdığı internet sitesinde meslekdaşlarına SEndika üyeliği konusunda bilgi verici kaç yazı yazmıştır? Cevap HİÇ...THy da bahsettiğiniz mücadelere benzer şekilde Pegasus da kaç mücadelesi olmuştur? Cevap HİÇ... THy da yemek yemek için 1 saat fazlası zaman isteyen B.A, Pegasus da 25 dakikaya itiraz edebilmiş midir ? Cevap HAYIR.. Konu bu kadar basit

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 8 yıl önce
Madem TUTUM dan bahsetmişsiniz siz ve aynı paralel de yorum yazanların tutumlarında bir bakmak gerekir .. Tutturmuşsunuz , yok polis birini yere yıkmış yok arap HELLPPP diye avazı çıkana kadar bağırmış yok B.A sendikalıysa ayıp mıymış , yok bu pilot sendikalıyken faydalı işler yapmış mış .kısaca mış mış mış mış.!! Peki sizler neden burada sorulanlara yanıt verme yerine konuyu saptırıp başka yönlere çekmeye çalışıp hedef şaşırtmaca yapıyorsunuz ?? Polisin bu arabı yere yıktığını kim söylüyor adamın kendini yere atmadığını nerden biliyorsun ?İşini yapanın işine karışma hakkını kim veriyor? B.A kendi uçağında işine karışılmasını ister mi? B.A sendikalı olarak uçtuğu THY de aslanken Pegasus da niye KEDİ oldu ? Bunlara bir cevap yazın önce

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000