24 Mart 2014, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

ESKİ ÇAMLAR BARDAK OLDU!

Eski çamlar bardak oldu bir ‘deyiş’. “Devir değişti, eskilerin bir değeri kalmadı” ya da “o eskidendi, şimdi her şey değişti” anlamına geliyor! (1) Bu defa da eski çamların ne olduğuna bakalım…

1990-1994; THY AO’da Kabin Kalite Müdürü olarak kabin içinin bakımı sorumluluğunu üstlenmiştim. Şimdi bana dün gibi gelse de,  az değil çeyrek yüzyıl öncesinde uçakların kabin içi sistem, malzeme ve komponentlerinin tasarımını, üretimini, modifikasyonunu hatta pazarlanmasını yapmayı hayal ediyorduk. THY Holding çatısı altında farklı bir iş modeli kurarak, yıkılan demir perdenin arkasındaki uçakların kabin içlerinin modifikasyonuna talip olmak istiyorduk. Bir iki basit denememiz de olmuştu. Perişandı kuzeyin uçakları, o yılların taşra minibüslerinden daha kötüydü!  Top Air’in aldığı bir uçağın kabin içini adam etmek için adeta savaşmıştık. Bakımsız ve kirliydi. Kabin içinde alışılagelmiş güvenlik unsurlarına rastlanmıyordu. Koltuklarda kemer bile yoktu! Kabindeki kokulardan kurtulmak için 2-3 gün apronda havalandırmıştık.
Hayallerimize gelince; kısa vadede halı, perde, koltuk kılıfları, battaniye gibi kabin tekstil ürünlerini üretmeyi planlıyorduk. Yine kısa vadede koltuk tepsileri, koltuk kolçakları, küllükler, koltukların yanları (shroud), dergi kutuları (racklar), kabin sınıfları bölme elemanları (divider), dolap, vestiyer (coatroom), kutular (stowage) gibi kabin içi malzemeleri imal etmeyi düşünüyorduk. Abskin, honeycomb, kevlar türü malzemeleri, 3M’in yapıştırıcıları ile rahatlıkla her ihtiyaca göre şekillendirebiliyorduk.

VIP uçaklarını hazırlamak bizim için ciddi bir iddia idi. Uçuş süresine, katılacak heyetler ve taleplere göre konfigürasyonlarımızı hazırlamıştık. Her VİP uçuşu için mutlaka bir yenilik yapıyor ve her VIP seferinde sınav heyecanı yaşıyorduk.

Mühendislik ve Uçak Bakım Başkanlığı ekipleri olarak coşku ve istekle zamana karşı şevkle çalışıyorduk. Sevgili Mühendislik Başkanı Ziya Oral ve Teknik Kontrol Başkanı Fikret Geçkili’nin haklı uyarılarını, zaman zaman, görmezden gelebiliyorduk…

Orta ve uzun vadede ise uçak mutfakları (galleyler) için de hayallerimiz vardı. Mutfakları tam bir sanayi ürünü olarak görüyorduk. Uçak mutfaklarının tasarımı bizim kafamızdaki konseptlere uymuyordu. Madem yolcularımız bizim misafirlerimizdi o halde misafirlere daha farklı ikramlar yapabilmeliydik. Türk kahvesi ikram edebilmek için ne araştırmalar yapmıştık.

Kabin içi ikram arabalarını (trolley) üretmek ise bizim için çok basitti. Ama gelin görün ki, tröstlerle boğuşmak gerekiyordu. Testleri, sertifikasyon sürecini ve yetki sorunlarını aşmak ciddi uğraşlar gerektiriyordu. Maalesef havacılık sektörünün piyasasında itibarımız da yoktu. Tüm bu aşamaları geçebilsek bile ürettiklerimize pazar bulmak da olayın farklı bir boyutu idi.

Tarihten bir yaprak
Yıl 1993, Filomuza 5 adet yeni B737-400 katılmıştı. Uçak teslimi yapılmasına rağmen, 2 ve 3 nolu galleylerin (mutfakların) teslimi gecikmişti…

Uçaklarda asgari ikram hizmetini verebilmek için 2 galley boşluğunda da 3 troley (ikram arabası) yerine ihtiyaç vardı. Üstelik B/C (Bussiness Class)  bölmesi de yetişmemişti. Genel Müdür Yardımcımız Yusuf Bolayırlı talimat verdi. “5 uçak için kuru geçici galley ve B/C bölmelerini yapılmalı.”

“Ne kadar zamanımız var” diye sordum. 

“6 gününüz var, tüm yetki ve sorumluluk sende!” dedi.

Çok iyi bir ekiptik. Arkadaşlarla kafa kafaya verdik. 10 tane kuru galley yapma projemizi; insan kaynağımızı, malzemelerimizi, havacılık kurallarını da dikkate alarak planlamaya başladık. Yine de 12 gün gerekiyordu… Hemen harekete geçtik. Bir yandan çiziyor, detayları çözüyor, bir yandan imâl ediyorduk. Bütün atölyeler bize yardım ediyordu. Kabin İçi İşlemler Atölyesi üssümüzdü. “Şanştein’ımız Şan Çakmak, şefimiz Muammer Günçe… Tam gün 24 saat çalışıyorduk. Beden yorgunluğu hiçbir şeydi. Kafamız çatlıyordu. Problemleri, karşılaştıkça, çözerek ilerliyorduk. Birkaç saat bile uyuyamıyor, sadece kestiriyorduk. 2.günün sonunda Muammer’le Şan evlerine biraz uyumaya gittiler. Şan yeni evlenmişti. 5 saat sonra Şan geldi gülerek. Şan sayıklamış, eşi şaşkınlıkla not almış. Notlar şöyle; “Trollüler geliyor, galaksi 2’ye sığmıyor. Galaksi 7 de tehlike var.”

Biz gülerken Muammer geldi. “Ya inanmayacaksınız, sayıklamışım. Aynur (Muammer’in eşi) şaşırmış. Hiç sayıklamazmış. “Bu perde de olmadı. Eni dar bunun. Yanlış kesilmiş. Yenisini mi alsak… Ama yanmazını bulamayız ki…”

Gelelim 2014’lere, gerçekleşen gerçekleşemeyen hayallerimize

Benim bir hayalim de THY’de bir Ar-Ge bölümü kurulması ve Şan Çakmak’ın başına getirilmesi idi… Hayallerimin bazıları gerçekleşti ama ne THY’de Ar-Ge kuruldu, ne de Şan onun başına getirildi…

Ama THY yönetimi, yıllar sonra Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve TAI ortaklığı ile TCI Kabin İçi Sistemleri A.Ş’yi kurdu. TCI Kabin İçi Sistemleri A.Ş. küresel havacılık sektörüne üretim ve sertifikasyon sağlayan ilk Türk şirketi oldu.

Basından öğrendiğimize göre  TCI Kabin İçi Sistemleri A.Ş., Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.’nin VIP Hangar’ında gerçekleşen törenle TCI uçak mutfakları ile donatılmış ilk ticari uçağın teslimini, 17 Mart 2014 günü kutladı. THY Teknik A.Ş VIP Hangar'da düzenlenen törene başta Haydar Yalçın, Celalettin Yüksel, Hamdi Topçu, Temel Kotil, İsmail Demir, Turan Erol, Ahmet Çağrı Özer ve Bernard J. Dunn olmak üzere çok sayıda davetlinin katılımı ile gerçekleşmiş.

Airporthaber’de yayımlanan fotoğraflarda ŞAN ÇAKMAK, MUAMMER GÜNÇE, ALİ ESER’i gözlerim aradı. Bu üretimin pilot uygulamasını başlatan Sevgili YUSUF BOLAYIRLI da fotoğraflarda yoktu.

Dahası bu tasarımı ve üretimi başaran mühendislerimizin isimlerini de bilmek isterdik.

Kabin içi malzemelerini Türkiye’de yapma kararını verenleri, destekleyenleri ve gerçekleştirenleri candan, yürekten kutluyorum.

(1) Bir zamanlar orman köylerinde, çam ağaçlarından tek parça yapılan ve bardak denilen su kapları varmış. Suyu çok soğuk tutan ve güzel kokulu bu bardakların yapıldığı bir köye, askerliğini yapıp dönen bir delikanlı, ormanlardaki eski büyük çamları göremeyince, babasına nedenini sormuş.
-  Oğlum, demiş babası, o senin sorduğun eski çamlar, bardak oldu. Ne yapalım, köyümüze gelir getiren, çam kerestesi ile çam bardaklar... Askerde iken yolladığımız harçlıklar, var ya,  işte bunların parasıydı!

ESKİ ÇAMLAR BARDAK OLDU!

Facebook Yorum

Yorumlar

iPhone Uygulaması ~ 3 yıl önce
Oya hanım o kadar güzel yazmışsınız ki ellerinize emeğimize sağlık. Sizin yazılarınızı okudukça neş'e içerisinde eğlenerek hayallerimize koştuğumuz günler geliyor aklımıza iyi ki yazıyorsunuz da nerelerden nerelere ne emeklerle bu günlere geldiğimizi gülümseyerek, gururlanarak hatırlıyoruz.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000