11 Haziran 2012, Pazartesi
Erdal GÜLMEZ
Erdal GÜLMEZ erdalgulmez@airporthaber.com
  • Bir yazı bu kadar açıklayacı ve güzel yazılır elinize sağlık zevkle okudum..
  • Tebrik ederim sizi umarım bu yazınıızı Atilla Ayçin ve ekibi okur at gözlüğünden bakıp hep haklı olduklarını görmekten vazgeçerler.Çünkü bu saatten sonra ne atılanlar(biz) nede çalışanlar onu ve ekibini yaptığı hatadan dediğniizi gibi bir halay tutaydık rapor almayaydık yinede ilgi çekerdi bütün gazeteler orada olurdu.Ama sonuç 305 kişi atıldı peki elde ne var?Ellere sığmayacak kadar büyük kul hakkı.ALLAH onları ıslah etsin gidip yönetimle konuşup hatalarını kabul edip bizi işe aldırmaları lazım...
  • Bu yazı erdal hocam size hiç yakışmamış. Belki haklısınız olan 305 arkadaşa oldu ama işten atacaklar diyede her yapılan haksızlığa boyun eğecek değiliz. Her kazanılan zaferin ardında illaki kayıplar vardır. Emin olun günü geldiğinde bizde kazanacağız.
  • erdal koçum ali abinle beraber ayhanı pazarlamaya karar ermişsiniz ama yemezler

ÇOK ÖZEL GÜNDEM (GREV YASAĞI)

 

Merhaba,

Bir önceki yazımda yaz dönemi için affınızı istemiş ve çok özel bir gündem olmadıkça ağustos sonuna kadar yazmayacağımı belirtmiştim.

Bu yazımdan hemen sonra havacılık hizmetleri için grev yasağı getiren kanun çalışması TBMM gündemine geldi ve akabinde sendikanın eylemi gerçekleşti. Sonrasında ise çok özel bir gündem mi diyordun al sana çok özel gündem dercesine çarşı karıştı…

Hukukçu , sektör çalışanı ve hasbelkader havacılık merkezli web sitesi yazarı  olarak  yaşananlar hakkında  fikirlerimi  yazmak zorunda hissettim. Fikirlerim her zaman doğrudur diyemem çünkü insanız hatalı düşünüyor olabiliriz. Yapılması gereken  ister işveren olsun, ister işçi ,isterse sendika  fark etmez  herkes için  adalet ve hakkaniyetten şaşmamaktır.

Bu yazıyı yazma kararımdan sonra yazmaktan vazgeçtim,  çünkü : Yazımın içeriğinde THY tarafından iş akitleri iptal edilen 305 arkadaşımıza hukuki tavsiyelerim vardı ve bu durum arkadaşların köprüleri atmasına neden olabilir böylece işlerine dönemeyebilirlerdi fakat  7 haziran tarihinde yapılan açıklama ile bu yol kapandığı için tekrar yazma kararı verdim.

Konunun detayları uzun uzadıya yazıldı, anlatıldı aynı şeyleri  tekrar  yazmak  yerine  katma değeri olan şeyler yazmak isterim. ( ILO sözleşmeleri , anayasamızın  uluslar arası sözleşmeleri   kanun hükmünde görmesi,anayasa mahkemesine bireysel başvuru vb  çok konu var  başka bir yazı konusu )

Bununla birlikte; grev yasaklayıcı kanuna karşı olduğumu bu kanunu  haklı ve demokratik bulmadığımı  belirtmeliyim aynı şekilde  çalışanların sendika tarafından haklı iken  haksız  duruma düşürüldüğünü  ve sendikanın süreci iyi yönetemediğini  düşünüyorum

Böyle bir kanunun ancak milli güvenlik ile ilgili bir mazereti olabilir ( Suriye vb ) diye temkinli düşünüyordum fakat  ilgili milletvekilinin hafta içi basında yer alan demecine göre böyle bir durum yok.

Son  10 yılda  aynı işveren temsilcileri  ve aynı sendika yöneticileri  ile  TİS  masa da bitti  demek ki masada anlaşma yapmak mümkün ,  hatta greve  evet kararı çıktığı  halde grev yapılmadı. Bu şartlar altına grev yasaklayan kanunu izah etmek çok  zor.

12 eylül dönemi kanunlarından olan  2822 sayılı TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ, GREV VE LOKAVT KANUNU  Avrupa örneklerinde olduğu gibi kademeli çözüm sunmuyor .İşçinin kanun dışı eylemleri  için 80 öncesi yaşananların refleksi ile hapis dahil  çok ağır cezalar içeriyor.Halen meclis gündeminde olan yeni kanun ile iş kolu barajının   % 1 ‘e düşürülmesi gibi radikal konular ile beraber  daha çözüm odaklı maddeler de var.

Bu bölümü  çok uzatmadan ,  süreçte en önemli gördüğüm konu olan  işinden olan 305 arkadaşımız ile ilgili yazmak istiyorum,bu arkadaşlarımız hem tazminatsız atıldılar hem şirketin uğradığı zararı tazmin  ve yasa dışı eylem  tehdidi ile karşı karşıyalar.

 

 

Bu arkadaşlardan bazıları ziyaretime geldi bazılar ile de farklı vesileler ile görüşme imkanı oldu,

Durumları birbirinden farklı gruplar söz konusu ;

  1. Bu gruptakiler ; Grev hakkımızı engelleyen  yasa  bizim için hayati önemde bu nedenle yaptığım eylemin sonuna kadar arkasındayım bu eylemin sonuçları  hakkında işveren ve sendika beni bilgilendirmişti.Mevcut durumda işten atıldım fakat mücadele etmem gerekiyordu böylece sesimizi duyurduk kamuoyu desteği almış olduk  pişman değilim. (sadece işverene  dava  açabilirler az da olsa  kazanma şansları var)

 

  1. Bu gruptakiler; Yapılan eylemin sonuçları hakkında işveren bizi ikaz etmişti fakat sendika sonuçlar konusunda yeterli bilgilendirmeyi yapmadı yaptığımız eylemin  haklı olduğunu düşünüyorum fakat sendika  bizi bilgilendirseydi farklı davranabilirdik, eylem için haklı da olsak işten atılacağımı bilsem yapmazdım. (Hem sendika hem işveren aleyhine dava açabilirler ikisini de kazanma şansları var)

 

  1. Bu gruptakiler;  Konuyla  ilgili hiç bilgim yok  ne işveren ne de sendika beni bilgilendirmedi. Sendika yetkilileri  sabah  bizi giriş kapılarından toplayıp  eyleme götürdü. Eyleme kendi isteğimle katılmadım topluluktan ayrılmam ve iş başı yapmam  fiilen imkansızdı.İşveren yaş kuru demeyip yaktı.  (Hem sendika hem işveren aleyhine dava açabilirler ikisini de yüksek ihtimalle kazanırlar)

 

  •  

Bu grupları daha da artırmak ve özelleştirmek mümkün fakat fikir vermesi açısından  yeterli diye düşünüyorum.

İşverenin iş akti fesih bildirimi ya aceleye gelmiş ya da bilerek  iş akti feshedilen personeller tazminat alabilsin diye özellikle yazılmış. Fesih yazısında  ispatı kolay ve hukuken işverenin elini güçlendirecek cümleler yerine  ispatı son derece zor olan suçlamalar var (…diğer çalışanlara baskı yaptığınız… )  eyleme katılanların tamamı atılmadığına göre atılanlar neye göre seçildi ? bu durumlar işten atılanların davaları kazanmasını kolaylaştırır.

B ve C grubundaki arkadaşların sendika aleyhine dava açıp kazanmalarını sağlayacak argüman ise kendilerinin  hiç veya yeterince bilgilendirilmedikleri ve yanlış yönlendirildik iddialarını ispat etmelerine bağlı; işçi olarak  kendileri ile  ilgili tüm  mevzuatı takip ve kendilerini bilgilendirme ve yönlendirme  sorumluluğunun aidat ödedikleri profesyonel olarak yönetilen sendikalarına ait olduğunu savunarak kazanabilirler.

Sendika ve üyeleri arasında olduğu gibi , profesyonel mesleklerde ve vekalet  ilişkisi olan işlerde vekilin objektif hizmet sorumluluğu vardır. Hukuken ;  Kasıt,Kusur,İhmal,Meslekte Acemilik vb olarak  adlandırılan ve zarar gören varsa bunu zarara sebep olan tazmin eder temel ilkesi  geçerlidir.Bununla birlikte sendikaya karşı dava açmak bizde çok fazla örneği olmayan bir uygulama.2821 sayılı sendikalar kanunu md 63 medeni kanuna ve medeni kanunda kendi içinde borçlar kanununa atıfta bulunmaktadır.

 

Son Söz ;

İşveren :  Antidemokratik Grev yasağı kanunu ile iş barışını bozan ilk adımı siz  attı.Bu kanunun gündeme gelmesi ile olaylar zincirini  siz başlatmış oldu.

 Nerede hata yaptık  da bizim işe aldığımız insanlar bile bize karşı oldu ?  sorusuna cevap bulmak durumunda.  (305 kişinin  % 80’i son dönemlerde işbaşı yapan personel.  kaynak : Basın)

Sendika :  Sendika grev kanunu aleyhine çalışma yapmak zorundaydı  aksi kendini inkar olurdu fakat bu çalışma  başka türlü yöntemler ile yapılabilir miydi ? Uçuşlara engel olmak, çalışanları karşı karşıya getirmek  ve 305 arkadaş feda edilmek zorunda mıydı ?

Kamuoyuna önceden duyurup belli tarihlerde uçakta yemeklerin soğuk servis edilmesinden tutun çalışanların siyah kurdele takmasına  hatta dış hatlar girişte benim gibi halay amatörleri yerine “Anadolu Ateşi “ ile  halay gösterisi  yapmaya kadar bir dizi etkinlik pekala kamuoyuna ulaşmayı sağlardı ve 305 kişi işinden olmaz  şirketimiz  ( THY hepimizin malı ) zarar görmezdi.

Konu sadece 305 kişi ile sınırlı değil bu olay yüzünden  bir nesli  sendikal faaliyetlerden soğuttular, Kendilerine emanet edilmiş 305 kişinin hesabını vermeleri  mümkün değil,  bir ay önce  ; grev yasağı için kamuoyu desteği vardı ,tasarı kanunlaşmamıştı, 305 personel çalışıyordu, çalışanların sendikaya güveni bugünden daha yüksekti, uçuşlar aksamamış ülke –şirket imajı zarar görmemişti vb. bugün elde ne var ? eylem ne kazandırdı  ? çok yüksek olan kamuoyu desteği bile zarar gördü. Küfretmeden,takım tutar gibi taraf tutmadan bir dakika düşünün lütfen. (fikri yetersizlik küfür ve bağırma-çağırma olarak kendini gösterir)

  Sayın sendika başkanı,lidere yakışanı yapmalı ; “ Hata benim ,305 kişiyi  işe alırsanız ben istifa  edeceğim demeli “   ( zafer ordunun,mağlubiyet komutanındır)

Mevcut sendika  yöneticilerinden  yıpranmamış , tabandan gelen  “ uygun “ bir ismin başkanlığında          havacılık sektöründe sendikal çalışmaların devamı sağlanabilir diye düşünüyorum.Sendika  yönetiminde radikal bir değişiklik olmadıkça dikiş tutması zor.

Bunlar  sektöre  çok yakın  olsa da sonuçta konuya dışarıdan bakan benim şahsi düşüncelerim olup    takdir sendika üyelerinindir.

Bir sonraki  yazı da ( havacılık sektöründe asgari işçilik) buluşmak üzere.

Saygılarımla.

Erdal GÜLMEZ

ÇOK ÖZEL GÜNDEM (GREV YASAĞI)

Facebook Yorum

Yorumlar Tüm Yorumlar (10)

305 ~ 4 yıl önce
Bir yazı bu kadar açıklayacı ve güzel yazılır elinize sağlık zevkle okudum..

Yanıtla

Kalan karakter 1000
305 ~ 4 yıl önce
Tebrik ederim sizi umarım bu yazınıızı Atilla Ayçin ve ekibi okur at gözlüğünden bakıp hep haklı olduklarını görmekten vazgeçerler.Çünkü bu saatten sonra ne atılanlar(biz) nede çalışanlar onu ve ekibini yaptığı hatadan dediğniizi gibi bir halay tutaydık rapor almayaydık yinede ilgi çekerdi bütün gazeteler orada olurdu.Ama sonuç 305 kişi atıldı peki elde ne var?Ellere sığmayacak kadar büyük kul hakkı.ALLAH onları ıslah etsin gidip yönetimle konuşup hatalarını kabul edip bizi işe aldırmaları lazım...

Yanıtla

Kalan karakter 1000
Yakışmamış ~ 4 yıl önce
Bu yazı erdal hocam size hiç yakışmamış. Belki haklısınız olan 305 arkadaşa oldu ama işten atacaklar diyede her yapılan haksızlığa boyun eğecek değiliz. Her kazanılan zaferin ardında illaki kayıplar vardır. Emin olun günü geldiğinde bizde kazanacağız.

Yanıtla

Kalan karakter 1000
erdala ~ 4 yıl önce
erdal koçum ali abinle beraber ayhanı pazarlamaya karar ermişsiniz ama yemezler

Yanıtla

Kalan karakter 1000

Yorum Gönder

Kalan karakter 1000