24 Ağustos 2009, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Sevgili hocam, özellikle bussiness class da domates suyu tüketimi çok yüksek. Damlamayan ve leke yapmayan domates suyu da üretilmiş. Domates suyu isteyip de bulamayınca 'arıza çıkaran'ların sayısı da az değil. Emine
  • Gençler üretkenler. Bazen onlarla konuşurken başka bir dünyada olduğumu sanıyorum. Bizde öylemiydik?
  • Elif Şafakla domates suyunun ne ilgisi var? aanalayamadım.
  • Skylife Ağustos sayısındaki Elif Şafak röportajını okuduktan sonra konuşmuştuk bunu sizinle. Arızaların kutsanmasından bahsetmişti de biz ne dediğini anlamakta zorlanmıştık hani... :) Belki okuyucularınız arasından o röportajı okuyanlar çıkar ve bizlere ne düşündüğünü yazar. Her zamanki gibi çok keyifli bir yazı. Kaleminize sağlık.

Domates sulu arıza...

Arıza; gençler arasında kullanılan ve “arızalılık”  ayrıcalıklı olmak gibi anlaşılan bir durum. Onlar, kendi jargonlarını üretiyorlar ve bazı sözcükleri bizim anladığımız anlamda kullanmıyorlar. “Arıza mısın abi?” dendiğinde iltifat edilmiş oluyor. Arızalılar kulübü bile var. Acaba topluca tamiri gerekenler mi arızalılar! Bizim kastettiğimiz arıza ise bildiğimiz bozulma, çalışma, işlememe...

Geçenlerde ATATÜRK Havalimanında ciddi bir arıza yaşandı. Günlerden 15 Ağustos’tu.

Yurtdışına gidecek olan yolcular sabah erken saatlerde havalimanına gelmeye başladılar. Ancak gelen bütün yolcular bagaj işlemlerinin yapılamadığını öğrenince, büyük bir şok yaşadılar. Yolcu bagajlarını uçağa aktaran sistem sabah saat 06.50 itibariyle devre dışı kalmış, sistem çalışmayınca yolcu bagajları check-in kontuarlarında yığılmıştı.

Havalimanındaki bagaj aktarma sistemi bozulunca uçuş ekipleri ve uçaklar da etkilenmiş, yolcuların uçağa gelmesini bekleyen uçaklar rötara girmişti.

Saatte 12 bin bagaj ayrım kapasitesine sahip sistem ilk defa arıza yapınca diğer sistemlere yüklenilmişti. İlk kez yaşanan bu arıza yolcu terminali “risk” planlarını bir kez daha gündeme getirdi. “Alternatif yükleme eğitimlerinin verilmiş olması, her kriz durumunda ki çözüm ya da çözümler ilgili personel tarafından bilinmelidir” kuralını yeniden hatırlattı. Havacılık tedbir demektir. Tedbiri ‘damdan düşmeden’ almak gerekir.

Bu arıza bir başka olayı anımsattı…

2 yıl kadar önce çok tuhaf bir şey olmuştu. Newyork LaGuardia havalimanında American Airlines’ın D Terminalinde x-ray bantına dökülen domates suyu, terminal trafiğini, hava trafiğini alt üst, yolcuları da perişan etmişti. Domates suyundan ötürü bant kilitlenmişti! Yapılan bu açıklama herkesi şaşırtmıştı. “Bu kadar saçma bir şey olamaz” deniyordu. LaGuardia kadar modern teknolojiye sahip bir havalimanı için bir güvenlik bantının arızası nedeniyle keşmekeş yaşanması, uçakların rötara girmesi gerçekten inanılmazdı. Bir yakınım da bu gecikmeden nasibini almıştı.

Domates suyu ile bile ortalığı dağıtan sistem arıza yapmaz mı? İkramdan sorumlu olduğum dönemlerde de fark ettiğim bir konu uçuşlarda domates suyu tüketimi ile ilgiliydi. Özellikle Bussiness Class da büyük ölçüde domates suyu tüketiliyordu. Kabin ekibi arkadaşlarımızdan domates suyunun yetmediği raporlarını alıyorduk. Uçuş ikramının en zor yönü tahmin yapmaktır. Çünkü, uçak mutfakları sınırlı büyüklüktedir. Her şeyin yeri belli olmak zorundadır. Öyle kafanıza göre de değiştiremezsiniz. Kabin ekibine neyin nerede ve ne miktarda olduğu bilgisi yazılı ve sözlü olarak verilir. Ve ikram malzemesi, yiyecek-içecek irsaliye ile teslim edilir. İkram malzemesinin yerlerinin değiştirilmemesine özen gösterilir. İçeceklerin de sayısı tanımlıdır. Yani uçağın tipine, mutfak yapısına göre yüklenecek içecek sayısı da bellidir.

Domates suyu efsanesi!

Domates suyu alışkanlığı bizim havayolumuzda, kuşburnu çayını da modaya dönüştüren, bayan başbakanla artmıştı… Hatta ben de alkol kullanmadığım için uzun uçuşlarda pek de sevmeden domates suyu istiyordum. İçine limon sıkıp, biraz da tuz ve karabiberle zar zor içiyordum. Biber gıcık yapmaya başlayınca, biberden vazgeçtim. Ardından da tuzdan… Yerde içmek aklıma gelmezken nedense uçakta limonlu domates suyu modasına uyuyordum.

Araştırma yaptığımızda; domatesin, uçaklarda hareketsiz ve fazla oturmaktan kaynaklandığı iddia edilen (deep vein thrombosis=DVT) damar tıkanıklığını önlediğini öğrenmiştik. Uzun uçak yolculuklarında artan bir risk kan damarlarında pıhtı oluşması.

Kalori değeri de düşük olan domates suyu kanı inceltiyor böylece tıpkı aspirin gibi pıhtı oluşmasını önlüyor. Asitli yapısına rağmen mideye zarar vermiyor.

Bir diğer özelliği de kötü ağız kokularını bastırması. Dolayısıyla uzun yolculuklarda iyi bir seçenek. “C” vitamini etkisinin yüksek oluşu açısından da uçuşlarda sık karşılaşılan nezle, grip gibi hastalıklarda önleyici olması. Belki parlak kırmızı renginin çekiciliği de tercihleri körüklüyor olabilir.

Ama hiç akla gelmeyecek başka bir marifetinin de diğer asitli içecekler gibi eski madeni paraları, bakır, pirinç gibi metallerin üzerindeki kirleri çözdüğünü duymuştum.

Bu yılın başında ise (Ocak 2009) domates suyu yolcu terörü vakaları arasına girdi! Biliyorsunuz 11 Eylül’den sonra uçak içinde aşırı yolcu davranışları cezalandırılıyor. Tamera Joe Freeman isimli bir kadının kucağındaki çocuğunun vurmasıyla elindeki domates suyu üstüne dökülüyor. Yanına gelen kabin görevlisi ile tartışıyor, kadın öfkeleniyor ve domates suyunun kutusunu fırlatıp atıyor. Tartışma büyüyor. Sonuç mu? Tamera Joe Freeman’a 3 ay hapis cezası veriliyor… Siz siz olun domates suyu keyfini çıkarırken ne yolcu terörüne ne de arızaya sebep olmayın!

Kaynak: http://www.foodreference.com/html/ftomatojuice.html

Domates sulu arıza...

Facebook Yorum

Yorumlar

Misafir ~ 7 yıl önce
Sevgili hocam, özellikle bussiness class da domates suyu tüketimi çok yüksek. Damlamayan ve leke yapmayan domates suyu da üretilmiş. Domates suyu isteyip de bulamayınca 'arıza çıkaran'ların sayısı da az değil. Emine

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Gençler üretkenler. Bazen onlarla konuşurken başka bir dünyada olduğumu sanıyorum. Bizde öylemiydik?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Elif Şafakla domates suyunun ne ilgisi var? aanalayamadım.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 7 yıl önce
Skylife Ağustos sayısındaki Elif Şafak röportajını okuduktan sonra konuşmuştuk bunu sizinle. Arızaların kutsanmasından bahsetmişti de biz ne dediğini anlamakta zorlanmıştık hani... :) Belki okuyucularınız arasından o röportajı okuyanlar çıkar ve bizlere ne düşündüğünü yazar. Her zamanki gibi çok keyifli bir yazı. Kaleminize sağlık.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000