07 Nisan 2008, Pazartesi
Korhan OYMAN
Korhan OYMAN koyman@fit.edu

Düşük maliyetli Havaalanı ve Terminaller

Dünyada havayolu sektöründe liberalleşme hareketleri bilindiği üzere ilk defa 1978 yılında Amerika’da başlamış ve sonrasında global bir rüzgar olarak neredeyse her kıtaya yayılmış ve bizdede etkileri ilk olarak 1980 lerin ikinci yarısında özel charter havayollarıyla start almış ve sonrasında 2003 yılında iç hatlardaki deregülasyon ilede son haline gelmiştir.

 

Havayolundaki bu deregülasyon hareketleri havacılığın her sektörünü etkilemiş ve 1987 yılında İngiltere’de İngiliz Havaalanları Otoritesinin (BAA) özelleştirilmesiylede dünyadaki havaalanı özelleştirmelerindeki deregülasyonun önünü açmıştır. İlk aşamada terminal sahalarınında içerisinde yer aldığı havaalanı kara tarafı tesisleri (land side) özel sektöre yap işlet devret şeklinde ihale edilerek havaalanı sektöründeki özel sermaye payları arttırılmıştır. Bu dönemde havaalanlarının land-side gelirlerini arttırmak doğrultusunda özel işletmeciler terminallerin içerisini yolcu, işgören ve uğurlayıcı/karşılayıcıların sürekli alışveriş etme güdülerini tetikleyecek yeni bir konseptle dizayn etmişlerdir. İşte alışveriş ve eğlence merkezi şeklindeki gösterişli ve pahalı terminaller 1980’lerin sonunda böyle doğmuştur.

 

İnsanları sürekli alışveriş yapmaya veya birşeyler yiyip içip tüketmeye yönelten bu terminallerde en pahalı butikler, kumarhaneler, oteller, şık restoranlar, özel dinlenme alanları, masaj salonları ve her türlü özel isteklere cevap verebilecek mağazalar açılmıştır. Ancak albenisi yüksek bu terminaller aynı zamanda da çok pahalı yatırımlardırki hem yolcular hemde havayollu işletmeleri açısından önemli bir harcama kalemini teşkil ederler.

 

İşte yatırımı ve son kullanıcı maliyetleri yüksek bu havaalanı konseptine 1990 ların sonu ve 2000 lerin başında yeni bir kardeş konsept gelmiştir; “düşük maliyetli havaalanı ve düşük maliyetli terminal”. Çünkü 1990ların ikinci yarısı Amerika’da ve Asya’da düşük maliyetli havayolu taşımacılığının havacılık sektöründe isim yapmaya başladığı yıllardır. Southwest’in açtığı yolda ilerleyen Avrupalı ve Asyalı düşük maliyetli taşıyıcılar son 10 yıl içerisinde öyle büyük bir pazar payına sahip olmuşlardırki artık havaalanı ve terminal işleticileri bu havayolu şirketlerinin taleplerini göz ardı etme lüksüne sahip değildir.

 

Peki bu düşük maliyetli havayolu işletmeleri ne tip bir hizmet beklentisi içerisindedirler? Düşük maliyetli taşımacılık çok riskli bir iştir. Maliyetlerin her kalemde düşürülmesi ve her maliyet kaleminden tasarruf son kullanıcıya sunulacak fiyat açısından çok önemlidir. Bu nedenle yolcuya bir suyu bile parayla satan, bagaj başına para alan, koltukları otobüs düzeninde dip dibe yerleştiren, bilet için aracı yerine web sitesini kullanan, yakıtı hedge eden bu ucuzcu sistem havaalanlarınında en ucuzunu sevmektedir. Bu tip işletmecilikte gösteriş veya lüks yolcunun parayla almak istemediği bir hizmettir. Düşük maliyetli havayolu yolcunun para ödemeyeceği hiç bir hizmeti ücretsiz sunma lüksüne sahip değildir. Bu nedenlede yüksek maliyetli, lüks dekorasyonlu, pahalı hizmetlerin sunulduğu havaalanlarıyla terminalleri pazar payı dünya genelinde %30’ları geçen bu tip taşımacılığının tercih etme şansı yoktur.

 

Bu bağlamda baktiğımızda dünyada mall veya resort tipi havaalanlarıyla birlikte birde düşük maliyetli havaalanı ve terminal uygulamasının parallel olarak büyüdüğünü görürüz. Bir çok büyük havaalanında ise bu tip taşıyıcılara hizmet edecek terminallerin planlanmasında ve inşatında son dönemde bir patlama yaşanmaktadır. Cenevre, Marsilya, Brüksel, Kuala Lumpur, Frankfurt Hahn, Singapore, Luton, Kent, Chicago Midway, ve birçok diğer büyük havaalanında düşük maliyetli taşıyıcılara hizmet verecek düşük maliyetli ve fiyatlı terminaller hizmete girmiş ve girmektedir. Uçuş için 30-40 dolar harcayan insanların ihtiyaç duyacağı ucuz hizmet verilen bu terminaller gelecekte her havaalanında göreceğimiz bir fenomendir. Düşük maliyetli taşıyıcı kendisini maliyet açısından destekleyecek düşük maliyetli havaalanı ve terminale ihtiyaç duymaktadır. İçerisinde Rolex saatlerin 10 bin dolara satıldığı veya bir içeceğin 10 dolara gittiği, ofis ve koruk giderlerinin çatıya vurduğu terminaller ile iniş ücretleriyle handling maliyetleri yüksek lüks havaalanları bu tip taşıyıcıların kara listesinde olacaktır gelecekte.

 

Bizde de bu bağlamda büyük hatalar yapılmaktadır. İhaleye verilen tüm terminaller milyarlarca dolara gitmekte ve mall konseptine dönmektedir. Belki İstanbul Atatürk Havalimanı için geçerli olabilecek bu konsept esasında İstanbul’un ikinci meydanı Sabiha Gökçen veya Antalya için bir handikaptır. Bunlara birde DHMİ’nin hizmet tarifesini eklerseniz esasında düşük maliyetli firmalara Türkiye’de önemli bir yük yüklenmektedir. Şu anda pazarın hala doyuma tam ulaşmamış olması nedeniyle karlı olan Türk düşük maliyetli taşıyıcıları gelecekte artacak rekabet ve diğer maliyetler nedeniyle bu tip pahalı işletmelerden fazlasıyla olumsuz etkileneceklerdir.

 

Birde tabiki dünyada bu tip havaalanlarında havaalanlarının asli taşıyıcıları ile imzaladıkları risk paylaşım (signatory agreement) denen anlaşmalar vardırki bunlar eğer havaalanı çok karlıysa asli havayolu işletmelerinin giderlerini yükselen karlarla off-set etmeye yönelik uygulamalardır. Yani havaalanı lüks ve pahalı bir terminal ve hizmet tarifesine sahip olabilir. Ancak söz konusu havaalanını kullanan yerleşik havayolu şirketleri bu havaalanı ve terminallerin elde ettikleri yüksek gelirlerden fayda sağlarlar. Sözgelimi bir mali yılda havaalanı beş milyon dolar ilave gelir sağlarsa bu beş milyon dolar yıl sonunda o havaalanında üslenmiş ve havaalanının asli kiracıları olan havayolu işletmelerine havaalanı hizmetlerinde indirim olarak yansıtılır.

 

Yani temel olan havayolu işletmeciliğiyle havaalanı hizmetlerinin birbirini tamamlayan parçalar olduğunu idrak etmektir. Birindeki maliyet artişı diğerini olumsuz olarak etkileyecektir. Dolayısıyla eğer düşük maliyetli şirketlerimizin uzun dönemde ülkede başarılı olmasını istiyorsak havaalanı hizmet tarifelerimizi ve terminal yatırımlarimızi tekrar gözden geçirmek durumundayız.

 

İyi haftalar diliyorum

 

Dr. Korhan Oyman

Graduate Chairman

College of Aeronautics

Florida Tech

koyman@fit.edu

 

Düşük maliyetli Havaalanı ve Terminaller

Facebook Yorum

Yorumlar

Bu haber için henüz yorum gönderilmedi.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000