05 Ağustos 2013, Pazartesi
Sefa İNAN
Sefa İNAN sefainan@gmail.com
  • İyide arkadaşım bunun aşşağılamayla ne alakası var?Benim yazımda aşşağılama ibaresi ifadesi kinayesi vs vs ne ise nerede bana açıklayabilirmisin? Hangi yolcu uçağa bindiğinde " bak teknisyenler uçağa iyi bakım yapmışlar veya bak bak aşşağıdaki teknisyeni görüyormusun?" gibi konuşuyor? Ben insan olarak herkese saygı duyuyorum, benim sokakta çöp toplayan insanlara bile saygım var ama senin sanırım kokpitte aldığın kozmik radyasyon pek yaramamış üstad
  • sefa bey , nikah şahidi oldugunuz çok degerli arkadaşınız , bir şirketi batırmışken , aynı isimde yeni bir şirket kurmuş , 2 hafta içerisinde o da iflasını vermiştir . acaba hangi şirketten ve kimlerden bahsettiğimi biliyormusunuz . Siz hala THY hakkında yazmaya devam edin . Çünkü sivil havacılık sadece THY demek .
  • Sefa Bey, niyetim sizi incitmek değildir, ben her hafta yazılarınızı bir heyacan sektörel trendleri, rekabet analizlerini, dünyada özellikle MRO endüstrisinin icinden geçtiği transformatif süreci okuyabilmek umuduyla acıyorum, siz de biliyorsunuz ki bu sektörde bu anlamda küresel yorum yapabilecek az sayıda kalem var, biz sizden bunları okumayı beklerken siz ısrarla polemiklerin icine çekiyorsunuz köşenizi, Neden? Sizin gibi duayen bir havacılık uzmanı bunu neden yapar? Bunun sebebi nedir? Bu averaj bir adalet mantığı ile açıklanabilir mı? Yani zayıfın yanında olma mantığını insanı olarak anlıyorum ancak bu köşe sizden yüksek profili ve sektörel ufuk içeren analizler bekliyor. Sizin gibi bir duayen bir konuda bu kadar ısrarcı olunca bilinçli bir sekilde yangına benzin ilave etmek suretiyle polemiğe meydan verince bunun arkasındaki motivasyonu "zayıfın yanında olmak" olarak algılamakta ben güçlük çekiyorum, sizin gibi kıymetli birisi trend belirlemelidir, trendi izlememelidir, saygılar
  • Sefa Bey yazılarınızı düzenli takip eden bir sektör analistiyim, hakikaten her yazınıza akıl koymaya çalışıyorsunuz, tebrikler, ancak cok ciddi bir sekilde yanlı yazılar yazıyorsunuz ve artık bu sanki bir takıntı boyutuna ulaşmış durumda. Atilay baskanın ne kadar ilkesiz olduğunu en iyi bilen birisi olarak siz onun avukatlığını nasıl yaparsınız bunu anlamak imkansız, her hafta makul bir yazı okuma hevesliye acıyorum yazılarınızı ancak her gecen hafta daha da ayarı bozuluyor, üzüntü verici bir durum, bunun sebebi nedir?

“DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR” VE PENGUENLER

Bu duruma bir örnek vermek gerekirse; maç başlamış ve mücadele hala sürerken, rakip takımın patronu, mücadele sürdürdükleri ekibin oyuncularına: ”Maçı satın, oynamayın, bırakın ben gol atayım” diyor. Rakip takım oyuncuları takımlarını ve yaptıkları maçı satarlar mı, satmazlar mı bilemem, ama, benim bildiğim; bu öneri kadar, bu öneriye evet diyenler de aynı kategoride değerlendirilir.

Bazılarınızın, “Şimdi, bu Sefa İnan’a ne oldu? Kendisinin de işten çıkartılmasına sessiz kalan sendikayı mı desteklemeye başlıyor?” demeden, işin aslını söyleyeyim.  Hava-İş yönetiminin hiçbir ferdi ile uzaktan yakından ilişkim yoktur. Her zaman, Hava-İş’in 24 yıllık yönetiminin artık süresinin dolduğunu ve mutlaka değişmesi gerektiğini söyledim ve hala da aynı fikirdeyim...

Yargıtay’ın son verdiği karara “Tuz koktu” diyen Hava İş yönetimi, 2009’daki Hava-İş  olağan genel kurulunda; geçersiz olması gereken işaretli bir oyu, geçerli hale getirip, bir oyla koltukta kaldıktan sonra, yine sendika tüzüğü gereği 1/5 delege oyu ile olağanüstü genel kurul isteği kendilerine yapılmışken,(60 delege yetiyordu), yüze yakın delegenin imzalı olağanüstü genel kurul isteğini kabul etmediğinde tuz kokmamış mıydı?.

Ancak, Hava-İş in hukuk mücadelesini sürdüren ekibinin, THY’nin hukuk müşavirliğine karşı büyük başarılara imza attığını söylemeden geçmek haksızlık olur.

Tüm medya, gelinen son noktada üç maymunu oynamaya devam ederken, yani; güçlüden yana yer alırken, benim de bu çıkarcılar ordusu içinde yer alıp, Gezi Parkı olaylarında penguenleri oynatan bazı TV kanalları gibi, “penguenleri” yazmam veya duyarsız kalmam yakışmazdı.

30 yılı THY’de, 7 yılı ise sizinle birlikte, burada şekillenen geçmişimde, onun bunun adamı oldu diye lekeleyecekleri biri olmadım. Olmam da...

Bu nedenle, şimdiye kadar tüm grev sürecini, olacakları, tehlikeleri, gelişmeleri sizlere doğru ve objektif olarak yorumlamaya çalıştım. Tarafıma atılan olumlu-olumsuz, tüm yorumlarınızı yayınladım. Bu kadar duyarlı ve zor bir konuda, yorum yapabilmeme ve bir çok kişinin ayağına basmama karşın, tarafıma kişiselleştirilmiş yorum atılmaması, beni son derece memnun etti. Benimle aynı fikirde olan veya olmayan okurlarımın, kendilerine yakışan tarzda, yani terbiye sınırları içinde kalarak attıkları her yorumu, yayınlamaktan büyük memnuniyet duydum.

Hiçbir beklentim olmadan yaptığım köşe yazarlığına; yine hiçbir beklenti duymadan, kişisel bloğumla da destek oluyorum ve oradan da sektör çalışanlarına hizmete devam ediyorum. Hangi şirket ve kişi olursa olsun, tarafıma iletilen her türlü yanlış uygulamayı anında yayınlayıp yorumlayacağımdan bir kişinin bile kuşkusunun olmadığından eminim.  

ŞİMDİ DE GELELİM SENDİKA-THY ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIĞA;

THY, tarafsız olması gereken sendika konusuna bile taraflı yaklaşmakta. Eskiden kapalı kapılar ardında yapılan sendika-yönetim pazarlıkları, resmen su üstüne çıkmış ve THY, mevcut sendika yönetiminin kendince biletini kesmiş durumda. Bu normal bir durum değildir.  Sendika, THY’de çalışan üyelerine ait olduğundan, onun yönetimini de üyeleri seçer, değiştirir. Bu nedenle, bu konu; sendika ile üyelerinin sorunu olup araya girmemek gerekir. İşin etik ve olması gereken yanı budur.

Hal böyle olunca, sendika da işverenle ipleri koparmış oluyor. Karşılıklı ego yarışı haline gelmiş bu toplu iş sözleşmesi, sendikalar tarihine geçebilecek boyutta saçmalıklarla sürüyor. Hamdi Topçu ve Atilay Ayçin, kendilerini temsil ettikleri kurumlarının sahibi sanıyorlar. THY ve Hava-İş’te yönetim kurulları var, ama, konuşan ve karar veren sadece liderler... Sanki diğerleri “Yes Man”…Ne kadar demokratik değil mi?

THY-HAVA-İŞ Hukuk savaşı;

THY ve Hava-İş, grev süresince birbirleri ile adeta hukuk savaşı verdiler. İlk atağı, grevin yasal olmadığı iddiasıyla THY başlattı. Ve bu dava mahkemece reddedildi ve THY bu davayı da Yargıtay bazında sürdürüyor.

İkinci dava; Hava-İş tarafından grev sürecinde işçi alınıp çalıştırıldığı iddiasıydı. Bu hepimizin bildiği üzere bir gerçekti. Zaten bu gerçek bilirkişiler nezdinde kanıtlandı ve İstanbul 5.İş Mahkemesi bu deliller doğrultusunda THY’yi haksız bulup İhtiyati Tedbir Kararı, yani ;THY’ye bu yanlışını derhal durdur dedi.

THY bu karara Yargıtay nezdinde itiraz etti.

THY bu karara dayanamadı ve Yargıtay nezdinde rekor sayılabilecek bir zaman diliminde mevcut iş mahkemesinin verdiği kararı geriye çevirtti. Her ne kadar bu karar Yargıtay tarafından ihtiyati tedbir kararı koyan mahkemeye sunulduktan sonra THY ve Sendikaya bildirilmesi gerekirken, tek taraflı olarak THY bu davayı Yargıtay nezdinde kazandığını ve Part time elemanları çalıştırabileceğini anında  deklere etti.(Hıza bakın)

Buna karşın sendika yönetimi bu kararla ilgili kendilerine bilgi verilmediğini ve grev kırıcılığı ile ilgili ihtiyatı tedbir kararının hala ortadan kalkmamış olduğunu söylüyor. Bencede haklılar.

Tabii ki, henüz davanın muhatabı olan sendikaya bile iletilmeyen ve karar gerekçesi belli olmayan bu dava, sonunda grevcilere; imzasız olduğundan gerçekçiliği sorguya açık ve belki de korsan bir hesaptan twitter aracılığı ile seslenip geri dönün demek, grev kırıcılığının sizce de ağa babası olmuyor mu?

THY, Yargıtay’ca bu davayı kazansa bile, yine de grevcileri işbaşı yapmaya çağırmamalı. Çünkü grev yapanlar bu işin sonunun nereye kadar gidebileceğini bilerek greve katıldılar. Kimse çocuk değil.  THY-Hava-İş grev savaşı hala sürerken, Hamdi Topçu, ikide bir bu grev yapanları çok sevdiği için mi işe geriye çağırıyor? Sizce Hamdi Topçu, bu etik olmayan twitter uyarısını neden ikide bir yapıyor ve retweet letip daha çok kişinin duymasını sağlatıyor.

Sonuç olarak; Bu dava henüz sonuçlanmadı. Yargıtay mahkemenin verdiği kararı bozsa bile, kararı veren mahkeme davayı Yargıtay Genel Kuruluna kadar götürebiliyor. Bu tür durumlarda,ilgili Yargıtay daireleri bu davayı birlikte değerlendirip karara bağlayabiliyor. Umarım, İstanbul 5. İş Mahkemesi, hâkim veya hâkimleri olası red durumunda kararlarında ısrarcı olurlar. (Biraz zor da olsa olmaz değil...)

THY’nin kaybedip itiraz ettiği diğer dava, yani, grevin yasal olmadığı konusu da Yargıtay’dan THY lehine sonuçlanırsa pes yani…

Hava-İş’ in yukarıda yazdığım hukuk başarılarına karşı, THY Hukuk Müşavirliğinin başarısız sonuçları, THY’nin tarihinde yanında en çok “Yes Man” ve medya mensubu barındıran lideri; Hamdi Topçu’yu çok kızdırmış olsa gerek ki, çizmelerini giydi ve aynı grev yasağının sektöre gelişi gibi kendine özgü(!) hamleleri ile işi bitirmeye başladı.

Bu yaşanan THY Grevi, ileri demokrasiyle zenginleşen, serpilip gelişen iş yasalarımızla, demokratik devlet kurumlarımızla, çağdaş demokratik bir dünyada yerimizi çoktan almayı hak ettiğimizi bir kez daha gösterdiği kesin :)

Gariptir ki; elinde “demokrasi ölçer” aletleri ile başımızdan eksik olmayan AB ülkelerinin parlamenterleri ve demokratik kamuoyu, her nedense bu durum karşısında sessizliklerini titizlikle koruyorlar.

Sendika ile THY arasındaki hukuk savaşı karşısında aklımdan, “Böyle başa böyle tarak” veya “Dinsizin hakkından imansız gelir “miş sözcükleri geçmedi desem yalan olur. Al birini vur diğerine…

Neyse konuyu fazla uzatmayalım. Bu grev sürecinin bence sonuna gelindi. Bu süreçten; grevcilerin, işverenin ve tabii ki günahsız, neyin ne olduğunu bilmeden grev kırıcısı durumuna düşen Part-Time’ ların kazasız belasız kurtulması temennimdir. 

Sonuç ne olursa olsun. Bir avuçta olsalar, bu grevcilerin her türlü yalnızlıklarına rağmen, hakları, çalışma şartları ve yorgunluğa yönelik yaptıkları HAK mücadelesi unutulmayacaktır. İşten atılma pahasına ve her türlü grev kırıcılığa ve ikide bir yayınlanan işveren çağrılarına rağmen hiç bir ödün vermeden mücadeleye devam edebilmek YÜREK işi idi. 

En azından; THY yönetimi, çalışanlarının birkaç kişi bile olsalar istediklerinde hakları için nasıl savaşacağını görmüş oldu. THY bu grevden etkilenmese ikide bir yönetim kurulu başkanının direk ağzından işe geri dönün demezdi.

Bunların yanı sıra; THY çalışanının grev yapanlara karşı olduklarını hiç düşünmüyorum. Çünkü, grevcilerin olası kazanımlarının onlarada yansıyacağını çok iyi biliyorlardı. 

Sonuç olarak; her zaman olduğu gibi; filler tepişti, çimenler ezildi...

İYİ BAYRAMLAR...

“DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR” VE PENGUENLER

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (33)

Saygısıza ~ 3 yıl önce
İyide arkadaşım bunun aşşağılamayla ne alakası var?Benim yazımda aşşağılama ibaresi ifadesi kinayesi vs vs ne ise nerede bana açıklayabilirmisin? Hangi yolcu uçağa bindiğinde " bak teknisyenler uçağa iyi bakım yapmışlar veya bak bak aşşağıdaki teknisyeni görüyormusun?" gibi konuşuyor? Ben insan olarak herkese saygı duyuyorum, benim sokakta çöp toplayan insanlara bile saygım var ama senin sanırım kokpitte aldığın kozmik radyasyon pek yaramamış üstad

Yanıtla

Kalan karakter 1000
hala thy ~ 3 yıl önce
sefa bey , nikah şahidi oldugunuz çok degerli arkadaşınız , bir şirketi batırmışken , aynı isimde yeni bir şirket kurmuş , 2 hafta içerisinde o da iflasını vermiştir . acaba hangi şirketten ve kimlerden bahsettiğimi biliyormusunuz . Siz hala THY hakkında yazmaya devam edin . Çünkü sivil havacılık sadece THY demek .

Yanıtla

Kalan karakter 1000
:):) ~ 3 yıl önce
Değerli arkadaşım; Nikah şahidi olduğumu ispat et burada yazı yazmayı ebediyen bitireyim:) Ne dersin hadi bakalım.
Sefa Bey'e cevap ~ 3 yıl önce
Sefa Bey, niyetim sizi incitmek değildir, ben her hafta yazılarınızı bir heyacan sektörel trendleri, rekabet analizlerini, dünyada özellikle MRO endüstrisinin icinden geçtiği transformatif süreci okuyabilmek umuduyla acıyorum, siz de biliyorsunuz ki bu sektörde bu anlamda küresel yorum yapabilecek az sayıda kalem var, biz sizden bunları okumayı beklerken siz ısrarla polemiklerin icine çekiyorsunuz köşenizi, Neden? Sizin gibi duayen bir havacılık uzmanı bunu neden yapar? Bunun sebebi nedir? Bu averaj bir adalet mantığı ile açıklanabilir mı? Yani zayıfın yanında olma mantığını insanı olarak anlıyorum ancak bu köşe sizden yüksek profili ve sektörel ufuk içeren analizler bekliyor. Sizin gibi bir duayen bir konuda bu kadar ısrarcı olunca bilinçli bir sekilde yangına benzin ilave etmek suretiyle polemiğe meydan verince bunun arkasındaki motivasyonu "zayıfın yanında olmak" olarak algılamakta ben güçlük çekiyorum, sizin gibi kıymetli birisi trend belirlemelidir, trendi izlememelidir, saygılar

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Teşekkürler ~ 3 yıl önce
Öncelikle güzel görüşlerinize teşekkür ederim. Bu sitede genelde bilimsel yazılar okunmuyor. Okur ne isterse onu vermeye çalışıyoruz. Ancak sizin istediğiniz tarzda yazılar wwww.sefainan.com daki haberler kısmında var. O bölümde başka yazılarımda olacak. Umarım beğenirsiniz.
Bir soru ~ 3 yıl önce
Sefa Bey yazılarınızı düzenli takip eden bir sektör analistiyim, hakikaten her yazınıza akıl koymaya çalışıyorsunuz, tebrikler, ancak cok ciddi bir sekilde yanlı yazılar yazıyorsunuz ve artık bu sanki bir takıntı boyutuna ulaşmış durumda. Atilay baskanın ne kadar ilkesiz olduğunu en iyi bilen birisi olarak siz onun avukatlığını nasıl yaparsınız bunu anlamak imkansız, her hafta makul bir yazı okuma hevesliye acıyorum yazılarınızı ancak her gecen hafta daha da ayarı bozuluyor, üzüntü verici bir durum, bunun sebebi nedir?

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Cevap; ~ 3 yıl önce
Madem sektör analistisiniz o halde bunu anlamalıydınız. Ben Atialy Ayçin den hiç haz etmem ve her zaman karsısında muhalefet oldum. Aynı yerde bizi kesinlikle gören olmamıştır. Ancak Ayçinden daha korkutucu olan THY nin yön kur başkanı. Sendikacılığı yıkmaya çalışıyor. Bu nedenle ben sendikacılık adına ( dikkat edin yönetimi adına demedim) mecburen sadece grevcilere destek oluyor ve yapım gereği güçsüz olandan yana olmayı seçiyorum. Sendika seçimlerinde kesinlikle desteklemem söz konusu olmayıp bunu da yazılarımda zaten belirtiyorum. Şu anda THY ve sendika karşı karsıya ve ben sendikadan yani mevcut grevden yanayım.Çünkü THY grev kırıcılığı yani şike yapıyor. Buna rağmen bir avuçta kalsalar grevcileri yalnız bırakmak olmaz. Zaten gelen giden grevcilere vururken bu bana yakışmaz.

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000