16 Şubat 2015, Pazartesi
Çetin ÖZBEY
Çetin ÖZBEY cetinozbey@airporthaber.com
  • Kişinin kendini geliştirmesi her daim karakterine kazanç sağlayacaktır. Bahane üretmeden kişi kendini geliştirmeli ve daima ileriye yürümeli. Oturduğunuz yerden ulaşmak istediğiniz hiçbir noktayı katedemezsiniz.
  • milli egitim geneli egitemedi, su andaki icinde bulundugumuz politik, ekonomik,sosyal durum bunun sonucudur, artik bu kadar bozulduktan sonra geriye donup duzelecegini dusunmuyorum.. herkese gecmis olsun .. yuzmeyi bilenler zaten gemiden atladi,gitti.. izmirde,goztepede baba yadigari evim vardi,birgun donersem diyordum, 2 hafta once onuda satiliga cikardim ..
  • Her türlü muhalif düşüncenin baskılandığı , ötekileştirilip düşman algılandığı bir ülkedeyiz. Çocuklarımıza ve gençlerimize doğru eleştirmeyi öğretebilirsek ve bizde tahammülü öğrenebilirsek 20 seneye belki bu işler düzelir.
  • Patronunuzla takışmak gelişmiş toplumlarda takışma nedeni üzerinden değerlendirilir.Ülkemizde ise vay sen benim ekmeğimi yiyeceksin sonra beni beğenmeyeceksin kendine iş ara noktasına gider.Bırakın patronu amirinize bile bunu yapamazsınız. Hatta takışmadan vazgeçtim eleştiri bile yapamazsınız.Sizi hemen çizer. Keşke yaptıkları işin daha iyisini yapabilmek için patronuyla rahatça tartışabildiğimiz bir medeni çizgiye ulaşabilsek.İş barışının sağlanması açısından bu tavır önemlidir. İş barışı sağlanmış şirketlerde başarı grafiği gittikçe yükselir.İş barışının yok olmaya şirketlerde ise çalışanlar ya kaçmaya başlar yada kaçırılır. Somut örnek SAW dır. Malezyalıların yüzde yüze sahip olduğu son 3 aya baktığınızda kaç kişinin hemde sicilinde ve performansında ufacık sorun olmayan insanların işten nasıl atıldığı yada istifaya zorlandığı görülecektir.Bu yeni patronajın tasarrufumudur yoksa CEO nun herşeye tek başına karar vermeye başlamasından mı kaynaklıdır yakında ortaya çıkacaktır

FARKLI OLAN BİR İNSANIN BU ŞARTLARDA BİLE ARADAN SIYRILMASI MÜMKÜN

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), kitap okuma araştırması utandıran bir gerçeği gözler önüne serdi. Türk İnsanının günde (6) saat televizyon izleyip, (3) saat internete girdiği ve ülkemiz insanının kitap okumaya sadece günde yalnız (1) dakika ayırdığı bu araştırmanın sonuçlarından yalnız biri. Avrupa’da yüzde (21) olan kitap okuma oranının Türkiye’de binde bir olduğu da ve de bu sonucun bizi listenin son sırasına taşıdığı da ortaya çıktı.  Bu durumda; ülkemizin genel şartlarından soyutlanması mümkün olmayan sivil havacılık sektörü mensuplarına kitap önerisinde bulunmanın komik olduğunun bilincindeyim. Dolayısı il bu yazımın 41 kişi tarafından okunması ve konu ile ilgisiz yorumlar almak beni kendi adıma üzmeyecek.

Karadenizlinin tuttuğu futbol takımı ligde sonuncuymuş. Temele takımın gidişatını sormuşlar. Cevap “ Durum iyidur, kattık önümüze 18 takimi, kovalayriz

Sizlere bu yazımda bahsetmek istediğim kitap KARİYER SAVAŞI. David F D’Alessandro yazmış ve 2003 yılında yayınlanmış. Eminim ki yazar Türkiye’mizi tanımıyor. Ben galiba bu kitabın özetini AKTUEL’ in 8-10 sene önceki bir sayısının ekinde okumuştum. Hiç üşenmeden not almışım ama tarih koymayı ihmal etmişim. Almış olduğum notları eğik karakter ile belirginleştirdim. Bu kitabın okuyanlara büyük faydasının olacağına eminim.

Kitabın ana fikri : “ Sürekli değişen iş ve girişim dünyasında istediğinizi elde edebiliyor, amaçlarınıza ulaşabiliyor musunuz? Rakipleriniz ve meslektaşlarınız karşısında ayakta durabiliyor musunuz? Kariyerinizin ilerlemesini ve daha fazla ödül ve maaş almak istiyor musunuz? İster üst düzey bir yönetici olun, ister girişimci ve ister bir çalışan olun. Bu kitap size yığından ayrılmayı, rekabette öne çıkmayı,, kişisel ve kariyer hedeflerinize ulaşmayı ve başarı için en iyi yolu gösterecektir. D.F. D’Allessandro size kendi “ Kişisel Markanızı “ oluşturarak kalabalıktan nasıl sıyrılacağınızı gösterirken şöhret inşa etme konusunda değerli dersler vermektedir.” şeklinde geçiyor. 

Şimdi bu ana fikri kendi iş yaşamınıza oturtun.  Hangi unvanı taşıdığınız, ne olduğunuz hiç önemli değil. Samimi olursanız yol gösterime konu edilen hususların hangisine “ ben bunu istemiyorum “ diyebilirsiniz. Bunu söyleyebilecek insanlar yok mu? Tabii ki var. Üstelik tanıdıklarım da var. Ben burada iyiyim. Bir adım bile atmasam olur, bu yöntemle emekli olabilirim diyen. Bu tür insanlar bu tür çalışanlar var etrafta. Hatta belki de her kuruluşta varlar. Onları kıpırdatacak, ileri adım atmalarını sağlayacak. Kalabalıktan sıyrılıp öne geçmekten ziyade bu tipler kalabalık kendilerinin önüne geçsin ve kendileri arkada kalıp saklansın kimse kendisini  görmesin ister. Bu güzel kitap bu karakter için değil. Bu güzel kitap bu karaktere tek kelime söylemez.

Başarının sadece çok çalışmakla ya da rolünüzü doğru oynamakla gelmeyeceğini anlamak zorundasınız. İşinizde ve kariyerinizde başarılı olmak için kendinizi sürüden ayırmak durumundasınız. Kendi şöhretinizi kurmalı, geliştirmeli ve savunmalısınız.  Şirketler kendi değerlerine sahip çıkacak ve kendilerini yükseltecek insanlar ararlar. İlerlemek için yapılması gereken tek önemli şey, sizi kişisel olarak çekici hale getirecek temel çalışmayı gerçekleştirmenizdir. Kişisel markalaşma, işinizi ya da kariyerinizi yönetmenin bir yoludur. Sizi farklı ve özel kılacak bir iletişim yöntemidir. Bu nitelikleri kullanarak kendinizi kalabalıktan ayırabilir ve başarı alanınızı genişletebilirsiniz “

Bir iş yerinde davranışları kişiye özgü tarz olarak kabul edilen bir insan tanımıştım. Diğerlerinden pek de üstün tarafı yoktu bana göre. Ama bir yerlere gelmiş ve tırmanmıştı. Zaman zaman o insanı halen düşünürüm.  Şirketin güçlü insanları tarafından fark edilen biriydi. İşin tuhafı, değişen yönetimlerin tümü bu insanı alıp bir yerlere koyuyordu. Bu adam öyle veya böyle kişisel markasını oluşturmuştu. Hem de bu kitap yazılmadan çok seneler önce. Hatta kendisine sen bir marka olmuşsun diyen bir yöneticiye marka olmadığını, olamayacağını anlatırken bile “ standart dışı bir yaradılış olduğunu ” anlatıyordu. Ben değişik biriyim diyordu adeta. Buna şahit oldum.

O insanı çok önemsemek ve örnek göstermek istemiyorum. Ancak geçen zaman içinde süzdüğüm davranışları bu insanın en azından kalabalıktan ayrıcalıklı olduğu için sıyrıldığına ben de inandım. Kendisini diğerlerinden farklı kılacak bir iletişim yöntemi uyguluyordu.

Kendinize diğerlerinin gözü ile bakmayı öğütlüyor bu kitap.

Marka olmak istiyor musunuz? Şirketin gözden kaçırdığı şeyleri belirleyin ve önerin, Kulağınız dışarıda olsun. İyi haber almanın yöntemlerini bulun ve uygulayın. Doğru kalabalıklara karışın. Doğru insanlarla birlikte olmanın mucizeler yaratacağına inanın. Bu yöntemle kendinizi değerli kılın. Doğru insanların sizi fark etmelerini sağlayın.”

İyi bir insan olarak tanınmanın 5 önemli unsuru var. Kazandığınız parayı hak edin. Daima doğruları söyleyin. İhtiyatlı ve basiretli olun. Ne zaman konuşup ne zaman susacağınızı bilin. Ve bu konuda kararlı olun. Sosyal birisi olun. Maddi ve manevi dürüstlüğünüzle tanınmaya gayret edin. “

Sevin veya sevmeyin çalıştığınız markanın altındaki ikinci imza patronunuzundur. Bu gerçeği hep aklınızda bulundurun. Patronunuzla nasıl kavga edeceğinizi değil onunla nasıl çalışacağınızı, onunla nasıl yaşayacağınızı öğrenmelisiniz. Unutmayınız ki patronunuz sizi var ya da yok etme gücüne sahip bir kişidir. Patronunuzun kişiliğini iyi analiz etmelisiniz. Patronların sizden beklentilerini tam olarak karşılamalısınız ki, sizin patrondan beklediğiniz hususlar yerine gelsi

İlk okuduğum zaman bu ifadelerin aşağıda yer alan ve kitabın en enteresan bölümü diye başlayan paragraftaki görüş ve önerilerle ters düştüğünü düşünmüştüm. Evet bu ifadenin görünümde diğerine ters olduğu açık. Ancak yukarıda da ifade ettiğim üzere bu tarzın insanı başarıya götürdüğünü de gördüm. Demek ki bu çelişkinin orta  davranış noktasını siz bulacaksınız.

Üst düzey yöneticiler dünyasına ait olduğunuzu ve çevrenizdeki insanlara ilgi ve saygı duyduğunuzu gösterin ki kişisel markanızı oluşturma çalışmalarınızda önünüz açık olsun.

Kendinizi utandırmayın, Utanacağınız bir şey yapmayın,  İyi giyinin ve masa adabını iyi öğrenin, tanımadığınız insanlarla ilgili olarak asla ve asla varsayımlarda bulunmayın, bu sizin için ölümcül sonuçlar doğurabilecek ihtiyatsız bir davranış olur,

Şirket etkinliklerinde dikkatli davranın, tüm bu etkinlikler esnasında gözlerin sizi yargılamakta olduğuna inanın, Özel yaşamınız ile profesyonel yaşamınızı kesin çizgiler ile ayırın. Özel yaşamınızı uluorta masaya koymanız ve açmanız tercihlerinizle ilgili olarak kurum içinde yargılanmanıza yol açacaktır.  Sonuçlar hakkında sabırsız davranmayın. Düzgün davranış ilgiyi, saygıyı, bilgi ve sabrı gerektirir. Bu denli iyi bir davranış tarzına sahip olmanız fark edilmenizi sağlayacaktır. Bu da kişisel marka oluşumunuza katkı sağlar.”

Kitabın en enteresan bölümü ise - Doğru düşmanlar edinin - başlığının altında toplanmış. İş yaşamında bazen arkadaşlarınız ile ve hatta patronunuzla anlaşmazlığa düşmelisiniz. – Yanlış okumadınız, düşmelisiniz – bazen kavgaya neden olmalı hatta bazen de kavgayı siz başlatmalısınız. Bu bölüm kendinize ve şöhretinize zarar vermeden bunu nasıl başarabileceğinizi anlatıyor ve başarı arttıkça düşmanlarda artar şeklinde devam ediyor. İşte kitabın bu bölümü yazarın Türkiye’mizi tanımadığını bana fısıldadı. Hele yapın da görün. Yukarıda söz konu ettiğim insan bunu uygulamıştı. Sonuçta bir bakıma iyiydi. Tabii ki şansı da yaver gitmişti.

Söylevler; ağaçlara takılıp ormanı gözden kaybetmeme ve başarınız sizi yutmasın şeklinde birkaç hatırlatma ile son buluyor. Ne kadar yüksekten uçarsanız, vurulma şansının o kadar artar. Yükseldikçe hatalar daha çok göze çarpar. Yine de İş yaşamının her anında herkesin yarışta olması ve de bu yarıştan kopmaması gerekir..

Ve de iş yaşamında ve bu yaşamda başarılı olmaya ilişkin çok önemli ipuçları yer alıyor bu kitapta. Dikkatle okumak gerek. Böyle bir yol gösterimine herkesin ihtiyacı var. Bu kitabı halen yönetici olanlardan ziyade, çalışanların, gençlerin okuması gerek.

Tabii ki, giriş bölümündeki Karadenizli takım taraftarı gibi öndekileri takip etmekle yetinmeyecek veya kalabalığın arkasından gidip görülmemeyi tercih edecek yapıda değilseniz.

FARKLI OLAN BİR İNSANIN BU ŞARTLARDA BİLE ARADAN SIYRILMASI MÜMKÜN

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (20)

kaptan-ı derya ~ 2 yıl önce
Kişinin kendini geliştirmesi her daim karakterine kazanç sağlayacaktır. Bahane üretmeden kişi kendini geliştirmeli ve daima ileriye yürümeli. Oturduğunuz yerden ulaşmak istediğiniz hiçbir noktayı katedemezsiniz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
ztk ~ 2 yıl önce
milli egitim geneli egitemedi, su andaki icinde bulundugumuz politik, ekonomik,sosyal durum bunun sonucudur, artik bu kadar bozulduktan sonra geriye donup duzelecegini dusunmuyorum.. herkese gecmis olsun .. yuzmeyi bilenler zaten gemiden atladi,gitti.. izmirde,goztepede baba yadigari evim vardi,birgun donersem diyordum, 2 hafta once onuda satiliga cikardim ..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
iPhone Uygulaması ~ 2 yıl önce
Her türlü muhalif düşüncenin baskılandığı , ötekileştirilip düşman algılandığı bir ülkedeyiz. Çocuklarımıza ve gençlerimize doğru eleştirmeyi öğretebilirsek ve bizde tahammülü öğrenebilirsek 20 seneye belki bu işler düzelir.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
CVP I PHONE ~ 2 yıl önce
DEMEK Kİ BİR ÜMİT VAR. EĞER BİRİLERİNİN AKLINA GELİRDE KONUYA EĞİLİRLERSE BU SÜREÇ ÖNE DE ÇEKİLEBİLİR DEĞİL Mİ? ÇOCUKLARA, DOĞRU ELEŞTİRMEYİ ÖĞRETMEK, ÖTEKİLEŞTİRMENİN YOK EDİLMESİ HEPSİ AMA HEPSİ EĞİTİM KONUSU.
ztk ~ 2 yıl önce
cocuklarimiza tahammul ve elestirmeyi ogretmemek lazim, ulkenin kurallari belli,medeni kurallari ogretmek cocuklari bunlarin cocuklarina karsi zayif yapiyor.. bir yabanci buyukelci demecinde belirtmisti,kilicdaroglu cok guzel muhalefet yapiyor fakat bir iskandinavya ulkesinde olsaydi idi,diyor.. burasi ortadogu oldu, ekonomik,politik,tum kurallar artik ortadoguya gore ayarlandi..
İş barışı ~ 2 yıl önce
Patronunuzla takışmak gelişmiş toplumlarda takışma nedeni üzerinden değerlendirilir.Ülkemizde ise vay sen benim ekmeğimi yiyeceksin sonra beni beğenmeyeceksin kendine iş ara noktasına gider.Bırakın patronu amirinize bile bunu yapamazsınız. Hatta takışmadan vazgeçtim eleştiri bile yapamazsınız.Sizi hemen çizer. Keşke yaptıkları işin daha iyisini yapabilmek için patronuyla rahatça tartışabildiğimiz bir medeni çizgiye ulaşabilsek.İş barışının sağlanması açısından bu tavır önemlidir. İş barışı sağlanmış şirketlerde başarı grafiği gittikçe yükselir.İş barışının yok olmaya şirketlerde ise çalışanlar ya kaçmaya başlar yada kaçırılır. Somut örnek SAW dır. Malezyalıların yüzde yüze sahip olduğu son 3 aya baktığınızda kaç kişinin hemde sicilinde ve performansında ufacık sorun olmayan insanların işten nasıl atıldığı yada istifaya zorlandığı görülecektir.Bu yeni patronajın tasarrufumudur yoksa CEO nun herşeye tek başına karar vermeye başlamasından mı kaynaklıdır yakında ortaya çıkacaktır

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000