23 Kasım 2015, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com

“ELF”ler Neler Yapabilir?

Hemen aklınıza “Yüzüklerin Efendisindeki’’ iyi kalpli, yakışıklı delikanlıların geldiğinden eminim. Bu karakterlerin kökeni mitolojiden geliyor. Sözlüğe baktığınızda Elf kelimesinin İskandinav mitolojisindeki periler için kullanıldığını görüyoruz. Özellikleri; ölmezler ama üzülmezlerse ölmezler, hiç bir hastalığa yakalanmazlar, ateş yakmaz ve ağaç kesmezler. İnsanların tam aksine doğa ile iç içe ve gelişimini doğa ile bir bütün olarak sağlayan bir halktır. Asil ve alçak gönüllülerdir, asla satış yapmazlar… Keşke insanlar Elf’ler gibi olsalar. Ama yazının bu hayali yaratıklarla ilgisi yok. Burada dikkat çekmek istediğim konu “ELF” Extremely Low Frequency, elektrikli aletler ve beyin tarafından yayılan çok düşük frekanslı elektromanyetik dalgalar…

Bir süredir insan beyni ile ilgili yapılmış çalışmaları okuyorum. Okuduklarım; yorumlayamadığım toplumsal olaylarda, görünen değil de görünmeyen gerçekleri öğrenmeye yönlendirdi. 

Daha ilkokulda bize "ortalama insan beyninin 1.4 kilogram olduğunu, bunun da yüzde 80’inin sudan meydana geldiğini öğrettiler. Geriye kalan yüzde 20’lik katı kısmın ağırlığı yaklaşık 280 gram! Yani bir insanın hayatta ne olacağına ya da ne olamayacağına, ne yapacağına ya da ne yapmayacağına karar veren ortalama 280 gramlık”* bir mucize… Gerisi su!

Günümüz teknolojisi ile beynimizin hangi etkilerle ve duygularla ne tür dalgalar ürettiği, neyin beynin hangi bölgelerini uyardığı tespit edilebilmektedir. Araştırmalar beynimizin 1 Hz ile 35 Hz arasında bir takım dalgalar ürettiğini gösteriyor. Derin uyku sırasında en düşük dalgalar (3-5 Hz) oluşuyor. Çok meşgul olduğumuzda dalgalar 30 Hz’e kadar çıkabiliyor. Bu dalgalar Sırp asıllı bilim insanı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmıştı. Nedense, Tesla bize öğretilmedi. Oysa, Tesla, ‘elektriğin kablosuz taşınabilmesi’ üzerinde çalışıyor ve bu konuda arkadaşı olan Edison’la çelişiyordu. Birbirleriyle ciddi anlamda rekabet ediyorlardı.
Esasen, evren; titreşimlerin, dalgaların, enerjinin uyumu içinde dönmektedir. Her varlık; kendi frekans ve titreşiminden oluşan enerji ile yüklüdür. Bunlar günlük hayatımızın birer parçasıdır.

Sistemler ve özel araçlar yardımıyla bireylerin; öfke, acı, ümitsizlik, dehşet, korku, uyku, terör hallerinde beyinlerinin yaydığı radyasyon frekansları kaydediliyor ve daha sonra istenilen psikolojiye uygun frekanstaki elektromanyetik dalgalar dışarıdan beyne gönderilerek, istenen etki oluşturulabiliyor. Yani bu elektrik dalgaları sayesinde kişinin düşünceleri ve davranışları dönüştürülebiliyor. Uzaktan zihin kontrolü sınırsız bir alan haline geliyor.

1974 yılında Amerikalı bilim insanı Sharp, bir askeri hastanede kişinin beynine başkaları duymadan ses göndermeyi başarıyor. Bu yöntemde hasta mesaj gönderene karşı koyamıyor. Çünkü beynin algıladığı sesleri kulağı duymuyor. Yöntem geliştirilerek gizli telkinler de kullanılmaya başlıyor. Telkin mesajları, titreşimi hafifletilmiş mikrodalgalarla doğal beyin frekanslarını taklit ediyor, bu sırada telkin başlıyor. Örneğin, uyuşturucu kullanmayan kişi dalga boylarına maruz bırakılarak, uyuşturucu kullanmış etkisi verilebiliyor! Görüntüleme cihazlarıyla uydudan takip ile yapılan beyin taraması süper bilgisayarda bir araya getirilerek, insan davranışlarını tüm yönler ile uzaktan idare edilebiliyor. Şu anda cep telefonları, arabalar, seçilen canlılar, istenen objeler, bazı eşyalar ve giysiler de zaten takip edilmekte. Araba kullanmasak da, cep telefonu taşımasak da yerimiz tespit edilebiliyor. Nanoteknoloji üzerimizde neyi taşıdığımızı bilmeden izlenmemizi mümkün kılıyor.

Rus’ların Vietnam’da ELF yayan cihazlarla insan beyinlerini bombardıman ettiği söylenmektedir. Maalesef, insan beyninin uzaktan kumandalı olarak etkileneceği, çok sayıda deneyle tespit edilmiştir. Oysa, bilim kurgu filmlerinde çokça kullanılan uygulamaların, gerçek hayatta ne kadarına maruz kaldığımızı bilmek mümkün değil.

Çok iyi bildiğimiz gibi giysilere, bagajlara RF kimliği koymak da yaygınlaşmıştır. Böylelikle izlenmeyi sağlayan pek çok şeye sahip olabiliyoruz. X ışınları, CCTV (kapalı devre kamera sistemleri), parmak izi, avuç içi izi, el yazısı, retina, yüz tanıma gibi sistemler havacılıkta da kullanılıyor.


Saldırı halinde;  göz yaşartıcı gaz, elektroşok silahları, taserler (saldırganlara karşı kullanılan ve elektrik ile geçici felç yaratan alet) en bilindik savunma yöntemleridir. Peki istenmeyen ELF dalgalarından nasıl korunacağız?

Örneğin, bugün herhangi birine ait cep telefonunun radyasyonunun yükseltilmesi ölümcül etkilere neden olabiliyor. Ya da; bir satıcı 7-10 Hz yayın yapabilen bir cihazı taşıyorsa, yanınıza yaklaştığında güzel sözlerini de ekleyerek alma isteğimizi arttırabilir! Çünkü bu yayılan dalgalar, uykuya dalma sırasında beynin yaptığı yayınlara çok benziyormuş. Beyin bu sırada, tıpkı uyku durumuna geçişteki gibi kimyasallar salgılıyor ve vücudu rahatlatıyormuş! Dolayısıyla satıcı da bizi rahatlamış hissettirebiliyormuş… Veya, terörden beslenenler, zavallı insanları bu yolla halüsünasyon durumuna getiririp, huriler-nuriler vaatleriyle, beyinlerini canlı bomba olmaları için kontrol altına alıyorlar ve uzaktan yönetiyorlarsa…

Başka bir durum; beyindeki oksijen oranını düşürerek kişinin yorgunluk ve bitkinlik gibi huzursuzluk hissetmesi. Yine bu enerjilerle bir kişiyi uzaktan telkin etmek, sakatlamak hatta öldürmek bile mümkün. Beyin kontrolü ile bir kişi; mutlu, üzgün, yorgun, uyanık, intihara meyilli, yürüyen bir ölü, ölümcül hasta, etkisiz, nefret dolu yapılabiliyor. Bu listeye her türlü zihinsel ve duygusal durum eklenerek uzatılabilir. Kuşkusuz bilgisayarla elde edilen yazılımlar, beyinden daha kuvvetlidir. Daha güçlü etkiler oluşturabilir. Bu etkilerden birkaçı tecrübeleri tekrar oluşturmak ve imrendirmek, algılarla oynamak, işitilmeyen bilinçaltı etkileri, telkin ve hipnotize etmek olarak sıralanabilir.

Yani, yaptırtılmak istenen bir hareketin frekans dalgasını yönlendirerek bir “kişi” dışarıdan yönetilebilir.

Belki de bazı uçaklarda buna benzer sistemlerin kullanılma olasılığı oldukça yüksektir.

ELF dalgalarıyla beyin uyarılarak, beyin-bilgisayar bağlantısı kurulabilir mi? Beynindeki konuşma merkezindeki dalgalar, sözlü düşüncelere dönüştürülebilir mi? İşitsel halisülasyonlar yaratılarak, kişilerde; istem dışı davranmasına neden olunabilir mi? Beyindeki kayıtlı görüntüler ekrana yansıtılabilir mi? Beyinden yayılan dalgaların şifreleri çözülebilir mi? Beyni uzaktan denetlenebilir, uyarılabilir kılmak, bilgisayar oyunları gibi basitleştirilebilir mi?

Havacılıkta sesini daha çok duyurma sinyallerini veren terör odakları bu yöntemleri kullanmakta mıdır?

Acaba, beynimizi koruma altına alacak kalkanların üzerinde çalışılmakta mıdır? Belki çok yakın bir gelecekte bu tür kalkanları satın alıyor olacağız…
 

“ELF”ler Neler Yapabilir?

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000