18 Ekim 2010, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • Istanbul büyümeye devam ettiği sürece Sabiha Gökçen de çare olmaz. Tek çare ESB'dir. 3. paralel pist için acelemiz yok deseler de seve seve 3. paralel pist için düğmeye basacaklar.
  • üzücü olan kaptanın sana bunu göndermiş olması değil senin hiç bir araştırma yapmadan ne olduğunu anlamadan bilip bilmeden yorum yapman..hey allahım sen bize sabır ver..üzücü olan senin burda ahkam kesmen :)
  • sayın sefa bey keşke bu yiğit denen adamın önce geçmişini sorgulayıp sonra yazısını yayınlasaydınız onu yanımızda uçurarak yetiştirdik. köpek problemlerini ve sonrasını çabuk unuttu.merak etmeyin gittiyi yerde kalamaz. zaten thy. ninde böyle adama ihtiyacı yok, thy kaptanı
  • Özetle; Şirketin ‘’Uçuş Emniyet Müdürü olarak Ofis planlamasıyla hafta sonları Uçuş yapmak’’ şahane, Şirketin ‘’Uçuş Emniyet politikasını oluşturma fikri’’bahane, Şirketin ‘’Uçuş Emniyetine katkı sağlayamamayı’’ ise tamamen teferruat olarak algılayan bir Uçuş Emniyet Müdürünü, ancak Teşkilat yapısının bozukluğuna örnek gösterebilirsin. Neymiş, haklılığımızı öne çıkarmak adına verdiğimiz örneklere dikkat edecekmişiz, biraz daha araştırmacı olacakmışız ki, yanılmayalım ve okuyanları da yanlış yönlendirmeyelim.

Etik dışı davranışlar ve THY'nin yeni Hub arayışları

Yazıma yukarıdaki başlıkla girip girmemeyi, çok düşündüm. Bana gelen ve hepsi biri birinden değerli  bilgilerin ışığında, onlardan da yararlanarak yazdığım yazılar son günlerde çok ilgi topladı. Son zamanlarda yazdığım yazılarda; “iniş takımlarını kapatmayı unutarak uçuşunu sürdüren kaptanın” yol açtığı tirajikomik olayın sentezini yaparak, Türk sivil havacılığının bu alt yapısız ve tümüyle günü kurtarmaya yönelik; “istim arkadan gelsin” mantığı doğrultusunda ilerlemesine sessiz kalmamak gerektiğini vurgulamaya çalıştım. 
 
THY’den yeni emekli olmak zorunda bırakılmış ve şu anda Dubai’de uçan bir kaptanın serzenişlerini ve sistemdeki yanlışları haykıran e-posta’sını okuduğumda, aklıma ilk gelen; SHGM’nin bu konudan haberdar olması ve bu konudaki yaptırımlarından, medyanın da bilgilendirilmesini bekliyorum. 
 
İşin üzücü yanı; kaptanlık seviyesine gelen ve  emekliliğini istemek zorunda kalan THY kaptanlarından Ahmet İlkay Yiğit'in, bu e-postasını kendi şirket veya SHGM yöneticilerine değil de bana yollama gereği duyması oldu. İşte bu üzücü olaya neden olan gerçeklik, geçen hafta değindiğim; “rapor yazma kültürünün sivil havacılığımızda ve şirket bazında özde değil sözde yürürlükte olmasından” kaynaklandığının bir kanıtı oldu. 
 
Bunun yanı sıra, rapor yazan kişilere yönelik ceza yaptırımları, yeni raporların yazılışını önleyecek ve sistem, personelin deneyimlerinden yoksun, bir ayağı topal, yürüyecektir. Çünkü insanların özgür iradeleri ile davranmasının önünün kesildiği yerde, gerçekliğin üzeri örtüldüğünde, bu durumdan çıkarı olanlar belki bir süre rahat ederler, ama, gerçekler yok edilemeyeceğinden, sorun başka yerlerden patlak verecektir.
 
Bu anlayışla yazılarımı sürdürmekte ve ilgili kurum ve kişileri sürekli uyarmakta kararlıyım...
 
THY son zamanlarda; özellikle uçuş işletme birimlerinde, baskıcı ve otoriter bir tavır sergiliyor. Bu tavırın nedeni; tepe yönetiminin etkisi mi? yoksa, daha alt kadrolarda bulunan  ve tepe yönetimini etkileyen güçler midir? Onu bilemem, ama, görünen ve yaşanan olaylar, THY uçuş işletme birimlerinde, özellikle uçuş emniyet gibi çok önemli departmanda bir kışla kültürünün gün geçtikçe arttığı şeklindedir. 
 
Bunu, bana gelen ve isim kullanılmamasını isteyen e-postalardan gözlemleyebiliyorum. Unutmamak gerekir ki; sivil-asker pilot ayrımından sonra karacı-havacı gibi yanlış kategorilendirmelerde bulunmak bu camiaya son derece zarar verir. 
 
Şimdi gelelim gazete ve internet köşe yazarlarımıza;
 
Aslına bakacak olursanız;  Sn.Korhan Oyman’ın AirportHaber’deki son yazısında sektörün medya bacağındaki ilkler arasına 1991 yılında yayına başlayıp bugün hala aynı sektörel içeriğini koruyarak hizmet veren ve aylık olarak yayınlanan UTED dergiyi görememek beni çok üzdü. Sektördeki ilk yazı yazan olarak gösterilen Uğur Cebeci’den çok daha önce bu dergi vardı ve orada sektörle ilgili köşe yazıları yazılıyordu.
 
Neyse, alınmayı bir yana bırakıp, bizim köşe yazarlarına dönelim;
 
Medyamız, köşe yazarlığı ile haberciliği karıştırıyor. Haberci olmak ayrı, köşe yazarlığı yapmak farklı oluyor. Habercinin, gazetesine yolladığını ve önemsediği her haber yazılacak diye bir kural yok. 
 
İlgili gazetenin yazı işleri veya haber müdürü, gazetenin politikasına uygun olanı gazeteye koyup koymamakta özgür. Bu nedenle, havayolu şirketleri, haberciden çok yayın kuruluşunun müdürlere ve köşe yazarlarına yoğunlaşıyorlar.
 
Köşe yazarlarına gelindiğinde ise, durum pek farklı değil. Bir çok kiralık kalem iş başında... Bu kiralık kalemler, kuşkusuz patronlarının ilişki boyutuna göre yazılar yazmaya çaba gösteriyorlar. Bir köşe yazarı,yazısı ile birilerini kızdırdığında o yeri bırakıp başka kapı arayışına giriyor veya özür dileyerek bir daha arzu edilmeyeni yazmıyor. Köşe yazarları, ellerindeki sütunu; bazen bir silah olarak da kullanabiliyor. Aslında toplum; kimin nereye odaklı yazı yazdığını, kimin hangi çıkar ilişkileri için kalemini kullandığını çok iyi biliyor. 
 
Örneğin; şirketlerden birisinin yeni hat açması nedeniyle düzenlediği seyahate gazetecileri davet etmesi onların kalemini etkilemek için yapılmış bir borçlandırmadır. Bu davet sonucunda o şirket, milyonlarca lira vererek yaptıracağı reklamı, bedavaya getirmekte ve gazeteciyi kendine bağlamaya çalışmaktadırlar. Bu tuzağa düşen gazetecileri hepimiz tanıyoruz.
 
Peki; bir gazetenin muhabiri-habercisi veya köşe yazarı bu kendine sunulan avantajdan yararlandı ve yiyip, içip gezdi diyelim. Patronunun ne avantajı var? Patron üst düzeyde o havayolunun patronunu veya genel müdürünü arayıp, o şirket lehine yazılan yazıları ve haberleri beğenip beğenmediğini sorma bahanesiyle, kampanyaların veya şirket reklamlarının kendi TV’sinde veya gazetesinde yayınlanmasını sağlıyor.
 
Medyadaki bu etik dışı hareketlerin, sektörümüzde de uygulandığı bir gerçek. Düne kadar çalıştığı yerde denetim görevindeyken şimdi denetlediği yerde  işe giren bir çok kişi var. Aslında sataşmam bu kişilere yönelik değil. Yanlış olan; İlgili kişileri işe alarak acaba otoriteyle aramıza girerde rahat iş takibi yapabilirmiyiz diye düşünenlerdir.  
 
THY’nin son genel kurulunda, THY’yi senelerdir denetlemekten sorumlu SPK başkanı Turan Erol’u; emekli olur, olmaz kanun ve yönetmeliklere uymadan THY yönetimine alınmasını, ortak(!)sıfatıyla katıldığım genel kurulda eleştirdiğim, genel kurul kayıtlarındadır. Neyse, bu konuyu fazla uzatmayayım.
 
 Aslına bakacak olursanız, bu etik dışı uygulamalar sadece sektörümüze özgü değil. Ülkemizde artık bu etik değerler de diğer değerlerimiz gibi erozyona uğradı. Para-güç-makam-statü adına her şey göze alınır olmuş. İşin ilginç yanı, toplum adına gördükleri yanlışları  eleştirmesi gereken kalemlerin de mürekkebi beyazlaşmış. Belki de, ben kafamı yenilemeli ve yeni düzene uyum gösterip onlar gibi beyaz mürekkep kullanmalıyım.
 
Sektörel yazı THY’siz olur mu? Olmaz tabii ki...
 
THY doludizgin koşuyor. AHL’deki slotların en az %70’ini alan, işine geldiğinde devlet, işine gelmediğinde ise özel şirket statüsünde ticari faaliyetlerini sürdüren bu şirketimiz, bir yandan aldığı uçakları park edecek yer ararken, öte yandan AHL’den daha fazla slot alma arayışında. 
 
THY, Atatürk Havalimanı dışında yeni base arayışını sürdürüyor. Her geçen gün vermiş olduğu uçak siparişleri ve yeni hat açılımları yoğunlaştıkça, AHL kesinlikle yetersiz kalacak.
 
THY’nin yurt içi veya yurt dışında yeni bir HUB kurması bence kaçınılmaz. Çünkü, THY’nin slotlarını yukarıya çıkartması, AHL’den sefer yapan yerli ve yabancı şirketlerin slotlarını alması demek olacağından şimdilik zor görülüyor. Çünkü THY slotlarda zaten maksimum seviyede.
 
Bu nedenle AHL dışında yeni bir hub, yurt içinde Sabiha Gökçen-Ankara-Antalya olabilir. Ancak, yeni base kurabilmek için filonun en az 15 uçağını orada konuçlandırmasının yanı sıra, oradan yurt içi ve yurt dışı bağlantılar kurmak, oldukça sancılı olabilir. Bir de bu işin ucuş ekibi-teknik ekip ve hangar yapılanması var.
 
THY son imzaladığı Toplu İş Sözleşmesinden sonra, eleman çıkartma işini hızlandırdı. Maliyetleri kontrol edebilmek ve alınacak hizmetlerin daha ucuza mal edilmesi amaçlandığından, yetkililer şirketin almak zorunda olduğu hizmetlerini kendi kurduğu veya ortağı olduğu taşeron şirketler aracılığıyla yapmasını mantıklı buluyorlar.
 
Çalışanların, yıllar önce kazanılmış sendikal haklarını geriye alabilmek şüphesiz mümkün değil. Bu nedenle işveren; taşeron şirketler kurup, bir süre zarar da etse çalıştırıp, sonunda eleman çıkartarak veya taşeron şirkete kaydırarak çözüme gitmeye çalışıyor.TGS ile başlayan bu sürecin sonunda, ortaklığa dönüştürülecek veya taşeronlaştırılacak yerler var. THY’nin son toplu iş sözleşmesindeki 8.madde taşeronlaşmanın önünü iyice açtı. THY-Hava İş'e bu konuda bir teşekkür borçlu. 
 
Değerli okurlarım;
 
Bildiğiniz gibi AirportHaber sitesinde her hafta aralıksız sektörel yazı yazıyorum. Ancak sektördeki gelişmeler ve olaylar o kadar çoğaldı ki, bazen her gün yazabilir miyim diye düşündüğüm oluyor. Ancak, sitemizdeki köşe yazarları haftada bir yazabiliyorlar. Bu nedenle sizlerle daha çok konuda iletişim kurabilmek amacıyla www.sefainan.com isimli kişisel bir site kurdum. 
 
Bu amatör sitede henüz çok eksikler var. Ancak ilerleyen zamanlarda şimdiye kadar yazdığım tüm köşe yazı ve Airport TV’de gerçekleştirdiğim programların arşivini kişisel sitemde bulabileceksiniz. Bununla da kalmayıp, AirportHaber de yer alan önemli bir çok haberlerdeki konulara yönelik kişisel yorumlarımı ve olayların Neden ve Niçin lerini zaman içinde araştırıp, sitemde kişisel görüşlerim olarak  yer vereceğim. Örneğin; İniş takımları açık uçan uçakla ilgili haberimizin detayını burada bulabilirsiniz. 
 
Bunun yanı sıra, bana yollanan e-postalarda; kesinlikle e-postayı yollayan kişinin izni olmadan, isimlerin gizli olacağını tekrar bilmenizi istiyorum. 
 
Bu hafta THY’den ayrılmaya zorlanan Ahmet İlkay Yiğit Kaptanın zehir-zemberek e-postasını ve şirketle ilgili yazışmalarını burada (TIKLAYIN) bulabilirsiniz
Etik dışı davranışlar ve THY'nin yeni Hub arayışları

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (25)

Misafir ~ 5 yıl önce
Istanbul büyümeye devam ettiği sürece Sabiha Gökçen de çare olmaz. Tek çare ESB'dir. 3. paralel pist için acelemiz yok deseler de seve seve 3. paralel pist için düğmeye basacaklar.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
üzücü olan kaptanın sana bunu göndermiş olması değil senin hiç bir araştırma yapmadan ne olduğunu anlamadan bilip bilmeden yorum yapman..hey allahım sen bize sabır ver..üzücü olan senin burda ahkam kesmen :)

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
sayın sefa bey keşke bu yiğit denen adamın önce geçmişini sorgulayıp sonra yazısını yayınlasaydınız onu yanımızda uçurarak yetiştirdik. köpek problemlerini ve sonrasını çabuk unuttu.merak etmeyin gittiyi yerde kalamaz. zaten thy. ninde böyle adama ihtiyacı yok, thy kaptanı

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Özetle; Şirketin ‘’Uçuş Emniyet Müdürü olarak Ofis planlamasıyla hafta sonları Uçuş yapmak’’ şahane, Şirketin ‘’Uçuş Emniyet politikasını oluşturma fikri’’bahane, Şirketin ‘’Uçuş Emniyetine katkı sağlayamamayı’’ ise tamamen teferruat olarak algılayan bir Uçuş Emniyet Müdürünü, ancak Teşkilat yapısının bozukluğuna örnek gösterebilirsin. Neymiş, haklılığımızı öne çıkarmak adına verdiğimiz örneklere dikkat edecekmişiz, biraz daha araştırmacı olacakmışız ki, yanılmayalım ve okuyanları da yanlış yönlendirmeyelim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000