27 Aralık 2010, Pazartesi
Oya TORUM
Oya TORUM torumoya@hotmail.com
  • Çocukluğumu hatırladım okurken. annem hep vızırdandığımı söyler kızardı. yıllar sonra handlingte çalışmaya başlayınca etrafın benden daha çok vızlayanlarla dolu olduğunu gördüm. Evet yolcuların çoğu vıvır vırvır eder ama elemanların vızırtısıda var.
  • Pırıl pırıl bir yazı.Hem tarzınız,hem doğaçlama tadında verdiğiniz örneklemeler düşünmek yerine yermek/bölmek.Katmak yerine eksiltmek eylemini tercih edenlere güzel bir ders.Ama bunu anlamak için insan olanın ihtiraslarından arınmış olması şart.Sabiha Gökçende uçup İSG işçisini görmezden gelenlerin anlayabileceği bir şey değildir bu...
  • 2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...
  • Sevgili Oya Teyze ben 30 yasinda genc bir pilot adayiyim, cok ilginc bir yazi olmus, ama zevkle okudum ve yeni seyler ogrendim sayenizde. Size tesekkur ederim.

Dışarıdan Gazel Okuyanlar

Bilir bilmez konuşanlar, dışarıdan (hariçten) gazel okuyanlar vardır, bir de sürekli vızıldayanlar. Dışarıdan gazel okumak bir işe dışarıdan karışmak, kendini ilgilendirmeyen bir işe burnunu sokmak, içinde olmadığı için işi bilmeden akıl verenlere söylenen bir sözdür. Bu sözün nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? (1)

Radyonun icadından önce, müzik dinlemek isteyenler, sazlı eğlence yerlerine giderlerdi. Şehrin çeşitli semtlerinde her gelir grubuna cevap veren, içkili, içkisiz salonlar, gazinolar ve meyhaneler vardı. Fakat en çok içkili yerlerde, fasıl aralarında yapılan taksimler sırasında, kafaları dumanlı müşterilerden sesi güzel olanlar ve kendine güvenenler, aşka gelip oturdukları masadan gazel okumaya başlarlardı. Bunlar arasında bazen, sahnedeki sanatkârları bile gölgede bırakan yetenekler çıkar ve alkış alırlardı. Fakat bu katkılar çoğu zaman mekandaki uyumu bozar, programı karıştırır ve neşe kaçırırdı. Bunu önlemek için saz heyetinin bulunduğu sahnenin arkasındaki duvara, kocaman harflerle yazılmış bir levha asılı dururdu:
"Hariçten Gazel Okumak Memnudur." (memnu:yasak)

Üstüne vazife olmadan her işe burnunu sokan insanlara için kullanılan bu ihtar sözünün o devirlerden kaldığı söylenmektedir.

Bir de tekrar eden sözcüklerin ahengine doyum olmaz, tıpkı vırvır, dırdır, mızmız gibi… Bu sözcükler olumsuzluğu, memnuniyetsizliği çağrıştırır. Örneğin erkek de kadın da mızmızlık yapar, dırdır eder. Kimileri dırdırın ve mızmızlığın kadınların özelliği olduğu iddiasındadır. Nedense kadınlar bile kadınların vırvırcı mızmızlığından ve dırdırcılığından söz ederler. Oysa şöyle bir etrafınıza baktığınızda dırdırların ve mızmızlıkların cinsiyetinin olmadığını tarafsız bir gözle görebilirsiniz. Her topluluğun içinde sürekli şikâyetlenen, hiçbir şeyden memnuniyet duymayan tipler vardır. Aslında bu, zaman zaman herkesin takındığı bir tavırdır.

Ama dışarıdan gazel okumak deyişi, belki de gerçek gazeli erkekler okuduğu için, ziyadesiyle erkeklere yakıştırılır! 

Zaman içinde bu haller tanımlayıcı bir özellik haline gelir, derken yakın çevrede öylesine bıkkınlık yaratır ki işin özünden uzaklaşıp, şikâyetlerin kaynağına inemeyiz. Dikkate bile almayız. Dışarıdan gazel okunduğu düşüncesiyle kulak arkasına atarız.

Burada değinmek istediğimiz gazel okuyan ve dırdır eden iki ayrı tipin varlığıdır. Birincisi bizim gibi iş hayatının 20-25 hatta 30 yılını havacılığa verip de halâ sektörden kopamayanlar, ikincisi de yolcuların/misafirlerin/müşterilerin söyledikleri…

Birinci dırdırcılar da kendi içinde birkaç gruba ayrılırlar, bir kısmı düşüncelerini yazarak haykırır… Bir kısmı da ne suya ne sabuna dokunmadan yürür gider. Kimi de sadece konuşur.

Burada ilginç olan, görevdekilerin kulaklarını dırdıra-vırvıra tıkamalarıdır. Oysa zayıf sinyaller şeklinde tanımlanan, azınlıkta kalan işaretler, çok önemli krizlerin habercisi olabilir. Gelecekteki fırtınaları önleyebilir. Nitekim, havacılık dünyanın her yerinde sosyal medyanın ve yazılı-görsel basının ilgisini çekmektedir. Çoğu kere eleştirilerin, mızmızlıkların dozu kaçsa da pek çok ipucu vermektedir.

Özellikle tatiller hepimizin iple çektiği, dinlenmek, eğlenmek için programlar yaptığı hayallerdir. Ya da saatleri önceden kararlaştırılmış toplantılar, doktor randevuları, kongreler, konferanslar… Hikâyelere, oyunlara, filmlere konu olur bu süreçler. Yaşananlar komedi kılığında karşımıza çıkar ama yaşayanlar için hiç de komedi değildir başlarına gelenler.

Planlanan programları aksatan olaylar hayal kırıklığı, can sıkıntısı, rahatsızlık, öfke, kızgınlık gibi duyguları harekete geçirmekte, stres oluşturmaktadır. Yolcularda oluşan olumsuz duygular olumlu duygulardan çok daha kolay bir şekilde diğerlerine -geçer- transfer olur. Hızla, domino etkisiyle, hizmet verenlere yani hava limanı çalışanlarına, uçuş ekibine de yansır. Havacılık sektöründe çalışanların hiç biri, en küçük bir aksaklık olmasını istemezler. Ancak kurallar söz konusu olduğundan çalışanlar inisiyatif kullanamazlar.

Özellikle kış mevsiminde hiç de sürpriz olmayan uçak yolculukları ve havalimanlarında yaşanan durumları hatırlatmak istiyoruz. Memnuniyetsizliklerin büyük bir kısmı kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak çözümlenebilir.

Bizim sektörümüzde nedeni ne olursa olsun, hizmet zincirinin aksadığı yerlerde, vırvırların, dırdırların, mızmızlıkların büyük bir kısmı, iyi yönetim ve iyi organizasyonla giderilebilir. İyi iletişim ve iyi bilgilendirme ile memnuniyetsizlikler önlenebilir.

Sektörün çalışanıyla, patronuyla, yolcusuyla en temel derdi seferlerdeki aksamalardır. Tarifeli sefer gecikince, arıza olunca, hava koşulları izin vermeyince yapılacaklar neden belli olamaz? Havayolunun uçağı, ister Moskova’da ister Erzurum’da, dünyanın neresinde olsa da, uçağı karşılayan uğurlayan görevlilere, siste, karda, buzda veya olağanüstü durumlarda neler yapacakları işlemler belirlenemez mi?

Belki de yaşanacağı önceden bilinen olumsuzluklara göre hizmet sürecinin ve yolcu terminallerinin tasarımının yeniden ele alınması gerekebilir. Yolcuların ve hizmet verenlerin en çok stres yaşadıkları, en rahatsız oldukları durumlardaki beklentileri üzerine yapılmış çalışmalar var mıdır, bilemiyorum. Uçakları gecikmeye girince, ya da uçaklarının kalkışını dakikalarca o çelik kozanın içinde beklerken yolcular ne duymak istemektedirler, acaba bu soru kendilerine sorulmuş mudur? Bu sorunların üstesinden nasıl gelinir?

Bildiğimiz çok basit bir şey var ki; her yolcu kendisinin binlerce yolcudan biri olarak görülmesini değil kendisine özel bir kişi gibi davranılmasını ister. Yani yolcu barkotlu bagaj muamelesi ile karşılaştığında mutsuz olur.

Yönetimler yolculuk sürecine üretim hattı olarak bakmakta, sürecin her faaliyetinin en iyi şekilde işletilmesine çalışmaktadır. Tam bu noktada tüm hizmet süreçlerinin farklı senaryolara göre yeniden değerlendirilmesini öneriyoruz. Böylece vırvırlar, dırdırlar, mızmızlıklar azalacak ama hariçten gazel okunacak bir şeyler yine de bulunacaktır…

Vırvırsız, dırdırsız, arızasız bir yıl diliyorum.

(1) http://www.maxicep.com/ilkogretim-ve-liseler/atasozu-ve-deyimler

Dışarıdan Gazel Okuyanlar

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (8)

Misafir ~ 6 yıl önce
Çocukluğumu hatırladım okurken. annem hep vızırdandığımı söyler kızardı. yıllar sonra handlingte çalışmaya başlayınca etrafın benden daha çok vızlayanlarla dolu olduğunu gördüm. Evet yolcuların çoğu vıvır vırvır eder ama elemanların vızırtısıda var.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Pırıl pırıl bir yazı.Hem tarzınız,hem doğaçlama tadında verdiğiniz örneklemeler düşünmek yerine yermek/bölmek.Katmak yerine eksiltmek eylemini tercih edenlere güzel bir ders.Ama bunu anlamak için insan olanın ihtiraslarından arınmış olması şart.Sabiha Gökçende uçup İSG işçisini görmezden gelenlerin anlayabileceği bir şey değildir bu...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
2011 Yılının Tüm Dünya ve Yurdumuza Barış Kardeşlik ve Umutlarımızın Yeşerdiği Sağlık ve Mutluluk dolu Günler Getirmesini Dileriz /// EMEKLERİMİZ ve ÇALIŞAN TÜM İNSANLARIN SAYGI GÖRDÜĞÜ.EKONOMİK VE SOSYAL HAKLARIMIZIN TESLİM EDİLDİĞİ-EDİLECEĞİ GÜZEL BİR YIL UMUDUMUZDUR... HAVA İŞ SENDİKASINDA ÖRGÜTLÜ THY TEKNİK İSG TEC ÇALIŞANLARI...EMEK EN YÜCE DEĞERDİR...Saygı ve Sevgilerimizle...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Misafir ~ 6 yıl önce
Sevgili Oya Teyze ben 30 yasinda genc bir pilot adayiyim, cok ilginc bir yazi olmus, ama zevkle okudum ve yeni seyler ogrendim sayenizde. Size tesekkur ederim.

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000